Uluslararası Dini Yayıncılar Birliği İstanbul’da Bir Araya Geliyor
24.09.2026 - 17:30 | Son Güncellenme: 25.09.2026 - 10:32
Uluslararası Dini Yayıncılar Birliği, 25-27 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinde düzenlenecek Uluslararası İslami Yayıncılık Çalıştayı’nda üyeleriyle bir araya geliyor.
Birliğin resmî kuruluşunun ardından ilk kez düzenlenen çalıştayla birlikte birinci genel kurul da gerçekleştiriliyor. Programa 60 ülkeden 200’e yakın üyenin katılması, 40’ı aşkın uluslararası kurumun da destek vermesi bekleniyor.
Uluslararası Dini Yayıncılar Birliği Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Muhammed Ağırakça’nın, birliğin kuruluş süreci ve hedeflerine ilişkin kaleme aldığı metinde, yapının çıkış noktasının İslam dünyasında farklı dillerde üretilen kültürel ve entelektüel eserlerin yeterince dolaşıma girememesi olduğu belirtiliyor.
Ağırakça, İstanbul’daki bir yayıncının Kuala Lumpur’da, Saraybosna’daki bir yayıncının Dakar’da, Cakarta’daki bir yayıncının ise Amman’da yayımlanan eserlerden çoğu zaman yeterince haberdar olmadığını ifade ediyor. Afrika, Balkanlar, Orta Asya ve Latin Amerika’daki Müslüman toplulukların kültürel ihtiyaçlarının da yayıncılık dünyasının diğer merkezlerinde yeterince görünür olmadığına dikkat çekiyor.
Birliğin kuruluş fikri de bu ihtiyacın zamanla daha belirgin hâle gelmesiyle ortaya çıktı. Yapının yalnızca yeni bir meslek örgütü olarak değil, farklı bölgelerde İslami değerler çerçevesinde yayın yapan kurumlar arasında sürekli iletişim ve iş birliği sağlayacak uluslararası bir ağ olarak tasarlandığı belirtiliyor.
Bu ağ üzerinden yayıncıların birbirlerinin kataloglarından haberdar olması, telif alışverişinin kolaylaştırılması, tercüme projelerinin geliştirilmesi, ortak yayınların yapılması, tecrübelerin paylaşılması ve farklı bölgelerdeki kültürel ihtiyaçların birlikte değerlendirilmesi amaçlanıyor.

Süreç 2021’de başladı
Birliğin bugünkü yapısına uzanan süreç 2021 yılında İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesinde düzenlenen uluslararası çalıştayla başladı.
Yaklaşık 30 ülkeden yayıncının katıldığı çalıştayın ardından bir tüzük kurultayı gerçekleştirildi. Toplantılarda yayıncılık sektörünün güncel meselelerinin yanı sıra kurulması planlanan uluslararası yapının amaçları, temsil biçimi, çalışma alanları ve hukuki çerçevesi ele alındı.
Hazırlanan tüzük üzerinde uzun görüşmeler yapılırken, ortak kurumsal yapının hangi ilkeler üzerine kurulması gerektiği de tartışıldı.
2021’de başlayan süreç daha sonraki yıllarda da devam etti. Frankfurt Kitap Fuarı başta olmak üzere Hindistan, Kuveyt, Malezya, Endonezya, Suriye ve İstanbul’da gerçekleştirilen farklı buluşmalarda birliğin nasıl kurulabileceği ele alındı.
Geniş katılımlı toplantılar, kitap fuarları ve daha küçük istişarelerde farklı ülkelerden yayıncılar bir araya gelirken, önceki toplantılarda gündeme gelen soruların bir kısmına cevap arandı ve yeni ihtiyaçlar değerlendirildi.
Ağırakça, Uluslararası Dini Yayıncılar Birliği’nin kuruluşunun kısa süreli bir organizasyon çalışmasının sonucu olmadığını; sürecin yıllara yayılan görüşmeler, seyahatler, toplantılar, taslaklar, yazışmalar ve çok sayıda kişinin emeğiyle şekillendiğini belirtiyor.
Metinde, daha önce de İslam dünyasındaki yayıncıları ortak bir yapı içerisinde buluşturmayı amaçlayan girişimlerin bulunduğu, ancak bunların bir kısmının dönemsel şartlar nedeniyle kalıcı bir uluslararası yapıya dönüşemediği ifade ediliyor. Birliğin ise önceki tecrübelerden yararlanarak kurumsal süreklilik oluşturmayı amaçladığı belirtiliyor.
Bu sürecin ardından 28 Ocak 2026’da Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığının onayıyla, 3335 sayılı Kanun kapsamında uluslararası bir birlik olarak kuruluş izni verildi. Böylece merkezi İstanbul’da bulunan yapı hukuki ve kurumsal bir zemine kavuştu.
