İsrail’in “Gideon’un Savaş Arabaları” Operasyonu Sona Erdi mi?
05.08.2025 - 17:17 | Son Güncellenme: 29.08.2025 - 09:02
İsrail işgal ordusu, Gazze Şeridi’nden 98. Tümeni geri çekerek, yaklaşık üç ay süren, askeri bir zafer elde etmek, Hamas yönetimini devirmek ve İsrailli rehineleri kurtarmak amacıyla başlatılan “Gideon’un Savaş Arabaları” operasyonunu fiilen sona erdirdi.
Bu operasyonun amaçlarından biri, Filistinlileri Gazze Şeridi’nin güney kesimine nakletmek ve onları daha sonra yerinden etmek amacıyla Morag (Han Yunus ve Refah arasında) ve Selahaddin (Philadelphi, Gazze Şeridi ile Mısır arasında) arasındaki bölgeye hapsetmekti.
İsrail, devam eden yerinden etme ve tahliyelere rağmen bu hedefine ulaşamadı.
İsrail işgal ordusu geçtiğimiz perşembe günü X üzerinden yaptığı açıklamada, “ek görevler” olarak nitelendirdiği bir hazırlık kapsamında 98. Tümen’in Gazze Şeridi’nin kuzeyinden çekildiğini duyurdu.
İsrail medyası bu adımı, “Gideon’un Savaş Arabaları” adlı kara harekatının sona erdiğine dair bir gösterge olarak değerlendirdi.
Diğer taraftan, İsrail Ordu Radyosu’nda yer alan bir haberde, Gazze Şeridi’nde hala dört askeri tümenin (252, 143, 36 ve 162) konuşlu olduğuna dikkat çekilerek, şu ifadelere yer verildi:
“Dört tümenden ikisi Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ve güneydeki Han Yunus kentinde muharebe görevleri yürütürken, diğer iki tümen savunmayı üstleniyor.”
Aynı dönemde, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, tüm cephelerdeki yedek kuvvet sayısını yüzde 30 oranında azaltma kararı aldıklarını duyurdu.
“Ateş Tümeni” olarak bilinen 98. Tümen, paraşütçü ve komando tugaylarını (özel kuvvetler) içeriyor.
İsrail işgal ordusu, 7 Ekim 2023’te savaşın başlamasından bu yana bu tümenin Gazze Şeridi’ne konuşlandırılacağını ve geri çekileceğini birkaç kez duyurdu.
Geçtiğimiz yıl, 98. Tümen Lübnan savaşına ve Beşşar Esed rejiminin geçen yılın sonlarında devrilmesinin ardından Suriye’nin Hermon Dağı bölgesi ile İsrail ile Suriye arasındaki tampon bölgenin işgaline katıldı.
Yedioth Ahronoth gazetesinde birkaç gün önce yer alan habere göre İsrail işgal ordusu, 98. Tümen’in yerine geçecek olası kuvvetlerin Gazze’ye konuşlandırılacağını duyurmadı.
Haberde, bunun “Gideon’un Savaş Arabaları” operasyonunun sona erdiğinin yakında açıklanacağı anlamına geldiğine dikkat çekildi.
Mayıs ayı başında başlayan operasyon, Filistin direnişinin Gazze’de gerçekleştirdiği pusular ve esir alma girişimleri nedeniyle onlarca İsrail askerinin ölümüne ve yaralanmasına yol açtı.
Bu bağlamda İsrail medyası, Haziran ve Temmuz aylarında en az 40 askerin öldüğünü, geçen ay ise soykırım savaşı sırasında Gazze Şeridi’nde görev yapan yedi askerin intihar ettiğini bildirdi.
Sahada bu gelişmeler yaşanırken, sızıntıların kısmi bir rehine takası ve savaşı sona erdirmek için kapsamlı bir anlaşmanın görüşüleceği 60 günlük bir ateşkesin yakın zamanda sonuçlanacağını göstermesinin ardından Gazze Şeridi’ne yönelik ateşkes görüşmeleri durdu.
Öte yandan Hamas, insani yardımlar ulaştığında ve Gazze’deki insani kriz ve kıtlık sona erdiğinde derhal müzakerelere yeniden başlamaya hazır olduğunu duyurdu.
Söz konusu açıklamada ayrıca, “Müzakerelerin açlık koşullarında devam etmesi, özellikle de suçlu Siyonist işgal güçlerinin geçen hafta, tam da bir anlaşmaya varmak üzereyken, hiçbir gerekçe göstermeden müzakerelerden çekilmesinin ardından, görüşmeleri değersiz ve anlamsız kılıyor” denildi.
