"2. İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi" İstanbul Finans Merkezi’nde Başladı
30.05.2025 - 15:25 | Son Güncellenme: 01.09.2025 - 12:16
AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu tarafından, "Türkiye AlBaraka Zirveleri" kapsamında düzenlenen "2. İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi", İstanbul Finans Merkezi'ndeki Halkbank Genel Müdürlüğü'nde başladı.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Türkiye Varlık Fonu (TVF), İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF), İbn Haldun Üniversitesi, İstanbul Finans Merkezi (İFM) ve AlBaraka Grubu işbirliğinde düzenlenen zirve, bu yıl "Etkili Bir Küresel Ekonomi Yolunda İslami Ekonomi Stratejileri" temasıyla düzenleniyor.
Zirvenin açılışında konuşan Arda Ermut, TVF açısından bakıldığında İFM'nin hem ulusal bir hedef hem de stratejik bir yatırım anlamına geldiğini söyledi.
Gözden Kaçmasın
Ermut, "İFM, umuyoruz ki hem Türkiye hem de İslami finans açısından finansın merkezi olacak. Bu kurumu yalnızca fiziki bir yapı olarak görmüyoruz aynı zamanda İslami finans içinde bir merkez olarak görüyoruz. Bunu bir yapı, bina, ofis olarak değil bir prensip olarak bir araç ve enstrüman olarak görüyoruz. Onun üzerine hep büyümeye devam ediyoruz. Birçok anlaşma yaptık bu sene TVF olarak. Bir murabaha anlaşmamız oldu, 150 milyon dolarlık bir anlaşmamız oldu ve yine başka bir İslami bankayla 100 milyon dolarlık başka bir anlaşma daha yaptık. Bu, artan küresel güvenin ve İslami finansın bağlantılılığının bir göstergesi." diye konuştu.

"İFM, sembolik değil yatırım yapılabilir, fonksiyonel bir yer"
TVF Genel Müdürü Ermut, 2024'te ilk uluslararası sukuklarını yayımladıklarını aktararak bunun, 750 milyon dolarlık bir sukuk olduğunu ve kendilerinin 250 milyon dolar daha ekleyerek toplam hacmi bir milyar dolara çıkardıklarını anlattı.
Ermut, "Bunun altında yatan varlık, İFM'ydi ve çok kritik bir adım olarak bunu değerlendirdik. İlk defa hazinenin dışında ya da katılım bankalarının dışında bir Türk kurumu küresel sukuk piyasasına girmiş oldu ve bu ölçekte yapıldı bu. Şimdi İFM'yi sadece teknik bir karar olarak görmüyoruz. Burada çok net bir mesaj da göndermek istiyoruz, burası sembolik değil yatırım yapılabilir, fonksiyonel bir yer. İFM olmadan, hukuki yapısı olmadan ve elbette güven olmadan bu işler olmaz. Yatırımcılara güven veren bir şeyden bahsediyoruz. Aynı şekilde Türkiye'nin güvenilir ve modern bir finans sistemi kurma konusundaki kararlılığını gösteriyor, güçlü kurumları, güçlü piyasaları gösteriyor. Her adım bir ölçek anlamına geliyor, bir ölçüt anlamına geliyor ve yol açıyor." ifadelerini kullandı.
TVF olarak İslami finansın, daha adil ve dayanıklı bir finansal sistem açısından, yol açan bir şey olabileceğini düşündüklerini vurgulayan Ermut, burada paylaşılan risklerin ve reel ekonomik aktivitelerin olması gereken şeyler olduğunu belirtti.
