ABD ve İsrail'in İran'a Saldırı İhtimali: Husiler, İran'ı Savunmak İçin Savaşa Katılır mı?

Araştırmacı Anwar Qasem Alkhudhari, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik olası askeri müdahalesi senaryosunda Husilerin çatışmaya dahil olup olmayacağını ve bunun bölgesel savaşa dönüşme riskini Fokus+ için kaleme aldı.
ABD ve İsrail'in İran'a Saldırı İhtimali Husiler, İran'ı Savunmak İçin Savaşa Katılır mı

21.02.2026 - 14:43  |  Son Güncellenme:  21.02.2026 - 14:51

ABD ordusu, bu hafta sonu İran'a saldırmaya hazır olduğunu Beyaz Saray'a bildirdi. Bu da kararın şu anda ABD Başkanı Donald Trump’ın elinde olduğu anlamına geliyor. Bu kapsamda Trump, İran'a saldırma kararı alınması durumunda mevcut askeri seçenekler hakkında, sınırlı saldırılardan daha geniş operasyonlara kadar çeşitli senaryoları içeren ayrıntılı güvenlik brifingleri aldı. 

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, F/A-18 Super Hornet savaş uçaklarının, İran yakınlarındaki Arap Denizi'nde konuşlanmış olan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin güvertesine indiğini duyurdu. Ayrıca önümüzdeki pazar günü İsrail kıyılarına gelecek olan ABD filosunun en yeni ve en gelişmiş gemisi USS Gerald R. Ford'a üç başka destroyer eşlik edecek. Bu, bölgedeki ABD savaş gemisi sayısını 13'e çıkarıyor. Bu gemiler arasında balistik füzelere karşı savunma yapabilen iki uçak gemisi ve dokuz muhrip ile diğer kıyı muharebe gemileri de bulunuyor. 

Diplomasi sürerken askeri hazırlık 

ABD'nin bölgedeki güçlerini ve savaş gemilerini erkenden seferber etme kararı, Washington ile Tahran arasında Umman Sultanlığı'nın himayesinde Cenevre'de yapılan dolaylı müzakerelerin devam ettiği bir dönemde gerçekleşti. Amerikan hamlesi ve bölgedeki askeri konuşlandırması, özellikle savaşın uzun bir süre devam etme olasılığı göz önüne alındığında, bölgesel çatışmanın tırmanmasına ilişkin endişelerin boyutunu yansıtıyor. 

Bölge ülkeleri, Müslümanlar için dini önemi olan Ramazan ayında İran'a karşı savaş başlatmaması konusunda ABD'yi uyardı. Rusya da bölgedeki herhangi bir tırmanmaya karşı uyarıda bulundu.  

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı Genel Direktörü Rafael Grossi ise yaptığı açıklamada, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri yığılması, İran'ın nükleer faaliyetleriyle ilgili diplomasi penceresinin kapandığı anlamına geliyor dedi.  

Kritik soru: Husiler ne yapacak? 

Bu durum Yemen ile ilgili önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Husiler, İran'ı savunmaya ve bölgedeki Amerikan güçlerine ve çıkarlarına veya işgalci İsrail varlığına yönelik saldırılara ne ölçüde katkıda bulunabilir? Özellikle İsrail'in İran'a karşı saldırılara katılma olasılığı veya İran'ın İsrail'i daha geniş bir savaşa çekmek için hedef alması söylentileri göz önüne alındığında bu durum daha da önem kazanıyor. İsrail merkezli Maariv gazetesinin haberine göre, İsrail ordusunun, önceki savaştan bu yana görülmemiş bir seviyede yüksek alarmda olması da bu soruyu daha da önemli kılıyor. 

Öncelikle vurgulanmalıdır ki Tahran’daki mevcut rejimin düşmesi, Husiler için bölgede güçlü bir dayanağın, kendilerine ev sahipliği yapan bir devletin ve İran ekseni ile onun müttefiki doğu kampıyla bağlantı kurma kanalının kaybı anlamına gelecektir. 

