Sarı Hat: Geçici Ateşkes Çizgisinden Gazze’nin Yeni Sınır Projesine

Sarı hat artık sadece bir güvenlik şeridi değil. Coğrafyasıyla, siyasetiyle, güvenliğiyle ve nüfus yapısıyla Gazze’yi baştan tanımlayan bir proje haline gelmiş durumda,. Öte yandan bu hat; Gazze’nin geleceği, halkın hakları, yerinden edilenlerin durumu, ateşkesin anlamı ve İsrail’in fiili kontrolü konusunda son derece zor soruları da beraberinde getiriyor.
Redhwan Al-khutabi
sari-hat-gecici-ateskes-cizgisinden-gazze-nin-yeni-sinir-projesine.jpg

09.12.2025 - 17:32  |  Son Güncellenme:  11.12.2025 - 09:44

Ekim 2025’te ilan edildiği ilk andan itibaren, ateşkes anlaşmasının birinci aşaması kapsamında İsrail güçlerinin geri çekildiği çizgi olarak tanımlanan sarı hat, Gazze’yi eşit olmayan iki parçaya bölen açık bir yara gibi görüldü. Gazze’nin kuruluşundan bu yana ilk kez, bölgenin coğrafyası bu ölçekte yeniden şekillendirildi. Aslen geçici bir ayrım şeridi olarak planlanan bu hat, çok kısa sürede geniş bir beton kuşağa dönüştü; etrafı askeri noktalar, gözetleme kuleleri ve ileri üslerle çevrildi. 

Nitekim bugün gelinen noktada, İsrail Genelkurmay Başkanı’nın ifadesiyle bu hat Gazze’nin yeni sınırı olarak tanımlanıyor.

Harita üzerindeki çizgiden sahadaki duvara

Başlangıçta yalnızca askeri haritalar üzerinde yer alan sarı hat, 20 Ekim’den itibaren İsrail ordusunun sahaya büyük sarı beton bloklar yerleştirmesiyle somutlaştı. 

Hat, derinliği iki ila yedi kilometre arasında değişen bir alanı kapsıyor. Filistinli kaynaklara göre Gazze’nin yüzde 52’sini, İsrail tahminlerine göreyse yüzde 58’ini içine alıyor. Bu da 1967’den bu yana Gazze sınırlarında yapılan en büyük fiilî yeniden çizim anlamına geliyor.

Bu şerit boyunca İsrail ordusu, Gazze kenti, Refah ve Han Yunus’un doğusunda; ayrıca Beyt Lahiya ve Beyt Hanun’da konuşlanmış durumda. Buna karşılık, ateşkes yürürlüğe girmiş olmasına rağmen, çok sayıda bölge hala askeri operasyon alanı olarak kalıyor.

Yaşamla ölüm arasında bir hat

Sarı hat yakınında yaşayan binlerce kişi, sürekli bir korku içinde hayatını sürdürmeye çalışıyor. Bu korkunun nedeni yalnızca askeri noktalara yakınlık değil, aynı zamanda doğrudan hedef alınma riski. 10 Ekim ile Kasım sonu arasında, hattın çevresinde veya arka tarafında 356 Filistinli hayatını kaybetti. Bunların arasında evlerine dönmeye çalışan aileler de vardı. En çarpıcı örneklerden biri, Zeytun Mahallesi’ndeki evlerini kontrol etmeye çalışan Ebu Şaban ailesine yönelik saldırı oldu; saldırıda ailenin 11 ferdi yaşamını yitirdi.

Anlaşmaya rağmen İsrail güçleri yerleşim alanları içinde ilerlemeyi sürdürdü. Kasım ayında hat, yaklaşık 300 metre daha içeri çekildi. Böylece kaçamayan onlarca aile kuşatma altında kaldı. Resmi kayıtlara göre, doğrudan ateş açılmasından topçu ve hava saldırılarına, hatta hattın gerisindeki araçlarla yapılan ani baskınlara kadar, ateşkese yönelik 80’den fazla ihlal tespit edildi.

Yerel milisler sahneye çıkıyor

Sarı hattın gerisinde oluşan güvenlik boşluğu, yerel silahlı grupların ortaya çıkmasına yol açtı. Bu gruplar, savaşın bıraktığı kaos ortamında fiili güç haline geldi.

Yaser Ebu Şebab

Refah’ta, öldürülmeden önce Yaser Ebu Şebab’ın liderliğini yaptığı Halk Güçleri öne çıktı ve insani yardımları yağmalamakla suçlandı. Han Yunus’ta ise Filistinlilerin girmesinin yasak olduğu bölgelerde faaliyet gösteren, Hüsam el-Esdal’ın başında bulunduğu Darbe Gücü adlı milis yapı ortaya çıktı. Gazze, Şucaiyye ve Beyt Lahiya’da da başka gruplar kuruldu; bunlardan bazılarının işgal güçleriyle işbirliği yaptığı ileri sürülüyor.

İsrail basınına yansıyan raporlar, bu grupların Şin Bet ve 8200 numaralı birlikten destek aldığını, amacın ise İsrail’in güvenlik vizyonuna hizmet edecek yeni bir düzen kurmak ve ileride kontrol ile istihbarat için kullanılabilecek nüfuz alanları oluşturmak olduğunu belirtiyor.