Ermut, istikrar ve güvenin arandığı bir dünyada İslami finansın bu ikisini birden sunduğunun altını çizerek şöyle devam etti:
"Uzun dönem değeri, kısa dönemli katkıların önüne çıkarıyor ve spekülasyonu engelliyor. Finansı, reel ekonomiyle bir araya getiriyor ve insanlara hizmette bulunuyor. Bu bir teori değil, dünyanın ihtiyacı olan bir şey. TVF olarak iki temel hedefimiz var, birincisi finansal piyasalarımızı Türkiye'de derinleştirmek ve ülkemizin uzun vadeli önceliklerini gerçekleştirmek. Bu vizyon aslında bu iki hedefe de hizmet ediyor. Bundan dolayı Türkiye Katılım Sigorta ve Türkiye Katılım Hayat şirketlerini inşa ettik. Katılım biliyorsunuz, İslami finans anlamına geliyor Türkiye'de. Bu iki şirket yeni zihniyetin de bir göstergesi. Ekonomimizde iki tane katılım sigorta ve hayat şirketi oluşturmuş olduk bu şekilde ve katılım bazlı İslami sigorta aslında İslami finans açısından da çok ciddi bir fırsat anlamına geliyor. Burada, koruma ve aile güvenliği konusundan baktığımızda temel prensiplere çok yakın bir şeyden bahsediyoruz. Burada bir vizyon ve amaç var. Bu ekosistemi bunlar inşa ediyor."
"Vizyonumuz, İslami finansın ölçeklenmesi, derinleşmesi ve dijital inovasyon araçları üzerinden modernize olması"
Ermut, İFM'nin aslında bir fırlatma merkezi olarak da değerlendirilebileceğini belirterek kurumları, yeteneği ve altyapıyı bir araya getirdiğini kaydetti.
Modellerin İFM'den yükseleceğini ve yeni ortaklıkların ortaya çıkacağını ve bunun da ötesinde daha da derin bir değişimi ifade ettiğine dikkati çeken Ermut, "Uzun süre İslami finansta ağırlık merkezi aslında değerlerin yaratıldığı yerler değildi. Dolayısıyla biz aslında bu merkezin aslında değerlerin yaratıldığı yere geçeceği yönünde bir değişimin zamanı geldi diye düşünüyoruz. Bu açıdan baktığımızda, aslında bir çerçeve değil kumaşın kendisi." dedi.
Ermut, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonu çerçevesinde güvenle ve kararlılıkla yollarına devam ettiklerini dile getirerek TVF olarak bu vizyonu gururla desteklediklerini ve gelecek için bunu tanımlayıcı bir vizyon olarak gördüklerini vurguladı.
Vizyonun çok net olduğunu anlatan Ermut, şunları kaydetti:
"Vizyonumuz, İslami finansın ölçeklenmesi, derinleşmesi ve dijital inovasyon araçları üzerinden modernize olması. Daha güçlü sermaye akışı ve küresel pratikler bu şekilde bir araya gelecek. Bu da teknolojiye yatırım demek, hukuki altyapıya, finansal okuryazarlığa, eğitime yatırım, yeni enstrümanlar oluşturmak, yatırım tabanını genişletmek, yatırımcıları desteklemek ve gelişmiş çözümler sunmak demek. Aynı zamanda fintek kurumlarıyla, uygulayıcılar arasında gelenekle dönüşüm arasında bir bağ kurmak demek. Aslında eğer liderlik edeceksek inovasyon kaçınılmaz.
İslami finans sadece bir alternatif değil. Aslında ciddi bir yanıt. Neye? Dünyanın yaşadığı belirsizlik çağına ciddi bir yanıt. Az sayıda insan aslında belirsizliği bizden daha iyi anlayabilir. Yüzyıllardır kriz, çatışma ve istikrarsızlık içinde yaşayan biziz ancak bu güçlükler bizi dayanıklı hale getirdi. Maalesef dünyanın bu kısmı tarihte hiç istikrarlı bir yer olmamış çok yani hep medeniyetlerin mezarlığı olan bir yer olmuş. Bu, bir tehdit ama öte yandan dayanıklılık da oluşturan bir şey ve burada yaşayan insanlar, bu şekilde yaşamış."
