Hamas Yeni Liderini Seçti: Halil el-Hayye'nin Seçilmesinin Ardından Hareketi Ne Bekliyor?

Suikastlar ve yoğun yıpratma savaşı altında iç kurumlarını çalıştırarak seçimi tamamlayan Hamas, Gazze kökenli ve deneyimli müzakereci liderlik çizgisini korurken; yeni yönetimin önünde ateşkes, Gazze'nin geleceği ve ağır insani krizle başa çıkma gibi çetin sınavlar duruyor.
halilhayye.png

22.07.2026 - 12:59  |  Son Güncellenme:  13.08.2026 - 13:26

Hamas'ın tarihinin en karmaşık dönemlerinden birinde, Halil el-Hayye'nin Yahya es-Sinvar'ın ardından siyasi büro başkanlığına seçilmesi, salt bir liderlik değişikliğinin çok ötesinde anlamlar taşıyor.

Bu karar, hareketin eşi görülmemiş bir yıpratma savaşı verdiği, İsrail'in askerî operasyonlarını sürdürdüğü, siyasi ve askerî kadroların hedef alındığı ve bölgesel ile uluslararası baskıların giderek arttığı bir ortamda geldi.

Hamas, resmî açıklamasıyla şu mesajı vermek istedi: Hareket, 2023'ten bu yana pek çok önde gelen ismini suikastlarla kaybetmiş olmasına karşın örgütsel yapısı yeni bir liderlik üretebilecek güçtedir. Seçim sürecinin tamamlanmış olması, hareketin iç kurumlarının işlemeye devam ettiğini de gözler önüne seriyor; bu durum, şura ve kurumsal işleyiş ilkesine dayanan Hamas söylemiyle örtüşüyor. Ancak el-Hayye'nin seçilmesi, Hamas'ın politikalarında bir kırılmaya işaret etmiyor. Mevcut göstergeler ve hareketin kendi açıklaması, önceliğin Gazze'deki savaşı durdurmak olduğuna işaret ediyor.

Yeni liderlik, Sinvar'ın karşılaştığı ortamın aynısıyla yüzleşmek zorunda kalacak: Açık uçlu bir savaş, askerî ve güvenlik baskıları, siyasi ve mali kuşatma, kadrolara ve örgütsel yapıya yönelik süregelen saldırılar.

İsrail cephesinde ise tablo farklı bir görünüm sergiliyor. İsrail, 7 Ekim'den bu yana Hamas'ı tek bir bütün olarak değerlendiriyor; Netanyahu hükûmeti ve İsrail ordusundan sızan açıklamalar, hareket içindeki liderlik figürleri arasındaki farkların Tel Aviv için artık belirleyici olmadığını ortaya koyuyor. İsrail söylemi de Hamas'ı tamamen ortadan kaldırma hedefinden uzaklaşarak hareketin askerî kapasitesini kırmaya ve yeniden yapılanmasını engellemeye odaklanmış durumda; saha ve siyasi baskılar ise kesintisiz devam ediyor.

Şucaiyye'den hareketin önderliğine

El-Hayye'nin seçilmesi sürpriz sayılmaz. Hareketin en tanınan siyasi simalarından biri olan el-Hayye, son iki yılda Gazze savaşına ilişkin müzakereleri bizzat yürüttü, bölgesel arabulucularla ilişkiler kurdu ve Gazze'deki örgütsel varlığını korudu; bu son nokta son derece kritik bir öneme sahip. Kişisel geçmişi ise hareket tabanında ona sembolik bir konum kazandırıyor.

Gazze'nin doğusundaki Şucaiyye mahallesinde, işgal ve savaşların gölgesinde şekillenen ilk yıllarından Doha ve Ankara'daki müzakere masalarına uzanan yolculuğunda el-Hayye, savaşın Hamas liderliğini defalarca yeniden biçimlendirdiği bir süreçte hareketin siyasi zirvesine ulaştı.

"Ebu Usame" künyesiyle tanınan el-Hayye, 1960'ta Gazze'de doğdu. 1980'lerin başında Müslüman Kardeşler'e katıldı ve 1987'de Hamas'ın kurucu isimleri arasında yer aldı. İsrail tarafından defalarca tutuklanmasına karşın hareket içindeki yükselişini sürdürdü; Gazze'deki örgütsel çalışmalardan siyasi büroya, oradan da dış ilişkilerin yönetimine uzanan bir kariyer çizdi.

Kişisel yaşamı ağır kayıplarla örülü: Oğlu Usame, gelini ve üç torununu 2014 savaşında İsrail hava saldırılarında yitirdi; ardından diğer iki oğlu Hemmam ve Azzam da sonraki İsrail saldırılarında hayatını kaybetti.

