İngiltere’nin Adımı İsrail’de Ekonomik Yalnızlık Endişesi Yarattı

İngiltere’nin Batı Şeria’daki yerleşim ürünlerine yönelik yasağına 11 ülkenin de ortak tutumla katılması, İsrail’de ekonomik yaptırımların şirket ve bankalara kadar genişleyebileceği endişesini artırdı.
İngiltere’nin Adımı İsrail’de Ekonomik Yalnızlık Endişesi Yarattı

10.09.2026 - 14:21  |  Son Güncellenme:  25.09.2026 - 10:10

İngiltere'nin işgal altındaki Batı Şeria'daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik aldığı kararların doğrudan ekonomik etkisinin sınırlı kalması bekleniyor. Ancak İsrailli ekonomi gazetesi Calcalist'e göre asıl risk, 11 ülkenin kısa sürede Londra'nın başlattığı girişime katılması ve kısıtlamaların ileride yalnızca yerleşim ürünleriyle sınırlı kalmayarak şirketleri ve finans kuruluşlarını da kapsama ihtimali. 

Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç ve İngiltere, 8 Eylül'de yayımladıkları ortak açıklamada, uluslararası hukuka aykırı kabul ettikleri yerleşimlerle mal ticaretine ulusal kısıtlamalar getirme, Avrupa çapındaki kısıtlamaları destekleme veya benzer önlemleri aktif biçimde değerlendirme niyetlerini duyurdu. 

İngiltere, işgal altındaki topraklardaki yasa dışı yerleşimlerden mal ithalatını yasaklayacak düzenleme hazırlayacağını açıkladı. Londra ayrıca yerleşimlerin genişlemesine yönelik inşaat, altyapı finansmanı ve gayrimenkul hizmetleri sağlayan şirket ve kişileri hedef alabilecek kapsamlı bir yaptırım rejimi oluşturmayı planlıyor.

Ancak yasak henüz yürürlüğe girmiş değil. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, gerekli yasal düzenlemenin 6 ila 9 ay içinde yürürlüğe girmesinin planlandığını açıkladı. İngiltere, Fransa ve Kanada ulusal düzeyde yerleşim ürünleri ticaretini yasaklayacak adımlar atacaklarını bildirirken diğer ülkelerin taahhütleri ulusal kısıtlama, Avrupa çapındaki önlemleri destekleme veya benzer tedbirleri değerlendirme şeklinde farklılık gösteriyor. 

Doğrudan ekonomik etki sınırlı

Calcalist'in İsrail Merkezi İstatistik Bürosu verilerine dayandırdığı hesaplamalara göre İsrail'in İngiltere'ye mal ihracatı, elmas hariç, 2025'te yaklaşık 1,24 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam 2024'te yaklaşık 1,28 milyar dolardı.

Ancak İsrail'in İngiltere'ye ihracatında hizmet sektörü daha büyük bir ağırlık taşıyor. İsrail'in İngiltere'ye iş hizmetleri ihracatı 2024'te yaklaşık 2,9 milyar dolara ulaştı. Yazılım, araştırma-geliştirme, finans ve fikri mülkiyet gibi hizmetlerin belirli bir coğrafi bölgeyle ilişkilendirilerek ticaret kısıtlamalarına tabi tutulması ise mallara kıyasla daha güç. 

İngiliz resmî verilerine göre İngiltere ile İsrail arasındaki toplam mal ve hizmet ticareti 2025'te yaklaşık 6 milyar sterlin seviyesindeydi. İngiltere ile Filistin arasındaki toplam ticaret ise aynı yıl 38 milyon sterlin olarak kaydedildi. Ancak bu ikinci rakam yalnızca İsrail yerleşimleriyle yapılan ticareti göstermiyor; Filistin ekonomisiyle gerçekleştirilen mal ve hizmet ticaretini de kapsıyor. Dolayısıyla yerleşim ürünlerinin ticaret hacmini doğrudan bu rakam üzerinden hesaplamak mümkün değil. 

12 ülkelik ortak tutum riski büyüttü

Calcalist'e göre ekonomik hesapları değiştiren gelişme, İngiltere'nin adımının ardından 11 ülkenin daha ortak açıklamaya katılması oldu. Böylece başlangıçta İngiltere merkezli görünen girişim kısa sürede 12 ülkenin ortak tutumuna dönüştü.

Bu ülkelerin sekizi Avrupa Birliği üyesi. Norveç ve İzlanda Avrupa ekonomik alanıyla yakın bağlantıya sahipken İngiltere ve Kanada da grubun diğer iki büyük ekonomisini oluşturuyor.

Calcalist'in aktardığı İsrail Merkezi İstatistik Bürosu verilerine göre bu 12 ülke, 2025'te İsrail'den elmas hariç yaklaşık 6,8 milyar dolar değerinde mal satın aldı. Bu rakam 2024'te yaklaşık 8,1 milyar dolardı. Gerilemenin önemli bölümünün özellikle Intel'in İrlanda'ya yaptığı çip ihracatındaki düşüşten ve ihracatın başta ABD olmak üzere diğer pazarlara yönelmesinden kaynaklandığı belirtildi. 