Ermut, İslami finansın, istikrar, şeffaflık, risk paylaşımı ve reel ekonomik aktivite üzerine kurulu olduğunun altını çizerek bunun, kısa vadeli konvansiyonel finanstan biraz farklı olduğunu söyledi.
Ekonomik krizin dünya piyasalarını sarstığı zamanlarda dünyanın yeni modeller aramaya başladığını anlatan Ermut, "Burada riskler, reel ekonomik değerden kopuşu da getirdi. İFM'de işte bu da mümkün olacak. Bugün güvenle şunu söyleyebiliriz, doğru yerdeyiz doğru zamandayız ve doğru insanlarla beraberiz. Bu modeli daha ileri taşımanın, dünyaya sunmanın zamanıdır. Türkiye aslında geleceği inşa ediyor, bunu da netlikle ve açık bir niyetle yapıyor. Bu vizyonu genişletmeye ve bunu ortaklarımızla yapmaya, liderlikle yapmaya ve eylemle yapmaya kararlıyız. İslami finansı güçlü kılan şey nasıl çalıştığı değil neden çalıştığı aslında. Bu insan onuru üzerine kurulu, başarıyı paylaşma ve güven üzerine kurulu. Küresel belirsizlikler çağında bunlar her zamankinden daha önemli şeyler. Birlikte kalıcı bir şeyler inşa edebiliriz burada. Burada kârdan daha fazlasını üreten bir finansal sistemden bahsediyoruz." diye konuştu.

"Yeni yollar yapmak için yola çıktık"
AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu Genel Sekreteri Yousef Hassan Khalawi de var olan yollarda yürümek için değil, yeni yollar oluşturmak, yeni yollar yapmak için yola çıktıklarını ifade etti.
Khalawi, "İşte bu yüzden İstanbul'dayız, Medine'deyiz, Londra'dayız ve birçok başka şehirlerde de olmaya devam edeceğiz. Bu aslında farklı projelerle ve inisiyatiflerle çıktığımız bir yol. Bugün sabah oturumunda çok özel birtakım paylaşımlarımız olacak. Sürdürülebilirlik endeksimiz var, bununla alakalı bilgiler paylaşacağız ve bu paylaşımı İstanbul Finans Merkezi'nde yapmaktan mutluluk duyuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Doğru ortaklıklar olmadan bunu yapmanın mümkün olmadığını belirten Khalawi, bu inisiyatifi oluşturmaktan ve ona öncülük etmekten onur duyduklarını dile getirdi.
Khalawi, "Hiçbir şeyi tek başımıza yapmıyoruz. Bütün projeler, inisiyatifler, eğer ellerimizi birleştirmezsek mümkün olmayacak, bunu biliyoruz. Dolayısıyla, burada ortaklarımıza, sponsorlarımıza teşekkürlerimi iletmek istiyorum. İstanbul'da sadece bu küresel zirve için değil, daha sonrasında bu merkezi İslami ekonomi ekosisteminin bir parçası haline getirmekten de bahsediyorum. Daha fazla inisiyatif burada olacak, şu an yıldan yıla fark ettiğimiz, özellikle bizim bölgemizde, var olan güç transferi misyonunun bir yansıması olacak bu." ifadelerini kullandı.
TCMB Başkanı Karahan: Katılım Finans Sektörü Hızla Büyüyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, katılım finansın bankacılık sektörü içerisindeki payının yüzde 8,3'e yükseldiğini belirterek, "Katılım finans sektörü büyümeye devam etmekte ve son yıllarda sektöre yeni girişler gerçekleşmektedir. Bu hızlı büyüme temposu, ülkemizde katılım finans sektörüne olan artan talebi göstermektedir." dedi.
AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu tarafından, "Türkiye AlBaraka Zirveleri" kapsamında düzenlenen "2. İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi", İstanbul Finans Merkezi'ndeki Halkbank Genel Müdürlüğü'nde başladı.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi, Türkiye Varlık Fonu (TVF), İslam İşbirliği Gençlik Forumu (ICYF), İbn Haldun Üniversitesi, İstanbul Finans Merkezi (İFM) ve AlBaraka Grubu işbirliğinde düzenlenen zirve, bu yıl "Etkili Bir Küresel Ekonomi Yolunda İslami Ekonomi Stratejileri" temasıyla gerçekleştiriliyor.
Zirvenin açılışında konuşan Fatih Karahan, Türkiye'de finansal sistemin derinleşmesinin sürdürülebilir büyümenin önemli bir bileşeni olduğunu kaydederek, toplumun farklı kesimlerinin finansal sisteme dahil edilmesi ve birikimlerin faydalı yatırımlara dönüşebilmesi için finansal araç çeşitliliğinin artırılması gerektiğini söyledi.
Karahan, "Bu perspektifle Türkiye'de katılım finansın finansal ürün ve hizmet çeşitliliğini geliştirmek yoluyla finansal piyasalarımızın gelişimine verdiği katkıyı önemsiyoruz." diye konuştu.
Türkiye'de özellikle son 10 yılda katılım finans sektörünün hızlı bir büyüme gösterdiğini anlatan Karahan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Katılım finansın bankacılık sektörü içerisindeki payı yüzde 5,3'ten yüzde 8,3'e yükselmiştir. Katılım finans sektörü büyümeye devam etmekte ve son yıllarda sektöre yeni girişler gerçekleşmektedir. Bu hızlı büyüme temposu, ülkemizde katılım finans sektörüne olan artan talebi göstermektedir. Yeni kuruluşların sektöre girmesiyle bir yandan sektörün büyüklüğü artarken, diğer taraftan rekabet koşulları iyileşmektedir. Katılım finans sektörü, finansal tasarruf araçlarını çeşitlendirerek ve finansal kapsayıcılığı artırarak finansal piyasaların gelişimine katkı vermektedir. Nitekim bu katkılar verilerden de görülebiliyor."
"Katılım finans sektörü altın hesaplarıyla yastık altı tasarrufları ekonomiye kazandırıyor"
TCMB Başkanı Karahan, sektörün finansman olanaklarını ağırlıklı olarak KOBİ'lerin kullandığını belirterek, katılım finansın sunduğu ticari finansmanın bankacılık sektöründen aldığı payın artışından bahsetti.
Katılım finansın altın hesaplarıyla sektöre finansal araç çeşitliliği sunarak bankacılık sektörü dışındaki kesimlere erişim sağladığını anlatan Karahan, "Böylece, yastık altı tasarrufların ekonomiye kazandırılmasını da teşvik ederek finansal kapsayıcılığa katkı sunuyor." şeklinde konuştu.

"Makro ihtiyati düzenlemelerde katılım finans sektörünü dikkate alıyoruz"
Fatih Karahan, küresel anlamda para politikası araçlarının çeşitliliğinin arttığı ve makro ihtiyati araçlarının daha yaygın kullanıldığı bir dönemde olduklarını kaydederek, sözlerine şöyle devam etti:
"TCMB olarak biz de hem likidite araçlarımızı hem de makro ihtiyati çerçevemizi dönem dönem güncelliyoruz. Bu güncellemeleri yaparken katılım finansın iş modelindeki farklılıkları dikkate alıyor ve gerektiği yerde farklılaştırmalar yaparak ya da alternatif araçlar uygulamaya koyarak sektörün gelişimini destekliyoruz. Özellikle geleneksel likidite yönetim araçlarının katılım finans ilkeleriyle uyumlu olmaması, katılım finans kurumlarının finansal sistem içinde verimli bir şekilde faaliyet göstermesini sınırlayabiliyor. Bu nedenle konvansiyonel bankalarla benzer koşullarda likiditeye erişim ve uygun likidite risk yönetim mekanizmalarının geliştirilmesi, sektörün büyüme potansiyeline katkıda bulunmakta. Bu bağlamda, katılım finans kuruluşlarının bankamızın sağladığı likidite olanaklarına erişimi için operasyonel çerçevede, sözleşmelerde ve araçlarda gerekli olan yeni düzenlemeleri, değişiklikleri ve alternatif yöntemleri 2010 yılından bu yana kademeli olarak uygulamaya koyuyoruz."
