Afrika’da ABD-Çin Rekabeti Derinleşiyor
03.12.2024 - 09:22 | Son Güncellenme: 25.08.2025 - 16:15
Obama sonrası, ABD ile Afrika arasındaki ilişkiler sabit bir çizgide ilerleyerek, Afrika’daki varlığını küresel paydaş devletlerle devam ettirme yolunu seçti. Ne Trump ne Biden, Afrika’ya herhangi bir ziyarette bulunmayarak, Afrikalı liderleri Washington’da ağırlamayı tercih ettiler. Belki de Trump ile Biden’in tek ortak politikaları Afrika ile yürüttükleri ilişkilerdi.
Biden Trump’a görevi devretmeye hazırlanırken ilk defa bir ABD Başkanı, Güney Batı Afrika ülkesi Angola’yı ziyaret ediyor. Angola, 1975’te bağımsızlığını elde ettiği Portekiz’den bu yana ABD ile ilişkileri daima sınırlı seyretmişti. Soğuk Savaş döneminde Rusya’nın etkisindeki Angola, 90’lı yıllardan sonra Çin’in adeta korumacılığı altında bir varlık politikası benimsemişti. Biden’in geç kalınmış ziyaretinin öncelikle, Çin’in son 20 yılda Afrika’da artan nüfuzuna ve yayılmasına karşılık, özelde Angola’da genelde bölgede ABD’nin yatırımlarını öne çıkarmaya yönelik bir ziyaret olduğunu söyleyebiliriz.
Trump’la başlayan Afrika’ya karşı ilgisizliğinin giderilmesinin önünü açacak olan yeni süreç, gelecek ABD yönetimine karşı bir ön hazırlık gibi görünüyor. Artık Afrika 8 yıl öncesinin Afrika’sı değil, Çin’in girmediği Afrika ülkesi kalmadı. Artık Çin, Coca Cola’nın girdiği Afrika şehir ve kasabalarına dahi girdi.
Gözden Kaçmasın
ABD’nin Afrika’ya yönelmesi bir tercih değil bir zorunluluk olarak görülmeli. Trump’ın gereksinimi günden güne artan enerjide kullanılan kobalt ve bakır madenleri ile diğer zengin madenlerini Çin’e bırakma keyfiyeti olmayacaktır. Çin, eylül ayında Afrika ülkeleri ile yaptığı zirvede 55 milyar USD (ABD doları) yeni yatırımın yolunu açtı. Kuşak ve Yol projesine uygun şekilde Afrika’yı demir ağlarla örme gayretine girişti. Kenya- Uganda, Tanzanya- Zambiya demiryollarının inşası İngiliz sömürgeci Cecil Rodes’in sanki hayallerini gerçekleştiriyordu.

Amerika Birleşik Devletleri ilk defa yatırımlarla Afrika’ya dönüş yapıyor. ABD, 2022’de verdiği sözü yerine getirerek Demokratik Kongo ve Zambiya’yı yani 1300 kilometrelik demiryolu inşa ederek Lobita limanına bağlamak istiyor. Lobita limanı Orta Afrika’nın Atlas okyanusuna açılan en önemli kapısı olacak. Başta bakır, kobalt olmak üzere birçok maden ve mineral başta ABD olmak üzere Batı ülkelerine ihracatı sağlanacak.
ABD, öncelikli olarak Angola’nın zengin kaynakları ile ilgilenmiyor, onun tercihi özellikle Zambiya ve Kongo’daki madenler. Geçtiğimiz yıl Gabon’da bir askeri darbe yaşandı ve yeni gelenler öncelikli olarak ABD ile ilişkilerini güçlendirmeye çalıştı. Hatta, Afrika’ya demokrasi götürme havariliğine soyunmuş ABD’nin gündeminde Gabon askeri darbesi çok yumuşak bir kınama ile geçiştirildi. Ekvator Ginesi, Gabon, Angola hattı ABD’nin kontrolüne geçerse Çin’e karşı önemli bir darbe de indirilmiş olacak.
ABD’nin iki çıkmazı: Minerallere erişim ve Çin ve Rusya ile rekabet
Soğuk Savaş sonrası ABD için Afrika; yardım, eğitim, silah götürülebilecek bir bölgeydi. AİDS’le mücadele, kiliseler aracılığı ile yardım faaliyetleri, Afrika’daki askeri varlığı AFRİCOM, kıtaya bir mağrur bakışı getirdi. Eğitim, sağlık, silah desteği gibi yardımlarla bir bağımlılık oluşturmayı hedefliyordu. Oysaki son 20 yılda bu gereksinimler değişti. Afrika artık yatırımların önünü açarak sömürge dönemindeki kaynaklarının dağıtılmasını belirli bir disipline soktu. Eğer iç savaşlar yoksa ancak ekonomik ilişkiler kanalıyla tedarik sağlanabiliyordu. Çin, Afrika’nın bu ihtiyaçlarını fark ederek borçlandırma yolu ile birçok Afrika ülkesini kendine bağımlı hale getirdi.
