Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, Bölgesindeki Sorunların Çözümünde Anahtar Ülke Olmuştur"
27.12.2024 - 17:54 | Son Güncellenme: 05.09.2025 - 09:45
Erdoğan, Kurtdereli Spor Salonu'nda gerçekleştirilen AK Parti Balıkesir 8. Olağan İl Kongresi'nde, katılımcıları ve Balıkesir halkını selamlarken, Karesi ilçesindeki mühimmat üretim tesisinde meydana gelen patlamada hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır diledi.
Patlamanın yaşandığı gün Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'ın hızla bölgeye geldiğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
Olayla ilgili adli ve idari soruşturmalar hemen başlatıldı. Çarşamba günü Adalet, Aile ve Sanayi bakanlarımız şehrimize geldiler. Yaralılarımızı ziyaret ettiler, ailelerimizin acılarını paylaştılar. Dün de kabine üyelerimizden bazıları, milletvekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız buradaydı. Biz de kongremizden sonra inşallah bazı kardeşlerimizi ziyaret edeceğiz, kendilerine geçmiş olsun ve taziye dileklerimizi sunacağız. Bugün iki ailemizi ziyaret ettik, onlarla da dertleştik. Acımız büyük, yakınlarını kaybeden ailelerimizin yürek yangınını söndürecek sabır ve tevekkül dışında hiçbir kelime yok. Acıları tarifsiz olsa da ailelerimiz son derece metanetli davranıyorlar. Allah onlardan razı olsun, diyorum. Patlamanın sebeplerini ortaya çıkarmaya yönelik soruşturma çok yönlü ve çok titiz bir şekilde yürütülüyor. Farklı alanlarda uzmanlardan oluşan bilirkişi heyetimiz de incelemelerini yapıyorlar. İlk etapta 10 kişi gözaltına alınmıştır. Tüm bu süreçler sonunda hatası, kusuru veya ihmali olan varsa onlarla ilgili gereken mutlaka yapılacaktır. Bundan yakınını kaybeden hiçbir ailemiz, hiçbir Balıkesirli kardeşim şüphe duymasın."
Samimi bir üzüntüsünü de paylaşmak istediğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
Patlamada can kayıplarının olması sebebiyle sadece Balıkesir sarsılmadı, 85 milyon olarak hepimiz müteessir olduk. Bunlar bizim ortak acılarımız ama bakıyorsunuz henüz cenazeler bile kalkmadan, daha olayın nasıl olduğu dahi bilinmeden ana muhalefet partisinin genel başkanı çıkıyor ve kürsüden son derece talihsiz açıklamalar yapıyor. Devletin tüm kurumlarıyla seferler olduğu bir olayı farklı yerlere çekmenin adı siyaset değil, acıları istismar etmektir. Bu hukuki olarak doğru da değildir, ahlaki ve vicdani hiç değildir. Muhalefet, annelerini patlamada kaybetmiş masum sabilerin acılarını kirli siyasetlerine alet etmeden önce çıksın Beşiktaş Gayrettepe'de ruhsatı sorunlu eğlence merkezinde yanarak can veren 29 işçinin hesabını versin. Bir de bizi vicdan yoksunu bu siyasetlerine çekmeye çalışmasınlar."
Balıkesir'de iki gün önce okul servisi ile tırın çarpıştığı kazaya değinen Erdoğan, "Trafik kazasında yaralanan evlatlarımıza da Allah'tan acil şifalar diliyorum, taburcu olan öğrencilerimize ise 'geçmiş olsun' temennilerimi iletiyorum. Rabb'im, ülkemizi, milletimizi ve Balıkesir'imizi görünür, görünmez her türlü kazadan, beladan, afetten muhafaza eylesin." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden AK Parti Balıkesir İl Gençlik Kolları Başkanı Hüseyin Murat Uysal'ın iki gün sonra vefatının birinci yıl dönümü olduğunu anımsatarak, merhumu rahmetle yad etti.
Gözden Kaçmasın
Partisinin 8. Olağan İl Kongresi'nin şehirle birlikte Türkiye, millet ve demokrasi için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, kuruluşundan bugüne kadar AK Parti Balıkesir teşkilatlarında vazife yapanlara şükranlarını sundu, vefat edenlere de Allah'tan rahmet niyaz etti.