Kuruluş sürecinde farklı bölgelerden yayıncılar yer aldı
Birliğin kuruluş sürecinde Türkiye, Arap dünyası, Avrupa, Balkanlar, Güney ve Güneydoğu Asya, Afrika ve Orta Asya’dan yayıncılar farklı düzeylerde sorumluluk üstlendi.
Bazı yayıncılar hukuki süreçlerle ilgilenirken, bazıları farklı ülkelerdeki yayıncılara ulaşılması, tüzük çalışmalarının yürütülmesi ve bölgesel temsil ile iletişim ağlarının kurulması konusunda görev aldı.
Ağırakça, kuruluş sürecinde oluşan takım ruhunun gelecekte de korunması gerektiğini belirtiyor. Uluslararası yapılarda başlangıçtaki hareketliliğin zamanla dar bir idari yapıya dönüşebileceğine işaret eden Ağırakça, sorumluluğun paylaşıldığı, farklı bölgelerin kendi girişimlerini geliştirebildiği ve üyelerin aktif biçimde sürece katıldığı bir çalışma kültürü hedeflediklerini ifade ediyor.
Birliğin gücünün merkez teşkilatının büyüklüğünden ziyade üyelerin ne kadar aktif olduğu ve birbirleriyle ne kadar güçlü ilişkiler kurabildiğiyle bağlantılı olacağı değerlendiriliyor.
“İslami yayıncılık” geniş bir alanı kapsıyor
Birliğin üzerinde durduğu başlıklardan biri de “İslami yayıncılık” kavramının kapsamı.
Ağırakça, bu kavramın yalnızca tefsir, hadis, fıkıh, akaid veya diğer ilahiyat alanlarında yayımlanan eserlerle sınırlandırılmaması gerektiğini belirtiyor.
Birliğin yaklaşımına göre İslami değerlere uygun biçimde üretilen düşünce ve fikir eserlerinin yanı sıra tarih, kültür ve medeniyet çalışmaları, çocuk kitapları, gençlik yayınları, edebiyat, roman, hikâye, biyografi, sanat ve sosyal bilimler alanındaki birçok eser de bu kapsamda değerlendiriliyor.
Metinde, bir kitabın İslami yayıncılık ekosisteminin parçası sayılması için doğrudan dinî bir meseleyi ele almasının gerekmediği ifade ediliyor. İnsana, aileye, topluma, ahlaka, adalete, kültüre ve medeniyete ilişkin bir yaklaşım taşıyan, İslami değerlerle çatışmayan ve bu değer dünyasının kültürel üretimine katkıda bulunan yayınlar da bu çerçevede değerlendiriliyor.
Özellikle çocuk ve gençlik yayıncılığı, edebiyat ve düşünce eserlerinin önümüzdeki dönemde daha fazla üzerinde durulması gereken alanlar olduğu belirtiliyor. Ağırakça, toplumsal değerlerin yalnızca doğrudan dinî bilgi veren kitaplarla aktarılmadığını; çocukların hikâyelerden, gençlerin roman karakterlerinden, yetişkinlerin ise düşünce ve biyografi eserlerinden kendi değer dünyalarını besleyen unsurlar edinebildiğini ifade ediyor.
İstanbul merkez, çalışma alanı dünya
Ağırakça, birliğin İstanbul merkezli olmasının Türkiye merkezli bir yayıncılık anlayışı anlamına gelmediğini, İstanbul’un tarihsel ve coğrafi imkanlarından yararlanarak farklı bölgeleri birbirine bağlayan bir merkez oluşturulmasının hedeflendiğini belirtiyor.
Kaynak metinde, kuruluşun ardından Brezilya ve Arjantin’den Güney Kore ve Japonya’ya, Balkanlar’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Güneydoğu Asya’ya kadar çok farklı coğrafyalardaki yayınevlerinin birliğe ilgi gösterdiği aktarılıyor.
Kısa süre içinde 70’i aşkın ülkeden 240’tan fazla yayınevinin yapı etrafında buluştuğu belirtilirken, bu durumun yayıncılar arasında uzun süredir karşılanmayı bekleyen bir iletişim ve iş birliği ihtiyacına işaret ettiği ifade ediliyor.
Sivil yapı vurgusu
Uluslararası Dini Yayıncılar Birliği’nin temel ilkelerinden biri de yapının sivil niteliği olarak gösteriliyor.
Ağırakça, birliğin herhangi bir devletin, siyasi hareketin veya belirli bir ideolojik çevrenin uzantısı olarak tasarlanmadığını belirtiyor. Hukuki merkezi İstanbul’da bulunan birlik, farklı ülkelerde faaliyet gösteren yayıncıların kendi iradeleriyle bir araya geldiği uluslararası bir sivil meslek ve kültür kuruluşu olarak tanımlanıyor.