Karahan, bu çalışmaların en önemli sonuçlarından birinin, "katılım finans kuruluşlarının açık piyasa işlemlerine diğer bankalarla eşit koşullarda erişimlerinin sağlanması" olduğunu belirterek, son zamanlarda ise dönem dönem görülen likidite fazlası nedeniyle sterilizasyon çeşitliğinin önem kazandığını söyledi.
Konvansiyonel bankalar için ağırlıklı olarak depo ihalelerini etkin bir şekilde kullandıklarını dile getiren Karahan, bu sterilizasyon yönteminin etkin bir şekilde kullanılamadığı katılım finans sektörüne yönelik alternatif araçlar geliştirdiklerini bildirdi.
"Katılım finansa özel ihtiyaçları ve şartları göz önünde bulunduruyoruz"
TCMB Başkanı Karahan, katılım finans sektörüne yönelik geliştirdikleri alternatif araçlara ilişkin bilgiler vererek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Son dönemde likidite fazlasının gerilemesiyle döviz cinsi ters swap işlemlerini sonlandırdık. Ancak bu işlemleri ilerleyen dönemlerde tekrar sterilizasyon ihtiyacı olması halinde kullanılabileceği bir araç olarak tutuyoruz. Böylece, katılım finans ilkeleriyle uyumlu araçlarda bu sektöre yönelik sterilizasyon işlemlerini de etkin bir şekilde gerçekleştirdik. Likidite yönetimine benzer şekilde makro ihtiyati çerçevemizi de tasarlarken, katılım finansa özel ihtiyaçları ve şartları göz önünde bulunduruyoruz.
Örneğin, katılım finans ilkelerine uyumlu olan zorunlu karşılıklara telafi ödemesi mekanizmasını geliştirdik. Ayrıca makro ihtiyati tedbirleri uygularken, katılım finans kuruluşlarının hedef ve yükümlülüklerini de farklılaştırıyoruz. Buna ilave eden TCMB kredi programlarına katılım bankalarınca da aracılık edilebilmesi için özel bir yatırım vekalet yöntemi kurguladık. Böylece yatırım taahhütlü avans finansmanı (YTAK) ile ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont finansmanı imkanlarına katılım bankaları aracılığıyla erişim imkanı tanıdık."
Karahan, tüm bu atılan adımların bir neticesi olarak likidite açığı veya fazlası olduğu dönemlerde geleneksel ve katılım gösterge getiri oranlarının birbiriyle uyumlu hareket ettiğini gözlemlediklerini bildirdi.
"Türkiye'de katılım finansının büyüme potansiyeli yüksek"
Fatih Karahan, katılım finans sektörünün sadece Türkiye'de değil, küresel olarak da hızla büyüdüğünü belirterek, şu bilgileri verdi:
"Küresel İslami finans varlıkları 2024 itibarıyla yaklaşık 3,9 trilyon dolara ulaştı. Sektörün büyüme hızı oldukça yüksek. Sektör son 10 yılda ortalama yüzde 8,4 büyüdü. Türkiye, küresel İslami bankacılık varlıklarında yaklaşık yüzde 3'lük bir paya sahipken, kamu ve özel sektör sukuk ihraç payları sırasıyla yüzde 4,1, yüzde 22,5. Bu rakamlar, Türkiye'de de katılım finansının büyüme potansiyelinin yüksek olmaya devam ettiğini ima ediyor. Sektörün küresel piyasada büyüme hızını sürdürebilmesi için piyasa derinliğinin artması ve özellikle kısa vadeli likidite imkanlarının genişlemesi oldukça önemli. Bu bağlamda, yüksek kaliteli likit varlık eksikliği, katılım finans sektöründe dünya genelinde sektörün yaşadığı önemli bir zorluk olarak öne çıkıyor."
