İstanbul’da Deprem: Sarsıldık Ama Ders Aldık Mı?

Silivri açıklarında meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki deprem, Marmara’yı bir kez daha uykusundan uyandırdı. 236 kişi yaralandı, 378 bina hasar gördü. Uzmanlar ikiye bölünmüşken, halkın aklındaki soru net: "Büyük İstanbul depremi bu muydu, yoksa sadece bir uyarı mıydı?" Peki ya deprem gerçeği peşimizi bırakmazken, biz ne kadar hazırız? Risk sadece yerin altında değil ihmallerde, unutkanlıkta ve günü kurtaran politikalarda gizli olabilir. İşte detaylar…
İstanbul’da Deprem Sarsıldık Ama Ders Aldık Mı

24.04.2025 - 17:21  |  Son Güncellenme:  24.04.2025 - 17:52

Dün saat 12.49'da meydana gelen deprem, Marmara Denizi'nde Silivri açıklarında kaydedildi. AFAD tarafından 6,2 büyüklüğünde açıklanan deprem, 6,9 km derinlikte gerçekleşti. 

Deprem, İstanbul'un yanı sıra Tekirdağ, Yalova, Kocaeli, Bursa ve hatta Bulgaristan, Yunanistan ve Romanya’da da hissedildi. Özellikle Avrupa Yakası'nda şiddetli şekilde hissedilen deprem, vatandaşları sokaklara döktü. 

236 kişi yaralandı

Depremde şu ana kadar can kaybı yaşanmazken, panik nedeniyle 236 kişinin yaralandığı açıklandı. Yaralıların büyük çoğunluğu panik atak, merdivenlerden düşme ve balkondan atlama gibi nedenlerle sağlık kuruluşlarına başvurdu.

Öte yandan, AFAD ekiplerinin yaptığı incelemelerde Fatih'te bir metruk binanın yıkıldığı, 7 binada ağır hasar tespit edildiği ve toplam 378 binada hasar oluştuğu açıklandı. Metro hatları, köprüler ve diğer kritik altyapılarda ise herhangi bir hasar bildirilmedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu yaptığı paylaşımda, “Karayollarımızda, havalimanlarımızda, tren ve metrolarımızda herhangi bir hasara veya olumsuz duruma rastlanmamıştır. Ekiplerimiz, sahada genel tarama ve kontrol faaliyetlerini sürdürmektedir” dedi.

“Gerekli talimatları verdik"

Cumhurbaşkanı Erdoğan da akşam saatlerinde Hasdal'daki İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde bulunan kriz merkezini ziyaret ederek, ilgili bakanlardan bilgi aldı.

Erdoğan, "Depremin etkilerini asgariye indirmek için atılan ve atılacak adımları değerlendirdik. Önümüzdeki süreç için gerekli talimatları verdik" şeklinde konuştu.

Artçılar 2 ay sürebilir 

Kandilli Rasathanesi'nden Prof. Dr. Nurcan Meral Özer, " Bu depremin ardından 2 kez 5'ten büyük artçı deprem oldu. 6,1'lik bir depremin etkinliği 1,5-2 ay devam edebilir ancak bu denizde olan bir deprem. Kıyılarda bunun ne kadarının hissedilip hissedilmeyeceği tartışılır. Şu anda karada bu depremleri hissetmek çok kolay olmayabilir. " dedi.

Uzmanlar ikiye bölündü: Deprem geçti mi, geliyor mu?

Meydana gelen son deprem, "Bu beklenen büyük İstanbul depremi mi?" sorusunu beraberinde getirdi. Prof. Naci Görür, “Asıl deprem 7’nin üzerinde olacak” derken; Prof. Okan Tüysüz de 6,2’nin “büyük bir depremin öncüsü olabileceği endişesiyle önemli olduğunu” ifade etti. Öte yandan, Prof. Süleyman Pampal, “Daha büyük bir deprem olma ihtimali azaldı” derken, 20 gün önce uyarıda bulunan Prof. Şener Üşümezsoy da “Başka bir deprem riski yok” şeklinde konuştu.

Sosyal medya manipülasyonuna suç duyurusu

İstanbul Valisi Davut Gül, "Büyük deprem bekleniyor" iddiaları için suç duyurusu yapılacağını açıkladı ve bu tür paylaşımlara itibar edilmemesine dikkat çekti. 

Gül, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Sosyal medya mecralarında “Büyük deprem bekleniyor şeklinde manipülatif paylaşımlar ve ses kayıtları dolaşıma sokulmaktadır. Hiçbir bilimsel veriye dayanmayan bu tür şayialar, vatandaşımızı paniğe sevk etmenin dışında hiçbir amaç taşımamaktadır. Vatandaşlarımızdan, bu tür asılsız paylaşımlara itibar etmemesini, AFAD Bilim Kurulumuzun yaptığı- yapacağı açıklamaları takip etmelerini rica ediyoruz. Bu ve benzeri asılsız paylaşımları yapanların kimlik tespit çalışmaları başlatılmış olup, sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunulacaktır" ifadelerine yer verdi. 

‘Deprem değil, ihmal öldürür’

Deprem kaçınılmazdır ancak kayıplar önlenebilir. Birey olarak sorumluluk almak, toplum olarak ise dayanışmak ve siyasetçileri doğru politikalar üretmeye zorunlu kılmalıyız. Unutmayalım: ‘Deprem değil, ihmal öldürür.’

Siyasetçilerin kentsel dönüşümü hızlandırması ve bunu rant değil, güvenlik odaklı yürütmeleri gerekmekte. Deprem vergileri doğru kullanılmalı ve toplanan vergilerin nerede kullanıldığı şeffaf bir şekilde açıklanmalı.

Öte yandan okullarda deprem dersleri zorunlu hale getirilebilir ve aileler çocuklarını bilinçlendirmede etkin rol oynayabilir. Örneğin Japonya’da deprem eğitimleri anaokulundan başlar, bizlerden farklı olarak onlarda binaların yıkılması değil, sallanması hedeflenir. 

Apartman yönetimlerinin bir an önce harekete geçerek, kendi deprem risk analizlerini yaptırmalıdırlar. Riskli bina tespitinde toplumsal baskı etkili olabilir. 

Toplum olarak her şeyi devletten beklemek, kolektif sorumluluktan kaçma eğilimine neden olabiliyor. Bizler bu dayanışmayı sürdürerek ve deprem gerçeğini her sarsıntıdan sonra unutmayarak siyasetçilere de unutturmayabiliriz. Halk olarak beklentiler anlık değil, net bir şekilde ve sürdürülebilir olduğunda siyasetçileri etkin politikalar üretmeye zorunlu kılacaktır. 

Siyasiler gelip geçiyor, deprem gerçeği ise siyasi döngülerin ötesinde bir yaşam mücadelesi. Bu mücadeleyi sürdürebilir kılmak ve hak edilen yaşam güvenini almak ise bizlerin elinde. Sarsıntılar evlerimizde dursa da, zihnimizde durmamalı ve bu gereceği unutmamalı, unutturmamalıyız. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.