IMF, Cibuti Ekonomisini Değerlendirdi
19.01.2026 - 17:01 | Son Güncellenme: 04.02.2026 - 17:06
Afrika Boynuzu’nun en stratejik noktalarından birinde yer alan Cibuti sınırlı yüzölçümüne ve doğal kaynaklara sahip olmasına rağmen, küresel ticaret ağlarındaki konumu sayesinde bölgesel ekonomide kilit bir rol üstleniyor. Kızıldeniz ile Aden Körfezi’nin kesiştiği noktada bulunan ülke Asya, Avrupa ve Afrika arasındaki deniz ticaretinin önemli bir geçiş kapısı olarak öne çıkıyor. Bu coğrafi avantaj, Cibuti’yi lojistik bir merkez ve bölgesel ekonomik istikrar açısından da kritik bir aktör haline getiriyor.
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Ocak 2026’da tamamladığı son değerlendirme süreci, Cibuti ekonomisinin 2025 yılında da bu stratejik konumdan beslenerek istikrarlı bir büyüme performansı sergilediğini ortaya koyuyor. IMF verilerine göre ülke ekonomisi, 2025 yılında yaklaşık yüzde 6,5 oranında büyüme kaydetti. Bu büyüme, önemli ölçüde liman ve lojistik faaliyetlerindeki canlılıktan kaynaklanırken, inşaat, ulaştırma, telekomünikasyon ve perakende gibi sektörler de büyümeye destek verdi.
Bununla birlikte IMF, güçlü büyüme rakamlarının, ekonomi politikalarında dikkatli ve dengeli bir yaklaşım gerektirdiğini vurguluyor. Mali disiplinin güçlendirilmesi, borç sürdürülebilirliğinin sağlanması, döviz rezervlerinin artırılması ve bölgesel jeopolitik risklerin yönetilmesi, Cibuti ekonomisinin önümüzdeki dönemde karşı karşıya kalacağı temel sınamalar arasında yer alıyor. Dolayısıyla IMF’nin değerlendirmesi, mevcut performansla birlikte geleceğe yönelik kırılganlıkları da gözler önüne seriyor.
Liman ekonomisi ve Etiyopya bağı
Cibuti ekonomisinin bel kemiğini oluşturan liman sektörü, 2025 yılında da büyümenin ana itici gücü olmayı sürdürdü. Derin su limanları, konteyner terminalleri ve modern lojistik altyapı sayesinde ülke, Doğu Afrika’nın en önemli ticaret kapılarından biri konumunda bulunuyor. Liman faaliyetlerinden elde edilen gelirler hem doğrudan ekonomik katkı sağlıyor hem de yan sektörler aracılığıyla büyümeyi tabana yayıyor.
IMF değerlendirmelerine göre, limanlara bağlı lojistik hizmetlerin gelişmesi, inşaat sektöründe yatırımları hızlandırırken ulaştırma ve telekomünikasyon alanlarında da önemli bir dinamizm yarattı. Yeni yol ve demiryolu projeleri, serbest ticaret bölgeleri ve lojistik merkezleri, ekonomik aktivitenin coğrafi olarak yayılmasına katkı sundu. Perakende sektörü ise artan istihdam ve gelirler sayesinde büyümeden olumlu etkilendi.
Cibuti’nin liman ekonomisindeki başarısının arkasında Etiyopya ile kurduğu güçlü ekonomik bağlar yer alıyor. Denize erişimi olmayan Etiyopya, dış ticaretinin büyük bölümünü Cibuti limanları üzerinden gerçekleştiriyor. Etiyopya ekonomisinin hızlı büyümesi, sanayi parklarının genişlemesi ve ihracata dayalı üretim stratejisi, Cibuti limanlarına olan talebi orta ve uzun vadede güçlü tutuyor. İki ülke arasında geliştirilen demiryolu hatları ve lojistik projeler, bu bağı daha da derinleştiriyor.
