Rümeysa Öztürk'ün Gözaltı Süreci: ABD’de İfade Özgürlüğü Ne Durumda?

ABD’de Filistin’e destek verdiği gerekçesiyle vizesi iptal edilerek gözaltına alınan doktora öğrencisi Rümeysa Öztürk'ün hangi eyalette yargılanacağına dair duruşma bugün görülecek. Peki bu süreçte neler yaşandı? Son gelişmeler ne?
Rümeysa Öztürk'ün Gözaltı Süreci: ABD’de İfade Özgürlüğü Ne Durumda?

06.05.2025 - 12:52  |  Son Güncellenme:  05.08.2026 - 13:58

Rümeysa Öztürk, Tufts Üniversitesi’nde doktora öğrencisiydi ve "Çocuk Eğitimi ve İnsan Gelişimi" alanında eğitimini sürdürüyordu. Fulbright bursu ile ABD'ye gelen Öztürk, eğitim hayatına İstanbul Şehir Üniversitesi’nde başlamış, ardından Columbia Üniversitesi'nde yüksek lisans yapmıştı. Tufts Üniversitesi'ne katıldığında, araştırmalarında özellikle insan hakları, sosyal adalet ve Orta Doğu’daki toplumsal olaylara dair incelemeler yapıyordu.

2024 yılının başlarında Rümeysa Öztürk, Gazze’deki insani durumu ele alarak üniversitesinin İsrail’e yönelik yaklaşımını eleştiren bir makale yazdı. Bu makale, Tufts Üniversitesi’nde yayımlandı ve 32 öğrenci tarafından imzalanarak "The Tufts Daily" gazetesinde yayımlandı. Makale, özellikle İsrail'in Gazze'deki politikalarını ve üniversitenin İsrail’e yönelik protestolara tepkisini eleştiriyordu.

Yazdığı makale özellikle İsrail grupların hedefi haline geldi. Canary Mission adlı grup, İsrail karşıtı görüşlere sahip olan kişileri hedef alıp onları ifşa ediyor ve kişisel bilgilerini yayımlıyordu. Rümeysa Öztürk de bu listeye dahil edildi. Bu durum, onun kişisel güvenliğini ve akademik kariyerini tehdit etmeye başladı.

Rümeysa Öztürk’ün yazdığı makalede “Hamas”ın adı bile geçmiyor ve her bir cümle oldukça dikkatli bir şekilde yazılmış. Gazze’deki soykırımdan bahsederken de “soykırım iddiası” gibi dikkatlice seçilmiş bir ifade kullanılmış, yani hukuki bir sonuç ya da antisemitizm suçlaması doğurmayacak şekilde özen gösterilmiş.

Makalenin ana fikri, Tufts Üniversitesi’nin İsrail’deki şirketlerle bağlantılarını kesmesi, bu şirketlere yatırım yapmaması ve Gazze’deki soykırımı kabul etmesi. Rümeysa Öztürk’ün bu yazı dışında açık kaynaklarda paylaştığı hiçbir şey yok ne bir açıklama, ne bir fotoğraf. Yalnızca bu kısa makale yüzünden öğrenci vizesi iptal edilmiş ve sınır dışı edilmek isteniyor.

Bu aslında pek de şaşırtıcı değil. Çünkü Trump yönetimi, İsrail’e yönelik her türlü eleştiriyi Hamas desteği ya da antisemitizm olarak görüyor. Marco Rubio’nun dediği gibi, “ABD’ye okumaya gelen yabancı öğrencilerin hükümetin politikalarını eleştirmesine” izin verilmiyor ve her türlü eleştiri, protesto sınır dışı edilme nedeni olarak kabul ediliyor.

Gözaltı süreci

2025 yılı 25 Mart’ında, Rümeysa Öztürk, Massachusetts eyaletinin Somerville şehrindeki evinden iftar için çıktı. Ancak bu sırada ABD İç Güvenlik Bakanlığı’na bağlı Gümrük ve Sınır Koruma Dairesi (ICE) tarafından gözaltına alındı. Olay, sivil giyimli ve maskeli görevliler tarafından gerçekleşti. Öztürk’ün ailesi ve avukatı, 24 saat boyunca onun nerede olduğu konusunda bilgilendirilmedi. 

