Haşdi Şabi Güçleri Yeni Yasayla “Irak Devrim Muhafızları”na mı Dönüşecek?
19.08.2025 - 17:22 | Son Güncellenme: 01.09.2025 - 11:04
Irak’ta silahlı grupların liderleri ve iktidar koalisyonu Koordinasyon Çerçevesi milletvekilleri, Haşdi Şabi (Halk Seferberlik Güçleri) yasasının mecliste kabul edilmesi için parlamento oturumu yapılması çağrısında bulunurken, diğer siyasi güçler, blokların liderleri ve hükümet yasaya ilişkin sessizliğini koruyor.
Gözlemciler, 70'ten fazla milis ve silahlı grubu bünyesinde barındıran Koordinasyon Çerçevesi’nin kurulmasından iki yıl sonra, 2016’da çıkarılan Haşdi Şabi yasası ile yenisi arasında önemli farklılıklar ve çelişkiler olduğuna dikkat çekiyor.
Aylardır parlamentoda bekletilen yasa tasarısı, meclisteki Sünni ve Kürt güçlerin yasaya ilişkin çekincelerinin yanı sıra, ABD tarafından da reddediliyor.
Gözden Kaçmasın
Irak Bakanlar Kurulu, 25 Şubat’ta düzenlediği olağan toplantıda, yeni Haşdi Şabi yasa tasarısını onaylayarak meclise göndermişti.
Tasarının birinci ve ikinci okumaları tamamlandı, sadece oylama aşaması kaldı. Ancak Kürt ve Sünni milletvekilleri tasarının geçmesine karşı çıkıyor.
Haşdi Şabi yasasının zamanlaması
Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin geçtiğimiz pazar günü yaptığı açıklamada, Haşdi Şabi yasasının yürürlüğe girmesi için zamanlamanın yanlış olduğunu belirterek, hükümetin silahlı grupları zorla silahsızlandıramayacağını belirtti.
Hüseyin konuya ilişkin açıklamasında ayrıca şu ifadeleri kullandı:
“Haşdi Şabi yasasının zamanlaması yanlıştı ve ben, özellikle bölgesel ve uluslararası durum ve İran-ABD çatışması ortamında, yasa tasarısını parlamentoya göndermeden önce bunu söyleyen kabinedeki tek bakandım.”
Söz konusu grupları silahsızlandırmak için onlarla rasyonel bir diyaloğa ihtiyaç olduğunun altını çizen Hüseyin şunları ekledi:
“Silahlar şiddet yoluyla etkisizleştirilemez, çünkü bu iç çatışmalara yol açabilir. Ulusal diyalogdan önce, Şii partiler ve Şii liderlik çerçevesinde Şii-Şii diyaloğuna ihtiyacımız var. Ne yazık ki, şimdiye kadar bu konuda bir askeri operasyonun dondurulması veya gerçekleştirilmemesi dışında herhangi bir diyalog gerçekleşmedi.”
“Haşdi Şabi Otoritesi Yasası” olarak bilinen ilk yasanın kabulünden sekiz yıl sonra, iktidar koalisyonu olan Koordinasyon Çerçevesi, geçen yılın sonunda Haşdi Şabi güçleri için yeni bir yasa tasarısı sundu.
Yaklaşık 20 maddeden oluşan yasa tasarısı, koalisyon tarafından bu amaçla oluşturulan özel bir komite aracılığıyla ve koalisyon içindeki etkili blok ve isimlerin desteğiyle sunuldu.
Bu isimler arasında Hadi el-Amiri liderliğindeki Bedir Hareketi, Kays Hazali liderliğindeki Sadıkun Hareketi, Ketaib Hizbullah’a bağlı Hak Hareketi ve Ebu Ala el-Velai liderliğindeki Seyyid eş-Şüheda Tugayları yer alıyor.
Söz konusu yeni yasa, Haşdi Şabi’nin yasal ve örgütsel yapısında köklü değişiklikler getiriyor.
Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın bazı kaynaklar, yasanın bölgedeki son gelişmeler, İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve Hizbullah eski Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’a yönelik suikasttan önce hazırlandığını bildirdi.
