Afrika Açılımından Etiyopya Açılımına
19.02.2026 - 15:48 | Son Güncellenme: 19.02.2026 - 15:57
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Etiyopya’yı üçüncü kez ziyaret etti. İlk ziyaret, 2005’te başlayan Afrika açılımından sonra gerçekleşmiş, ikinci ziyaret ise 2015’te yapılmıştı. Erdoğan’ın her ziyareti Etiyopya ilişkilerinde ivmeyi yükseltmiş inişli-çıkışlı ilişkiler, daimi bir iş birliğine dönüşmüştür.
Hayatının altı yılını Etiyopya’da geçirmiş biri olarak; Türkiye-Etiyopya ilişkilerinin en sancılı ve güçlü iş birliği dönemlerine yakından şahit oldum. Etiyopya, her zaman için Türkiye açısından zor olduğu kadar kolay uzlaşılabilen Afrika ülkelerinden biri olmuştur. Türkiye, Etiyopya’da Çin ve Hindistan gibi en fazla ekonomik ilişkide bulunduğu devletlerden biri olmasına rağmen Türkiye’nin önemi Etiyopya tarafından yeterince anlaşılmadığı-veya anlatılamadığı- görülüyor. Bu nedenle Türkiye’nin Etiyopya’yı bildiği kadar Etiyopya’nın Türkiye’yi fazla tanımadığı kanaatimi paylaşmak isterim.
Erdoğan’ın son Etiyopya ziyareti her iki ülke açısından da kazanımlar içeriyor. Enerji alanında iş birliği anlaşması Türkiye’nin deneyim ve tecrübesini, Türk şirketlerinin son zamanlarda enerji de atılım yapmak isteyen Etiyopya’ya yönlendirilmesi oldukça faydalı gözüküyor. Yine ekonomi, ticaret ve teknik iş birliğine dayalı ikinci anlaşma da Etiyopya’da faaliyet gösteren Türk şirketlerinin yaşadıkları sorunları hafifletmesi yeni ufuklar açması açısından önem taşıyor.
Gözden Kaçmasın
Gezinin bir diğer dikkat çekici yönü ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Etiyopya tarafından gösterilen misafirperverlikti. Neredeyse on yıldır Etiyopya sokakları bu denli görkemli bir ev sahipliğine tanık olmamıştı. Etiyopya medyasının büyük bölümünün gündeminde ise saygıyla söz ettikleri Cumhurbaşkanı’nın ziyareti ve temasları yer aldı.
Bence iki lider de ortak basın toplantısında endişelerini, temennilerini bütüncül ve açık bir şekilde ifade ettiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bölge barışı ve istikrar vurgusu ve Somaliland’ın İsrail tarafından tanınmasına karşı söylediği sözler manidardı. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali’nin ise Etiyopya’nın denize erişim isteğine vurgu yapması anlaşılabilir. Abiy Ahmed’in hala çözümden yana olduğunu göstermesi açısından da önemliydi.
Abiy Ahmed Ali’nin denize erişim konusunda her türlü riski göze alacağını söylemek iddialı olur. Zira Etiyopya’nın dış politikasına bakıldığında, çok katmanlı bir diplomasi yürüttüğü ve krizleri yönetirken ortaya çıkan fırsatları da değerlendirmeye çalışan bir yaklaşım benimsediği görülür. Ancak Türkiye'de Suudi Arabistan gibi önemli bir müttefikiyle ilişkilerini riske atmak istemeyecek, bu nedenle daha rasyonel ve dengeli bir tutum sergilemek durumunda kalacaktır. İç savaşın yorgunluğunu hala taşıyan; Tigray, Amhara ve Oromia krizlerinin tam olarak aşılamadığı bir zeminde yeni gerilimlerin tarafı olmak, Etiyopya’yı özellikle ekonomik açıdan daha kırılgan bir noktaya sürükleyebilir. Bu ziyarette Türkiye tarafının daha baskın çıktığını ve istediğini aldığı kanaatindeyim.
