Bağımsızlık Döneminde Azerbaycan-Türkiye İlişkileri

Yazar Dr. Afqan Veliyev, bağımsızlık döneminde Azerbaycan–Türkiye ilişkilerinin tarihsel gelişimini ve stratejik ittifaka dönüşümünü Fokus+ için kaleme aldı.
bagimsizlik-doneminde-azerbaycan-turkiye-iliskileri.jpg

26.01.2026 - 15:49  |  Son Güncellenme:  26.01.2026 - 16:00

Azerbaycan Cumhuriyeti'nin bağımsızlık yıllarında izlediği dış politika yolunun bilimsel ve teorik incelenmesi, özellikle Türkiye ile siyasi ve sosyal ilişkilerinin oluşumu ve dinamikleri ile bu alanda alınan önlemlerin sonuçlarının nesnel değerlendirilmesi büyük bilimsel ve pratik öneme sahiptir. Azerbaycan ve Türkiye, coğrafi komşuluk ve ortak tarihi miras, etnik köken, din, dil ve kültürel değerler açısından kırılmaz tellerle birbirine bağlı iki kardeş halktır. İki ülke arasındaki kültürel ilişkilerin tarihsel ve milli-manevi kökleri, çok yönlü bir faktörle koşullanmıştır. Bu ilişkiler, etnik, tarihsel ve sosyo-politik temellere dayanarak zengin bir gelenek üzerine kurulmuştur. Tarihin farklı dönemlerindeki bu yakın ilişkilerin gelişim dinamikleri, Azerbaycan ve Türkiye halkları hakkında 'tek millet, iki devlet' felsefesinin sarsılmaz bir ilke dönüşmesini sağlamıştır. 

Tarih boyunca Azerbaycanlılar Türkiye'nin, Türkiyeliler ise Azerbaycan’ın siyasi ve kamusal yaşamında olağanüstü bir etkinlik sergilemiştir. Azerbaycan ve Anadolu Türkleri yüzyıllardır yakın ilişkiler sürdürmüş ve en zor zamanlarda birbirlerine manevi  ve askeri destek olmuştur. Bu sarsılmaz dayanışmanın en görkemli sayfalarından biri, 1915'te binlerce Azerbaycanlı gönüllünün Çanakkale'ye katılarak şehitlik ve gazilik zirvesine yükselmesidir. Azerbaycan 28 Mayıs 1918'de bağımsızlığını ilan ettiğinde, Türkiye (Osmanlı İmparatorluğu) genç cumhuriyetin bağımsızlığını tanıyan ilk devlet olarak tarihe geçti. 1918'de Nuri Paşa komutasında Azerbaycan'a gelen Kafkas İslam Ordusu, ülkeyi işgalci güçlerden kurtarmada ve toprak bütünlüğünü sağlamada olağanüstü hizmetler sundu. Bu kurtuluş ordusunun kararlılığı sayesinde Bakü ve çevre bölgeler düşman unsurlarından arındırıldı ve Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin devlet kökenleri güçlendirildi. 

Düşünür  Ahmed Ağaoğlu

Azerbaycan'ın birçok önde gelen aydını Türkiye'de tarihin farklı aşamalarında çalışmış, entelektüel potansiyellerini gerçekleştirmiş ve her iki kardeş halka  da büyük hizmetler sağlamıştır. Özellikle Ahmed bey Ağaoğlu ve Ali bey Hüseynzade gibi düşünürler, Türkiye'deki siyasi ve fikir tarihinde silinmez izler bırakmış Azerbaycanlı entelektüellerdir. Faaliyetleri, iki ülke arasındaki kardeşlik ve dostane ilişkilerin tarihsel bir sembolü haline gelmiştir. Bu aydınlar, Türkiye'nin sosyo-politik ve kültürel yaşamında olumlu bir etki yaratmakla kalmadı, aynı zamanda Türk halkında Azerbaycan'a yönelik objektif bir görüşün oluşmasında paha biçilmez bir rol oynadılar. "Azerbaycan", "Azerbaycan Yurt Bilgisi", "Azerbaycan Türk" ve "Odlu Yurt" gibi dergiler, onların ve diğer Azerbaycanlı muhacirlerin liderliğinde ulusal bağımsızlık fikrinin teşvik edilmesinde ve ortak kültürel değerlerin korunmasında önemli bir platform oynadı. Türkiye'de düzenli olarak ikamet eden Azerbaycanlılar, bu ülkenin sosyo-politik, bilimsel ve kültürel yaşamında son derece aktiftir. Modern çağda eğitim ve iş faaliyetleri için Türkiye'yi seçen yurttaşlarımız, kamu yönetimi, parlamento, akademik ortam ve iş dünyasında önemli pozisyonlar üstlenerek iki ülke arasındaki stratejik ittifakın manevi ve entelektüel direkleri haline gelmiştir. Ortak kök ve ortak kültür üzerine kurulu bu miras, çeşitli coğrafi ve siyasi engellere rağmen halklarımızın ulusal ve manevi bütünlüğünü korumuştur.  