ABD ile Çin arasındaki en önemli rekabet madencilik alanında seyredecektir. Çin sadece Afrika’nın madencilik sektörüne hakim olmakla kalmamış aynı zamanda tedarik zinciri ve dağıtımını da Kuşak Yol Projesi ile hakimiyet altına almıştır. İşte ABD, Lobito koridorunu kurarak Çin’i Orta ve Güney Batı Afrika’da etkisizleştirmek istemektedir. Lobito koridoru Hint Okyanusu ile Atlas Okyanusu’nu birbirine demiryolu ile bağlayacak ve Zambiya, Demokratik Kongo hatta daha ileri de Tanzanya ve Mozambik birbirine bağlanacaktır. Lobito koridoru, ABD’nin Kuşak Yol Projesi’ne karşı bir hamlesi olup, 3 milyar USD’nin üzerinde bir yatırım hedeflenmekte.
“Neden Angola” sorusuna cevap verilmeli
Angola, Afrika’nın yükselen ülkelerinden biridir. Zengin petrol kaynaklarının yanı sıra önemli minerallere sahip bir ülkedir. Angola’nın 40 yıllık Santos iktidarının sessiz bir şekilde akamete uğratılmasından sonra 2017’de Cumhurbaşkanı seçilen Lourançe, Batı zihniyetine daha yakın bir devlet adamıdır. Çin’e güvenmeyen yeni Angola yönetimi yolsuzluk, terörizm, kara para aklama, makroekonomide küresel ekonomiye entegre olmak gibi bir dizi politika geliştirdi. Çin’le de ilişkileri bozmayarak eski sömürge sahibi Portekiz kanalıyla Avrupa ve ABD ile ilişkiler kurmaya başladı. Nihayetinde ABD Kalkınma Bankası ve Avrupa’dan yatırımlar için 750 milyon USD’lik kredinin onaylanması ilk balayı günlerinin başlaması anlamına geliyordu.

Trump’ın hedefinde BRICS olduğu düşünülürse, Angola bu kuruluşun içinde yer almayarak baharı kiminle yaşayacağının da işaretlerini veriyordu. Angola’nın Afrika’da borç veren ülkelerden biri olması ve komşularıyla iyi ilişkilerinin olduğu düşünülürse ABD için partner olmaya en yakın ülke olduğu da söylenebilir. Fakat Çin’in Angola ile ilişkisi de o kadar zayıf değil. Sadece son 10 senede Çin’in Angola’ya yatırımı 12 milyar USD’nin üzerindedir. Ağırlıklı olarak alt yapı olmak üzere Çin, Angola’ya köprüler, demiryolları, limanlar, kanallar, otoyollar yaptı. Hala Angola, Çin’i en büyük yatırımcı olarak görmeye devam ediyor ve iki devlet arasındaki ilişki de kısa sürede sarsılmayacaktır. ABD’nin bu Çin’in yükselişine karşı yine de en rahat rekabet edeceği ülke konumundadır Angola.
Biden’in bu ziyaretinde Trump yönetimine karşı bir hediye sunması olarak da görülebilir bu ziyaret. Çünkü Trump artık ilk döneminde olduğu gibi Afrika’yı görmeme lüksüne sahip değildir. Afrika’da Çin etkisine karşı mücadele etmenin en önemli yolu Lobita koridoru yatırımını sürdürmekle mümkündür. Lobito koridoru, kobalt, bakır, lityum gibi enerji açısından zorunlu madenlerin yalnızca ABD’ye taşınmasını sağlamayacak aynı zamanda Afrika ile ABD arasındaki ticareti geliştire çektir. ABD, Çin’in etkisine karşı koyabilmek için yerel ekonomik unsurlarla güçlü bağlar kurmak zorunda kalacaktır.
ABD’nin Afrika’da diğer rekabet ettiği ülke ise kuşkusuz Rusya’dır. Şimdilerde 10’un üzerinde Afrika ülkesinde Rusya’nın yarı resmi askeri güçleri var. Sudan, Orta Afrika Cumhuriyeti, Burkina Faso gibi ülkelerde Rusya’nın askeri varlığı etkindir. Hatta Fransa’nın ayrılması veya kovulması ile sonuçlanan boşluğu Rusya doldurmuştur. ABD’nin Rusya ile rekabeti doğrudan bir sıcak savaş ortamında gerçekleşmeyecek olmasa da silah satışları ve vekaletler üzerinden gerçekleşecektir.
X-TikTok savaşı
Çin ile ABD arasında rekabet sadece ekonomik bir rekabet olmayıp sosyal medyada da bir rekabet olacağı kuşkusuz. Hatta ABD sosyal medya platformu X ile Çin sosyal medya platformu TikTok arasındaki rekabet daha önce başladı. Şimdilik TikTok bir adım daha önde ama X de daha fazla Afrika’da görünür olmaya başladı.
Angola’nın internet ağı yeterince güçlü değil. Biden’in ziyaretinde telekomünikasyon yatırımı da bulunuyor. ABD, eğer internet ağında yatırım yaparsa Çin’in Tik Tok’unun etkisini de azaltabilir.
Sonuç olarak Biden’in Angola gezisi sadece bir ülkeye yapılan gezinin ötesinde ABD’nin tekrar Afrika kıtasına dönüş hamlesidir. Gerek Angola için gerek ABD için yeni bir dönem de başlayacak. Fakat Angola her iki ülkeyi birlikte idare edebilecek mi? Yoksa her iki ülkeden birine mi eklemlenecek?
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.