Suriye’de Maaş Krizi: ''Şam Kaş'' Bakiyeleri Nakde Dönüşmüyor

Suriye’de kamu çalışanlarının maaş ödemelerinde kullanılan elektronik ödeme uygulaması “Şam Kaş”, nakit çekme kısıtlamaları ve yüksek komisyon şikayetleriyle gündemde. Uzmanlar, yaşanan krizin nakit sıkıntısı, yetersiz denetim ve maaşların elektronik sisteme bağlanmasından kaynaklandığını belirtiyor.
Suriye’de Maaş Krizi ''Şam Kaş'' Bakiyeleri Nakde Dönüşmüyor

26.08.2026 - 11:20  |  Son Güncellenme:  26.08.2026 - 11:29

“Şam Kaş” uygulaması üzerinden yapılan para çekme işlemlerine getirilen kısıtlamalar ile bazı döviz şirketlerinin bu krizi fırsata çevirme eğilimi, binlerce kamu çalışanının maaşlarının uygulama aracılığıyla ödenmesi kararındaki yapısal bir sorunu gözler önüne seriyor. Uygulama, para çekme ve yatırma işlemlerine hızlı yanıt verme kapasitesi ile gerekli güvenceler sağlanmadan devlet maaşlarının temel ödeme kanalı olarak benimsendi.

Şam ve diğer illerdeki döviz şirketlerinin büyük çoğunluğu, “Şam Kaş” elektronik ödeme uygulamasındaki bakiyelerin nakit olarak ödenmesini hâlâ reddediyor. Bazı şirketler ise para çekme işlemlerini belirli miktarlarla sınırlandırmanın yanı sıra yüksek komisyon uyguluyor.

Döviz şirketleri, ödeme yapmayı reddetmelerini ya da işlemleri belirli miktarlarla sınırlandırmalarını Suriye Merkez Bankası ile elektronik bağlantının kesilmesine bağlarken, para çekme işlemlerinin şu an için yalnızca posta merkezlerinden gerçekleştirilebildiğini belirtiyor. Bu merkezler ise uygulamadan para çekmek isteyen vatandaşların yoğunluğuyla karşı karşıya kalıyor.

El-Vatan gazetesi, para çekme işlemlerinin durmasının nedenlerinden birinin Suriye Merkez Bankası’ndaki nakit sıkıntısı olduğunu belirtti. Gazete ayrıca Merkez Bankası’nın işleyişi daha düzenli hale getirmeyi amaçlayan yeni bir mekanizma üzerinde çalıştığını aktardı.

“Şam Kaş”tan komisyon ve para çekme şikayetleri için yeni hizmet

Yaşanan krizin ardından “Şam Kaş”, para çekme işlemlerine ilişkin kullanıcı şikayetlerini almak amacıyla özel bir elektronik hizmet başlattığını duyurdu.

Şirket, resmi hesapları üzerinden yaptığı açıklamada yeni hizmetin para çekme işlemlerini düzenlemek ve müşteri haklarını korumak amacıyla hayata geçirildiğini bildirdi. Hizmet aracılığıyla yetkili döviz ve havale şirketleri ile bunlara bağlı şube, temsilcilik ve bürolardaki usulsüzlüklerin bildirilebileceği belirtildi.

Şirket ayrıca para çekme komisyonunun azami sınırının binde 3 olduğunu vurgulayarak hiçbir yetkili kuruluşun bu oranı aşan komisyon talep edemeyeceğini açıkladı. Belirlenen sınırın üzerinde komisyon ödemeye zorlanan ya da para çekme sürecinde herhangi bir usulsüzlükle karşılaşan vatandaşlara, ilgili bilgi ve belgelerle birlikte özel şikayet bağlantısı üzerinden başvuruda bulunmaları çağrısı yapıldı.

Sorunun çözümünde ilk şart nakit sağlanması

Ekonomi uzmanı Ali Muhammed, döviz şirketlerinin “Şam Kaş” üzerinden yapılan para çekme ve yatırma işlemlerini kısıtlamasına ve yüksek komisyon uygulamasına yönelik şikayetlerin giderek arttığına dikkati çekti.