Çok sayıda Azerbaycanlı subay ve asker, Türkiye'deki Ulusal Mücadele'nin çeşitli cephelerinde gönüllü olarak görev yaptı. Önemli bir kısmı, Bağımsızlık Savaşı'ndan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki faaliyetlerine devam etti ve yüksek askeri rütbelere yükseldi. Bu onurlu listede, Albay Samad Saygin, Yusif Khazarli, Mehmed Akpolat, Aslan Berkan, Salih Aksoy, Firidun Daryal ile havacılık generalleri Jahangir Berker ve Hussein Turgut gibi onlarca kahramanın isimleri geçilebilir. 1920 yılında Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nin çöküşünden sonra Türkiye'ye sığınan askerlerin yanı sıra, İstanbul'da askeri eğitim gören küçük bir Azerbaycan subay grubu da bu mücadeleye aktif olarak katıldı. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan askeri antlaşma temelinde eğitim alan bu subaylar, eğitimlerini tamamladıktan sonra Türk ordusuna katıldılar. Bunlar arasında, ordu generalleri Mahmud Berkoz ve Jandarma Başkomutanı Nuri Berkoz ile  bir zamanlar Kars'tan milletvekili olan Kurmay Albay Husamuddin Topaç da anılır.  

Azerbaycan-Türkiye ilişkileri ve bağımsızlık dönemindeki mevcut durum 

1990'larda SSCB'nin çöküşü ve Azerbaycan dahil beş yeni Türk devletinin bağımsızlığı, Türk dünyasında büyük bir jeopolitik canlanmaya yol açtı. Bu tarihsel koşullarda  Azerbaycan ile Türkiye arasında stratejik, çok yönlü ilişkilerin temeli atıldı. Dünya devletleri ve bazı siyasi ve bilimsel çevreler başından beri Azerbaycan-Türk ittifakına karşı çıkıp engellemeye çalışsa da, bu ortaklık tüm yapay engelleri aşmış ve bölgede barış ve istikrarın ana garantisi haline gelmiştir. 

Haydar Aliyev tarafından kurulan siyasi ve ekonomik kalkınma yolu, İlham Aliyev ve Recep Tayyip Erdoğan tarafından başarıyla devam ettirilerek Azerbaycan-Türkiye ilişkilerini en üst seviyeye taşıdı. STAR Petrol Rafinerisi, TANAP, Bakü-Tiflis-Erzurum ve Bakü-Tiflis-Kars gibi mega projeler, bu stratejik ortaklığın ve Azerbaycan'ın hızlı ekonomik büyümesinin temel direkleridir. 

Azerbaycan-Türkiye ilişkileri, bağımsızlık yıllarında bölgede çıkarları çatışan çeşitli devletlerin araştırmacıları ve siyasi figürleri tarafından kapsamlı şekilde analiz edilmiştir. Bu çalışmalara ek olarak, bazen önyargılı ve gerçekçi olmayan değerlendirmeler de vardır. Özellikle, Azerbaycan'ın Türkiye ve diğer Türk devletleriyle dilsel, dini, tarihsel ve kültürel birlik temelinde doğal yakınlaşma girişimleri, bazı çevreler tarafından gerçeklikle örtüşmeyen siyasi anlamlarla yüklenen "istenmeyen" bir süreç olarak gösterilmiştir. Ancak, aynı geçmişe sahip kişiler için bu tür entegrasyon tamamen yasaldır. Bu bağlamda, Azerbaycan-Türkiye kültürel ilişkilerinin bilimsel incelenmesi ve siyasi-diplomatik ilişkilerin daha samimi ve stratejik bir aşamaya geçişi açısından olağanüstü öneme sahiptir.  

