Avusturya Misyonunda Sultan Abdülaziz Rüzgârı
21.03.2025 - 12:46 | Son Güncellenme: 28.08.2025 - 11:04
İstanbul Avusturya Başkonsolosluğu bünyesindeki Avusturya Kültür Ofisi’nde Sultan Abdülaziz rüzgârı esti. Programın organizatörü uluslararası düzeyde tanınan kültür ve sanat projeleriyle toplumlar arasında köprüler kuran Mûtena Kültür ve Sanat Topluluğu oldu. Yerel ve uluslararası alanda projeler geliştirmek için çalışan topluluk, büyükelçilikler, konsolosluklar ve kültür enstitüleri gibi mekânlarda sahne alıyor.
Geçtiğimiz hafta Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın “Sultan Abdülaziz’in Avrupa Seyahati” başlıklı paneli ile başlayan program Sultan Abdülaziz’den eserlerin de bulunduğu konser ile devam etti.

Ortaylı, Abdülaziz’in Avrupa seyahati hakkında “Bazı şeyleri değiştirmemiz gerekiyordu, Osmanlı Donanmasının durumu vahimdi. Büyük donanma devletleri karşısında kara imparatorluğu durumundaydı. Ve bu yüzden biz bir yakınlaşma teşebbüsüne girdik. Sultan Abdülaziz, Haziran 1867’de bir grupla Avrupa gezisine başlıyor. Önce Fransa ardından İngiltere ve tabi Avusturya-Macaristan… Avusturya-Macaristan imparatoru Franz Joseph 1860’tan beri zaten Osmanlı İmparatorluğu’nu çağıyordu.
Gözden Kaçmasın
Avusturya Kültür Ofisi’nin tarihi binasında “Sultan Abdülaziz’in Vals Gecesi” etkinliğinde düzenlenen konserde Sultan Abdülaziz’den “Valse Davet”, “Polka”, Acemkürdi Vals- "Bir Güzele Bende Gönül”, Ferahfeza Vals- "Bülbül-i Hoş Neva", Ferahfeza Vals- "Bir Verd-i Râna Ettim Temaşa" gibi çeşitli eserler icra edildi. Sultan Abdülaziz’in, Viyana’da izlediği opera gösterilerinden büyük ölçüde etkilendiği ve bu ilhamla müzikal eserler bestelediği biliniyor. Bu ilişki sebebiyle Mutena Kültür ve Sanat Topluluğu, etkinlik için Avusturya Başkonsolosluğu’nun tarihi binasını seçti.
Biz de Fokus+ adına Mutena Kültür ve Sanat Topluluğu Başkanı Harun Seydan Eryeşil ve Orkestra Şefi Fazıl Karagöz’e sorularımızı yönelttik.
Konsolosluk binası, bizi tarihin içine alıyor ve hissiyat olarak kadim bir kültürün izlerini sürmemizi sağlıyor
Mûtena Kültür ve Sanat Topluluğu Başkanı Harun Seydan Eryeşil, düzenledikleri etkinlik için “Modern dünyanın içinde, tarihi bir serencamın musiki ile nasıl meczedildiğini görmek büyük bir ehemmiyet arz ediyor.” ifadelerini kullandı.
Sultan Abdülaziz’in Batı müziği ile tanışmasında önemli bir etkiye sahip olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun tarihi konsolosluk binasında etkinliğin düzenlenmesine ilişkin, “Tarihi bir mekânda, tarihi bir olayı yaşamanın ayrıcalığını sunması adına çok ince manalar içeriyor. Konsolosluk binası, bizi tarihin içine alıyor ve hissiyat olarak kadim bir kültürün izlerini sürmemizi sağlıyor.” sözlerine ek olarak, “Duygularımı keşfetmek, tarihi derinlemesine hissetmek ve bu minvalde heyecan duymak benim için özel bir deneyim oldu.” şeklinde konuştu.
Klasik müzik dinleyicisi olduğunu belirten Eryeşil, Sultan Abdülaziz’in müziğiyle ilk tanışmasını “Osmanlı’nın icralarına göz atarken Sultan Abdülaziz’in nevi şahsına münhasır musikisi beni ziyadesiyle cezbetti ve onun müzik hayatına yönelik bir yolculuğa çıkma ihtiyacı hissettim.” sözleriyle aktardı. 
