Witness Eye: Gazze'deki Gerçekleri Dünyaya Aktaran Yeni Platform
22.05.2025 - 16:19 | Son Güncellenme: 03.09.2025 - 11:28
Gazze'deki insani kriz, son dönemde küresel kamuoyunun gündeminde daha fazla yer bulmaya başladı. Bu artan farkındalık, bağımsız medya girişimlerinin ve hak savunucularının çabalarıyla mümkün oluyor. Bu girişimlerden biri olan Witness Eye, Gazze'deki durumu belgelemek ve dünyayla paylaşmak için özel olarak kurulmuş bir dijital platform.
Witness Eye, Gazze'ye yönelik kamuoyu desteğini artırmayı amaçlayan bir sosyal medya platformu olmakla kalmayıp, aynı zamanda bölgede yaşanan savaş suçlarını ve insan hakları ihlallerini gündeme getirmek için kurulmuş bağımsız bir halk mahkemesi işlevi de görüyor. Uluslararası mahkemelerin yavaş kaldığı ya da siyasi engellerle karşılaştığı durumlarda, sivil toplumun adalet arayışını temsil eden yapı, tanıkların ve uzmanların görüşlerini içeren yayınlar aracılığıyla küresel farkındalık oluşturmayı hedefliyor.
Platformda sahadan tanıkların şahit oldukları işgali anlattıkları videoların yanı sıra, hukukçular, insan hakları uzmanları, siyaset teorisyenleri ve bölge aktivistleriyle yapılan röportajlar da yer alıyor. İçerikler ciddi ve akademik bir dile sahip olup, doğrudan çatışma görüntüleri videolarda yer almıyor. Yayın dili ağırlıklı olarak İngilizce olmakla birlikte, Arapça ya da başka dillerde de içerik sunulabiliyor.
Gözden Kaçmasın
Kanalın genel misyonu, medyada eksik ya da yanlı anlatılan Gazze ve Orta Doğu krizlerinin gerçek yüzünü hukuki ve tanıklık perspektifleriyle göstermek. Amaç ise olaylara tanıklık edenlerin sesini duyurmak ve hukuki sorumlulukları sorgulamak suretiyle Gazze'deki insani krize dikkat çekmek ve adaletin sağlanması için vicdani bir ses olmak.
Witness Eye yetkilileriyle gerçekleştirdiğimiz görüşmede, platformun çalışmaları ve hedefleri hakkında önemli bilgiler edindik.
Artan farkındalıkta Witness Eye'ın rolü

Witness Eye yetkilileri, platformun artan farkındalıkta kritik bir rol üstlendiğini vurguluyor. Gazze'deki insani krizin yeni olmadığını, ancak geleneksel medya kanallarında bu gerçekliklerin çoğu zaman çarpıtıldığını veya görmezden gelindiğini belirtiyorlar. Platform, "Gazze'deki geceler asla sessiz değildir" gerçeğini dünyaya anlatmayı misyon edinmiş.
Yetkililer, tanıklıklara dayalı bir arşiv oluşturarak, Gazze'de yaşananların doğrudan aktarılmasını sağladıklarını ifade ediyorlar. Bu tanıklıklar, soyut rakamların ötesinde, gerçek insanların yaşadığı acıları gözler önüne seriyor. Örneğin, evinin enkazı üzerinde duran ve oğlunun yırtık okul çantasını tutan bir babanın hikâyesi, istatistiklerden çok daha güçlü bir etki oluşturuyor.
Ayrıca, Witness Eye'ın en önemli katkılarından birinin de "süreklilik" sağlaması olduğu belirtiliyor. Gazze'deki durum medyada kısa süreli ilgi gördükten sonra unutuluyor, ancak platform bu konuyu gündemde tutarak, uluslararası toplumun dikkatinin dağılmasını engelliyor. "Keeping the Case Alive" vizyonu tam olarak bunu hedefliyor.
Tanıklıkların doğrudan aktarılması ve etkisi
Yetkililer, doğrudan tanıklıkların medya manipülasyonlarına karşı en güçlü panzehir olduğunu savunuyor. Witness Eye, Gazze'ye yabancı gazetecilerin girişi engellenmişken, oradaki vatandaş gazeteciler ağı aracılığıyla gerçekleri ilk ağızdan aktarıyor. Bu, hakikatin filtrelenmeden, çarpıtılmadan iletilmesini sağlıyor.