Tarihsel deneyim, Azerbaycan'ın egemenliğinin, Rusya, İran, Gürcistan gibi bölgesel aktörler ile Türkiye ile dengeli siyasi ve kültürel ilişkiler bağlamında geliştiğini göstermektedir. Türkiye ile kurulan yakın ilişkiler, Azerbaycan'ın modernleşmesi, evrensel değerlerin benimsenmesi ve uluslararası arenada demokratik, aydınlatıcı bir toplum olarak tanınması için ana katalizör rolünü oynamaktadır. Bu entegrasyonun en başarılı yönü sosyal ve eğitim alanlarında kendini gösterir. Türkiye'de yaşayan Azerbaycanlar, dil ve kültüre yakınlıkları nedeniyle yerel topluluğa hızla uyum sağlamaktadır. 1990'lardan 2026'ya kadar 100.000'den fazla Azerbaycanlı gencin Türk üniversitelerinde eğitim görmesi, iki ülke arasındaki sarsılmaz manevi köprülerin ve ortak entelektüel geleceğin en bariz göstergesidir. 

Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev liderliğinde, Azerbaycan, ana dilinin hakim olduğu karmaşık bir coğrafyada bağımsız, egemen ve güçlü devletidir. Devlet sembollerinin ve siyasi etkinin güçlenmesi, ana dilin, kültürün ve ulusal değerlerin yeniden canlanması için koşullar yaratmıştır. Azerbaycan'ın askeri, siyasi ve ekonomik potansiyeli, devlet bağımsızlığını koruma ve 1992-1993 yılında Ermeniler tarafından işgal edilmiş toprakların kurtarılmasına yönelmişti.  

27 Eylül 2020'de başlayan ve 44 gün süren Vatan Savaşı'ndaki tarihi Zafer, Azerbaycan halkının ulusal ve manevi birliğini daha da sarsılmaz hale getirdi ve Azerbaycan toprak bütünlüğünün yeniden tesisini sağladı. Bu döneminde, "Halk-Ordu-Gücü" birliği Azerbaycan tarihinde görkemli sayfalar yazdı. Türkiye Cumhuriyeti, bu mücadelenin ilk anlarından itibaren siyasi ve manevi desteğiyle Azerbaycan'ın yanında olmuştur. Bu kardeşlik ve dayanışma, 2026'nın gerçekliğinde bölgenin yeni jeopolitik yüzünü belirleyecek ana faktörlerdir. 

15 Haziran 2021'de imzalanan Şuşa Bildirisi, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ittifak ilişkilerini stratejik zirveye taşımakla kalmıyor, aynı zamanda üç önemli tarihi sembolü de içeriyor: 

  1. Tarihsel olarak, Kars Antlaşması'nın hükümleri modern temyizlere uygun olarak yeniden teyit edilmiştir;
  2. Azerbaycan'ın Ulusal Kurtuluş Günü'nde imzalanması özel bir siyasi öneme sahiptir;
  3. İmza töreni için Şuşa'nın Türk dünyasının kültürel başkenti olarak seçilmesi, bu birliğin sarsılmaz olduğunu dünyaya gösterdi. 

Azerbaycan-Türkiye ilişkileri, Türk Devletleri Örgütü, TÜRKSOY ve TÜRKPA gibi uluslararası platformlar, Yüksek Düzey Stratejik İşbirliği Konseyi ve çeşitli hükümetlerarası komisyonlar aracılığıyla kurumsal olarak güçlendirilmektedir. Azerbaycan'ın 2023 depremleri sırasında sağladığı maddi ve manevi destek, Kahramanmaraş'ta kurulan "Avşar 1" ve "Avşar 2" Çadır kampları ve uygulanan 1.000 dairelik konut projesi, bu kardeşliğin insani düzeyde de sarsılmaz olduğunu kanıtladı. 

Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin gelecek olanakları 

Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin gelecekteki perspektifleri olarak, iki ülke arasındaki stratejik ittifakı "tək millet, iki devlet" ilkesi temelinde daha da derinleştirmek ve Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde bölgesel iş birliğini güçlendirmek mümkündür.  

Azerbaycan-Türkiye iş birliğinin gelecekteki perspektifleri için ana öncelikler olarak aşağıda belirtilebilir: 

  • 2021'de imzalanan Şuşa Bildirgesi, ilişkileri ittifak seviyesine yükseltmiş ve gelecekteki ilişkiler için bir yol haritası belirlemiştir. Kapsamlı ilişkilerin gelişiminin dinamikleri, her iki ülkenin bölgesel ve küresel güvenliğe ortak katkı sağlamaya devam etmesinin kaçınılmaz olduğunu da göstermektedir.
  • Türkiye'nin Azerbaycan'a yönelik destek politikası değişmeden kaldı. Her iki ülke de Güney Kafkasya'da barış çabalarını artırmaya devam ediyor.
  • Türkiye ile iş birliği, Azerbaycan ordusunun inşası ve modernizasyonu alanında devam etmekte olup, gelecek için önemli fırsatlar sunmaktadır.
  • TANAP ve TAP gibi enerji projeleri, Azerbaycan gazının Türkiye ve Avrupa'ya teslimatında önemli bir rol oynamaktadır. Yenilenebilir enerji alanında iş birliğinin genişletilmesi için de büyük potansiyel vardır.
  • Zengezur Koridoru'nun açılması, Türkiye'nin Azerbaycan ve diğer Türk devletleriyle ticari ve ekonomik ilişkilerine önemli katkı sağlayabilir.
  • Türk Devletleri Örgütü (OTS) kapsamında, ekonomi, sanayi, bilim, teknoloji ve yenilik alanlarında bakanlar düzeyinde diyalog güçlendirilmektedir.
  • Düzenli yatırım forumları ve Türk Yatırım Fonu'nun kurulması, bölgesel projeler için yeni finansal araçlar sunmaktadır.
  • Ortak dil, kültür, gelenekler ve 2021'de yürürlüğe giren kimlik kartı ile karşılıklı seyahat imkanı, etnikler arası ilişkileri daha da güçlendiriyor. 

Genel olarak, Azerbaycan-Türkiye ilişkileri "Tək millet, iki devlet" kavramı temelinde gelişmeye devam etmekte ve bölgesel istikrara ve Türk dünyasının gelecekteki entegrasyonuna hizmet eden örnek bir model olarak güçlenmeye devam etmekte.  

Sonuç 

Azerbaycan-Türkiye ilişkileri sadece diplomatik ilişkiler değil, derin etnik, tarihsel ve kültürel köklere dayanan stratejik bir ittifaktır. Bu bağ, tarihin en zorlu sınavlarından geçmekle, Çanakkale savaşı ve Kafkas İslam Ordusu'nun kurtarma göreviyle kuruldu. "Tek millet, iki devlet" felsefesi, her iki halkın sosyal ve siyasi bilincinde temel bir yer tutar. Ali Bey Hüseynzade. A. Ağaoğlu gibi isimlerin faaliyetleri, Azerbaycan entelektüellerinin Türkiye'nin devlet inşasında ve ideolojik gelişiminde aktif rol aldığını kanıtlamaktadır. Türkiye'nin Azerbaycan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk devlet olması ve göçmen basınının faaliyetleri, bu kardeşliğin siyasi ve manevi halefiyetini sağladı. Sonuç olarak,  bu ilişkilerin bilimsel ve teorik incelenmesi, geçmişteki yakın bağlılığın, 2026 gerçekliğinde bölgenin en güçlü jeopolitik eksenini (Şuşa Bildirgesi ve sonraki iş birliği formatları) oluşturan ana faktör olduğunu göstermektedir.                                                                                                  

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.