Karahan, ikincil piyasaların derinleşmesi ve düzenli sukuk ihraçları hususunda sektörde derinliğe ve ürün çeşitliğine ihtiyaç bulunduğunu kaydederek, "Bu çerçevede, bankamızın da kurucu ortakları arasında yer aldığı Uluslararası İslami Likidite Yönetimi Kuruluşu (IILM), küresel katılım finans sektörünün önde gelen pazarlarında kısa vadeli sukuk ihracı gerçekleştirdi. Biz dahil hissedarların çoğu, yıllık temettülerini tekrar kurum sermayesine ekleyerek IILM'nin büyümesine destek oluyor." diye konuştu.
İlk IILM sukuk ihracının 2013 yılında gerçekleştirildiğini anımsatan Karahan, bu zamana kadar toplam ihraç tutarının 120 milyar dolarına ulaştığını bildirdi.
Sektörün önünde zorlukların yanı sıra küresel fırsatların da bulunduğunu dile getiren Karahan, bu fırsatlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"Türkiye'nin ESG temalı ihraçlarında katılım finansının önemli rol almasını bekliyoruz"
TCMB Başkanı Karahan, yeşil dönüşüm ve çevreye duyarlılığın katılım finans sektörü açısından önemine işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Gelişmekte olan ülkelerin yeşil dönüşüm için finansman ihtiyacı bu piyasanın büyümeye devam edeceğine işaret etmekte. Katılım finans sektörü küresel ESG (çevresel, sosyal ve yönetişim) trendlerine entegre olma potansiyeline sahip görünüyor ve bu alanda sektör için önemli bir büyüme fırsatı bulunmakta. Bu kapsamda Türkiye'nin ESG temalı ihraçlarında katılım finansının önemli bir rol almasını bekliyoruz."

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: İslami Finansman Kanunu İçin Çalışmalar Hızlandı
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Şu an üzerinde çalıştığımız konulardan birisi, İslami Finansman Kanunu'nu oluşturmak ve Meclisten geçirmek." dedi.
Şimşek, AlBaraka İslam Ekonomisi Forumu tarafından, "Türkiye AlBaraka Zirveleri" kapsamında düzenlenen "2. İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi"ndeki konuşmasında zirvenin sektör için önemine dikkati çekti.
Küresel piyasalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Şimşek, ticaret politikalarındaki belirsizliklerin son derece kaotik bir hal aldığına, şu anda belirsizliğin tarihte eşi benzeri görülmemiş boyutlara ulaştığı bir dönemden geçildiğine dikkati çekti.
Şimşek, buna rağmen bütün zorlukların aynı zamanda içinde fırsatlar barındırdığını belirterek, şunları kaydetti:
"Şu anda ABD ile Çin arasında yoğun bir stratejik rekabet yaşanıyor ve bu durum küresel ticaret dinamiklerinde köklü değişimlere yol açıyor. Oysa tarihte ekonomik büyümenin temel itici gücü her zaman ticaret olmuştur. Bugün ise bu mekanizma, olması gerektiği gibi işlemiyor. Diğer yandan, küresel borç seviyesi tarihi zirvelere ulaşmış durumda. Bu da beraberinde makrofinansal belirsizlikleri ve artan güvensizlik ortamını getiriyor. Bütün bunlara ek olarak, yapay zeka devriminin eşiğindeyiz. Bu gelişme, sınırsız bir üretkenlik potansiyeli sunsa da bu potansiyele herkesin eşit şekilde erişebilmesi mümkün görünmüyor. Dolayısıyla, küresel ölçekte eşitsizliklerin derinleşmesinden endişe ediyoruz."