Doha’daki son müzakere turunun başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, ABD ve İsrail, Gazze Şeridi’ndeki İsrailli rehinelerin serbest bırakılması için yeni seçenekler araştırdıklarını açıkladı, ancak bu seçeneklerin niteliği hakkında herhangi bir bilgi verilmedi.
Buna karşılık, Hamas’ın askeri kanadı olan Kassam Tugayları’na yakın güvenlik kaynakları, İsrail işgal ordusunun Gazze’de rehineleri arama faaliyetlerinin gözlendiğini bildirdi.
Bu da İsrail’in rehineleri kurtarmak için yeni operasyonlar düzenlemeyi planladığını gösteriyor.
“Gideon’un Savaş Arabaları” operasyonun akıbeti
Siyasi Gelişim Vizyon Merkezi Direktörü Ahmed Atawneh, “Gideon’un Savaş Arabaları operasyonunun sona ermesi, işgal ordusunun ilan ettiği hedeflere ulaşamaması anlamına geliyor” dedi.
Atawneh, Al Araby Al Jadeed gazetesine verdiği demeçte, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki askeri varlığını azaltmasının birkaç faktör sonucu olduğunu vurguladı.
Bu faktörlerin en önemlisinin, İsrail’in Gazze’de yaygın bir yıkıma yol açması ve artık sahada büyük birliklere ihtiyaç duymaması olduğunu söyleyen Atawneh şu ifadelerle açıklamasını sürdürdü:
“Üç aydan uzun süren operasyon, direnişin hala aktif olması ve rehinelerin de ellerinde olması nedeniyle sahadaki durumu çözemedi. Bu, İsrail’in savaşı askeri yolla sona erdirme olasılığını savunan söylemine güçlü bir darbe vurdu.”
Atawneh, İsrail’in Gazze’deki geleneksel araçlarını tükettiğini ve artık siyasi veya askeri bir başarı elde etmeden aynı yaklaşımla devam edemeyeceğini dile getirdi.
Bunun da, İsrail liderliğini “savaşın ertesi günü” sorunuyla başa çıkma konusunda bir ikilemde bıraktığının altını çizdi.
İsrailli yetkililerin, artık Gazze’yi siyasi veya güvenlik açısından yönetme vizyonuna sahip olmadığını, Hamas yönetiminin geri dönüşünü kabul etmediğini ve Filistin Yönetimi’ni yeniden tesis etmeyi de başaramadığını vurguladı.
İsrail’in Gazze’yi yönetmek için işbirliği yapabileceği alternatif bir Filistinli taraf ortaya koyamadığına dikkat çeken Atawneh açıklamasına şöyle devam etti:
“Refah harabeleri üzerine insani bir şehir veya güvenli bölgeler gibi önerilen tüm alternatif formüller, pratik olmayan teorik fikirlerin ötesine geçemedi.”
Atawneh, İsrail’in siyasi alan ve sahada tıkandığını, uluslararası toplumun ise ABD’nin desteği ve İsrail hükümetinin aşırılığı nedeniyle pratik bir çözüm sunamadığını dile getirerek, tüm bunlar nedeniyle savaşın yakın gelecekte sona ermesinin imkansız olduğunu sözlerine ekledi.
İç mesajlar
Yazar ve siyasi analist İyad el-Kara ise, Gazze Şeridi’nde İsrail işgal ordusuna bağlı güçlerin azaltılmasının çeşitli mesajlar taşıdığını ifade etti.
Kara, bu durumun öncelikle İsrail ordusu ile hükümeti arasında, “Gideon’un Savaş Arabaları” olarak bilinen ve esas olarak Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ve Han Yunus şehrinde yoğunlaşan askeri operasyonun hedefleri konusunda bir iç krizin varlığını yansıttığını söyledi.
Al Araby Al Jadeed gazetesine konuşan Kara, operasyonun İsrail işgal ordusuna ağır insan kayıpları verdiğini ve 43’ten fazla askerin hayatını kaybettiğini söyledi.
Bunun kara harekatları ve askeri operasyonların başlamasından bu yana görülen en yüksek kayıplardan biri olduğunu belirtti, ancak buna rağmen karada somut bir başarı elde edilemediğini belirtti.
Kara, “İsrailli rehineler meselesi veya direnişin fiili kapasitesinin yok edilmesi konusunda belirli hedeflerin gerçekleştirildiğine dair açıklama yapılmadı. Bu da bu askeri operasyonun başarılı olup olmadığı konusunda soru işaretleri yaratıyor” diye konuştu.
