Hırsız Soyuldu: Louvre Müzesi... Çalınan İslam Hatırasının Mezarı
22.10.2025 - 17:15 | Son Güncellenme: 22.10.2025 - 17:27
Louvre Müzesi, Batı başkentlerindeki diğer müzeler gibi yağmanın, çapulun en mücessem örneklerinden birisidir.
Hele Louvre Müzesi ilk cinayet olması hasebiyle çok daha şedit bir nefreti hak ediyor.
Adeta İslam Medeniyetini olduğu gibi Fransa’ya kaçırma teşebbüsünün habis bir örneğidir. Sultan Süleyman’ın kılıcından tutun da İkinci Selim Türbesinin çini panosuna varıncaya kadar 17 bin civarı ata yadigârı eserimiz bu talanda sergilenmektedir.
Gözden Kaçmasın
Bu eserlerin çok büyük bir kısmını 1803 senesinde Napolyon Bonapart çalarak Paris’e getirmiştir.
Hepsini bir şekilde sineye çekmek mümkün.
Lakin Paris’te adı İnsan olan bir müzede bir vahşi hayvan gibi aziz başı sergilenen Şehit Süleyman Halebi’nin hatırasına dahi sahip çıkamamışken ata yadigârlarına sahip çıkmamız kolay değil.
Bu tecavüz yalnızca Müslümanlara yönelik değil. İtalya da birkaç asır zayıf düşmesinin bedelini tarihi Londra’dan Paris’e kadar yağmalanarak ödeyecekti.

Geçtiğimiz günlerde Louvre Müzesi’ndeki hırsızlık hadisesi tam bu konuyla ilgili bir hadiseyi bizlere yeniden hatırlattı.
21 Ağustos 1911 sabahı Louvre Müzesi’nde alışılmadık bir telaş vardı. Dünyanın en güvenli kabul edilen bu müze, tarihin en cesur ve şaşırtıcı sanat hırsızlığına sahne olmuştu. 200 kiloluk çerçevesinden sökülüp alınan Mona Lisa tablosu, kimliği bilinmeyen kişilerce bir battaniyeye sarılarak elini kolunu sallayarak müzeden çıkarılmıştı. Hırsızlar, tabloyu Quai d'Orsay tren istasyonuna kadar taşıyıp ortadan kaybolmuşlardı.
Mona Lisa’yı bu kadar özel kılan nedir?
Leonardo da Vinci’nin başyapıtı olarak kabul edilen bu eser, 1503 yılında başlanıp yaklaşık dört yılda tamamlandı. Tabloda resmedilen kişinin Floransalı tüccar Francesco del Giocondo'nun eşi Lisa Gherardini olduğu düşünülür. Ancak bu genel kabulün yanında, sayısız teori de tartışılır; hatta bazılarına göre model, bizzat Leonardo da Vinci’nin kendisidir. Eserde “Altın Oran” olarak bilinen mükemmel oranların kullanıldığı düşünülür.
Leonardo’nun eseri 1506’da tamamladığı söylense de bazı sanat tarihçileri bu tarihin yanlış olduğunu ve tablonun 1513-1518 yılları arasında yapıldığını iddia eder. 1550’de tabloyu gördüğünü söyleyen Giorgio Vasari, Mona Lisa’nın kaş ve kirpiklere sahip olduğunu yazar. Oysa bugün Louvre’daki tabloda kaş ya da kirpik yoktur. Bu da “iki farklı Mona Lisa tablosu” iddialarına yol açar. Bahsi geçen ikinci tablo “Isleworth Mona Lisa” olarak bilinir.
Tablo Nasıl Fransa’ya geldi?
Leonardo da Vinci’nin ölümünden sonra tablo, öğrencisi Salaì aracılığıyla Fransa Kralı I. François’ya satıldı. Versailles Sarayı’nda uzun süre sergilendikten sonra Fransız Devrimi’nin ardından Louvre’a taşındı.
Skandalın İlk şüphelisi: Pablo Picasso
Tablonun çalındığı ortaya çıktığında Fransız yetkililer büyük bir şaşkınlığa uğradı. Hatta bazı yetkililer olayın abartıldığını, Mona Lisa’nın müzenin en önemli eseri bile olmadığını iddia etti. Ancak bu açıklama, skandalın daha da büyümesine neden oldu. Şüpheliler arasında en dikkat çekici isim Pablo Picasso’ydu.
Daha önce iki bronz heykelin kaçak yolla satın alınmasıyla ilişkilendirildiği için gözaltına alındı fakat suçsuz olduğu kısa sürede ortaya çıktı. Belki de Mona Lisa’nın bugün bu kadar ünlü olmasının sebeplerinden biri, bu hırsızlık olayı ve Picasso’nun adının bu skandala karışmasıdır.
Gerçek hırsızlar ve şaşırtıcı gerekçeleri
Asıl hırsızlar, İtalyan uyruklu Vincenzo Perugia ve Lancelotti kardeşlerdi. Louvre’da çalışan Perugia, koruyucu cam kutuları yerleştiren ekibin bir üyesiydi ve tabloyu çalmak için detaylı bir plan hazırlamıştı. Gerekçeleri ise oldukça dramatikti: Onlara göre Mona Lisa, İtalya’ya ait bir eserdi ve Fransızlar tarafından çalınmıştı. Perugia kendisini bir “sanat vatanseveri” olarak görüyordu.
Tablo, Paris’te ucuz bir pansiyonda saklandı. Perugia, 28 ay boyunca tabloyu kimseye fark ettirmeden saklamayı başardı. Sonunda Floransalı bir koleksiyoncuya satmaya çalışırken yakalandı. Savunmasında “Asıl hırsız Napolyon’dur, ben sadece onu vatanına geri getiriyorum” dedi.
Mona Lisa’nın dönüşü ve kısa süren sessizlik
Tablo, tam 28 ay sonra Louvre’a geri getirildi. Perugia sadece 8 ay hapis cezası aldı. Mona Lisa yeniden yerine yerleştirildiğinde, müzeye gelen binlerce ziyaretçi tablonun kendisini değil, bir dönem boş kalan çerçevesini görmek için sıraya giriyordu. Ardından I. Dünya Savaşı patlak verdi ve bu büyük skandal kısa süre içinde gündemden düştü.
Ve belki de tüm bu yaşananlar kesin bir şey gösterdi: Mona Lisa, sadece bir tablo değildi. Hırsızlık, milliyetçilik, sanat ve gizem dolu bu hikâye, onu tarihin en ünlü eseri haline getirdi.
Payımıza düşen hisse
Gazze Kasabı Netanyahu henüz yakın bir vakitte yaptığı açıklamada Siloam Yazıtını ne kadar çok istediklerini ve bunu hangi yolla olursa olsun alacaklarını ima etti.
2025 yılında Louvre gibi bir Müze soyulabiliyorsa biz hem açık hem de kolay hedef durumundayız. Sadece Siloam değil, daha birçok eserimiz tehdit altında.
Dolayısıyla Louvre Müzesi’nde yaşanan hadise ve son siyasi açıklamalar, Kültür Bakanlığı’nda deprem etkisi yaratmak zorundadır. Eserlerimiz hafızamızı yani kimliğimizi teşkil etmektedir; bunu artık daha fazla kaptırmaya tahammülümüz olmamalıdır.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.