İsrail Medyası: Mekke Anlaşması Bölgede Yeni Bir Güvenlik Dengesi Oluşturabilir
10.08.2026 - 13:30 | Son Güncellenme: 10.08.2026 - 13:34
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan üçlü savunma anlaşması İsrail medyasında geniş yankı buldu.
Mekke’de imzalanan anlaşma, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılmasını öngörüyor.
İsrail medyasındaki haber ve yorumların büyük bölümünde anlaşma, İsrail’e karşı oluşturulmuş bir yapıdan ziyade İran ve İran bağlantılı gruplardan kaynaklanan tehditlerle mücadele etmeyi amaçlayan yeni bir bölgesel güvenlik mekanizması olarak değerlendirildi.
Gözden Kaçmasın
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kolektif caydırıcılık ilkesine dayanan anlaşmanın güvenlik ve savunma alanlarındaki iş birliğinin geliştirilmesine, savunma sanayisinde ortak projelerin hayata geçirilmesine ve terörle mücadeleye katkı sağlayacağını söyledi.
Erdoğan ayrıca anlaşmanın, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesinde güvence altına alınan meşru müdafaa hakkını yeniden teyit ettiğini, herhangi bir ülkeye karşı olmadığını ve bölgede barış, refah ve istikrarı geliştirmek isteyen ülkelerin katılımına açık olduğunu vurguladı.
KAN: Anlaşmanın odağında İran var
İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN, anlaşmayı “Birine yönelik saldırı, hepsine yönelik saldırı sayılacak” başlığıyla duyurdu.
Haberde, üçlü mekanizmanın Suudi Arabistan ile Pakistan arasında Eylül 2025’te imzalanan savunma ittifakının genişletilmiş bir versiyonu olduğu belirtildi.
KAN’da yayımlanan haber ve yorumlarda, İran’la yaşanan gerilim ile Körfez ülkelerine yönelik saldırıların anlaşmanın şekillenmesine yol açan başlıca faktörler arasında olduğu ifade edildi.
KAN ayrıca Pakistan’ın nükleer kapasitesinin Türkiye’ye “NATO’dan bağımsız bir nükleer şemsiye” sağlayabileceği değerlendirmesinde bulundu. Ancak bunun, yayımlanan anlaşma hükümlerinde yer alan bir madde değil, İsrail medyasına ait bir yorum olduğu belirtildi.
Türkiye’nin savunma sanayisi öne çıkarıldı
i24NEWS gelişmeyi “İran’a ve Trump’a mesaj mı?” başlığıyla duyurdu ve üç ülkenin ittifaka birbirini tamamlayan kabiliyetler sunduğunu yazdı.
Haberde Pakistan’ın askerî ve nükleer kapasitesiyle, Suudi Arabistan’ın ekonomik gücüyle, Türkiye’nin ise gelişmiş savunma sanayisiyle anlaşmaya katkı sunduğu belirtildi.
Kanal, anlaşmanın üç ülkenin güvenlik alanında yalnızca ABD’ye bağımlı olma durumunu azaltma arzusunu yansıttığını öne sürdü. Değerlendirmeye göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran politikasına ilişkin belirsizlik de Ankara, Riyad ve İslamabad arasındaki iş birliğini hızlandırdı.
Jerusalem Post gazetesi de Türkiye’nin askerî kapasitesi, Suudi Arabistan’ın ekonomik gücü ve Pakistan’ın stratejik kabiliyetlerinin birleşmesinin bölgesel caydırıcılık dengesini değiştirebileceğini yazdı.
Gazete, anlaşmanın üç ülke arasındaki uzun vadeli güvenlik iş birliğini kurumsallaştırma ve İran karşısında yeni bir bölgesel denge unsuru oluşturma potansiyeli taşıdığını belirtti.
Israel Hayom: Her şey İsrail’le ilgili değil
Israel Hayom gazetesi, anlaşmaya ilişkin analizini “Her şey İsrail’le ilgili değil” başlığıyla yayımladı.
Analizde, İsrail’deki bazı çevrelerin anlaşmayı ileride İsrail’e karşı hareket edebilecek yeni bir bloğun temeli olarak gördüğü ancak bu yorumun Suudi Arabistan’ın temel güvenlik kaygılarını gözden kaçırdığı ifade edildi.
Gazeteye göre Riyad’ın temel amacı İsrail’e karşı bir cephe oluşturmak değil, Husilerden ve Irak’taki İran bağlantılı silahlı gruplardan kaynaklanan tehditlere karşı stratejik derinlik kazanmak ve istikrarlı ortaklar edinmek.
Gazete bu nedenle anlaşmayı İsrail’den çok İran’ın yakından takip etmesi gerektiği değerlendirmesinde bulundu.
Analizde ayrıca anlaşmanın resmî olarak İran’a karşı kurulmuş bir ittifak olmasa bile, bölgenin üç önemli gücünün askerî, ekonomik ve diplomatik kapasitelerinin birleşmesinin Tahran’ın bölgesel hareket alanını daraltabileceği belirtildi.
Jerusalem Post ayrıca İsrail’in eski Ulusal Güvenlik Konseyi Başkanı Yaakov Nagel’in değerlendirmelerine yer verdi. Nagel, anlaşmanın doğrudan askerî müdahale taahhüdünden ziyade bir caydırıcılık aracı ve diplomatik mesaj olarak işlev görebileceğini savundu.
Bunun yanı sıra haberlerde, yeni anlaşmanın yalnızca askerî müdahaleyle sınırlı olmadığı; savunma sanayisinde ortak projeler, güvenlik koordinasyonu, terörle mücadele ve kurumsal iş birliği gibi başlıkları da kapsadığı vurgulandı.
Türkiye’nin Kızıldeniz’deki rolü
Walla’da yayımlanan bir analizde, anlaşmanın Türkiye’nin Kızıldeniz ve Babülmendep bölgesindeki güvenlik girişimlerinde daha önemli bir rol üstlenmesini sağlayabileceği belirtildi.
Türkiye’nin savunma teknolojileri, insansız hava araçları alanındaki kabiliyetleri ve Somali’deki varlığı, bölgedeki deniz ulaşım yollarının güvenliğine katkı sağlayabilecek unsurlar arasında gösterildi.
Mısır da anlaşmaya katılabilir
N12 kanalı, Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, bazı teknik konuların çözüme kavuşturulmasının ardından Mısır’ın da anlaşmaya katılabileceğine ilişkin sözlerini öne çıkardı.
Haberde Fidan’ın anlaşmayı, teknik açıdan NATO’nun üye ülkeler arasındaki ortak savunmayı düzenleyen 5. maddesine benzer bir yapı olarak tanımladığı aktarıldı.
Yeni yapı kapsamında NATO’dakine benzer bir bakanlar komitesinin yanı sıra merkezi Suudi Arabistan’da bulunacak bir genel sekreterliğin kurulmasının planlandığı belirtildi.
N12 ayrıca Fidan’ın, anlaşmanın İran’a veya başka herhangi bir ülkeye karşı olmadığını vurgulayan açıklamasına da yer verdi.
Kaynak: TRT İbranice