Sahada yeni gerçeklikler oluşturan bir hat

Gazze sakinlerinin tanıklıklarına göre sarı hat, basit bir tampon bölge olmanın çok ötesinde. Bu hat, coğrafyanın ve nüfus yapısının yeniden şekillendirilmesini hedefleyen kapsamlı bir proje niteliği taşıyor. Hattın gerisinde yürütülen geniş çaplı yıkımlar; mahallelerin yerle bir edilmesi, binaların tamamen ortadan kaldırılması ve yaşam alanlarının açık arazilere dönüştürülmesi, uzun vadeli bir güvenlik koridoru oluşturulmak istendiğini açıkça ortaya koyuyor.

Bu bölgelere giren Gazzelilerin anlattıkları tablo son derece ağır: tamamen yok edilmiş mahalleler, güçlendirilmiş askeri üsler, her yere yerleştirilmiş kameralar ve dinleme cihazları, en ufak bir insan hareketini izleyen yoğun insansız hava aracı trafiği. Filistinli analistlere göre tüm bu uygulamalar, eski hayatın yeniden kurulmasını bilinçli olarak engellemeyi ve Gazze için yeni sınırların önünü açmayı amaçlıyor.

Anlaşma maddelerine açık ihlal

Siyasi açıdan bakıldığında, sarı hattın kalıcı hale getirilmesi ateşkes anlaşmasının ruhuna ve hükümlerine açık bir aykırılık oluşturuyor. ABD’nin üç aşamalı planına göre bu hat geçici olmalı, yerinden edilenlerin kademeli dönüşüne izin vermeli ve ikinci aşamada daha kapsamlı bir çekilmeye geçilmeliydi. Ancak İsrail bu yönde ilerlemeyi reddediyor ve kontrol alanını sürekli genişletiyor.

Filistinli uzmanlara göre bu durum, yaklaşık bir milyon insanın fiilen yerinden edilmesi ve evlerine dönmesinin engellenmesi anlamına geliyor. Aynı zamanda Gazze topraklarının yüzde 55’i üzerinde kontrol sağlanıyor; buna tarım alanları, sınır kapılarına giden yollar ile sağlık ve temel hizmet kurumları da dahil.

Yeni Gazze ve ABD–İsrail vizyonu

Sarı hat, ABD öncülüğünde şekillenen daha geniş bir siyasi projeyle de örtüşüyor. Uluslararası Barış Konseyi üzerinden, başına Donald Trump’ın geçmesi beklenen bir yapı ile Gazze’nin geçiş sürecinde yönetilmesi gündemde. Washington, belirli bölgelerde insani şehirler kurulmasını ve buna paralel olarak direniş silahlarının dondurulmasını ya da güvenlik düzenlemeleri kapsamında depolanmasını öneriyor.

Hamas ise, bir Filistin devletinin kurulmasına giden siyasi bir çerçeve olması halinde silahların dondurulmasını tartışmaya açık olduğunu ifade ediyor. Buna karşılık, işgal sona ermeden silahsızlanmayı reddediyor. 

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir

İsrail tarafı ise Netanyahu ve Zamir’in açıklamalarıyla, ikinci aşamaya geçişin Hamas’ın tüm askeri kapasitesinin dağıtılmasına ve Gazze’nin tamamen silahsızlandırılmasına bağlı olduğunu vurguluyor.

Gazze için yeni bir askeri doktrin

Askeri açıdan sarı hat, Gazze’yi hızlı müdahaleye açık bir alana dönüştürdü. İsrail ordusu, Han Yunus ve Bureyc çevresinde düzenlediği suikast operasyonlarını dakikalar içinde gerçekleştirip yeniden hattın gerisine çekilebiliyor. Hat aynı zamanda yoğun bir gözetleme ve istihbarat ekseni haline gelmiş durumda; kameralarla donatılmış, kum tepeleri üzerine konuşlanan araçlar şehirleri tepeden izliyor.

Askeri uzmanlara göre, bu hat kalıcı hale gelirse İsrail’e, kapsamlı bir savaşa girmeden, Gazze’nin derinliklerinde sürekli askeri varlık bulundurma ve nokta atışı operasyonlar yapma imkanı sağlayacak.

ABD desteği, Filistin cephesinde derin endişe

Sahadaki gelişmeler, İsrail’in Washington ile doğrudan koordinasyon halinde hareket ettiğini gösteriyor. Kiryat Gat’taki ortak güvenlik üssünde Gazze’nin geleceğine dair düzenlemeler ele alınıyor. Bu koordinasyon, İsrail’e hattı genişletme ve fiili sınıra dönüştürme konusunda geniş bir hareket alanı tanımış durumda.

Ancak tüm bu tablo, Filistinliler arasında ciddi kaygılara yol açıyor. Gazze’nin bir bölümünün uluslararası bir yönetim altında, diğer bölümünün ise işgal kontrolünde kalacağı; sivil halkın ise iki alan arasındaki bu hatta sürekli hedef haline geleceği endişesi giderek artıyor. Kırılgan ve her an patlamaya hazır bir güvenlik düzeni, bölgenin geleceğini belirsizliğe sürüklüyor.