Pratik tecrübe, Husilerin Gazze’ye yönelik saldırı sırasında, bunun doğuracağı sonuç ve risklere rağmen, işgalci İsrail'e saldırma kararını aldıklarını göstermiştir. Husiler, Amerikan ve İngiliz koruması altındaki İsrail'e karşı yürütülen bu çatışmaya, ABD, İngiltere ve İsrail tarafından yöneltilen tehditler, kuşatma ve askeri saldırılara rağmen dâhil olmaya devam ettiler. Ayrıca Husilerin Yemen’in karşı kıyısında, Kızıldeniz ve Umman Denizi düzeyinde erken bir dönemde oluşturduğu varlık, böylesi kritik anlarda kullanılmak üzere konumlandırılmış olup, muhtemel çatışmada rol oynayacaktır. 

İran rejimi ise daha geniş bir savaş tehdidinde bulunuyor ve yeni sürprizler vaat ediyor. Medya kaynaklarına göre, Rusya ve Çin'den destek alan İran, özellikle rejimi devirmeyi hedefleyebilecek ve nükleer program, balistik füze projesi ve depolama tesisleriyle sınırlı kalmayacak yeni bir saldırıya teslim olmayacak. 

İran ayrıca, Lübnan, Irak veya Yemen’deki gibi bölgede elinde kalan kartları bırakmayacak; aksine bunları kendisi için ileri savunma cepheleri olarak yatırımla oluşturmuş olup, savaş çerçevesinde azami ölçüde devreye sokacak ve mümkün olan en geniş ölçüde savaşa girecektir. Tahran'ın Washington'a sunduğu tüm tavizlere rağmen, İran, ABD'nin amacının, rejimin başını devirmek ve özellikle İran'daki ciddi ekonomik bozulma göz önüne alındığında, iktidar sistemini yakın bir çöküş durumuna getirmek olduğuna inanıyor. 

2003’ten bu yana en büyük yığınak  

Wall Street Journal'a göre, Amerika Birleşik Devletleri, 2003 Irak Savaşı'ndan bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava kuvvetini bir araya getirdi. Kaynaklar, bölgede 30 binden fazla Amerikan askeri ve silah ve mühimmat taşıyan 150'den fazla askeri nakliye uçağından bahsediyor; bu da sınırlı saldırılardan ziyade büyük bir operasyona hazırlık gibi görünüyor. Bu, Beyaz Saray'ın daha geniş bir savaş ve haftalarca, hatta belki daha uzun sürecek uzun bir çatışma olasılığını değerlendirdiğini gösteriyor; bu da ancak bölgedeki İran vekillerinin katılımıyla mümkün olabilir. Sonuç olarak, özellikle Yemen'deki durumun kendilerine karşı bir savaşa dönüşebileceğine inanan Husilerin yaklaşan çatışmaya katılımı kaçınılmaz olacaktır; özellikle de meşru hükümetin gücünü pekiştirmesi ve güneydeki ayrılıkçı hareketin engellenmesinin ardından.  

Husiler, Yemen'de yargı dokunulmazlığı, geçiş hükümetine entegrasyonu ve Yemen halkına, bireylerine, devletine ve bölgeye karşı geçmişte işlediği suçlardan dolayı gerek iç gerekse bölgesel düzeyde hesap sorulmasına yönelik her türlü girişimin reddedilmesi konusunda uluslararası ve bölgesel güvenceler almadığı takdirde, İran'a verdiği desteği ve yaklaşan çatışmaya katılımını yeniden gözden geçirebilir. İran ile yapılan görüşmelere paralel olarak Husilerle yapılan görüşmelerin devam etmesi, özellikle azalan askeri yetenekleri ve karşı karşıya kaldığı yoğunlaşan ekonomik ve askeri baskı göz önüne alındığında, grubun İran ile yaklaşan çatışma denkleminden çıkarılması için böyle bir anlaşmanın mümkün olduğunu düşündürmektedir. 

Husiler, müzakere pozisyonunu güçlendirmek veya İran ile güçlerini birleştirme ve bir sonraki savaşa girme seçeneğine hazırlanmak için muhtemelen son derece kışkırtıcı söylemi sürdürecek, kitlesel seferberliği devam ettirecek ve medya kampanyaları başlatacaktır. Önümüzdeki günler bu konuda merak edilenlerin cevabını ortaya koyacaktır. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.