Muhammed, teknik arızalar ya da yeterli nakdin bulunmaması gibi gerekçelerden bağımsız olarak sorunun devam ettiğini ve giderek derinleştiğini, bu durumun yüksek komisyonlar yoluyla istismar edildiğini vurguladı. Ona göre “Şam Kaş”ın komisyon için üst sınır belirlemek zorunda kalması da söz konusu istismarı engellemeye yönelik bir adımdı.

Muhammed, sorunun çözümünün yalnızca komisyonlara üst sınır getirilmesiyle mümkün olmadığını, yeterli nakdin sağlanması ve piyasaya sunulması gerektiğini belirtti. Uygulamanın bugün çalışan ve işçilere yapılan ödemelerin önemli bir bölümünde kullanıldığını, çok sayıda kesimin maaş ve haklarını bu sistem üzerinden aldığını hatırlatan Muhammed, uygulamayı işleten şirketin yeterli nakit sağlamasının temel gerekliliklerden biri olduğunu ifade etti.

Uzman ayrıca şirketin mali piyasada önemli bir rol üstlenmesine karşın Merkez Bankası denetiminin dışında kalmasının sağlıklı olmadığını belirterek Merkez Bankası’nın para yatırma, finansman ve çekme akışları üzerindeki denetimini güçlendirmesi gerektiğini savundu.

Maaşların “Şam Kaş”a bağlanması krizin merkezinde

Mevcut kriz yalnızca “Şam Kaş” uygulamasındaki ya da bazı döviz şirketlerindeki teknik sorunların sonucu olarak değerlendirilemez. Krizin doğru biçimde analiz edilebilmesi için uygulamanın devlet maaşlarının temel ödeme kanallarından biri haline getirilmesine uzanan sürece bakılması gerekiyor.

Ekonomi uzmanı Muhammed Ulabi, Suriye TV’ye yaptığı açıklamada yaşananların öngörülebilir bir sonuç olduğunu ifade etti. Ulabi’ye göre mevcut tablo, çalışanların görüşü dahi alınmadan geniş bir kesimin maaşlarının “Şam Kaş”a aktarılması, nakit kullanımının kısıtlanması, bankalardaki para çekme limitlerinin düşürülmesi ve ardından para değişim sürecinin yarattığı tıkanıklıkla nakdin bir bölümünün dolaşımdan çıkmasıyla başlayan kararlar zincirinin sonucu.

Ulabi, vatandaşın artık maaşına kâğıt üzerinde sahip olduğunu ancak aynı değerde ve aynı kolaylıkta nakde ulaşamadığını belirtti. Çok sayıda vatandaşın nakde ulaşabilmek için yüzde 2,5 ile 4 arasında değişen komisyonlar ödemek zorunda kaldığını aktaran Ulabi, “Maaşın kendisine ulaşmanın artık bir bedeli var; bu da paralel piyasanın üstüne bir paralel piyasa daha yaratıyor.” dedi.

Ulabi, yaşanan dönüşümü ciddi bir sorun olarak nitelendirerek, “Nakit bir meta haline geldi ve fiyat primi oluştu. Elinde nakit olan, yalnızca elektronik bakiyesi olana fiyat dayatabilir hale geldi.” ifadelerini kullandı.

Bankaların rolü ve “Şam Kaş” üzerindeki denetim tartışması

Ekonomi uzmanı Samer el-Nakib de Suriye TV’ye yaptığı açıklamada, bankaların işlevinin zayıflatılarak elektronik bir uygulamanın ağırlığının artırılmasının ciddi bankacılık sorunlarına yol açtığını belirtti.

El-Nakib, “Şam Kaş” uygulamasının sahibi olan Şam Bankası’nın “Kurtuluş Hükümeti” tarafından kurtuluştan önce lisanslandığına dikkati çekerek, diğer kamu ve özel bankaların serbest çalışmasını düzenleyen yasalar gözetilmeden bu uygulamanın rolünün büyütülmesinin ulusal nakdin tekelleşmesine zemin hazırlayabileceğini savundu.

