Bir Savaş Taktiği Olarak İran’ı Lidersiz Bırakmak
23.03.2026 - 14:08 | Son Güncellenme: 23.03.2026 - 14:23
ABD ve İsrail’in İran’a yaptığı saldırılar ve İran’ın verdiği karşılıklar devam ediyor. İran, Hamaney ve Ali Laricani dahil en önemli liderlerini kaybetmek gibi ağır bir bedel ödemesine rağmen bir ölüm kalım savaşı vermesi hasebiyle direnişe devam ediyor. Başka çaresi de yok çünkü teslim olursa geriye ne rejim kalır ne de İran devleti.
Dolayısıyla teslim olmamak en makul davranış gibi görünüyor. Ancak devam eden savaşta tutarsız o kadar şey var ki savaşı kim kazanıyor, kim kaybediyor, savaş ne zaman biter gibi sorulara cevap vermek mümkün görünmüyor. Tutarlı tutarsız her stratejiyi incelemek ilerideki savaş stratejileri için faydalı olacaktır. Bu yüzden aşağıdaki akıl dışı ve akıllıca yürütülen stratejileri tek tek listelemek önemlidir.
İlk olarak, ABD’nin İsrail adına bir vekil devlet olarak savaşa girmesinin Amerikan çıkarlarına hizmet etmediği açıktır. Donald Trump’ın aldığı kararların Epstein dosyalarıyla alakalı olmadığını söylemeyecek pek az insan kaldı. Belli ki Trump, başkanlığının ve ömrünün geri kalan kısmını kendisiyle ilgili belgeler ifşa olmadan tamamlamak istiyor. Bu yüzden de İsrail lobisi ne derse onu yapıyor. Trump muhtemelen Venezuela lideri Maduro’yu bir gece nasıl alıp New York’a getirdiyse Hamaney’i de öldürüp İran’ı başsız bırakırsa İran’ın teslim olacağını düşündü. Böylece hızlı ve mutlak bir zaferin daha keyfini çıkarmayı hayal etti. Ancak işler istediği gibi gitmedi. İran hala savaşıyor ve mutlak zafer de ufukta görünmüyor. Bazı uzmanların tespit ettiği gibi; Hamaney’i diğer bir Hamaney ile değiştirdi. Tıpkı Afganistan’da Taliban’ı yıllar sonra yine Taliban ile değiştirmesi gibi.
Gözden Kaçmasın
Trump şu sıralar kara harekatından bahsediyor. Şayet böyle bir şeye teşebbüs ederse çok sayıda Amerikan askeri ölecektir ve ABD başkanı askerlerin İsrail için öldüğü ithamından kurtulamayıp kongre seçimlerinde ezici bir yenilgi alacaktır. Öte yandan yükselen petrol fiyatlarını düşürmek için Rusya ve İran’ın petrol ihracatı üzerindeki ambargoları kaldırması büyük bir çelişkidir. İran’a nefes aldırması şüphesiz İran’ın/rejimin ömrünü uzatacaktır. Ayrıca İran’ın körfez ülkelerinin petrol tesislerine daha çok saldırmasına yol açacaktır -ki İran bu sayede daha çok petrol satacaktır.
Trump’ın körfez ülkeleri ile ilgili politikası da yaman bir tutarsızlığın mücessem halidir. Körfez ülkeleri İran’ın saldırılarına rağmen yine de savaşa girmeyerek oldukça mantıklı davrandılar. Bu savaş onların savaşı olmadığı için süreci az hasarla kapatmayı planlıyorlar -ki bu doğru bir karardır. Hem ayrıca ABD’nin bölgede sadece İsrail’i koruduğu da son savaşla birlikte ortaya çıkmış oldu. ABD’nin savaştaki stratejisi şuna benziyor; İran, ormanın yanan kısmı gibidir. ABD ise ‘İran yangını’ İsrail’e sıçramasın diye yangının etrafında dairesel bir yangın daha çıkararak yangını söndürmeye çalışan bir ormancı gibi davranıyor. Dairesel yangında yanan hem körfez ülkeleri hem de hayatını kaybeden Amerikan askerleri ile körfezleridir. Çünkü ABD ve körfez ülkelerinin kaybı İsrail’in kayıplarından çok daha fazla.