Metinde, kültürel iş birliğinin kalıcı olabilmesi için ülkeler arasındaki siyasi ilişkilerin günlük seyrinden mümkün olduğunca bağımsız hareket edebilecek kanallara ihtiyaç bulunduğu ifade ediliyor.
Devletler arasında zaman zaman siyasi gerilim veya görüş ayrılıkları yaşanabileceği, buna karşılık yayıncılar, yazarlar, mütercimler, akademisyenler ve kültür insanları arasındaki ilişkilerin sürmesi gerektiği belirtiliyor.
Birliğin kamu kurumları, üniversiteler, uluslararası kuruluşlar ve kültür kurumlarıyla iş birliği yapması öngörülürken, kuruluş sürecinde farklı kamu kurumlarından destek alındığı da aktarılıyor.
Ağırakça, destek alınması ile kurumsal bağımsızlığın kaybedilmesinin birbirinden farklı olduğunu belirterek, birliğin temel karar mekanizmasının yayıncıların kendileri olması ve uluslararası sivil karakterin korunması gerektiğini ifade ediyor.

Yazma eserlerden çağdaş düşünceye
Birliğin çalışma alanlarından biri de İslam medeniyetinin yazılı mirasının yeniden dolaşıma kazandırılması.
Dünyanın farklı kütüphanelerinde ve özel koleksiyonlarında bulunan çok sayıda yazma eserin henüz neşredilmeyi, tahkik edilmeyi, tercüme edilmeyi veya çağdaş okuyucuyla buluşturulmayı beklediği belirtiliyor.
Ağırakça, bu mirasın yalnızca akademik çevrelerin değil, yayıncılık sektörünün de ilgisini gerektirdiğini ifade ediyor.
Farklı ülkelerdeki yayınevleri, üniversiteler, araştırma merkezleri ve uzmanların bir araya getirilmesi halinde yazma eserlerin tespiti, tahkiki, neşri ve tercümesi için ortak projeler geliştirilebileceği belirtiliyor.
Aynı yaklaşımın çağdaş düşünce üretimi için de geçerli olduğu ifade ediliyor. Fas, Türkiye, Pakistan, Endonezya veya Bosna’da yayımlanan önemli bir eserin başka Müslüman toplumlara ulaşmasının bugün çoğu zaman kişisel ilişkiler üzerinden gerçekleştiği, bunun daha sistematik bir kültürel dolaşıma dönüştürülmesinin mümkün olduğu kaydediliyor.
Yayıncılar arasında ortak ağ hedefi
Birliğin temel hedeflerinden biri de üyeler arasında işleyen bir yayıncılık ağı oluşturmak.
Buradaki ağın yalnızca iletişim listeleri veya toplantılardan ibaret olmadığı belirtiliyor. Bir yayıncının başka bir ülkedeki meslektaşının kataloğuna ulaşabilmesi, hangi eserlerin tercüme haklarının müsait olduğunu görebilmesi, güvenilir mütercimlere erişebilmesi, dağıtım imkanlarını öğrenebilmesi ve ortak projeler geliştirebilmesi amaçlanıyor.
Bu sistemin kurulması halinde Türkiye’de yayımlanan bir çocuk kitabının Endonezya’da yayıncı bulması, Malezya’daki bir düşünce eserinin Arapçaya çevrilmesi, Balkanlar’da yayımlanan bir kitabın Türkiye veya Körfez ülkelerinde dağıtıma girmesi ya da Afrika’da üretilen bir eserin Avrupa’daki Müslüman okuyuculara ulaşması daha düzenli bir yayıncılık sürecine dönüşebilecek.
Birliğin uzun vadeli başarısının da bu kültürel ve yayıncılık dolaşımının ne ölçüde kolaylaştırılabildiğiyle değerlendirileceği ifade ediliyor.
12 ihtisas komisyonu oluşturuldu
Birliğin hedeflerinin somut çalışmalara dönüştürülmesi amacıyla 12 ihtisas komisyonu oluşturuldu.
Komisyonlar; Organizasyon ve Üyelik, Kültür ve Eğitim, Uluslararası Kitap Fuarları, Uluslararası İlişkiler, Tanıtım, Medya ve İletişim, İslami Yayıncılık Standartları, Telif Hakları ve Tercüme, Araştırma, Geliştirme ve Raporlama, İslami Çocuk Yayıncılığı, İslami Kitap Dağıtımcıları ve Kitabevleri, Hukuk, Etik ve Uyuşmazlıkların Çözümü ile Dijital Yayıncılık, Veri ve Teknoloji alanlarında faaliyet gösterecek.