“Gideon’un Savaş Arabaları” operasyonunun, Mart ayında ateşkes müzakerelerinin sekteye uğramasının ardından başlatıldığını dile getiren Kara, açıklamasında ayrıca şu ifadelere yer verdi:
“Bu operasyon, Hamas’a karşı sahada bir baskı aracı olarak kullanıldı, ancak hareketin İsrail’in Gazze’den tamamen çekilmesi ve insani yardım girişi taleplerine bağlı kalmaya devam etmesinden de anlaşılacağı üzere, bu hedefe ulaşılamadı.”
Söz konusu operasyonun ek bir baskı aracı olarak açlık politikasıyla birlikte yürütüldüğünü belirten Kara, “Ancak bu politika, Gazze Şeridi üzerindeki yıkıcı insani etkisine rağmen, uluslararası toplum nezdinde İsrail’e ters tepti ve eylemlerini ifşa etti. Bu da uluslararası eleştirilerin ve ABD yönetimi üzerindeki baskının artmasına yol açtı” dedi.
Kara, mevcut ortamın, özellikle Hamas’ın kıtlık krizinin ele alınması ve sona erdirilmesi koşuluyla müzakerelere dönmeye hazır olduğunu açıklamasının ardından, tarafların müzakere masasına dönmesinin önünü açabileceğini ifade etti.
Siyasi analist açıklamasını, “Uluslararası çabalar sarf ediliyor, ancak henüz Gazze’deki insani felaketin boyutuna ulaşmadı” ifadeleriyle noktaladı.
Sahadaki yankıları
Orouba Stratejik Araştırmalar ve Araştırma Merkezi Müdürü Ahmed Tanani de, İsrail işgal ordusunun Gazze Şeridi’ndeki güçlerini azaltma kararını, üç aydan uzun süren ve Gazze’nin yaklaşık yüzde 70’ini kapsayan yoğun askeri konuşlanmanın ardından sahadaki yansımalara ve geniş çaplı yorgunluğa bağladı.
Tanani gazeteye verdiği demeçte, “İşgal güçleri, daha önce güvenli olarak tanımlanan bölgelerde bile sürekli olarak direnişin pusularına maruz kalmaları nedeniyle, bu süre boyunca sahada gerçek bir dinlenme fırsatı bulamadılar” diye konuştu.
İsrail işgal ordusunda, sahadaki asker sayısını azaltmak için acil bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Tanani ayrıca şunları ekledi:
“Bu sadece dinlenmek için değil, direnişin hedef alabileceği askerlerin sayısını azaltmak için de gerekli. Özellikle de ordu, siyasi süreçlerin tıkanmasıyla direnişin askerleri kaçırmayı bir baskı aracı olarak kullanma niyetinde olduğuna dair işaretler tespit etti.”
Tanani, İsrail işgal ordusunun bitkin ve yoğun bir şekilde konuşlandırılmış olmasının onları kolay hedeflere dönüştürdüğünü de söyledi.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, özellikle İsrail kamuoyunda savaşın meşruiyetinin gözle görülür şekilde azalması, askerlik hizmetini reddetme dalgasının artması, asker aileleri arasında öfkeli eylemler ve askerler arasında intihar olgusunun artmasıyla birlikte, Gazze Şeridi’ndeki ordu saflarında artan ölüm sayısına karşı hassasiyet gösterdiğini dile getirdi.
Tanani, tüm bunların savaşın sona erdirilmesi veya kesin bir sonuca ulaşılması için siyasi bir ufkun yokluğunda askeri kurumun katlanmak zorunda olduğu endişe verici göstergeler olduğunun altını çizdi.
“Gideon’un Savaş Arabaları” operasyonuna değinen Tanani, operasyonun savaş için belirleyici bir aşama olmasının planlandığını söyledi.
Bu stratejinin, direnişin yapısını çökertmesi, yavaş ve uzun süreli bir saha kontrolüyle Filistin güçlerini etkisiz hale getirmesinin beklendiğini söyleyen Tanani, “Ancak sahadaki veriler bu stratejinin büyük bir başarısızlık olduğunu kanıtladı” dedi.
Açıklamasının sonunda Tanani, “İsrail işgal güçlerindeki ölü sayısı, işgalin uzamasıyla birlikte arttı. Direniş ise güneyde Refah’tan kuzeyde Beyt Hanun’a kadar birçok bölgede varlığını ve faaliyetini sürdürdü” diye konuştu.