Osmanlı döneminden günümüze Batı müziğinin etkisi hakkında bilgiler veren Eryeşil, “Osmanlı’dan günümüze, Batı müziği etkisini saray seremonisi musikisi olarak devam ettiriyor. Yani, mutena dinletilerde elit kesimin bulunduğu ortamlarda kıymeti harbiyesiyle icra ediliyor.” dedi.
Müzik, devletlerarası köprü işlevi görür.
Abdülaziz’in müziğinin Osmanlı ve Avrupa ilişkileri üzerindeki rolüne değinen Eryeşil, “Müzik, devletlerarası köprü işlevi görür. Bu manada, Osmanlı-Avrupa ilişkilerinin kültürel etkileşimi bağlamında Sultan Abdülaziz’in müziği, Osmanlı’nın Batı dünyasına açılmasını sağlarken Batı dünyasının da Osmanlı kültürünü tanımasına yol açmıştır.” dedi.
Bu tür etkinliklerin uluslararası alanda Osmanlı’nın müzik mirasına yönelik etkisine dair ise “Bu tür etkinlikler, Osmanlı musikisinin mirasını âlemşümul bir bakış açısıyla bütün dünya insanına hitap eden bir kültür elçisi hâline getiriyor ve kozmopolit hayatın yansımalarını sunuyor. Son olarak Eryeşil, bu tür projelerin daha fazla duyurulması için önerilerini belirtti: Bu tarz faaliyetlerde bulunan musiki topluluklarının desteklenmesi, yapılan programların medya aracılığıyla yaygınlaştırılması, mekân noktasında tarihi atmosfere uygun yerlerin bu topluluklara destek vermesi büyük önem arz etmektedir.”
Orkestra Şefi Karagöz: Osmanlı ve Batı müziğinin kesişim noktalarına ışık tutmak heyecan verici
Orkestra Şefi Fazıl Karagöz, etkinlikte yer alışını “Tarih ve müziğin birleştiği özel bir projede yer almak benim için büyük bir onur. Osmanlı ve Batı müziğinin kesişim noktalarına ışık tutmak heyecan verici.” olarak ifade etti.
Programda icra edilen eserlerin seçilme kriterlerine değinen Karagöz, “Sultan Abdülaziz’in müzikal kimliğini en iyi yansıtan eserleri seçmeye özen gösterdik. Hem Osmanlı hem de Batı etkisini taşıyan, dönemin ruhunu yansıtan eserleri tercih ettik.” dedi.
Etkinliğin Avusturya Başkonsolosluğu’nun tarihi binasında yapılmasının önemini ise şöyle ifade etti:
“Viyana, Sultan Abdülaziz’in Batı müziği ile tanışmasında önemli bir rol oynadı. Bu etkinliği böyle tarihî bir mekânda gerçekleştirmek, geçmişle güçlü bir bağ kurmamızı sağlıyor.”
Geçmişte de tarihî ve kültürel mirası müzikle birleştiren projelerde yer aldığını ve kendisi için bu tarz etkinliklerin çok kıymetli olduğunu belirten Karagöz, Abdülaziz’in müziğiyle ilk tanışması hakkında “Onun Batı müziğine olan ilgisini araştırırken eserlerini dinleme fırsatı buldum. Klasik Osmanlı müziği içinde farklı bir sentez oluşturduğunu fark ettim.” dedi.

Sultan Abdülaziz’in müzikal tarzının son derece dirayetli, oryantal ve oksidantal oluşuna ek olarak Karagöz, “Dönemine göre oldukça yenilikçi bir tarzı var. Hem geleneksel Osmanlı hem de Batı müziği unsurlarını ustalıkla harmanlamış.” diye konuştu.
Kendi müzik kariyeri için etkinliğin önemine yönelik ise “Hem tarihî hem de sanatsal açıdan değerli bir projede yer almak benim için kıymetli bir deneyim.” dedi.
“İleride de benzer etkinliklerde yer almayı düşünür müsünüz?” sorusuna ise, “Evet, bu tür projeler hem kültürel mirası yaşatmak hem de müziğin birleştirici gücünü göstermek açısından çok değerli. Gelecekte de yer almak isterim.” yanıtını verdi.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.