Önceki yasa, Haşdi Şabi’ye kuruluşundan sonraki askeri ve güvenlik operasyonları için yasal bir çerçeve sağlamayı amaçlıyordu. Ancak örgütün yapısı, finansmanı veya idari yönlerinin ayrıntılarına girmiyordu.
Yeni yasanın destekçilerine göre bu, Haşdi Şabi’nin üye sayısının 200 bini aşması nedeniyle özel ve kalıcı bir yasaya ihtiyaç duyduğu anlamına geliyordu.
Haşdi Şabi güçleri, hükümet tarafından belirlenen bütçeye sahip geçici bir kuruluştan, Savunma ve İçişleri Bakanlıkları bütçelerine benzer şekilde, her yıl meclise sunulan bütçeye sahip kalıcı bir askeri oluşuma dönüştü.
Yeni yasa ayrıca Haşdi Şabi’ye, Savunma ve İçişleri Bakanlıklarından bağımsız bir askeri eğitim akademisi, askeri üretim müdürlüğü ve operasyonel ve askeri güvenlik kararları içeren bir organizasyon yapısı sağlıyor.
Haşdi Şabi, hareket etme, tutuklama ve eylemde bulunma yetkisine sahip bir iç güvenlik teşkilatına sahip.
Örgüt için ayrıca “mühendis şirketi” adı altında sivil ve ticari bir kolun kurulmasının onaylanması bekleniyor.
Yeni yasaya göre Haşdi Şabi komutanı veya başkanı bakan rütbesine sahip olacak, örgüt üyesi ise asker veya üye değil, mücahit unvanını taşıyacak.
Ancak yeni yasada muğlak ve yoruma açık görülen madde, Haşdi Şabi’nin siyasi sistemi korumasıydı.
Gözlemciler, özellikle silahlı grupların ülkenin güneyi ve merkezinde protestocuları bastırma girişimleri göz önüne alındığında, bunun iktidar partilerine kalıcı iktidar sağlamak için tasarlandığına inanıyor.
Söz konusu silahlı grupların 2019’da protestocuları bastırma girişimleri, yüzlerce protestocunun ölümüne yol açmıştı.
Diğer yandan, Güvenlik ve Savunma Komitesi üyesi olan, Koordinasyon Çerçevesi’nden Milletvekili Yaser Vatut, konuya dair Al Araby Al Jadeed’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Haşdi Şabi için yeni yasa tasarısı, teşkilat ve yapı bakımından 2016 tarihli yasadan farklılık gösteriyor. Önceki yasa, güvenlik teşkilatı içindeki yetkiyi tanımakla sınırlıyken, yeni yasa iç teşkilat yapısı ve bir askeri akademi kurulması gibi ayrıntılı hükümler içeriyor.”
Vatut, “Yeni yasa, örgütün basit bir kuruluş yapısından tam yetkili bir askeri kuruma geçişini temsil ediyor. Bu değişim, Haşdi Şabi’nin devlet kurumlarıyla entegrasyonunu artıracak” diye konuştu.
Yasadaki ihtilaf noktaları
Güvenlik ve stratejik işler uzmanı Saif Raad ise yeni yasanın, 2016 tarihli yasanın yürürlükten kaldırılmasını ve yerine 18 maddelik yeni bir yasa çıkarılmasını öngördüğünü söyledi.
Al Araby Al Jadeed’e konuşan Raad, konuya ilişkin açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü:
“Resmi adı, ‘Haşdi Şabi Hizmeti Yasası’ yerine ‘Haşdi Şabi Otoritesi Yasası’ olacak. Bu yasa, örgütün silahlı kuvvetlerin başkomutanıyla bağlantısını teyit ediyor, ancak otoriteye önceki yasaya kıyasla daha fazla idari ve örgütsel bağımsızlık sağlıyor.”
Raad, en önemli anlaşmazlık noktalarının, örgütün başta Irak’taki anayasal ve demokratik sistemi korumak olan yeni görevlerle ilgili olduğunu söyledi.
Bu görevin daha önce mevcut olmadığını söyleyen Raddi “Önceki görevler daha ziyade IŞİD de dahil olmak üzere radikal örgütlerle mücadele etmekti. Bu nokta, egemenliğin yasada olduğunu ve otoritenin ve meşruiyetinin kaynağının halk olduğunu belirten Irak Anayasası'nın 5. maddesiyle açıkça kesişiyor” dedi.