Tanıklıkların doğrudan aktarılması, izleyicilere ve okuyuculara kendilerinin yargıda bulunma imkânı veriyor. Platform aracılığıyla aktarılan hikayelerde insanlar, medya kuruluşlarının yorumlarına değil, doğrudan olaylara şahit olan kişilerin anlatımlarına ulaşıyor. Bu da farkındalık oluşturmanın ötesine geçerek, insanların empati kurmasını ve durumun ciddiyetini kavramasını sağlıyor.
Ayrıca, Filistin meselesinin tarihsel bağlamını da sunarak, 7 Ekim 2023'te başlamadığını, çok daha derin tarihi kökleri olduğunu gösterdiklerini ifade ediyorlar. Bir anlamda, "Filistin sorunu" değil, "İsrail sorunu" olarak çerçevelenen yanlış anlatıyı düzeltmeye çalıştıklarını belirtiyorlar.
Uzmanların katkısı
Witness Eye yetkilileri, uzman görüşlerinin platformun çalışmalarına derinlik ve kredibilite kattığını söylüyor. Dünyanın çeşitli bölgelerinden siyaset teorisyenleri ve tanınmış hukuk akademisyenleri, platformda yaşananları analiz ederek, olayları daha geniş bir bağlama oturtuyorlar.
Bu uzmanların üç temel katkı sunduğu belirtiliyor: İlk olarak, yaşanan olayların hukuki boyutunu inceliyorlar. Uluslararası hukuk perspektifinden bakarak, hangi eylemlerin savaş suçu veya insanlığa karşı suç teşkil ettiğini açıklıyorlar. İkinci olarak, tarihsel bağlamı sunuyorlar. Güncel olayların anlaşılması için gerekli olan tarihsel arka planı, akademik bir derinlikle analiz ediyorlar. Üçüncü olarak ise, medyada yer alan bilgilerin doğruluğunu teyit ediyor ve yanlış bilgileri düzeltiyorlar. Bu da dezenformasyonla mücadelede kritik bir rol oynuyor.
Akademisyenler ve uzmanlar, tanıklıklarla birlikte Gazze Mahkemesi'nin (Gaza Tribunal) çalışmalarına da katkıda bulunarak, hem Richard Falk başkanlığındaki bu sivil girişimi destekliyor, hem de Uluslararası Adalet Divanı (ICJ) ve Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) gibi resmi kurumlardaki süreçlere destek oluyorlar.
Dijital platformun ötesinde faaliyetler
Witness Eye'ın dijital bir platform olmanın ötesinde, çok yönlü bir adalet ve farkındalık hareketi olduğu vurgulanıyor. Çalışmaların birkaç farklı alanda yürütüldüğü belirtiliyor:
Öncelikle, Gazze Mahkemesi (Gaza Tribunal) ile yakın iş birliği içinde olduklarını ifade ediyorlar. Bu, Richard Falk başkanlığında yürütülen ve savaş suçlarını belgelemeyi amaçlayan uluslararası bir girişim. Dijital platform, bu mahkemenin bulguları için bir yayın kanalı işlevi görüyor.

Ayrıca, dünyanın farklı şehirlerinde panel ve konferanslar düzenlediklerini belirtiyorlar. Bu etkinliklerde tanıklar, hukukçular ve akademisyenler bir araya gelerek, Gazze'deki durumu tartışıyor ve çözüm önerileri geliştiriyor. Örneğin, geçtiğimiz aylarda Londra ve İstanbul'da düzenlenen etkinliklerin büyük ilgi gördüğü ifade ediliyor.
Yetkililer, uluslararası hukuk kuruluşlarıyla iş birliği içinde, toplanan belge ve tanıklıkların resmi süreçlerde kullanılabilmesi için çalıştıklarını da vurguluyorlar. Witness Eye'ın topladığı belgelerin, ICJ ve ICC gibi uluslararası mahkemelerde delil olarak kullanılabilecek nitelikte olduğu belirtiliyor.
Son olarak, küresel dayanışma ağları kurmak için çalıştıklarını ifade ediyorlar. Dünyanın farklı yerlerindeki sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları ve aktivistlerle işbirliği yaparak, Gazze'deki durumun küresel bir mesele olarak görülmesini sağlamaya çalıştıklarını söylüyorlar.
Witness Eye'ın amacının, yalnızca tanıklıkları kaydetmek değil, aynı zamanda bu tanıklıkların adaletin sağlanmasında ve kalıcı barışın inşasında kullanılmasını sağlamak olduğu belirtiliyor. Platform, bu vizyonla çalışmalarına devam ediyor.