Tutarlılık/tutarsızlık bağlamında İsrail’e baktığımızda genel olarak en akıllıca hareket eden ülkenin İsrail olduğu söylenebilir. Bir kere bir Yahudi devleti kurmak yüzyıllardır kurdukları bir hayaldi. Bu uğurda çok çabalar sarf ettiler. İsrail kurulduktan sonra bir daha yok olmaması için ülkenin her tarafını silah deposuna çevirdiler. Fakat en dikkat çeken başarıları Amerikan siyasetini lobileri aracılığıyla kontrol altında tutmak oldu. Bu sayede Amerika’yı İran’a saldırtarak hem işlerini kolaylaştırıyorlar hem de daha az kayıp veriyorlar.
Öte yandan İsrail’in istihbarat yoluyla İran hedeflerini belirlemesi ve ordunun yok etmesine yardımcı olması önemli bir başarıdır. Eğer İsrail istihbaratı bu kadar başarılı olmasaydı ordusunun teknolojik üstünlüğü beklenen faydayı vermeyecekti.
Savaş meydanında İsrail istihbaratı ve ABD’de Yahudi lobisi İsrail’in savaş maliyetini oldukça düşürüyor. Fakat tüm bu başarılara rağmen İsrail’in orta vadede (uzun vadede değil) büyük bir hüsrana uğraması kuvvetle muhtemeldir. Öncelikle artık mağdur değil soykırımcı olarak biliniyor. 70 bin masum Gazzeliyi göz önünde öldürmek onların ne kadar gaddar bir toplum olduğunu ortaya çıkardı.
Amerikalılar dahil nerdeyse tüm dünya İsrail karşıtı oldu. Amerikalıların karşı gelmesi önemli çünkü Amerikan desteği olmadan İsrail’in varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Bölgedeki ülkeler aslında İsrail’den değil Amerika’dan korkarlar. Söz konusu ülkeler bugüne kadar nükleer silah sahibi olmadılarsa Amerika’dan korktukları içindir. İsrail’e saldırmamaları da Amerika yüzündendir. Amerikasız bir ortamda sürekli devam eden çatışmalar zaman içinde İsraillileri göç etmeye zorlayacaktı. Şayet Amerika desteğini çekerse bu durum geç de olsa oluşabilir.
Devam eden savaş bağlamında ise İran’ın dini liderinin, üst düzey yöneticilerin ve generallerin öldürülmesi (ki oldukça alçakça bir tavırdır) İran gibi İsrail’e sadece söylemde bulaşıp eylemde uzak duran bir ülkeyi tehlikeli bir düşmana dönüştürdü. İran ordusu başsız olması ve varoluşsal bir savaş vermesi nedeniyle tüm imkanlarıyla karşı koyuyor. Hiçbir politikacıyı dinlemiyorlar -ki dinleyecekleri politikacı da pek kalmadı. Belki yılanın başını ezerek bedenin kalan tarafını da çürütürsünüz ama bir devleti başsız bırakırsanız geriye kontrolsüz bir ordu bırakırsınız. Çünkü bedenin (ülkenin) geri kalan kısmı yılandan farklı olarak başsız da hayatta kalabilir.
İran’da böyle bir durum olduğu için İran ordusunun doğru dürüst bir emir komuta zinciri olmadan hareket etmesi savaşı ABD ve İsrail için daha da yıkıcı hale getiriyor. Şayet bir gün diplomasiye dönülse ordunun yine de savaşa devam etmesi ve nihai bir anlaşmaya uymaması muhtemeldir.
Sonuç olarak ‘savaşta bir devleti yöneten kişileri öldürmek o devleti teslim olmaya değil daha çok savaşmaya iter’ çıkarımında bulunabilir. İran şu anda böyle bir pozisyonda olup şayet Hamaney ve diğer üst düzey yöneticiler yaşıyor olsaydı bu kadar saldırgan olmayacaktı. Hiyerarşinin olmadığı bir yapıda herkes karar verici olur ve savaşı bitirmek için herkesle anlaşmanız gerekecektir.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.