İran'ın Yeraltındaki Gizemli Tesisi: ABD "Kazma Dağı"nı Yıkabilir mi?
23.07.2026 - 11:06 | Son Güncellenme: 13.08.2026 - 09:57
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın "Kazma Dağı" tesisini hedef alma tehdidini sürdürüyor. Bu gelişme, İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stoğunun ve gelişmiş santrifüjlerin bir bölümünü taşımış olabileceği düşünülen, son derece tahkimli yeraltı nükleer tesisine yeniden dikkat çekiyor.
Trump, Salı günü yaptığı açıklamada, "O bölgeyi büyük ihtimalle çok yakında vuracağız. Buna karşı hiçbir şey yapamayacaklar" dedi. Tahran ise nükleer tesislerine yönelik herhangi bir Amerikan saldırısının bölgedeki savaşı ciddi biçimde tırmandıracağı uyarısında bulundu.
Kazma Dağı
"Kazma Dağı", İran'ın orta kesiminde, daha önce Amerikan ve İsrail saldırılarına maruz kalmış olan Natanz uranyum zenginleştirme tesisinin yaklaşık bir buçuk kilometre güneyinde, yerin derinliklerine inşa edilmiş son derece tahkimli bir tesis. Bu konumu, tesisi hem ABD ve İsrail için hem de olası bir kara harekâtı açısından son derece zor bir hedef hâline getiriyor.
Uluslararası Bilim ve Güvenlik Enstitüsü'nün verilerine göre tesisin, "kazma" anlamına gelen "Kuh Kolang Gaz La" adıyla bilinen büyük bir dağın altında, en az 100 metre derinlikte konuşlandığı tahmin ediliyor.
İran, tesisi 2020 yılında inşa etmeye başladı ve o dönemde BM'ye bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nı (IAEA) bilgilendirerek alanın ileride nükleer yakıt üretimine yönelik santrifüj montajı için kullanılacağını açıkladı.
Ancak tesisin gerçek niteliği hâlâ belirsizliğini koruyor. Kamuya açık herhangi bir planı bulunmuyor; uzmanlar değerlendirmelerini büyük ölçüde uydu görüntülerinin analizine dayandırıyor.
Son analizlere göre uydu görüntüleri, birden fazla tünel kompleksinin yanı sıra geniş bir güvenlik çevresi ve betonarme tahkimli girişlerin varlığını ortaya koyuyor. Bu önlemlerin hava saldırılarına karşı koruma amacı taşıdığı değerlendiriliyor.
Tesis faaliyete geçti mi?
CNN'in haberine göre "Kazma Dağı"nın henüz tam anlamıyla faaliyete geçmediği, içinde ve çevresinde inşaat çalışmalarının sürdüğü belirtiliyor. Özellikle İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te Natanz kompleksi başta olmak üzere çeşitli İran nükleer tesislerini hedef almasının ardından bu çalışmaların hız kazandığı düşünülüyor.
Uzmanlar, tesisteki artan faaliyetin olası nedenlerine ilişkin çeşitli senaryolar öne sürüyor. Bu senaryolar arasında İran'ın BM'ye bildirdiği üzere santrifüj üretimi yapması, diğer nükleer tesislerin zarar görmesinin ardından bazı operasyonların bu alana taşınması ve tesisin gizli uranyum zenginleştirme amacıyla kullanılması yer alıyor. Söz konusu son ihtimal, nükleer silah geliştirmeyle doğrudan bağlantılı bir faaliyet olarak değerlendiriliyor.
İran zenginleştirilmiş uranyumu Kazma Dağı'na mı transfer etti?
İsrailli bir kaynak, İsrail istihbaratının Haziran ayındaki saldırıların ardından İran'ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun bir bölümünü ve gelişmiş santrifüjleri bu tesise taşıdığına inandığını aktardı.
