Jeffrey Epstein Belgeleri: Sürprizler ve İfşa Edilenler

ABD’de kız çocuklarına yönelik cinsel istismar şebekesini yönetmekten hüküm giyen ve 2019 yılında New York eyaletindeki hücresinde “intihar etmiş” halde bulunan Jeffrey Epstein davası, ABD Adalet Bakanlığı’na göre muhtemelen son aşamasına yaklaşıyor. Bakanlık, siyasetçiler ve kamuoyunun yoğun baskısı üzerine geçtiğimiz günlerde davaya ilişkin milyonlarca yeni belgeyi yayımladı.
jeffrey-epstein-belgeleri-surprizler-ve-ifsa-edilenler.png

03.02.2026 - 17:34  |  Son Güncellenme:  03.02.2026 - 17:43

Yeni belgelerin ortaya çıkması, ABD tarihindeki en büyük seks ticareti davalarından biriyle ilişkilendirilen Epstein’la bağlantılı uluslararası isimlerin çokluğu bakımından dikkat çekici oldu. 

Bunun yanı sıra belgeler, Epstein’ın karanlık dünyası ile siyaset, istihbarat, iş çevreleri ve uluslararası dolandırıcılık projeleri arasındaki açık iç içe geçen ilişkileri de gözler önüne serdi.  

Özellikle Epstein’in Orta Doğu’daki bazı olaylarla ilgilenmiş olması ve Mossad için çalıştığı iddiaları, bu tabloyu daha da çarpıcı hale getirdi. 

Beyaz Saray ve hükümet, kamuoyunda büyük yankı uyandıran ve ABD iç siyasetindeki tüm sıcak başlıklarla ilişkilendirilen Epstein dosyasını artık kapatmayı umuyor olabilir. 

Ancak siyasi tartışmaları ve komplo teorilerini besleyen bu davaya yönelik histerinin yakın zamanda azalması beklenmiyor. 

Bugün herhangi bir ABD vatandaşına Beyaz Saray’ı ilgilendiren en önemli gündemi sorsanız, büyük olasılıkla doğrudan Epstein davasını gösterecektir. 

Bu görüşte olanlara göre Başkan Donald Trump’ın tüm siyasi hamleleri artık bu davanın gölgesinde şekilleniyor.  

Onlara göre Trump ya suç ortağı, ya bir şeyi gizliyor ya da Epstein adasındaki cinsel istismarların delillerini örtbas etmeye çalışan güçlü bir ağın parçası. 

Demokratlar ise bu tabloyu seçim stratejilerinde kullanıyor. 

Üç milyon belge 

ABD Adalet Bakanlığı, Kongre’nin belirlediği son tarih olan 10 Aralık’tan haftalar sonra yeni Epstein belgelerini yayımladı. 

Üç milyon sayfa belge, 180 binden fazla fotoğraf ve iki binden fazla videodan oluşan dosyaların tamamına bakanlığın internet sitesi üzerinden erişilebiliyor. 

Ancak belgeler, kullanıcıyı onlarca alt başlığa ve ayrı indirme taleplerine yönlendiren karmaşık bir arama sistemiyle yayımlandı. 

Bazı gazeteciler ve vatandaşlar bazı dosyaların açılamadığını ya da silinmiş olduğunu iddia etti, ancak bu iddialar resmen doğrulanmadı. 

Adalet Bakan Yardımcısı Pam Bondi’nin yardımcısı Todd Blanche, bu son paylaşımla birlikte Trump yönetiminin Kongre’nin kabul ettiği “Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası” kapsamında açıklaması gereken belgelerin tamamlandığını söyledi. 

Trump’un adı yeni belgelerde bir kez daha öne çıktı. Buna rağmen Adalet Bakanlığı, başkanla ya da belgelerde geçen herhangi bir ünlü isimle ilgili hiçbir raporun suçlama yöneltmeye temel oluşturmadığını vurguladı.  

Beyaz Saray ise bazı dosyaların doğruluk ve güvenilirlikten yoksun olduğunu savundu. 

Bakanlığın yalnızca mağdurları korumak amacıyla düzenlendiğini belirttiği belgeler arasında, Epstein’a dair medya haberleri, teyit edilmemiş “iddia” ve “şüphe” içeren FBI raporları ile Epstein’ın hücresindeki ölümüyle ilgili koşullara dair incelemeler bulunuyor. 