İsrail’in Kızıldeniz hamleleri ve bölgesel denge
İsrail’in Somaliland’ı tanıması Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından çok boyutlu bir krizin ortaya çıkması olarak görülüyor. Abiy Ahmed’e İsrail’in yaptığı büyük hatayı yapmama uyarısında bulunarak en çok bölgenin bu durumdan zarar göreceği belirtiliyor. Türkiye-Somali ilişkilerini sekteye uğratacak. Türkiye’nin 20 yıldır yürüttüğü denge ve istikrar politikasına İsrail’in zarar veremeyeceği yanlış tarafta yer almaması için Abiy Ahmed yönetimi uyarılıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sık sık Etiyopya’daki Türk yatırımlarına değinmesi ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine vurgu yapması, özel bir anlam taşıyor. Türkiye, Etiyopya’da en fazla yatırımı bulunan ülkeler arasında yer alıyor. Bu nedenle Etiyopya’nın İsrail ile aynı blokta konumlanması, zaten ekonomik darboğazlarla mücadele eden ülke açısından ilave zorluklar doğurabilir. Konuyu yalnızca Türkiye perspektifinden değerlendirmemek gerekir; zira Suudi Arabistan da birçok başlıkta Türkiye’ye paralel bir tutum sergiliyor. Ayrıca Etiyopya’nın önde gelen bazı iş insanları hem Suudi hem Etiyopya vatandaşlığına sahip; bu da ekonomik ve siyasi ilişkilerin ne kadar iç içe geçtiğini gösteriyor.
Kızıldeniz’in güvenliği İsrail gibi terörle anılan bir devlete bırakılamayacağı işaret ediliyor. İsrail’in Kızıldeniz’de askeri üs gibi çalışmalarından sadece Türkiye ve Suudi Arabistan değil diğer bölge ülkeleri de rahatsız olacaktır.

Kahve diplomasisi Türkiye-Etiyopya ilişkileri için yeni bir sayfa olabilir
Etiyopya’da kahve seremonisinde kavrulan kahve misafire koklatılır. Abiy Ahmed ‘e misafiri Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Etiyopya dağlarında üretilmiş en aromatik kahveyi koklattı. Artık bu kahvenin kokusunun tadına bakan Etiyopya ile bütünleşir. Artık Cumhurbaşkanı Erdoğan Etiyopya dostluğunun daha da pekişmesini isteyecektir. Bu kahve belki de Türkiye’nin Afrika açılımından sonra mikro ölçekte Etiyopya açılımını da başlatacaktır.
Türkiye’nin son 20 yıllık Afrika politikasına bakıldığında ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel diplomasi öne çıkmaktadır. Somali’de olduğu gibi bir yardım ve kalkınma politikası tercih edilmemiştir. Aksine son zamanlarda ise savunma ve güvenlik politikalarının daha belirleyici olduğu görülüyor. İşte kırılma noktası burada karşımıza çıkıyor. Türkiye Etiyopya ilişkilerinde bölgesel merkezli hard bir politika izleyecek ya da kültürel diplomasiyi biraz daha öne çıkaracaktır.
Türkiye–Etiyopya ilişkilerini, bölgedeki varlığımızı yalnızca Somali üzerinden okuyarak değerlendirmek eksik kalabilir. Türkiye, Afrika’da Libya ve Somali’de ortaya koyduğu modeller gibi, bir “Etiyopya modeli” de geliştirmek durumunda. Daha açık bir ifadeyle, Türkiye’nin makro Afrika açılımının ardından mikro ölçekte Etiyopya’ya odaklanan yeni bir açılım sürecine geçişin ilk adımlarının atıldığı söylenebilir.
Etiyopya diğer Afrika ülkeleri ile birçok açıdan farklılaşan bir ülke konumunda. Geleneği, kültürü hatta “medeniyeti süreklilik göstermiş tek Afrika ülkesidir” diyebiliriz. Kendisine ait alfabesi, dili, takvimi, saati vardır. Etiyopya medeniyeti Batı dünyasının dayattığı 12 ay takvimini dahi kabul etmez ve bir ay da kendileri eklerler.