12 gün süren savaş boyunca İsrail, Natanz, İsfahan ve Fordo olmak üzere üç ana İran nükleer tesisini hedef aldı; nükleer araştırma ve geliştirme alanında görev yapan pek çok üst düzey bilim insanı da hayatını kaybetti. Ardından ABD de askerî operasyonlara katılarak aynı tesisleri daha güçlü bombalarla vurdu. Trump, bu saldırıların İran'ın nükleer kapasitesini yok ettiğini ileri sürdü. Ancak "Kazma Dağı", ne ABD ne de İsrail'in hedef listesinde yer aldı.
Sonraki dönemde yapılan Amerikan ve BM istihbarat değerlendirmeleri, İran nükleer programının önemli hasar görmesine karşın bazı bölümlerinin varlığını sürdürdüğüne işaret etti.
O tarihten bu yana yaklaşık 450 kilogram olduğu tahmin edilen yüksek zenginleştirilmiş uranyum stokunun akıbeti, ABD ve İsrail'in gündemindeki en kritik dosyalardan biri hâline geldi. İki ülke, Tahran'ı bu stoktan vazgeçmeye zorlamayı ya da stoka ulaşmayı hedefliyor.
Raporlar, İran'ın yüksek zenginleştirilmiş uranyum stokunu koruma altına almak için bazı tünelleri kapattığını, girişleri tahkim ettiğini ve erişim noktalarına patlayıcı yerleştirdiğini ortaya koyuyor.
Trump: "Santrifüjlerin taşındığına dair hiçbir kanıt yok"
Trump'a Salı günü İran'ın gelişmiş santrifüjleri "Kazma Dağı"na taşıyıp taşımadığı sorulduğunda, Başkan İsrail kaynaklı raporları küçümseyerek bu konuda belgelenmiş bir kanıtının bulunmadığını söyledi.
İran ise Çarşamba günü bir kez daha "Kazma Dağı"nda gizli bir yeraltı nükleer kompleksinin varlığını reddetti. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bağai, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, "Washington'ın hiçbir nükleer faaliyetin yürütülmediği Kazma Dağı'na (Kolang) olan takıntısı, saldırganlığı, yıkımı ve sabotajı meşrulaştırmak için uydurulmuş bir bahaneden ibarettir" dedi.
İran, nükleer programının barışçıl amaçlara hizmet ettiğini savunuyor ve iç elektrik ihtiyacını karşılamak ile ihracat için daha fazla petrol serbest bırakmak amacıyla ek nükleer enerji santrali inşa etmeyi planladığını açıklıyor.
Tesis saldırıya uğrayabilir mi?
Analistler, "Kazma Dağı"nın hedef alınabilirliği ve olası bir asker3i operasyonun sonuçları konusunda farklı görüşler taşıyor. Nükleer silahların yayılmasını önleme alanında uzman Andrea Stricker, Trump'ın İran'ın "zenginleştirme ya da nükleer silah seçeneğini yeniden inşa etmesini" ve "nükleer programının kalıntısı olan binlerce santrifüje erişmesini" engellemek için harekete geçmesi gerektiğini savunuyor.
Bununla birlikte, tesisin büyük derinliği ve tahkimat yapısı nedeniyle askerî bir operasyonun son derece karmaşık olacağı değerlendiriliyor. Uzman analizlerine göre tesis, derin bir yeraltı konumunda olmasına karşın havalandırma, ısıtma-soğutma sistemleri, enerji kaynakları ve sürekli ikmal hatlarına muhtaç; bu da ABD ya da İsrail'in istismar edebileceği zayıf noktalar oluşturuyor. Yine de yalnızca hava saldırılarının, yerin derinliklerine gömülü tesisin esas bölümünü tamamen imha etmeye yetmeyebileceği vurgulanıyor.
Carnegie Endowment'ın nükleer politika programını yöneten James Acton ise ABD'nin kapasitesinin tünel girişlerini tahrip etmek ya da tesise erişimi engellemekle sınırlı kalabileceğini belirterek bunun tesisin kapasitesinde köklü bir değişiklik yaratmayacağı görüşünü paylaşıyor.
Kaynak: Al-Araby TV