Erdoğan, bugün nöbeti devreden arkadaşlarına partisi adına teşekkür ederek, Balıkesir'de hizmet bayrağını devralan kardeşlerine de yüce Mevla'dan muvaffakiyetler temennisinde bulundu.

"Sayısız ağır sınamalarla yüzleştik"
Cumhuriyetin 102'nci yılını kucaklamaya hazırlandıkları yeni yıla girileceğini ifade eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Cumhuriyetimizin 102 yıllık tarihinin son 22 yılında milletimize hizmet etme şerefi hamdolsun AK Parti'ye, karşımdaki bu kadroya nasip oldu. Bu dönemde ülkemize kazandırdığımız eserler, milletimize yaptığımız hizmetler, tarihe bıraktığımız izler, önceki 80 yılla mukayese edilemeyecek kadar büyüktür. Tek parti faşizminin ardından gelen çok partili siyasi hayatımıza damga vuran darbe, siyasi istikrarsızlık, sosyal gerilim, ekonomik kriz felaketleri, özellikle hafızalarımızda tüm canlılığıyla durmaktadır. Rahmetli Adnan Menderes ve Turgut Özal'ın başlattığı kalkınma ve demokratikleşme hamlelerinin karanlık mahfillerde yazılan senaryolarla nasıl akamete uğratıldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. AK Parti hükümetleri döneminde biz de benzer çelmelere, benzer oyunlara, benzer tehditlere maruz kaldık. Gezi olaylarından 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişimine, 15 Temmuz ihanetinden kanlı terör eylemlerine, ekonomimizi çökertmeyi amaçlayan manipülasyonlara varıncaya kadar sayısız ağır sınamalarla yüzleştik."
Erdoğan, önceki dönemlerden farklı olarak milletten aldıkları güçlü destekle tüm bu sinsi operasyonları birer birer bozmayı başardıkları vurgulayarak, "Bürokratik oligarşiden bölücü terör örgütüne, FETÖ'cü alçaklardan emperyalistlerin içimize yerleştirdiği uzaktan kumandalı aygıtlarına kadar nice husumet odağının hevesini kursağında bıraktık. Bu süreçte elbette biz de yara aldık, ciddi zorluklarla karşılaştık. Rabb'imizin verdiği nimetlere nasıl hamdediyorsak, maruz kaldığımız çetin imtihanlara da sabrettik. Allah'ın bize bahşettiği kader çizgisi karşısında hiçbir tuzağın, ihanetin, saldırının, kumpasın netice vermediğini hep beraber yaşayarak gördük, görüyoruz." ifadelerini kullandı.
Suriye'de 13 yıldır süren insani kriz ve 61 yıllık Baas zulmünün, Suriye halkının geçen haftalarda başlatıp kısa sürede zafere ulaştırdığı devrimle sona erdiğini aktaran Erdoğan, Suriye'deki insani kriz süresince Türkiye'de misafir ettikleri 3,6 milyon ile sınırların ötesinde güvenliklerini sağladıkları ilave 4 milyon kişinin olduğunu belirtti.
Erdoğan, "Bu yüzden pek çok vicdansız, insafsız, ahlaksız saldırıya uğradık. Her türlü kışkırtmayı, provokasyonu denediler. 14-28 Mayıs seçimlerinde bu mazlumları hedef göstererek güya seçim kazanmaya çalışan Hitler özentisi muhterisler bile çıktı. Türkiye'yi kaosa ve kardeş kavgasına sürüklemeyi amaçlayan bu hayasız akımların tamamına göğüs gerdik." ifadelerini kullandı.
Milletin de sandıkta ırkçı, faşist nefrete geçit vermediğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:
Mülteci ve insanlık düşmanı bu zavallı zihniyetin siyasi belasını ise 'baba-oğul gibiyiz' diyerek, kefil olduğu en yakınındaki isimler verdi. 'Baba-oğul gibiyiz' diyenler şimdi ne oldu, Ankara'daki ofisinde ne kapısını çalan var ne halini, hatırını soran var ne de ülke gündemine dair fikirlerini merak eden var. Bir köşeye atıldı ve unutuldu. Sosyal medya üzerinden sürekli bize sataşarak, bize hakaret ederek, laf yetiştirerek, kendilerini hatırlatmaya çalışıyorlar ama ne yapsalar boş, ne yapsalar beyhude, tarihin tozlu raflarında silinip gidilmekten kurtulamayacaklar. Bay Kemal hiç kusura bakmasın, dostları tarafından atıldığı o kuyudan kendisini biz bile kurtaramayız. Sırtına yediği paslı hançeri biz bile çıkaramayız. Her biri zorluklarla geçen 13 yıl boyunca kardeşlik hukukumuzu koruduk, mazlumlara kol kanat gerdik. Haklı çıkan yine biz olduk. Yani dik durduk, doğru yerde durduk, insanlık sınavını yüz akıyla verdik. Fikri ve zikri eğri olanlar müstahakkını buldular."

