SDG–Şam Mutabakatı: 10 Mart Anlaşması Hayata Geçebilir mi?

SDG ile Şam hükümeti arasındaki 10 Mart 2025 mutabakatı, Kandil etkisi, ABD desteği, ideolojik farklılıklar ve ekonomik çıkarlar nedeniyle sahada uygulanabilir görünmüyor. SDG’nin fiili kontrolünü koruma isteği, anlaşmanın kısa vadede hayata geçmesini engelliyor.
ali-akbaba
SDG–Şam-Mutabakatı:-10-Mart-Anlaşması-Hayata-Geçebilir-mi?

17.10.2025 - 10:18  |  Son Güncellenme:  17.10.2025 - 10:24

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam’daki geçici hükümet arasında yürütülen son görüşmelerin ardından, tarafların 10 Mart 2025 tarihli anlaşmanın uygulanmasına prensipte onay verdiği yönünde bilgiler kamuoyuna yansıdı. Bu anlaşma, SDG’nin üç askeri tümen halinde Suriye ordusuna entegre edilmesini ve devlet kurumlarının SDG’nin fiili kontrolündeki bölgelerde görev yapmaya başlamasını öngörüyor. Ancak sahadaki gerçeklik, bu mutabakatın uygulanabilirliğine dair ciddi soru işaretleri doğuruyor.

Kandil faktörü: Fiili liderlik ve ideolojik direniş

Anlaşmanın önündeki en büyük engellerden biri, SDG’nin askeri yapılarında fiili liderlik yapan Kandil kökenli komutanların etkisi. Bu komutanlar, bölge üzerindeki kontrolü sürdürmeyi amaçlayan ideolojileri doğrultusunda, merkezi hükümetle yapılan müzakereleri yalnızca zaman kazanma aracı olarak görüyor. Uluslararası dengelerdeki olası değişimlere güvenen bu liderler, Kürtleri koruma söylemi altında bölgede kalıcı olmayı hedefliyor. SDG heyetinin Şam’da verdiği taahhütlerin, sahadaki bu liderler tarafından ne ölçüde uygulanabileceği belirsizliğini koruyor.

ABD desteği: Geciktirme stratejisinin temeli

SDG’nin ABD’den aldığı askeri ve siyasi destek, anlaşmanın uygulanmasını geciktiren bir diğer önemli unsur olarak öne çıkıyor. Bu destek, SDG’nin merkezi hükümetle entegrasyon sürecini ağırdan almasına olanak tanıyor. ABD’nin bölgedeki varlığı ve SDG’ye sağladığı lojistik destek, örgütün kendi pozisyonunu koruma yönündeki stratejisini güçlendiriyor. Bu durum, Şam ile yapılan anlaşmanın sadece diplomatik bir jest olarak kalma riskini artırıyor.

İdeolojik uyuşmazlık: Laiklik ve İslamcılık çatışması

Taraflar arasındaki ideolojik farklılıklar da anlaşmanın önünde ciddi bir engel teşkil ediyor. SDG, laik bir yönetim anlayışını benimseyerek, laikliği Batı dünyasının memnuniyet ölçütü olarak görürken; Suriye hükümeti İslamcı bir yaklaşımı savunuyor. SDG bu yaklaşımı kendi ideolojisine aykırı ve karşıt olarak değerlendirmekte. Bu temel farklılık, taraflar arasında yapılan görüşmelerin sahada somut bir sonuca ulaşmasını zorlaştırıyor. İdeolojik çatışma, askeri entegrasyonun ötesinde, yönetimsel uyumu da sekteye uğratıyor.

Ekonomik çıkarlar: Petrol ve gaz gelirleri

Kandil savaşçılarının, SDG kontrolündeki petrol ve gaz kaynaklarını PKK’nın Kandil Dağları’ndaki yapılanmasına aktarmak amacıyla kullanma niyeti, anlaşmanın uygulanmasını engelleyen bir başka kritik faktör. Bu kaynaklar SDG’nin kontrolü altında ve anlaşmanın hayata geçirilmesi durumunda, bu kaynakların yönetimi Suriye hükümetine geçecek. Gelirlerin ülke genelinde adil şekilde dağıtılması, Kandil liderlerini büyük ekonomik kayıplara uğratacağı için, anlaşmanın fiilen uygulanmasına karşı direnç göstermelerine neden oluyor.

Tünel gerçekliği: SDG’nin sahadaki hazırlığı

Saha kaynaklarından edinilen bilgilere göre, YPG’ye bağlı unsurların Rakka, Haseke ve Halep’in Eşrefiye ile Şeyh Maksud mahallelerinde aktif şekilde tünel kazma faaliyetleri yürüttüğü bildiriliyor. Bu tünellerin askeri ve lojistik amaçlarla kullanıldığı, SDG’nin olası çatışma senaryolarına karşı hazırlık yaptığı yönünde yorumlanıyor. Bu durum, SDG’nin fiili kontrolü bırakmaya niyetli olmadığını ve anlaşmanın uygulanmasına paralel olarak sahada alternatif senaryoları da canlı tuttuğunu gösteriyor. Tünel faaliyetleri, SDG’nin resmi taahhütlerinin ötesinde, sahada farklı bir gerçeklik inşa ettiğini ortaya koyuyor.

Uluslararası baskı ve sahadaki gerçeklik arasında sıkışma

Uluslararası toplum, özellikle Avrupa ülkeleri ve ABD, SDG ile Şam hükümeti arasında bir uzlaşıyı destekliyor. Ancak bu diplomatik baskı, sahadaki gerçeklik ile çelişiyor. SDG’nin askeri hazırlıkları, ideolojik duruşu ve ekonomik çıkarları, bu baskının etkisini sınırlıyor. Görünürdeki uzlaşı, sahadaki direnişle karşı karşıya. Bu ikili yapı, Suriye’nin geleceği açısından belirsizlik doğuruyor.

Sonuç

10 Mart 2025 mutabakatı, kağıt üzerinde bir uzlaşıyı temsil etse de sahadaki güç dengeleri, ideolojik çatışmalar, ekonomik çıkarlar ve askeri hazırlıklar nedeniyle uygulanabilirliği ciddi şekilde tartışmalı. SDG’nin fiili liderleri ve dış destekçileri, bu süreci zamana yayarak kendi stratejik hedeflerini korumaya çalışıyor. Şam hükümeti ise, devlet otoritesini yeniden tesis etme çabasında kararlı görünse de karşılaştığı direnç bu hedefin kısa vadede gerçekleşmesini zorlaştırıyor.