Bazı belgeler, Epstein’ın psikolojik durumuna ilişkin bilgiler de içeriyor. 

Yeni belgelerin yayımlanması, Kongre’nin geçen yıl kabul ettiği ve Trump’ın Kasım ayında imzaladığı “Epstein Dosyalarına İlişkin Şeffaflık Yasası” kapsamında gerçekleşti. 

Bu yasa, Adalet Bakanlığı’nı Epstein ve tutuklu ortağı Ghislaine Maxwell’in yargılanmasına ilişkin tüm belgeleri yayımlamakla yükümlü kılıyor. 

Bakanlık belgelerin erişime açılmasındaki gecikmeyi, mağdurların kimliklerini korumak amacıyla yüzlerce avukatı görevlendirerek dosyaları incelemek zorunda kalmalarına bağladı. 

Ancak Associated Press (AP), bazı dosyalarda mağdur isimlerinin yanlışlıkla ifşa edildiğini ve sansür sürecinin “kaotik” yürütüldüğünü bildirdi. 

Yeni Epstein belgelerinde Trump 

Yeni belgeler, Trump’un Epstein’la ilişkisine dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. 

Belgelerde ayrıca adları geçtiği için siyasi baskıyla karşılaşan isimler de yer aldı. Bunlar arasında eski İngiliz Prensi Andrew ile Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun dış politika danışmanı Miroslav Lajcak bulunuyor. Lajcak, adı belgelerde geçtikten sonra görevinden istifa etti. 

Ocak ayında Beyaz Saray’a döndüğünden bu yana belgelerin yayımlanmasını geciktirmeye çalıştığı iddia edilen Trump’un adı, yeni dosyalarda yüzlerce kez geçiyor. 

CNN’e göre Trump’un adı binin üzerinde kez anılıyor. Kanal, bazı atıfların “zararsız” olduğunu, bazılarının ise doğrulanmamış cinsel saldırı iddiaları içerdiğini belirtti. 

Belgelerde özellikle öne çıkanlar arasında, FBI’ın geçen yıl Trump’a yönelik topladığı bir cinsel suç iddiaları dosyası, Trump’u 13 yaşındayken kendisine tecavüz etmekle suçlayan bir kadınla ilgili notlar ve FBI’ın bir Epstein mağduruyla yaptığı görüşme yer aldı.  

Bu mağdur, Epstein’ın yardımcısı Ghislaine Maxwell’in kendisini bir partide Trump’la tanıştırdığını söyledi.  

Öte yandan, Adalet Bakanlığı, Trump’a yöneltilen suçlamaların “gerçek dışı” olduğunu açıkladı.   

Trump ise belgeleri görmediğini söyleyerek, “Ancak çok önemli kişilerden, belgelerin beni aklamakla kalmayıp insanların umduğunun tam tersini gösterdiğini duydum” dedi. 

Elon Musk ve Kevin Warsh  

Trump’ın yakın dostu ve X’in sahibi Elon Musk ile eski danışmanı Steve Bannon da belgelerde yer aldı. 

E-postalara göre Musk, 2012–2013 yıllarında Epstein’a mesaj göndererek adayı ziyaret etmek istediğini yazdı. Epstein ise kaç kişiyle geleceğini sordu. Ancak ziyaretin gerçekleşip gerçekleşmediği net değil. 

Belgeler ayrıca Epstein’ın 2012’de Ekonomi Bakanı Howard Lutnick’i adasına davet ettiğini, Lutnick’in eşinin ise çocuklarıyla birlikte daveti kabul ettiğini gösteriyor. 

Yine belgelerde, Epstein'in ölümünden aylar önce Bannon ile siyaset ve seyahat konularında birbirlerine yüzlerce e-posta gönderdiğini ortaya çıkardı. 

Bannon, hazırladığı bir “belgeselde” Epstein’ın itibarını “kurtarmaya yardım edeceğini” söylemişti. 

Epstein’ın 2019’da Bannon’a gönderdiği mesajda şu ifade yer aldı: 

“Bugün, Trump’ın seninle benim arkadaş olduğumuzu duyduğunda neden gecenin bir yarısı ter içinde uyandığını anlayabilirsin.” 