"Ellerinden gelse grup kürsüsünde zalim Esed'e mersiye yakacaklar"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkının yönetimi ele almasıyla birlikte, isteyenlerin vatanlarına geri dönüş yolu açıldığını ifade ederek, şunları söyledi:
Ama bakıyorsunuz dün evimizi ve ekmeğimizi paylaştığımız Suriyeli muhacirlerin varlığını olumsuz propaganda aracı dolarak kullananlar, bugün onların ülkelerine dönecek olmasından rahatsızlar. Niye? Çünkü ellerindeki istismar malzemesi gidecek. Ülkenin ve milletin geleceği için söyleyecek tek bir sözleri, ortaya koyacak tek bir projeleri olmayanlar, bu malzemeyi kaybedince varlık sebeplerinin ortadan kalkacağını biliyorlar. Bu siyasetçi esnafı tarihlerinin hiçbir döneminde memleketin, milletin, devletlerin yanında yer almamış, daha doğrusu bunu hiç istememiştir. Bugün de bölgedeki gelişmeleri Türkiye merkezli olarak ne yazık ki okuyamıyorlar. 61 yıllık zulmün 13 yıllık iç savaşın ardından Baas rejimi düştü. Ama bakıyorsunuz yasını sadece Türkiye'de, ana muhalefet partisi tutuyor. Ellerinden gelse grup kürsüsünde zalim Esed'e mersiye yakacaklar. Ülke ve milletin hayrına sonuçları olabilecek hiçbir gelişmeye Türkiye için kurulmuş olumlu tek bir cümleye bile tahammülleri yok."
"Bunların hepsini de bir kenara bırakıp kendi işimize bakıyoruz"
Türkiye'nin bölgesindeki sorunların çözümünde anahtar ülke olduğunu tüm dünyanın bildiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Ama bu gerçeği Amerika'nın seçilmiş başkanı söyleyince CHP Genel Başkanı ve yönetimini adeta afakanlar basıyor. Sorsan bağımsızlıkçılar, hürriyetperverler, peki düne kadar Amerika'dan Avrupa'sına kapı kapı dolaşan, Türkiye'de uzman yokmuş gibi Amerika'dan ekonomist ithal eden, Avrupa'dan 'aferin' alacağız diyerek savunma sanayimize saldıran siz ve ittifak ortaklarınız değil miydi? Türk siyasetini böyle aciz bir muhalefet yapısına mahkum edenler tarih ve millet önünde mutlaka hesap vereceklerdir. Biz bunların hepsini de bir kenara bırakıp kendi işimize bakıyoruz. Milletimizin bizden istediğinin de bu olduğuna inanıyoruz. AK Parti olarak bize düşen, demokrasilerde muhalefetin vazifesi olan murakabe etme, alternatif üretme, toplumun hissiyatını kavrama görevini de hakkıyla yerine getirmektir."
Erdoğan, murakabelerini kabinede, Meclis'te ve mahalli idarelerde yerine getirecek mekanizmaları işletmeye özen gösterdiklerini, bu amaçla kadrolarını sürekli yenileyip, genişlettiklerini aktardı.
İl kongrelerinin ardından yapacakları büyük kongreye bu bakımdan büyük önem verdiklerini belirten Erdoğan, "Kongremizi, Türkiye yüzyılı vizyonumuzun bir parçası olan partimizdeki değişim sürecinin önemli bir dönüm noktası haine getirmek itiyoruz. Alternatif üretme konusunda vizyonda, programda, projede eser ve hizmette kendi kendimizle yarışıyoruz. Siyasette bile çıtayı yükselterek rekabet şartlarını zorlaştırdık. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçmemiz bunun en somut ve çarpıcı örneğidir. Her vesileyle ve her seviyede milletimizle sürekli hemhal olarak insanımızın şikayetlerine ve beklentilerine kulak veriyoruz." ifadelerini kullandı.