"Dünyada şu an çok önemli zorluklar aynı anda gerçekleşiyor"
İklim konusunun önemine de değinen Şimşek, dünyanın jeopolitik çekişmeler içerisinde, savaşların arasında bir de iklim kriziyle başa çıkmaya çalıştığını dile getirdi.
Dünyada büyümenin düşüş gösterdiği bir ortamda İslami finansın konumuna dikkati çeken Şimşek, şunları söyledi:
"Küresel büyümenin yüzde 3'ün altında kalacağını öngörüyoruz. Bu görünüm, içinde bulunduğumuz küresel dönüşümlerle birlikte daha da zorlu bir hal alabilir. Böylesi bir ortamda büyümenin ve refahın daha adil paylaşılmasını sağlayacak yollar arıyoruz. İşte tam bu noktada İslami finans, umut verici bir alternatif olarak öne çıkıyor çünkü burada risk paylaşımı esas alınırken finansman da reel varlıklara dayanıyor. Bu yaklaşım, sistemin güvenilirliğini artırıyor. Dahası, İslami finansın temelinde sürdürülebilirlik anlayışı yatıyor.
Eşit katılıma ve kapsayıcılığa dayalı yapısı sayesinde hem sosyal hem finansal anlamda herkes için erişilebilir bir model sunuyor. Bugünün karmaşık ekonomik sorunlarını düşündüğümüzde İslami finans, refahın adil paylaşımını mümkün kılabilecek güçlü bir araç ve etkili bir yol haritası olabilir."
"İslami finansmanda özellikle değer ve piyasa payı konusunda çok hızlı bir büyüme görülüyor"
Bakan Şimşek, İslami finans alanında özellikle değer ve piyasa payı açısından çok hızlı büyüme yaşandığını vurgulayarak, "Küresel finansal varlıklar içinde İslami finansın payı halen yalnızca yüzde 1’in biraz üzerinde. Oysa dünyanın sürdürülebilir geleceği açısından en doğru güzergahın bu olduğunu düşünüyorsak mevcut payın ne kadar küçük olduğu da ortada. Bu yapının gelişmesi için mutlaka yatırım yapmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.
Hedeflenen rakamlara ulaşmak için öncelikle engel teşkil eden unsurların doğru şekilde tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Şimşek, İslami finansın küresel ölçekte henüz yeterince uygulanabilir görülmediğini ve ilginin daha çok belirli coğrafyalarla sınırlı kaldığını söyledi.
Şimşek, "Bu alandaki temel oyuncular, küresel ölçekte bu inovasyona yatırım yapmıyor. Aynı zamanda yetenek eksikliği ve düzenleyici çerçevede ciddi boşluklar var. Elbette son yıllarda önemli ilerlemeler sağlandı ancak hala aşılması gereken büyük yapısal sorunlarla karşı karşıyayız. Geride kalmamıza neden olan etkenleri net biçimde tespit edebilirsek ancak o zaman etkili çözümler geliştirebiliriz." diye konuştu.
"Katılım esaslı finansman olanakları açısından finansal piyasalar şu anda gelişiyor"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye'de halihazırda 9 katılım bankasının bulunduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
"Türkiye'de katılım finansı, bankacılık sektörü içinde kayda değer bir orana ulaşmış durumda. Özellikle katılım esaslı finansman araçları açısından piyasalar gelişim gösteriyor. Biz de sektörün sağlıklı şekilde büyümesi için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz ancak mevcut durumda katılım bankalarının Türk bankacılık sistemindeki payı yalnızca yüzde 8,3 seviyesinde. Bu oran, potansiyelin oldukça gerisinde ve daha geniş ölçekli bir büyümeye ihtiyaç duyduğumuzu açıkça gösteriyor."