Komisyonun Irak’taki siyasi sistemi koruma bahanesiyle bir baskı aracı haline gelmesinden endişe duyulduğunu dile getiren Raad şunları ekledi:
“Yeni yasa, savaşçıları eğitmek ve mezunlara askeri bilimler alanında lisans derecesi vermek üzere bir Haşdi Şabi Akademisi kurulmasını garanti altına alıyor. Şu anda, Savunma Bakanlığı’na bağlı askeri okul mezunlarını işe alan Terörle Mücadele Servisi gibi güvenlik ve askeri kurumlar mevcut. Bazıları bunu, anayasal olarak kurulmuş Irak ordusuna eşdeğer bir gücün çekirdeğini oluşturmak olarak yorumluyor.”
Raad, Washington’ın, söz konusu yasayı ABD-Irak güvenlik ortaklığının hedefleriyle çeliştiği ve ABD yaptırım listelerinde terörist olarak tanımlanan kuruluş ve liderlerle bağlantılı bazı gruplara meşruiyet kazandırdığı için reddettiğini söyledi.
Ayrıca Washington’ın, yasanın ABD güçlerinin güvenlik ve ekonomik çıkarlarını tehdit eden ve Irak’taki İran nüfuzunu güçlendiren gruplar için yasal bir şemsiye sağladığına inandığını vurguladı.
ABD’nin bu nüfuzu, güvenlik ortaklığı ve iki taraf arasında imzalanan Stratejik Çerçeve Anlaşması için bir tehdit olarak gördüğünün altını çizen Raad, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü:
“Washington, yasanın Haşdi Şabi’ye özellikle de siyasi sistemi korumadaki rolü olmak üzere daha fazla yetki verdiğine inanıyor. Bu durum, onu orduya paralel bir güç haline getirebilir ve ülkede Irak Devrim Muhafızları’nın kurulmasına yönelik korkular arasında uluslararası koalisyonla güvenlik iş birliğini engelleyebilir.”
Yeni yasanın Haşdi Şabi’ye bağımsız bir yapı (ekonomik projeleri olan bir askeri akademi) sağladığının altını çizen Raad, Al Araby Al Jadeed’e yaptığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Yasa ayrıca örgüt üyelerine mücahit unvanı veriyor. Bu da Washington’ın onu İran Devrim Muhafızları’na benzer bir model olarak görmesine neden oluyor. Oysa, sistemimiz federal bir demokrasi olduğu ve sivil bir sistem olarak kabul edildiği göz önüne alındığında, yasadaki mücahit unvanı Irak anayasasına aykırı. Bu yasayı çıkaranlar, çelişkiler ve anayasa ihlalleriyle nasıl başa çıkacak?”
Raad, 2016 yasasının Haşdi Şabi güçlerinin sınırlı yetkilere sahip, başkomutana bağlı bir terörle mücadele destek gücü olarak varlığını yasallaştırmak için genel bir çerçeve olduğunu söyledi.
Ancak 2025 tarihli yasa tasarısının, Haşdi Şabi’nin idari ve örgütsel bağımsızlığını güçlendirmeyi ve siyasi sistemi koruma, askeri akademi kurma ve ekonomik projeler gibi geniş yetkiler vermeyi amaçladığını belirtti.
Ayrıca, silah ve askeri teçhizat türü konusunda belirtilmemiş yetkiler de verildiğini söyleyen Raad şunları ekledi:
“Bu durum, Haşdi Şabi’nin orduya paralel bir yapıya dönüşebileceği endişelerinin yanı sıra İran nüfuzunun güçlendirilmesi ve ekonomik yaptırım tehditleriyle güvenlik ortaklığını tehdit etme korkusundan kaynaklanan ABD’nin çekincelerini de beraberinde getirdi.”
Raad açıklamasının sonunda, “Ülke içindeki ret ise Haşdi Şabi’nin yapısı ve belirli grupların kurumda hakimiyet kurma korkusuyla ilgili siyasi bölünmelerden ve Sünni ve Kürt güçlerin siyasi dengeyi kaybetme korkusundan kaynaklanıyor” diye ekledi.
