Sudan'da Nil'in Çekilmesi: Ülke Su Krizinin Eşiğine mi Geliyor?
22.07.2026 - 12:08 | Son Güncellenme: 14.08.2026 - 09:15
Son günlerde Sudanlı vatandaşlar, Nil'in belirgin biçimde çekildiğini ve bazı bölgelerde kum tepeciklerinin belirdiğini gösteren fotoğraflar paylaştı. Bu görüntüler hem halk arasında hem de resmî çevrelerde ciddi bir endişeye neden oldu.
Sudan Su Kaynakları ve Sulama Bakanlığı, mevcut düşüşün geçici olduğunu açıkladı; ancak bunun Hedasi Barajı'ndan gelen su deşarjlarındaki azalmaya bağlı olarak nehrin akış döngüsünde yaşanan bir değişimi yansıttığını kabul etti. Bakanlık verilerine göre Sudan'a gelen su miktarı, Temmuz ayının başında yalnızca üç gün içinde günlük 207 milyon metreküpten 129 milyon metreküpe geriledi. Bu çarpıcı düşüş, nedenleri ve olası sonuçları bakımından pek çok soruyu beraberinde getirdi.
Nil Nehri'nin su seviyesi neden düştü?
Uzmanlar, Nil'in su seviyesindeki gerilemenin doğal ve teknik etkenlerin bir bileşiminden kaynaklandığı görüşünde. Mavi Nil, yağmur mevsimi başlamadan önce Mayıs ve Haziran aylarında genellikle alçalır; ancak bu çekilmenin Temmuz ayında da sürmesi, alışılmışın dışında bir durum olarak değerlendiriliyor ve yağışların gecikmesiyle mevsimsel nehir akışlarının zayıflamasıyla ilişkilendiriliyor. Öte yandan bazı uzmanlar, teknik etkenlerin de belirleyici bir rol oynadığına dikkat çekiyor: Barajın kapılarının işletim biçimi ve deşarj edilen su miktarı, Sudan ile Mısır'a ulaşan su akışlarını doğrudan etkiliyor; üstelik bu kararlar aşağı havza ülkeleriyle tam bir koordinasyon içinde alınmıyor.
Gözden Kaçmasın
Son gelişmeler, Sudan yetkililerini su tedarikinin sürekliliğini güvence altına almak amacıyla bir dizi önlem almaya yöneltti. Nil'in su seviyesindeki düşüş, başta Cezire ve Managil projeleri olmak üzere çiftçiler arasında da büyük kaygılara yol açtı. Çiftçi birlikleri, su akışlarındaki gerilemenin sürmesi hâlinde tarım ürünlerinin ve gıda üretiminin ciddi biçimde etkileneceği uyarısında bulundu.
Tarımsal üretimdeki olası düşüşün gıda güvenliği krizini daha da derinleştireceği endişesi giderek artıyor. Bu kaygı, üç yılı aşkın süredir devam eden ve ülkenin geniş bölgelerinde insani koşulları zaten büyük ölçüde kötüleştiren savaş ortamında özellikle ağırlık kazanıyor.
Krizin etkileri tarım sektörüyle sınırlı kalmadı; içme suyu teminine de yansıdı. Bazı bölge sakinleri, su tedarikinin azalmasının ardından su satın almak ya da alternatif kaynaklara yönelmek zorunda kaldı. Hartum'un güneyindeki Şecere ve Hamadab bölgelerinde son haftalarda su sıkıntısı yaşandı; bunun temel nedeni iki su pompalama istasyonunun devre dışı kalmasıydı.
Nil'in çekilmesi, Etiyopya ile Mısır ve Sudan arasında barajın doldurulması ve işletilmesine ilişkin anlaşmazlıkların sürdüğü bir ortamda Hedasi Barajı tartışmasını yeniden alevlendirdi. Mısır ve Sudan, özellikle kuraklık dönemlerinde barajın işletimini düzenleyecek bağlayıcı bir hukuki anlaşma talep ediyor. Etiyopya ise barajı kendi anlayışına göre yönetme hakkını savunuyor. Bu tutum, bölgesel su güvenliği meselesini daha fazla gerilime açık bir dosya olarak gündemde tutmaya devam ediyor.
Sudan'ın bir yedek plana ihtiyacı var
Afrika meselelerinde uzman Sudanlı yazar Muhammed Şemseddin, Sudan'ın artık Etiyopya yönetiminin inatçı ve oyalayıcı tutumunun bedelini ödemeye başladığını vurguladı. Şemseddin'e göre Etiyopya, iklim ve meteoroloji alanındaki uzmanların ve uluslararası kuruluşların uyarılarını görmezden gelerek Hedasi Barajı üzerinden su akışları üzerinde tek taraflı denetim kurma ısrarını sürdürüyor.
Yazar, bu sürecin "El Nino" olgusunun etkin olduğu bir döneme denk geldiğini de hatırlattı. Güney yarımküredeki su yüzeyi sıcaklıklarının yükselmesiyle bağlantılı bu iklim olgusu, uzun kuraklık dönemlerine zemin hazırlıyor ve tüm bölge için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Şemseddin, Sudan'ın bu tehditten en çok etkilenecek ülke olduğunu belirterek bunun nedenini devletin su meselesini, gerçek tehlikesine karşın ikincil bir sorun olarak gören başka gündem maddeleriyle meşgul olmasına bağladı.
Şemseddin, hükûmetin su seviyesindeki düşüşün geçici ve kontrol altında olduğu yönündeki ısrarcı tutumunu eleştirerek alternatif bir planın zorunlu olduğunu vurguladı. Mısır ve Etiyopya'nın El Nino ile artan sıcaklıkların olası etkilerine karşı yüzey ve yeraltı su kaynaklarının korunması da dâhil olmak üzere stratejiler geliştirdiğini hatırlatan yazar, Sudan'ın da vatandaşlarına karşı şeffaf olması ve net planlar hazırlaması gerektiğini söyledi. Ayrıca Sudan'ın Kızıldeniz'deki konumunu değerlendirerek tatlı su arıtma tesisleri kurması ve pek çok ülkenin yaptığı gibi sürdürülebilir su tedarikini güvence altına alması gerektiğine dikkat çekti.
Hukuki boyuta ilişkin ise Şemseddin, Etiyopya ile ilişkilerin karmaşık olmayı sürdürdüğünü kabul etmekle birlikte hukuki seçeneğin hâlâ geçerliliğini koruduğunu ve mevcut tüm baskı araçlarının devreye sokulması suretiyle hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Bölgedeki milyonlarca insanın yaşamını tehdit etmenin devletlerin egemenliğine doğrudan bir saldırı niteliği taşıdığını belirten yazar, Sudan ve Mısır'ın su haklarının güvence altına alınması için meselenin uluslararası hukuk platformlarına taşınması çağrısında bulundu.
Kaynak: Al-Araby TV