"İnsani ve İktisadi Boyutuyla Göç" IBF Kongresi’nde Tüm Boyutlarıyla Değerlendirilecek

IBF Uluslararası İş Forumu, bu yıl “İnsani ve İktisadi Boyutuyla Göç” ana temasıyla göç olgusunu tüm yönleriyle ele alacak. Kongrede, göçün ekonomik, toplumsal ve insani etkileri tartışılarak sürdürülebilir ve bütünleşik çözümler için yollar aranacak.
İnsani ve İktisadi Boyutuyla Göç IBF Kongresi’nde Tüm Boyutlarıyla Değerlendirilecek

23.11.2024 - 19:12  |  Son Güncellenme:  04.09.2025 - 15:53

IBF (International Business Forum-Uluslararası İş Forumu), 25 ülkenin iş dünyasından iş adamlarının katıldığı, yılda bir yapılan kongre ve beraberindeki ticari faaliyetlerle bir araya gelinen, 1995 yılında kurulan uluslararası bir platformdur.

İş insanları arasında "Global İş Ağı" kurulması ilkesinden yola çıkılarak kurulan bu seçkin platform, ülkeler arasında ekonomik bağlar kurulmasını, sürdürülebilir iş birliği modellerinin oluşturulmasını, İletişimin güçlendirilmesini ve sosyal ve ekonomik kalkınmanın hızlandırılmasını ilke edinmiştir. MÜSİAD tarafından 26-29 Kasım 2024 tarihlerinde İstanbul TUYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilecek olan 20. Uluslararası MÜSİAD EXPO Fuarı'yla eş zamanlı olarak, 28. Uluslararası İş Forumu (IBF) Kongresi de düzenlenecektir.

Her yıl belirli bir tema altında gerçekleşen IBF Kongresi'nin bu yılki ana teması, “İnsani ve İktisadi Boyutuyla Göç” olarak belirlenmiş olup, mezkûr ana tema çerçevesinde, “Çeşitli Boyutlarıyla Göç Olgusunu Anlamak”, “Tarihsel ve Aktüel Olgularıyla Türkiye'deki Göç Gerçeği”, “Entegre Bir Göç Politikasına Olan İhtiyaç” başlıklı oturumlarda yetkin isimler tarafından sunumlar yapılacaktır.

Göçün Sebepleri ve Yönetimi Üzerine Kapsamlı Değerlendirme

Kongre, Göç olgusunun arzu edilmeyen ancak zaruri bir durum olduğunun yanı sıra, konunun sadece göçmen entegrasyonu ve göçün beraberinde getirdiği sorunlar bağlamında ele alınmaması gerektiğini, asıl önemli olan hususun göçü ortaya çıkaran ve besleyen sebepler olduğunu ve insanlık olarak göçü doğuran sebeplere karşı harekete geçilmesini vurgulamayı amaçlamaktadır. Savaşlar, işsizlik, iklim değişiklikleri, bölgesel kriz ve çatışmalar, savaş endüstrisi gibi göçü doğuran ve besleyen sebeplerin altını çizmek, esas soruna işaret etmek ve soruna ilişkin çözüm yollarını yerel dinamikleri de hesaba katarak keşfetmek gerekmektedir.

Göçün insanlık tarihiyle yaşıt olduğu, dünya tarihinde ciddi kırılmalara sebebiyet verdiği unutulmamalıdır. Milattan sonra 375 tarihinde gerçekleşen Kavimler Göçü ve Hz. Peygamber'in (as) ashabıyla Medine'ye göçü bu bağlamda değerlendirilir. Evrensel ve teorik boyutlarıyla günümüz dünyasında göç dinamikleri, göçlerin neden ortaya çıktığı, savaşlar, iç savaşlar iklim konuları irdelenecektir. Mevcut durum ve gelecek pers-pektifleri, iktisadi ve kültürel zenginleşmenin köprüleri olarak göçmenler ve mülteci meselesini iktisadi tarafıyla kavramak gibi başlıklarda genel bir tablo çizilecektir.