Öte yandan, Erbilli güvenlik ve siyasi işler araştırmacısı Yasin Aziz, Irak Meclisi tarafından 2016 yılında çıkarılan 40 sayılı yasanın, Haşdi Şabi’nin IŞİD’e karşı mücadele eden askeri bir kurum olarak varlığını meşrulaştırdığını söyledi.
Bunun belirli yetkiler dahilinde Haşdi Şabi’nin ödüllendirilmesi anlamına geldiğini vurgulayan Aziz, “Ancak Haşdi Şabi, özellikle silahlanma, askeri emirlere itaat ve resmi bir Irak kurumuna bağlı bir güce uygulanan çifte standartlar konusunda, Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığı’na bağlı bir güç olarak yetkisini birçok kez aştı” dedi.
Haşdi Şabi yasasında önerilen değişikliklerdeki farka değinen Aziz, “Irak ordusuna paralel kabul edilen, Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı gibi Irak hükümetindeki güvenlik bakanlıklarından ayrı, bağımsız bir kurum oluşturan geniş yetkiler içeriyor” dedi.
Bu yetkilere, silahlanma konusunda mutlak yetkiler ve İran Devrim Muhafızları Ordusu ile daha yakın bağların da eklendiğini söyledi.
Aziz, “Yeni yasa, Haşdi Şabi’yi İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun bir klonu haline getirecek ve bu da ‘Direniş Ekseni’ ile ideolojik bir bağ anlamına geliyor” diye konuştu.
Bu durumun, sınırsız yetkilere sahip böyle bir kurumu kontrol etmeyi zorlaştıracağını, hatta imkansız hale getireceğini vurgulayan Aziz, “Bu nedenle ABD ve iç siyasette yeni yasanın biçimine ve içeriğine karşı muhalefet ortaya çıktı” diye ekledi.
Beklenti ve gerginlik
Irak Meclisi koridorlarında, yasanın onayı konusunda yaklaşan oturumlarda yeni bir karışıklık yaşanacağı konusunda bir beklenti ve gerginlik hakim.
Tartışmalı yasaların, özellikle de Haşdi Şabi yasasının onaya sunulması ve meclisteki etkili güçlerin bu yasayı geçirmekte ısrar etmesi üzerine, 16 Temmuz’da yapılan gergin oturumda önemli sayıda Kürt ve Sünni milletvekili salonu terk etti.
Söz konusu milletvekilleri, oturuma başkanlık eden Meclis Başkanvekili Muhsin Mendelavi’nin bir anlaşmaya varılmadan Haşdi Şabi yasasına gündemine alması nedeniyle bir sonraki oturumları boykot edeceklerini duyurdu.
Irak Meclisi, daha önce Haşdi Şabi yasasını mart ayı sonunda onaylamıştı, ancak anlaşmazlıklar yasanın oylanmasını engelledi. İkinci yasa okuması başarısız oldu ve oturumlar askıya alındı.
Meclis, altı aydan uzun süren aranın ardından geçen ay yasama dönemine başladı. Tartışmalı yasalar üzerindeki siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle çoğu milletvekili toplantıya katılmadı ve onay için gerekli sayı sağlanamadı.
Haşdi Şabi güçleri, Temsilciler Meclisi'nin 40 sayılı yasayı onaylamasının ardından 2016 yılında resmen kuruldu.
Aynı yıl Başbakan, Haşdi Şabi üyelerinin silahlı kuvvetlere entegre edileceğini duyurdu.
2020 yılında, Haşdi Şabi üyelerinin ayda 1,25 milyon dinar (yaklaşık 1.000 dolar) olan maaşı bir Irak askerinin maaşına eşitti.
Haşdi Şabi üyelerine ayrıca konut ve diğer ödenekler de verildi ve bunların dağıtımı askeri tugay sistemine göre onaylandı.
Ancak pratikte Haşdi Şabi içindeki her silahlı grup, konuşlandırıldıkları çeşitli vilayetlere nüfuz ve varlık alanlarını paylaşmanın yanı sıra kendi adını, üyelerini, siyasi ve ideolojik bağlantılarını koruyor.