El-Nakib, en büyük risklerden birinin “Şam Kaş” sisteminin herhangi bir nedenle çökmesi ve milyonlarca kullanıcının hesaplarındaki bakiyelerin kaybolması olduğunu öne sürdü. Böyle bir durumda kullanıcıların mali haklarının nasıl korunacağının açık biçimde belirlenmesi gerektiğine işaret etti.

El-Nakib, Merkez Bankası’nı “Şam Kaş” uygulamasının tüm faaliyetleri konusundaki sorumluluğunu ve olası bakiye kayıplarında üstleneceği yükümlülüğü açık biçimde ilan etmeye çağırdı.

Elektronik ödemenin ulusal ekonominin büyümesi açısından temel unsurlardan biri olduğunu belirten El-Nakib, sistemin kâğıt para basımı ve dolaşım maliyetlerini azaltabileceğini, mali işlemlerin izlenmesini kolaylaştırabileceğini, kayıt dışı ekonomiyle mücadeleye katkı sunabileceğini, ticareti hızlandırabileceğini ve finansal kapsayıcılığı destekleyebileceğini ifade etti. Elektronik ödeme sistemlerinin para hareketlerinin takip edilmesini kolaylaştırarak kara para aklama ve vergi kaçakçılığıyla mücadelede de rol oynayabileceğini vurguladı.

Kriz “Şam Kaş” uygulamasının ötesine geçiyor

Ekonomi uzmanı Muhammed Ulabi’ye göre yaşanan tıkanıklık, elektronik likiditenin nakde dönüştürülme kapasitesinin kısıtlanması ya da engellenmesi şeklinde tanımlanabilir.

Ulabi, sorunun “Şam Kaş” uygulamasının ötesine geçtiğini belirterek döviz şirketlerinin kendileri de yeterli nakde ulaşamıyorsa asıl tartışmanın Merkez Bankası’nın para politikası ve nakit yönetimine yönelmesi gerektiğini vurguladı.

Ulabi, mevcut krizin vatandaşı bir tür iç “sermaye kontrolü” ile karşı karşıya bıraktığını belirtti. Vatandaşın parasına sahip olması yasal olarak engellenmese de uygulamada parasını ihtiyaç duyduğu biçime dönüştürme ve özgürce kullanma kapasitesinin sınırlandığını ifade etti.

Dijitalleşmenin güven, altyapı, gönüllü kabul ve garanti edilmiş dönüştürülebilirlik gerektirdiğini vurgulayan Ulabi, insanların zorlanması ve paralarının tekelci bir sistem içinde tutulması yoluyla sağlıklı bir dijital dönüşüm gerçekleştirilemeyeceğini savundu.

Ulabi bu noktada, “Çekilemeyen vatandaş paralarının yasal sorumluluğunu kim üstleniyor?” sorusunu yöneltti. Devletin vatandaşın maaşını bir mali araç üzerinden ödemeyi tercih etmesi halinde vatandaşın haklarının açık biçimde belirlenmesi, sistemi işleten kuruluşun net bir lisans ve denetim rejimine tabi olması gerektiğini söyledi. Para çekme, komisyon, tazminat ve hizmet kesintilerindeki sorumluluğa ilişkin kuralların da kamuoyuna açıklanması gerektiğini ifade etti.

Nakit lira ile elektronik lira arasında değer farkı riski

Ulabi, mevcut elektronik ödeme modelinin sürdürülmesinin zaten var olan nakit sıkıntısını derinleştirerek ekonomik durgunluğu ağırlaştırabileceğine dikkati çekti.

Para politikasının daraltıcı olduğu bir ortamda çalışanların elektronik maaşlarını nakde çevirme kapasitesinin de sınırlandırılmasının tüketimi, toplam talebi ve para dolaşımını daha fazla baskılayacağını belirten Ulabi, bunun esnaf, üretim ve istihdam üzerinde de etkili olabileceğini söyledi.