Öztürk, Louisiana eyaletine, Vermont’taki bir cezaevine nakledildi. Öztürk’ün astım hastalığı nedeniyle sağlık durumu da tehlike arz ediyordu. Gözaltı, tamamen yasal olmayan bir süreçle gerçekleştirildi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Öztürk’ün Hamas’ı desteklediğini iddia etti. Her ne kadar Rubio, genç kadın hakkında bu iddiada bulunmuş olsa da Rümeysa Öztürk hakkında tek bir suç isnadı veya hukuki süreç, hatta somut bir delil yok. 

Öztürk, eğitim ve kariyer bilgilerini sadece LinkedIn’de paylaşıyor ve başka bir sosyal medya hesabı bulunmuyor. Ayrıca, açık kaynaklarda ABD’nin terör örgütü olarak kabul ettiği Hamas’a dair herhangi bir açıklama ya da destek beyanı da yok.

Protestolar ve tepkiler

Rümeysa Öztürk’ün gözaltına alınması, Tufts Üniversitesi ve ABD genelinde büyük bir yankı uyandırdı. Binlerce öğrenci ve akademisyen, Öztürk’ün serbest bırakılması için protestolar düzenlemeye başladı. Üniversitenin içinde ve dışında geniş bir dayanışma hareketi başladı.

Bir diğer önemli protesto, Tufts Üniversitesi’nde Öztürk’ün hocası olan Nathan Phillips’in açlık grevine başlaması oldu. Phillips, Boston Üniversitesi’nde profesör ve Öztürk’ün hocalarından biri. Phillips, Rümeysa’nın gözaltına alınmasının akademik özgürlüklerin ihlali olduğunu savunarak, serbest bırakılması için bir dizi önlem alınması gerektiğini söyledi. Phillips, aynı zamanda üniversite yönetiminin de tutumunu eleştirdi. 

Rümeysa Öztürk'ün Tufts Üniversitesi'ndeki Gazze makalesi sonrası ABD'de gözaltına alınmasını ve sınır dışı edilme sürecini anlatan metin

Rümeysa Öztürk’ün gözaltı süreci, sadece akademik bir meseleden ibaret değil. Olay, ABD hükümetinin ifade özgürlüğü ve akademik özgürlükler konusundaki tutumunu sorgulayan geniş çaplı bir tartışmaya dönüştü. Birçok insan hakları savunucusu, ABD hükümetinin bu tür tutuklamaların serbest düşünceyi ve eleştiriyi engellediğini dile getirdi.

Gözaltı şartları kötü

Geçtiğimiz günlerde mahkeme karşısına çıkan Öztürk, maruz kaldığı kötü şartlardan dolayı mahkemeye dilekçe sundu:

“Benim adım Rümeysa Öztürk, 30 yaşındayım ve Türkiye vatandaşıyım. 2018 yılından beri Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşıyorum ve şu anda Tufts Üniversitesi'nde Çocuk Çalışmaları ve İnsan Gelişimi programında doktora yapıyorum. 25 Mart 2025 tarihinde gözaltına alındım ve tutukluluk koşullarım nedeniyle sağlığım ve güvenliğim hakkında ciddi endişelerim var. Bu dilekçeyi, kefaletle serbest bırakılma talebimi ve gözaltı sürecimdeki yaşadığım zorlukları açıklamak için sunuyorum.

Daha önce, eğitimimi sürdürebilmek ve projelerime devam edebilmek için her zaman akademik çalışmalarımı özledim. Tufts Üniversitesi'ndeki danışmanım ve hocalarımla çalışmak, lisans öğrencileriyle etkileşimde bulunmak, ayrıca yürüttüğümüz projelere devam etmek istiyorum. Şu anda doktora programımda sadece 9 ayım kaldı ve bu süreç beni çok endişelendiriyor.