Müslüman ve Hristiyanların yüzyıllardır uyum içinde yaşadığı Afrika ülkelerinden biri olan Etiyopya’da kadim Hıristiyanlık adeta bir devlet dini gibidir. Çok fazla dilin konuşulduğu, farklı etnik grupların bir arada yaşadığı ülke coğrafi açıdan da farklılıklar sunmakta. Bir bölgede dağ eteklerinde karın yağdığını görürken diğer tarafta dünyanın en sıcak gününü bir yanardağ gölgesinde yaşamak mümkün…
Etiyopya ile ilişkilerin daimi ortaklık sürecinde ilerlemesi savunma tedariğinden çok kültürel işbirliğine dayalıdır. Yunus Emre, Maarif Vakfı, Anadolu Ajansı, Diyanet, TİKA, TRT, İletişim Müşavirliği kültürel diplomasiye katkı sunacak ilişkileri güçlendirecek kurumlar olacaktır.
Etiyopya, Mısır’a rağmen baraj hedefinden vaz geçmedi ve Nil sularındaki adaletsiz paylaşımına karşı çıkarak kendi hak ve hukukunu oluşturdu. Bir bakıma iç savaş yorgunluğu ve krizler yaşamasına rağmen agresif, yayılmacı ve rekabetçi bir siyaset izlemeyi seçti. Hem ABD ile flört ederken Çin’e de geniş imkanlar sundu. Hindistan, Güney Kore, İtalya, Rusya, Almanya gibi ülkeleri kendine çekmeyi başardı.
15 yıl öncesinde Rönesans Barajı’nın yapılmasını hayati bir mesele olarak görüyorsa şimdi de denize açılmayı, liman edinmeyi bir zorunluluk olarak görüyor. Denize ulaşmak için agresif, çok katmanlı bir politika izlemeye devam edecek, fırsatlar yakaladığında gücünü tahkim etmeye çalışacaktır.
Fakat Doğu Afrika, sadece Etiyopya’nın çevresinde dönmüyor. Etiyopya’nın her istediğini biraz da şımararak yapması bölgedeki denge ve istikrarı etkiliyor. Abiy Ahmed’in bölge ülkeleriyle masaya oturması, “Abi” dediği Erdoğan’ı dinlemesi gerekiyor. Tigrey krizinde Çin dahil kapılarını kapatırken tek açan ülke Türkiye oldu. Türkiye, Etiyopya’nın bir rakibi olarak değil bölgesel ortağı olarak hareket etti. Somali, Cibuti ve Eritre kartlarının tekrar gündeme gelmesi gerekiyor. Sadece tek bir bölgeye yönelmek değil, çoklu bir şekilde hareket etmeli ve Eritre başta olmak üzere toprak veya kira karşılığında yeni liman alternatifleri aramalı.
Türkiye’nin Etiyopya olan ilişkilerini kültürel diplomasi üzerinden sürdürmesi daha elzem gibi görünüyor. Eğer Türkiye, Etiyopya açılımını kültürel diplomasi üzerinden gerçekleştirirse bölgede kazanan devletler olarak ortaya çıkacaklardır. Yalnız şunu da söylemek gerekiyor. Abiy Ahmed yatırımı seven bir lider, Eğer Türkiye 1 milyar USD’lik yatırımla masaya otursaydı, Abiy Ahmed’in ikna olma olasılığı daha yüksekti.
Erdoğan’ın Addis Ababa ziyareti, bir Etiyopya açılımına dönüşecektir. İsrail ve diğer aktörlerin niyetleri Abiy Ahmed iktidarı tarafından anlaşılacak ve Türkiye ile Etiyopya arasında yeni köprüler inşa edilecektir. Abiy Ahmed unutmamalıdır ki en iyi kahve Etiyopya da yetişir ama en iyi kahve de Türkiye de yapılır ve bir de yanında Türk lokumu ikram edilir. Türk lokumunu tadan biri artık “Türkiye ’siz” de yapamaz.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.