Ulabi, aynı Suriye lirasının iki farklı değere sahip olması riskine de işaret etti: Nakit lira ve elektronik lira. Elektronik bakiyenin nakde dönüştürülebilmesi için komisyon ödenmesi gerektiğinde, 100 bin elektronik liranın likidite ve kullanılabilirlik bakımından 100 bin nakit lirayla ekonomik olarak aynı değeri taşımayabileceğini ifade etti.

Para çekme ve komisyon sorununa kalıcı bir çözüm bulunmamasının elektronik ödemelere duyulan güveni de zedeleyebileceğini belirten Ulabi, elektronik cüzdanların başarısının kullanıcının sisteme istediği zaman girip çıkabileceğine duyduğu güvene bağlı olduğunu söyledi. Çalışanların maaşlarını çekemeyeceğinden endişe etmeye başlaması halinde, nakit bulunduğu anda mümkün olduğunca yüksek miktarda para çekerek bunu elde tutma eğiliminin güçlenebileceğini kaydetti.

Yeni düzenleme rekabeti artırmayı hedefliyor

Suriye Arap Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından çıkarılan 1124 sayılı karar, Suriye’de henüz gelişmekte olan elektronik ödeme sektöründe tekeli kırmak ve rekabeti güçlendirmek amacı taşıyan adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.

Kararda, modern bir ulusal ödeme altyapısının geliştirilmesi ve vatandaşlar ile iş dünyasına sunulan ödeme ve transfer seçeneklerinin genişletilmesinin hedeflendiği belirtiliyor.

Suriye Merkez Bankasına göre yeni sistem; ödeme hizmeti sağlayıcıları, elektronik para hizmeti sağlayıcıları ve ödeme sistemi işleticileri olmak üzere üç ana kuruluş türünün lisanslanması ve düzenlenmesine dayanıyor. Bu yapıyla finansal kurum ve kuruluşlar arasındaki ödeme hizmetlerinin geliştirilmesi ve birbirine entegre edilmesi için düzenleyici ve teknik bir temel oluşturulması amaçlanıyor.

Sistem ayrıca yenilikçi finansal faaliyet ve çözümlerin denetimli bir düzenleyici test ortamında denenmesine olanak tanıyor. Böylece yeni finansal teknolojilerin daha geniş ölçekte kullanıma sunulmasından önce inovasyon, rekabet ve yatırımın önünün açılması hedefleniyor.

Yeni düzenleme; yönetişim, denetim, risk yönetimi, siber güvenlik ve kullanıcıların korunmasına ilişkin kurallar da getiriyor. Düzenlemede nakit kullanımının devam edeceği ve vatandaşlara belirli bir ödeme yönteminin zorunlu tutulmayacağı da belirtiliyor.

Sistemin, Suriye’nin mali altyapısının gelecekte bölgesel ve uluslararası ödeme sistemleriyle hukuki, teknik ve ticari gereklilikler çerçevesinde bütünleşmesine zemin hazırlaması amaçlanıyor. Bununla birlikte düzenleme, uluslararası transferlerin veya ödeme sistemleri arasındaki doğrudan bağlantının hemen başlayacağı anlamına gelmiyor.

Samer el-Nakib, söz konusu kararın elektronik ödemelere yasal bir çerçeve kazandırmayı, bankaları, şirketleri ve bireyleri elektronik ödeme sistemlerini daha fazla kullanmaya teşvik etmeyi amaçladığını belirtti. Böyle bir sistemin işlemlerin kayıt altına alınmasını, Merkez Bankası tarafından denetlenmesini ve tarafların haklarının korunmasını kolaylaştırabileceğini ifade etti.

El-Nakib, Türkiye gibi komşu ülkelerde de vatandaşların nakit taşıma ve kâğıt para kullanımını azaltmaya teşvik edildiğini belirterek bu yaklaşımın tasarrufların finansal sistem içinde kalmasına ve nakdin yalnızca ihtiyaç ölçüsünde kullanılmasına katkı sağladığını kaydetti.

 

Kaynak: syria.tv