Achille Mbembe: Koloni-Sonrasının Rehineleri

Yazar Dr. Özgür Taburoğlu, Achille Mbembe’nin yaklaşımıyla küresel apartheid düzeninde insanların, ekonomik, sosyal ve kimlik temelli dışlanmayla nasıl borçlu rehinelere dönüştüğünü Fokus+ için kaleme aldı.
Achille Mbembe Koloni-Sonrasının Rehineleri

06.12.2024 - 13:53  |  Son Güncellenme:  01.07.2025 - 10:51

Achille Mbembe, sömürge ülkelerindeki yerel aparheid’ların yerini küresel bir başkasına bıraktıklarını yazar. Kamerunlu düşünür bu şekilde adlandırmasa da küresel apartheid’ı şöyle tarif eder: “Safları sıklaştırılmış bir güç, bağı güçlendirmekten çok ayıran bir güç -tamamen kendine dönük, dünyanın geri kalanından ayrılmaya çalışan ama bir yandan da tüm dünyaya egemenlik kurma iddiasında bulunan bir kopuş ve yalıtım gücü.” (2020: 10) 

Yeryüzündeki bu iktidar birikimi, güç topaklanmasıyla beraber, çok sayıda kimlik kenarlara doğru itilir. Merkezi tutan az sayıdaki insan siyasal, sosyal ve ekonomik sermayelerin büyük kısmını ele geçirir. Geri kalanlar kenarlarda sıkışık, daralan hayatlar sürerler. Emekçiler, beyazlar, siyahlar, kadınlar veya başka kimlikler arasındaki ilişki ağları da parçalanır. Çok sayıda muhalif kimlik oluşur. Birisinin emekçi olması yanında, derisinin rengi, cinsel yapılanması, cinsiyeti, etnik mensubiyeti, yaşı da önem kazanır. Birisini nitelemek için kullanılan sıfat tamlamaları giderek uzar; “Siyah kadın, Müslüman emekçi” gibi. Bu tamlamayı oluşturan parçalar yerleri değişip başka türlü sıralandığında yeni bir kimlik elde edilir. 

Mbembe'ye göre bu uzun tamlamayı indirgeyebileceğimiz temel sıfat artık emekçi değil, “zencidir”. Herkesi zencileştiren bir küresel güç odağı karşısında, siyah, eskiden emekçilerin bulunduğu yeri doldurmaya adaydır. Genel bir siyahlaşmadan, az ya da çok herkes pay alır. Sadece küresel aparheid’ın üyeleri beyaz kalırlar. Hatta bu güncel ve genel sömürünün aktörleri karşısında siyah bile kalmayabilir. Beyaz köle-efendi diyalektiğinde artık bir taraf olmaktan çıkar. Onun için sömürülecek pek kimse kalmaz: “Eğer geçmişte bireyin dramı sermaye tarafından sömürülmek idiyse, bugün çokluk için trajedi artık sömürülemez bile olma durumunda olmak, sermayenin artık hiç ihtiyaç duymadığı, bir kenara itilmiş ‘fuzuli insanlık’ içinde sürgün nesnesi olmaktır.” (2019: 15) Yani yeni zamanın zencileri eskilerinden daha da bedbaht sayılmalıdır; “işe yaramaz”, köle konumunu bile işgal edemezler.  

Rehine ve borçlu 

Küresel apartheid düzeninin işlevsel nesnesi artık insan olmayanlardır; sanal para ve iletişim, makineler, robotlar, yapay zekalar, türlü teknik tertiplerdir. Böyle bir ortamın yerlisi veya madunu belli bir işe yerleşemediğinde sisteme olan borcunu ödeyemez. Biriken borçları onu köle değilse de “rehine” yapar. Onun için “yabancılaşmış” bile denilemez; “kendi arzusuna hapsolmuş” birisidir. Yerinden çıkarılmış zencidir. Bir rehine olduğundan kendisini rehin alanı hoşnut etmek ve onun işine yarama ihtimalini gözeterek yaşam sürmek durumundadır; “koruyabileceği veya kurtarabileceği kendine ait hiçbir öze sahip değildir.” Fanon için siyah da böyle içi boşaltılmış bir kimliktir.  

Mbembe, böyle bir piyasaya uyarlanmak zorunda kalan faile “nöro-ekonomik özne” der. Bu edilgin tipleme, sinir ağlarına her sabah yeniden şekil vermeli, sınırsız bir biçim bulma yetisiyle donanmalıdır. “Piyasa kurallarına göre hayatını düzenlemek”, “kendisini kullandırmak” veya “başkalarını kullanmak” onun yaşam tarzını oluşturur. İşe yarar kalabilmesi için kendisine verilen sayısız telkin ve tembihler arasında, “yaşam boyu çıraklığa, esnekliğe, kısa zamanın hakimiyetine mahkûm olmaya” rıza göstermelidir. Kullanışlı kalmak için üstün bir “başka olma” melekesine sahip olmalıdır. Yeni liberal ortamda rehinelikten kurtulma ve borcunu kısmen kapatma ihtimali bu karakter aşınmasına bağlıdır. Bu sırada biyoloji ve ekonomi önceden emsali görülmemiş bir suç ortaklığı kurar. Nero-ekonomik kimlik bu suçun düğüm noktası olarak inşa edilir.  