Türkiye'nin göçlerle şekillenen tarihine ve bu gününe ilişkin konular mercek altına alınırken Anadolu topraklarının yüzlerce yılın ötesine uzanan son derece hareket-li, zengin ve o ölçüde de çok yönlü, çok kültürlü sonuçlar yaratan göç tarihinin, dünden bugüne ulaşan hikayesine ışık tutulacaktır. Göç politikalarının pratikte nereye denk düştüğü somut örneklerle ifade edilecektir.

Göçün; bütünleşik, dengeli, hak temelli ve ufku açık bir göç politikasının geliştirilmesi için neler yapılması gerektiğine dair bir çerçeve çizilecektir. Ayrıca iş dünya-sı ve iş insanları örgütleri açısından yapılması gerekenler tartışılacaktır. Göçü imkana dönüştürecek ve göçmenlerin geldikleri ülkelere yaptıkları katkıların da odağa alınacağı farklı zamanlı üç ayrı panel oturumunda çözüm yolları müzakere edilecektir.

Herkes göçün iyi yönetilmesi gerektiği konusunda hemfikir olmakla birlikte neyin iyi göç yönetimi olduğu, kapsayıcı mı dışlayıcı mı politika izlenmesi gerektiği, sağlıklı bir göç politikası için devletin çeşitli kurumlarının faaliyetlerinin birbiriyle uyum içinde nasıl yürütülebileceği konusuna ışık tutulmaya çalışılacaktır.

Bütünleşik ve Hak Temelli Göç Politikalarının Önemi

Göç politikaları, bir dizi başka ve doğrudan göçü ilgilendirmediği düşünülen politikayı etkileyebilir. Örneğin, devletlerin iş gücü politikası, sanayi veya tarım sektörlerini ve göçmenlerin iş gücü piyasasına dahil olmalarını belirler. Yüksek öğrenimle ilgili devlet politikaları, uluslararası öğrenci hareketliliğini etkinleştirebilir ve sosyal refah politikaları bireylerin göç kararlarını şekillendirebilir. Bu alanların hemen hemen tamamı göç yönetiminin örtük bileşenlerini oluşturmaktadır. Bu nedenle, göç politikasının bütüncül bir yaklaşımla irdelenmesi, her bir parçasının birbiriyle uyumlu bir biçimde işlevselleştirilmesi ve sorunlara bu bütünleşik çözümler üretilerek sürdürülmesi uygun olacaktır. Bütünleşik bir politika, denenmiş ve başarılı olmuş uygulamaların içinde yer aldığı evrensel tecrübe ışığında, Anadolu'nun göçlerle şekillenen tarih ve geleneğine uygun ve hak temelli bir perspektife dayanmalıdır. Başarılı bir göç yönetimiyle bu zengin potansiyelin "kuvveden fiile çıkmasının önünü açmak, var olan sorunlara daha kapsayıcı ve pratik çözümler geliştirmek, ülke ekonomisinin gereklerini mülteci veya göçmen karşıtlığına feda etmemek, serinkanlı bir yaklaşımla adil ve makul olanı ortaya koymak ve gerçekleştirmek amaçlarından hareketle, göç yönetiminin sadece siyaset kurumunun üreteceği politikalarla değil, STK'ların, akademinin, iş dünyasının, kısacası toplumun tūm kesimlerinin konsolidasyonu ile mecrasını bulacağı aşikardır.

Uluslararası İş Forumu (IBF), bu gerçeği ortaya koymayı öncelikle ülkeye ve ülke ekonomisine karşı bir ödev olarak görmektedir. İcra etmeyi planladığımız "İnsani ve İktisadi Boyutuyla Göç başlıklı panelimiz bu perspektif ve tespitlerin teorik ve pratik boyutlarını ele almayı amaçlamaktadır.