Şimşek, Türkiye'nin İslami finans gelişme endeksinde ilk 10'a girdiğini kaydederek, "136 ülke içerisinde 10. gelişmiş piyasa olarak burada yer alıyoruz. Hazine, hem yerel hem de ulusal piyasalarda sukuk ihraçlarına önem veriyor." diye konuştu.
"İslami Finans Kanunu üzerinde çalışıyoruz"
Bakan Şimşek, İslami bankacılığın ve katılım esaslı piyasaların gelişmesine verdikleri öneme işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Önceliklerimiz arasında kurumsal yapıların dönüştürülmesi, daha destekleyici bir yasal altyapının oluşturulması, bütüncül bir yönetişim modelinin hayata geçirilmesi, insan kaynağının güçlendirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması yer alıyor. Bu kapsamda, şu anda öncelikli olarak İslami Finansman Kanunu'nu hazırlıyor ve Meclis gündemine taşımaya yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Şu an üzerinde çalıştığımız konulardan birisi, İslami Finansman Kanunu'nu oluşturmak ve Meclisten geçirmek. Taslak metinde düzeltilmesi gereken bazı hususlar vardı, bu konular üzerinde titizlikle çalışıyoruz. Sektörün benimsemeyeceği veya uygulamada sorun yaratabilecek maddeleri yasaya dahil etmek istemiyoruz."
"İstanbul Finans Merkezi, Türkiye'de iş yapmak için cazip ortam sunuyor"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, bankacılık sisteminin ağırlıklı olarak kısa vadeli fonlamalara dayandığını, bu yapının uzun vadeli yatırımların finansmanında sınırlamalar yarattığını ifade etti.
Bu nedenle finansal sistemin derinleşmesinin ve sermaye piyasalarının güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Şimşek, "İstanbul’un küresel bir finans merkezi haline getirilmesi, bu bağlamda kritik bir hedef. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde kurulan İstanbul Finans Merkezi, yalnızca bir mekan değil aynı zamanda nitelikli insan kaynağına yatırım yapan stratejik bir merkez olarak kurgulandı. Bu doğrultuda altyapı çalışmalarını hızla sürdürüyoruz." dedi.
İstanbul Finans Merkezi’nin sunduğu avantajlara da değinen Şimşek, "Eğer Türkiye’de iş yapmak istiyorsanız en doğru yer burası. Sağladığı güçlü teşvikler hem yatırımcılar hem de şirketler için büyük bir cazibe oluşturuyor ve rekabet gücünü artırıyor. Ayrıca küresel profesyonellerin İstanbul’a çekilmesi için elverişli bir ortam yaratıyor. İslami finansın karşılaştığı temel sorunlardan biri olan nitelikli insan kaynağı eksikliği açısından da İstanbul Finans Merkezi’nin bu boşluğu doldurabilecek güçlü bir platform olması bekleniyor." diye konuştu.
"İslami finansman, refahın paylaşılmasında büyük rol oynayacak"
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, sürdürülebilir kalkınmaya inandıklarının altını çizerek, sözlerini şöyle tamamladı:
"Refahın adil biçimde paylaşılması gerektiğine inanıyoruz ve bu noktada İslami finansmanın önemli bir rol üstleneceğine inanıyoruz. Küresel finans sistemi içinde şu an için nispeten küçük bir paya sahip olsa da bu alandaki zirveler ve uluslararası konferanslar, gelişimin hızlanmasına önemli katkılar sağlıyor.İslami finansın son yıllarda gösterdiği hızlı büyüme dikkat çekici. Daha önce neredeyse görünmezken bugün küresel finansal varlıkların yaklaşık yüzde 1’ini temsil eder hale geldi. Bu noktayı bir sıçrama tahtası olarak görmeliyiz. Yerel ve küresel düzeyde mevcut sorunların farkına vararak, doğru adımları atarak, verimliliği artırarak ve güçlü işbirlikleri kurarak bu payı çok daha kısa sürede yüzde 2’ye hatta yüzde 5’e çıkarabiliriz."
Kaynak: AA