İsrail'in bu ülkelerden 10'una yönelik iş hizmetleri ihracatı ise 2024'te yaklaşık 6,77 milyar dolara ulaştı. Norveç ve İzlanda için ayrı hizmet verileri bulunmadığından bu iki ülke hesaplamaya dahil edilmedi.

Calcalist, mal ve iş hizmetleri birlikte değerlendirildiğinde söz konusu ülkelerle ihracat hacminin en az 15 milyar dolara ulaştığını belirtiyor. Bununla birlikte ticaretin büyük bölümünün yerleşimlerle bağlantılı olmadığına ve mevcut kısıtlamaların doğrudan etkileyeceği yerleşim ürünlerinin toplam ihracat içindeki payının oldukça düşük olduğuna dikkat çekiliyor. 

Risk ürünlerden şirketlere kayabilir

Calcalist'e göre İsrail ekonomisi açısından daha önemli soru, kısıtlamaların zaman içinde yerleşim ürünlerinden bu faaliyetlerle bağlantılı şirketlere doğru genişleyip genişlemeyeceği.

İngiltere'nin hazırladığı yeni yaptırım sistemi, yerleşimlerin genişletilmesine yönelik inşaat, altyapı finansmanı ve gayrimenkul hizmetleri sağlayan şirket ve kişilere karşı önlem alınmasına imkân tanıyacak. Bu durum, yaptırım riskinin yalnızca yerleşimlerde üretilen mallarla sınırlı kalmaması ihtimalini gündeme getiriyor. 

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, Eylül 2025'te yerleşimlerle bağlantılı belirli faaliyetlerde bulunan şirketlere ilişkin veri tabanını güncelledi. Listede 11 ülkeden toplam 158 şirket bulunuyor. Calcalist'in hesaplamasına göre bunların 138'i, yani yaklaşık yüzde 87'si İsrail şirketlerinden oluşuyor. 

Listede İsrail'in beş büyük bankacılık grubunun yanı sıra Shikun & Binui ve Ashtrom gibi inşaat ve altyapı şirketleri ile Bezeq, Cellcom ve Partner gibi telekomünikasyon şirketleri de bulunuyor.

Ancak Calcalist, bu şirketlerin BM veri tabanında bulunmasının İngiltere veya ortak açıklamaya katılan diğer ülkeler tarafından yaptırım uygulanacağı anlamına gelmediğinin altını çiziyor.

Siteye göre ekonomik risk, doğrudan yaptırımdan önce de ortaya çıkabilir. Avrupa'daki bankalar, emeklilik fonları veya diğer finans kuruluşlarının gelecekte yaptırım riskiyle karşılaşmamak amacıyla İsrailli şirketlerle işlemlerinde daha sıkı hukuki ve mali incelemeler uygulaması ya da bazı ilişkilerden kaçınması, finans piyasalarında “risk azaltma” olarak bilinen süreci tetikleyebilir. 

Ekonomik baskının sınırları genişleyebilir

Calcalist, diğer bir riskin İngiltere'nin başlattığı sürecin zamanla Avrupa veya Batı ülkelerinin daha geniş ortak politikasına dönüşmesi olduğunu belirtiyor.

İsrail'in Avrupa ile ilişkileri yalnızca mal ve hizmet ticaretiyle sınırlı değil. Avrupa Komisyonunun Nisan 2025 verilerine göre İsrailli katılımcılar Horizon Europe araştırma programı kapsamında 831 milyon avro finansman elde ederken, önceki Horizon 2020 programında bu tutar yaklaşık 1,3 milyar avroya ulaşmıştı. 

İsrail ayrıca Erasmus+ kapsamındaki uygun ülkeler arasında yer alıyor. İsrail Futbol Federasyonu da 1994'ten bu yana UEFA'nın tam üyesi. 

Calcalist'e göre uzun vadeli ekonomik risk, yalnızca Batı Şeria'daki yerleşimlerden belirli ürünlerin ithalatının durması değil, yerleşimler ile 1967 sınırları içindeki İsrail ekonomisi arasındaki ayrımın yaptırım uygulamalarında giderek zayıflaması ihtimali.

Ortak açıklamaya katılan ülkeler ise mevcut adımlarının yerleşimleri hedef aldığını belirtiyor. İngiliz hükümeti de yeni yaptırım rejiminin İsrail'i değil, yasa dışı kabul ettiği yerleşimleri ve yerleşim genişlemesini hedefleyeceğini, Yeşil Hat içindeki İsrail ile ticareti sürdürmek istediğini açıkça vurguladı. 

Calcalist, İsrail'in seçim dönemine girdiği süreçte yerleşim politikasının iç siyasette giderek daha fazla öne çıktığına dikkat çekiyor. Siteye göre İsrail ekonomisi açısından temel risk, bugünkü sınırlı doğrudan ticaret kaybından çok, yerleşimlere yönelik kısıtlamaların gelecekte genişleyerek İsrail şirketleriyle iş yapmanın maliyetini artırması ihtimalinde yatıyor. 

 

Kaynak: AlArabyAlJadeed