Bu komisyonların önümüzdeki üç yıllık dönem için somut çalışma planları hazırlaması hedefleniyor.
Ağırakça, yüzlerce üyeye sahip uluslararası bir yapıda bütün çalışmaların merkezden yürütülmesinin mümkün ve doğru olmadığını belirtiyor.
Bu nedenle her çalışma alanının, o konuda deneyim sahibi yayıncılar tarafından sahiplenilmesi ve farklı ülkelerden uzmanlıkların aynı masada buluşturulması amaçlanıyor.
Telif ve tercüme komisyonunun ortak bir hak ve tercüme ağı oluşturması, çocuk yayıncılığı komisyonunun farklı toplumların ihtiyaçlarına uygun projeler geliştirmesi, kitap fuarları komisyonunun ortak katılım modelleri üretmesi ve dijital yayıncılık komisyonunun yapay zeka ile yeni teknolojilerin sektöre etkisini takip etmesi bu modelin örnekleri arasında gösteriliyor.
Coğrafi çeşitlilik yönetime taşınıyor
Birliğin yönetim anlayışında da coğrafi çeşitliliğin korunması hedefleniyor.
Türkiye, Ürdün, Birleşik Krallık, Nijerya, Kuzey Makedonya, Endonezya, Suriye, Almanya ve Malezya gibi farklı yayıncılık havzalarından kurumların yönetim sorumluluğu üstlenmesi, yapının uluslararası karakterinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Orta Asya, Güney Asya, Afrika, Avrupa, Arap dünyası ve Amerika kıtasındaki üyelerin de farklı mekanizmalarla karar ve çalışma süreçlerine katılması amaçlanıyor.
Ağırakça, hedefin yalnızca mümkün olduğunca fazla ülkeyi bir kurulda temsil etmek olmadığını, farklı yayıncılık tecrübelerinin karar süreçlerine taşınmasının amaçlandığını belirtiyor.
Londra’da Müslüman azınlığa yönelik yayın yapan bir kurumla Cakarta’daki büyük bir yayın grubunun tecrübelerinin aynı olmadığına dikkat çeken Ağırakça, Dakar’daki bir yayıncının dağıtım sorunlarıyla İstanbul’daki bir yayıncının karşılaştığı sorunların da farklı olabileceğini ifade ediyor.
Bu farklılıkların aynı yapı içerisinde değerlendirilmesinin, birliğin yayıncılık meselelerine tek merkezden değil çok merkezli bir perspektifle yaklaşmasını sağlayacağı belirtiliyor.
Kültürel iş birliği için yeni bir zemin
Ağırakça, Müslüman toplumlar arasındaki ilişkilerde siyaset ve ekonominin genellikle ön plana çıktığını, ancak toplumlar arasındaki kalıcı ilişkilerin önemli bir bölümünün kültür üzerinden kurulduğunu belirtiyor.
Kitabın bu ilişkinin en eski ve etkili araçlarından biri olduğunu ifade eden Ağırakça, bir toplumun başka bir toplumu tanımasının yalnızca siyasi gündemini takip etmekle mümkün olmadığını; edebiyatını, düşüncesini, çocuklarına anlattığı hikayeleri, tarih algısını ve kültürel hafızasını da tanıması gerektiğini vurguluyor.
Uluslararası Dini Yayıncılar Birliği, bu çerçevede yayıncılık üzerinden kurulabilecek yeni bir kültürel iş birliği zemini olarak değerlendiriliyor.
Amaç, tek tip bir kültürel üretim oluşturmak değil; İslam dünyasının dil, kültür ve coğrafya çeşitliliğini koruyarak bu farklılıklar arasında daha güçlü bağlar kurulmasını sağlamak.
Ağırakça, Saraybosna, İstanbul, Amman, Cakarta, Kuala Lumpur, Dakar, Taşkent ve Buenos Aires’in aynı olmasının gerekmediğini, asıl ihtiyacın bu şehirlerde üretilen kültürün birbirinden haberdar olması olduğunu ifade ediyor.
Beş yılı aşan hazırlık sürecinin ardından birlik, 25-27 Eylül 2026 tarihlerinde resmî kuruluşunun ardından ilk kez Uluslararası İslami Yayıncılık Çalıştayı’nda üyeleriyle buluşuyor.
Birliğin önümüzdeki dönemde üyeleri arasında güvene dayalı bir ağ kurması, tercüme ve telif dolaşımını artırması, yazma eserlerden çağdaş edebiyata kadar ortak projeler geliştirmesi, çocuk ve gençlik yayıncılığında yeni çalışmalar ortaya koyması ve farklı coğrafyalardaki yayıncıların birbirlerinin imkanlarından yararlanmasını sağlaması hedefleniyor.