IMF uzmanları, Etiyopya’daki büyük ölçekli altyapı yatırımlarının ve artan ticaret hacminin, 2027 sonrasında da Cibuti’nin büyüme oranlarını yaklaşık yüzde 6 seviyesinde desteklemesini bekliyor. Ancak bu olumlu görünüm, risklerden tamamen arındırılmış değil. Bölgedeki diğer limanların kapasite artırma çabaları ve alternatif ticaret güzergahlarının geliştirilmesi, Cibuti’nin pazar payı üzerinde baskı oluşturabilir. Bu nedenle IMF, Cibuti’nin hizmet kalitesini yükseltmesi, operasyonel verimliliği artırması ve bölgesel iş birliklerini çeşitlendirmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Gözden Kaçmasın
Mali disiplin, borç yükü ve para kurulu sisteminin sınamaları
Cibuti ekonomisinin güçlü büyümesine karşın, kamu maliyesi tarafında daha karmaşık bir tablo dikkat çekiyor. 2025 yılında bütçe açığının milli gelire oranla önemli ölçüde daralması, mali disiplin yönünde atılan adımların etkisini gösterdi. Harcamaların kontrol altına alınması ve önceliklendirilmesi sayesinde bütçe dengesi iyileşirken, gelir tarafındaki yapısal zayıflıklar sürüyor.
IMF, kamu gelirlerinin artırılması için kapsamlı reformların hızlandırılması gerektiğini vurguluyor. Vergi tahsilatının güçlendirilmesi, muafiyetlerin daraltılması ve vergi tabanının genişletilmesi, mali sürdürülebilirlik açısından kritik başlıklar arasında yer alıyor. Ayrıca, kamuya ait işletmelerin bütçeye daha fazla katkı sağlaması, mali alan yaratılması açısından önemli bir araç olarak değerlendiriliyor.
Borç sürdürülebilirliği ise Cibuti ekonomisinin en hassas konularından biri olmaya devam ediyor. IMF, kamu ve kamu garantili borçlara yönelik daha sıkı sınırların uygulanmasını ve yeni borçlanmalarda ihtiyatlı bir yaklaşım benimsenmesini öneriyor. Alacaklılarla yürütülen borç yeniden yapılandırma görüşmelerinin tamamlanması, kamu maliyesi üzerindeki baskının azaltılması açısından kritik önem taşıyor.
Para politikası cephesinde Cibuti’nin uyguladığı para kurulu sistemi, ekonomik istikrarın temel dayanaklarından biri olarak öne çıkıyor. Ulusal para biriminin ABD dolarına sabitlenmesi, fiyat istikrarını desteklerken finansal sistemde öngörülebilirlik sağlıyor. Enflasyonun 2025 yılında sıfır seviyesine gerilemesi, bu sistemin kısa vadede etkinliğini ortaya koyuyor. Ancak IMF, döviz rezervlerinin halen para kurulu gerekliliklerinin altında olduğuna dikkat çekerek rezerv birikiminin hızlandırılması gerektiğini vurguluyor.
Cibuti ekonomisi, güçlü yapısal avantajlar ile önemli politika sınamaları arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor. Liman faaliyetleri ve Etiyopya ile kurulan stratejik ekonomik ilişkiler, büyümenin temel dayanağı olmaya devam ederken, hizmet sektöründeki çeşitlenme ekonomik dayanıklılığı artırıyor. Enflasyonun düşük seyri ve bütçe açığındaki daralma, kısa vadede olumlu bir tablo sunuyor.
Buna karşın, mali konsolidasyonun kalıcı hale getirilmesi, borç yükünün yönetilebilir seviyelere indirilmesi ve döviz rezervlerinin güçlendirilmesi, ekonomik istikrarın sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıyor. Bölgesel gerilimler, mülteci akınları ve insani yardımlardaki azalma gibi dışsal riskler, ekonomi yönetiminin dikkatle izlemesi gereken başlıklar arasında yer alıyor.
Uzun vadede ise sağlık, eğitim ve insan sermayesine yapılacak yatırımlar, Cibuti’nin kalkınma stratejisinin başarısını belirleyecek unsurlar olarak öne çıkıyor. Ulusal Kalkınma Planı ve uzun vadeli vizyon çerçevesinde atılacak adımların ülkeyi daha kapsayıcı, rekabetçi ve dirençli bir ekonomi haline getirmesi bekleniyor. IMF’nin değerlendirmeleri, doğru politikalar ve kararlı uygulamalarla Cibuti’nin bölgesel belirsizliklere rağmen büyüme potansiyelini koruyabileceğine işaret ediyor.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.