Gözaltına alındığımda, daha önce hedef gösterildiğimi bildiğim için korku içinde hissettim. İlk başta, bana yaklaşan kişilerin polis olduğuna inanmadım ve bu durum çok korkutucuydu. Astım hastası olduğum için sağlık ihtiyaçlarımı defalarca belirttim ama genellikle bu taleplerime yanıt alamadım. Ayrıca, tutuklanmadan önceki birkaç gün boyunca avukatım ile görüşmeyi talep ettim ancak sürekli olarak engellendim.

Doktora sürecime ve akademik kariyerime zarar veren bu süreç, beni fiziksel ve psikolojik olarak oldukça zorladı. Astım krizlerim, yeterli tedavi görmemek nedeniyle şiddetli hale geldi. Gözaltı sürecindeki koşullar da son derece kötüydü; hücrede çok fazla insan vardı, hijyen malzemeleri yetersizdi ve temiz hava almak bile çok zor oluyordu.

Bir an önce serbest bırakılmak ve Tufts Üniversitesi’ne geri dönerek çalışmalarımı devam ettirmek istiyorum. Konferanslar için hazırlıklarım vardı, ancak tutuklanmam nedeniyle bu planlarımı gerçekleştiremiyorum. Ayrıca, lisans ve yüksek lisans öğrencilerine ders verme ve araştırmalarımı sürdürme planlarım da askıya alındı. Serbest bırakılmamı ve akademik hedeflerime ulaşabilmem için destek talep ediyorum.”

Uluslararası tepkiler ve Türkiye'nin rolü

Öztürk’ün gözaltı süreci, yalnızca ABD’de değil, dünya çapında büyük bir tepkiyle karşılandı. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Öztürk’ün gözaltına alınmasını "kabul edilemez" olarak nitelendirerek, hukuki destek için çalışmalarını sürdüreceklerini açıkladı. Türkiye, bu durumu diplomatik bir mesele olarak ele aldı ve ABD yönetimine karşı sert açıklamalar yaptı.

Bunun dışında, dünya çapında birçok akademisyen, sivil toplum kuruluşu ve insan hakları savunucusu, Rümeysa Öztürk’ün gözaltına alınmasını kınadı. Türkiye, bu olayın peşini bırakmadı ve diplomatik anlamda güçlü bir karşı duruş sergileyerek ABD hükümetine gerekli baskıyı yaptı.

Gözaltı sonrası hukuki süreç ve olasılıklar

Rümeysa Öztürk’ün serbest bırakılması için hukuki süreç devam ediyor. Hukuki destek sağlayan sivil toplum kuruluşları ve üniversite topluluğu, onun serbest bırakılması için kampanyalar düzenlemeye devam ediyor. Hukuki süreç, hala belirsiz.

Gelinen son noktada, ABD’de federal yargıç William K. Sessions, avukatların Öztürk'ün Louisiana'dan Vermont'a nakledilmesine ilişkin sunduğu dilekçenin ardından karar aldı. "Öztürk, gözaltına alınışı ve tutukluluğuyla ilgili ciddi anayasal endişeler dile getirmiştir. Bu endişeler, bu mahkemede tam ve adil bir şekilde değerlendirilmelidir." ifadelerini kullanan Sessions, Türk öğrencinin 9 Mayıs'ta gerçekleşecek kefalet duruşması öncesinde 1 Mayıs'a kadar Louisiana'dan Vermont'a nakledilmesine hükmetti. Türkiye'nin Houston Konsolosu Ahmet Akıntı, haber ajanslarına yaptığı açıklamada bu duruşmanın bir kez daha, bu kez 20 Mayıs'a ertelendiğini söyledi. Akıntı, Öztürk ile telefonda ve yüz yüze görüştüğünü, ailesi ile de temas halinde olduklarını ekledi.

Rümeysa Öztürk’ün gözaltına alınması, sadece bir bireysel durum değil, tüm dünya çapında ifade özgürlüğü, akademik özgürlük ve diplomatik ilişkiler üzerine büyük bir tartışma başlattı. Olayın çözülmesi ise hem Türkiye hem de dünya çapında önemli bir diplomatik mesele.