Aynı dönemde Epstein, Obama döneminde Beyaz Saray’da görev yapmış eski avukat Kathryn Ruemmler ile de yazıştı. 

Trump’ın FED başkanlığına aday gösterdiği Kevin Warsh’ın adı da belgelerde geçiyor. Warsh, aralarında Martha Stewart’ın da bulunduğu 43 kişinin katıldığı bir Noel buluşmasına ilişkin bir e-postada yer aldı. 

Los Angeles 2028 Olimpiyatları Organizasyon Komitesi Başkanı Casey Wasserman, Ghislaine Maxwell ile 2003 tarihli e-postalarının ortaya çıkmasının ardından resmi özür diledi. Los Angeles Times’a göre yazışmalarda “uygunsuz ifadeler” vardı. 

Andrew skandalları ve Lajcak’ın istifası 

Epstein belgeleri yalnızca ABD’yi değil, dünya çapında prensleri, başbakanları ve diplomatları da kapsıyor. 

Eski İngiliz Prensi Andrew

Bu bağlamda, Epstein skandalı nedeniyle unvanları elinden alınan eski İngiliz Prensi Andrew yeniden gündeme geldi. Başbakan Keir Starmer, Andrew’un ABD Kongresi’nde ifade vermesi gerektiğini söyledi. 

Belgelerde Andrew’un dizleri üzerinde çökmüş halde kimliği bilinmeyen genç bir kızın beline dokunduğunu gösteren fotoğraflar yer aldı. 

Bunun yanı sıra yeni belgeler, Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit’i (52) olumsuz biçimde gündeme taşıdı.  

Epstein’la temas halinde olduğu yıllardır bilinen prensesin adı belgelerde yüzlerce kez geçiyor.  

Özellikle 2013 yılında Florida’daki Epstein malikanesini ziyaretine ilişkin yazışmalar dikkat çekti. 

Norveç Kraliyet Sarayı, prensesin bu evi ortak bir arkadaş aracılığıyla ödünç aldığını öne sürdü. 

Slovak diplomat Miroslav Lajcak, Epstein’la yaptığı ve “kadınlar ve jeopolitik” konularını içeren yazışmaların ortaya çıkmasının ardından istifa etti. 

Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin adı da bir belgede geçti.  

Epstein, Modi’nin ABD Başkanı için İsrail’de dans edip şarkı söylediğini yazarak, “Birkaç hafta önce görüşmüşlerdi ve bu işe yaradı” ifadelerini kullandı. 

Hint kanalı NDTV ise bu ifadeleri “mahkum edilmiş bir suçlunun saçma düşünceleri” olarak nitelendirdi. 

Libya'yı yağmalama planları 

Yeni belgeler, Epstein’in Libya yetkililerinden haraç almak ve yeniden yapılanmaya yardım bahanesiyle devlet varlıklarına el koymak için İngiliz MI6 ve İsrail Mossad istihbarat teşkilatlarının eski üyeleriyle işbirliği yapma planlarını görüştüğünü ortaya koydu.  

Temmuz 2011 tarihli ve Epstein’a gönderilmiş bir e-postaya göre, Epstein ve yakın çevresi Libya’daki siyasi ve ekonomik istikrarsızlıktan faydalanarak kazanç sağlamayı hedefledi.   

Mesajda Libya’nın zengin bir ülke olduğu ve bunun finansal ile hukuki girişimler için elverişli bir ortam sunduğu vurgulandı.  

Yazışmaya göre bazı uluslararası hukuk firmalarıyla, yalnızca dava kazanıldığında pay alınmasını öngören “başarı ücreti” esasına göre çalışma yönünde görüşmeler yapıldı. 

Belgelerde ayrıca geçmişte İngiliz MI6 ve Mossad’da görev yapmış kişilerin, Libya’ya ait dondurulmuş varlıkların tespiti ve geri alınması konusunda yardım etmeye hazır olduklarını bildirdikleri yer aldı.  

Yazışmalarda, bu sürece erken müdahil olmanın “önemli bir fırsat” yaratacağı vurgulandı. 