Zamanında siyah kölenin bile böyle bir uyum göstermesi beklenmezdi; belli bir işi huzursuzluk çıkarmadan yapması onun adına yeterliydi. Yerel emperyal düzenler küresel olana dönüştükçe rehinelerden, nöro-ekonomik failden beklenti de artar. Siyahların yanında tüm “alt insanlıklar” onun bünyesinde eklemlenir. Böyle bir tipleme “zenci olma koşullarında evrenselleşme eğiliminin, yepyeni emperyal pratiklerin ortaya çıkmasının” doğrudan sonucudur (2019: 16). Daha çok insan olmayanlarla işini gören egemen yapı, onun gibilerin sahip oldukları sıfatları artırmalarını, insan olmayan nesnelerle türlü birliktelikler içerisine girmelerini talep eder. Kendisini tadil etmeyip sadece organik bir varlık olarak yaşam sürdüğünde, borcunu, yaşam giderlerini, yatırımlarını karşılayamaz.  

Küresel apartheid’ın insana benzeyen nöro-ekonomik çalışanları, android robotlarla rekabet edebilmek için kendilerini bir makine organizmaya, siborga dönüştürmeyi başarabilmelidir en azından. İşe yarar kalmak isteyen bir eleman, makinenin silikon altyapısıyla kendi karbon temelli organizmasını birleştirmenin yollarını bulmalıdır. Teknolojinin kurgu ve gerçek arasındaki verimli geçişliliğine uyum sağlayabilmelidir. Etrafında yaşananların tümünü birer “imge “sayabilmeli, gerçeği kurmaca olandan ayırmadan, her an bir ekran ardından dünyayı izleyip, değerlendirmeyi başarmalıdır. Ekrana düşen olayları, eylemleri, isyanları, soykırımları bazı temsiller, “imgelerin toplu seferberliği” gibi karşılayabilmelidir. Bu yaklaşımı sayesinde olanlara kayıtsız kalabilir.  

Küresel madun 

Yerel veya küresel apartheid’ların egemenleri iktidarlarını kurarken mümkün olduğunca yerlilerle çatışmazlar. Onları borçlandırarak ve kendi rızalarıyla düştükleri bir rehinelik durumu içinden, uzaktan, beyaz gölgelerini çok belli etmeden yönetirler. Eğer böyle bir münasebet gerekirse yerel kuvvetleri kullanırlar. Polisin, vergi memurunun, öğretmenin siyah olduğunu gören halk apartheid sakinlerini doğrudan suçlamakta zorlanır. Fakat yine de bu saklı kuvvetlerin yarattığı fesattan kuşkulanır.  

Apartheid üyesi bir kimse de öyle bir fesat birliği içinde olduğunu pek düşünmez. Kendisini bir maden şirketinin üst düzey yöneticisi, girişimci, maceracı gibi tarif edebilir. Yerel veya küresel koloni yapısı öyle düzenlenmiştir ki, o da kendisini dolaysız sömürünün parçası, bir kliğin veya çetenin üyesi, tefecilik, fitne fesat işleriyle alakalı görmez. Sözgelimi küresel apartheid’ın önemli faillerinden sayılan Bill Gates’e sorsanız, kendisini hayır işlerine adayan, yeryüzü kaynaklarının tükenmesine ve doğal felaketlere dönük bazı girişimler içerisinde birisi gibi tarif edebilir; buna da inanır muhtemelen. Onların varlığı ancak spekülasyon yaparak işaretlenebilir. Çünkü akıllı bir tertibat küresel yerlilerin başına gelen olayların nedenleri ve sonuçlarının arasını kararttır. Akılcı ve etkin böyle bir iktidarın temel işlevi bu gizliliği korumaktır.  

Bu muhalefet noksanlığı ardında küresel apartheid, “asimetrik savaşları, dünyanın yeniden Balkanlaştırılmasını ve bölgeleşmeleri” engelsizce hayata geçirebilir. İnsani yardım “bahanesiyle” her yerde küresel askeri vesayet yerleştirilir. İstisna hali genelleşir. Bu düzende yeni sınıf küresel apartheid etrafında yığınlar borçlu insanlar olarak konumlanırlar. Mbembe bu “yıpranabilirlik ve eriyebilirlik” ortamına hâkim manzarayı, “dünyanın zenci geleceği” adını verir.  

Zenci bu kez köle değil, bir rehine, borçludur. Kendisini aralıksız dönüştürmek zorunda kalan, derisinin rengi çok da önemli olmayan küresel bir madundur. Madun, “hareketli nesnelere, sayısal verilere ve kodlara dönüştüğünde” ortaya çıkan özneyi yarı-mecaz nitelikte bir zenci şeklinde tarif etmek olanaklıdır. Sadece bir zamanların koloni düzeninin sakinleri bu zencileşme olgusundan şüphelenebilirler. Mbembe, siyahlığı olumsuz bir kimlik olarak ele almaz kuşkusuz. Fakat onların başına gelenler biçimsel olarak her farklı nitelikten özne için yenilenir. Bir apartheid ile karşı karşıya olmanın ne demek olduğunu en iyi siyahlar bilir. Bir zamanlar emekçilerin yol gösterdiği sistem karşıtı eylemlerin esas oyuncusu olmaya onlar adaydır artık. 


Kaynakça

  • Mbembe, Achille (2020). Düşmanlık Politikaları, çev. Ayşen Gür, İstanbul: İletişim.
  • Mbembe, Achille (2022). Brütalizm, çev. Burcu Yalım, İstanbul: İletişim. 
  • Mbembe, Achille (2019). Zenci Aklın Eleştirisi, çev. Özge Arasan Simon ve Volkan Çandar, İstanbul: İletişim.   

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.