İsmail Heniyye ve Yahya Sinvar'ın şehit edilmesinin ardından el-Hayye, uzun yıllar boyunca edindiği siyasi ve müzakere deneyimine yaslanarak ikinci sıradan liderliğin ön safına geçti.

Hamas'ın önde gelen müzakerecilerinden biri olarak bilinen el-Hayye, hareketin heyetlerine birçok dolaylı görüşme turunda başkanlık etti, 2014 savaşının ardından ateşkes anlaşmalarında etkin rol oynadı ve son Gazze savaşı sürecinde de müzakere dosyasını üstlendi.

El-Hayye bugün yalnızca bir liderlik makamını devralmıyor; savaş, silah meselesi ve Gazze'nin geleceğine dair büyük sorularla boğuşan bir hareketin başına geçiyor.

Gazze Şeridi'nde bir sonraki aşamanın zorlukları

Hamas'ın geleceği, örgütsel yapısını yeniden inşa etme kapasitesine, iç bütünlüğünü koruyabilmesine ve siyasi çalışma ile askerî mücadelenin gereklilikleri arasındaki karmaşık dengeyi yönetebilmesine bağlı. Bunun yanı sıra hareketin değişen bölgesel ortamla nasıl başa çıkacağı da belirleyici olacak; zira hareketin rolünü ve siyasi geleceğini yeniden tanımlamaya yönelik baskılar giderek artıyor.

Hareketin en güçlü toplumsal tabanını oluşturan Gazze ise kırılgan bir tablo sergilemeye devam ediyor. Kapsamlı bir siyasi anlaşmanın yokluğunda ateşkes her an sarsılabilir nitelikte; esirler, yeniden yapılanma, Gazze'nin yönetimi ve İsrail'in bölgenin geniş kesimlerindeki işgali etrafındaki anlaşmazlıklar çözümsüz kalmaya devam ediyor.

Yeni liderlik Hamas içinde bir değişimi mi temsil ediyor?

Yazar ve siyasi araştırmacı İyad el-Karra, Gazze'den yaptığı açıklamada, el-Hayye'nin seçiminin hareket içindeki sertlik ve pragmatizm ekseninde geleneksel bir sınıflandırmayla okunamayacağını vurguladı. El-Karra, son on yılda siyasi büro başkanlığı yapan İsmail Heniyye, Yahya Sinvar ve Halil el-Hayye'nin tamamının Gazze deneyiminin ve direniş geleneğinin derinliklerinden çıktığını belirterek bu tür kişisel sınıflandırmaların hareketin bugünkü yapısını artık yansıtmadığını savundu.

El-Karra, Gazze'nin bu liderlik yapılarında güçlü biçimde var olmaya devam ettiğini ve direnişe bağlılığın hareketin kimliğini şekillendiren temel unsur olmayı sürdürdüğünü ekledi. El-Hayye'nin son savaş dönemindeki müzakere deneyiminin belirli bir esnekliğe işaret ettiğini de vurgulayan el-Karra, özellikle savaşı sona erdirmeyi ve Filistinlilerin çektiği acıyı azaltmayı hedefleyen mutabakatlara ulaşma konusunda bu esnekliğin belirginleştiğini ifade etti.

Yeni liderliğin Gazze'deki insani gerçeklikle nasıl başa çıkacağı sorusuna gelince, el-Karra bunun el-Hayye ve Hamas için en kritik sınav olduğunu söyledi. Hareketin son dönemde Gazze'nin yönetimiyle ilgili çeşitli adımlar attığını ve yeni koşullarla baş etmeye çalıştığını belirten el-Karra, önümüzdeki dönemin sorumluluğunun yalnızca Hamas'a ait olmadığını; bunun, mevcut dönüşümler karşısında ulusal rollerin ne olması gerektiğine ilişkin daha kapsamlı bir Filistin sorusu olduğunu vurguladı.

İsrail tehdidine gelince, el-Karra bunun yeni liderlik için en büyük sınav olduğunu, özellikle hareketin siyasi ve askerî yapısının maruz kaldığı ağır darbeler göz önüne alındığında bu sınavın daha da ağırlaştığını belirtti. Bununla birlikte, iç seçimlerin gerçekleştirilmesinin İsrail'in hareketi bir örgüt ve bir fikir olarak tasfiye etme hedefini gerçekleştiremediğinin göstergesi olduğunu da sözlerine ekledi.

El-Karra, Halil el-Hayye'nin seçiminin Hamas için yeni bir dönemin kapısını araladığını; ancak bu dönemin savaş, Gazze'nin geleceği ve hareketin önümüzdeki süreçteki siyasi rolüne ilişkin zorlu sorularla dolu olacağını da vurguladı.

Kaynak: Al-Araby TV