Öte yandan Libya hükümetleri, yıllardır Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Mart 2011’de Muammer Kaddafi rejimine yönelik yaptırımlar kapsamında aldığı 1973 sayılı karar uyarınca çeşitli ülkelerde dondurulan Libya fonlarını geri almaya çalışıyor. 

Son dönemde Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti, bazı ülkelerin Libya’daki savaşlar nedeniyle yarım kalan yatırımlarını tazmin etme bahanesiyle bu paralara el koymak için dava açtığını tespit etti.  

Bunun üzerine hükümet, söz konusu dosyayı incelemek üzere özel bir hukuk komitesi kurdu. 

Epstein–Mossad tartışması yeniden alevlendi 

Genel olarak yayımlanan belgeler, Epstein’ın Mossad ile bağlantıları konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. 

Ekim 2020 tarihli bir FBI raporunda, “gizli bir muhbirin” ifadesine dayanan iddialar, Epstein’ın bu istihbarat servisiyle bağlantılı olabileceğine işaret etti. 

Muhbir, Harvard Üniversitesi hukuk profesörü Alan Dershowitz’in zengin ailelerin çocukları üzerinde nüfuz sahibi olduğunu öne sürdü ve Dershowitz ile İsrail istihbaratı arasında bir ilişki bulunduğunu iddia etti. 

Muhbire göre Dershowitz, Güney Florida’nın eski başsavcısı Alex Acosta’ya, “Epstein’ın hem ABD hem de müttefik ülke istihbarat servisleriyle ilişkileri bulunduğunu” bildirmişti. 

Ayrıca söz konusu muhbir, Dershowitz ile Epstein arasında telefon görüşmelerine tanık olduğunu ve bunun ardından İsrail istihbaratının Dershowitz’le temasa geçerek bilgi talep ettiğini ileri sürdü. 

Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak

Epstein’ın eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’a yakın olduğunu ve Barak’ın görev yaptığı 1999–2001 döneminde Epstein’ın istihbarat bağlantılı faaliyetler çerçevesinde “hazırlandığını” da ifade etti. 

Tüm bu veriler ışığında muhbir, Epstein’ın Mossad tarafından yönlendirilen bir ajan olduğu sonucuna vardığını belirtti. 

Belgeler de, Epstein ile Ehud Barak arasında geçen yazışmalarda “Mossad” ifadesinin iki kez geçtiğini gösteriyor. 

Belgelere göre, 17 Aralık 2018’de Epstein, Barak’tan “Mossad için çalışmadığını açıkça belirtmesini” istedi. 

Kaşıkçı cinayeti 

Epstein’ın e-postaları ayrıca 2018’de Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Başkonsolosluğu’nda öldürülmesine ilişkin yazışmalar içeriyor. 

Epstein bu mesajları, 2005–2006 yıllarında Kuveyt Enformasyon Bakanı olan Enes er-Reşid’e gönderdi. 

Mesajlardan birinde Epstein, olayın “münferit bir vakadan daha büyük göründüğünü” yazdı. 

O dönemde Abu Dabi Veliaht Prensi olan Muhammed bin Zayed’in, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Kaşıkçı cinayetine “bulaştırmış” olmasına “şaşırmayacağını” belirtti. 

13 Ekim 2018’de Epstein, bir tanıdığından Muhammed bin Zayed’in kendisiyle “acil” bir görüşme talep ettiğini bildiren bir mesaj aldı. 

Demokratlar tatmin olmadı 

Belgelerin yayımlanmasının ardından Demokratlar, Adalet Bakanı Pam Bondi’yi yasayı ihlal etmekle suçladı. 

Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Robert Garcia, “Başkan Trump ve Adalet Bakanlığı bugün en az belgelerin yüzde 50’sini gizlemeye kararlı olduklarını açıkça gösterdi” dedi. 

Garcia, “Epstein’la iş birliği yapan tüm suç ortaklarının ve kadınlar ile kız çocuklarını cinsel olarak istismar eden tüm erkeklerin isimlerinin açıklanmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı. 

Ayrıca, “Bu sınırlı belgelerin kapsamlı bir incelemesine başlayacağız. Ancak açıkça belirtelim ki soruşturmamız daha yeni başlıyor” diye ekledi. 

Kaynak: Al-Araby Al-Jadeed