UNRWA’nın Yasaklanması Filistinlilerin Geleceğini Yok Etme Riski Taşıyor

İsrail’in UNRWA’yı yasaklama kararı, Filistinlilerin geri dönüş hakkını ve insani yardımlara erişimini tehdit ediyor. Yaklaşık 6 milyon Filistinliye hizmet veren kurumun kapatılması, Gazze ve çevresindeki zor koşulları daha da ağırlaştırma riski taşıyor. Filistinliler, UNRWA’nın varlığını haklarının ve kimliklerinin sembolü olarak görüyor.
UNRWA’nın Yasaklanması Filistinlilerin Geleceğini Yok Etme Riski Taşıyor

08.01.2025 - 13:42  |  Son Güncellenme:  08.07.2025 - 09:18

Böylece UNRWA’nın Batı Şeria, Gazze Şeridi, Doğu Kudüs, Lübnan, Ürdün ve Suriye’deki yaklaşık 6 milyon Filistinliye verdiği hizmetler kesilecek. 

Geçtiğimiz Ekim ayında Knesset tarafından kabul edilen karar, UNRWA’nın mali kriz yaşadığı, İsrail’in 15 aydır devam eden savaş sırasında insani yardımların Gazze Şeridi’ne girişini engellediği ve yüzbinlerce yerinden edilmiş Gazzeliyi barındıran okullar da dahil olmak üzere UNRWA tesislerini doğrudan hedef alıp yok ettiği bir dönemde yürürlüğe giriyor. 

UNRWA’nın endişesi 

UNRWA çalışmalarına yönelik yasağın yürürlüğe gireceği tarihin yaklaşması ve bunun doğuracağı sonuçların ciddiyeti konusunda uyarırken, özellikle BM’nin Filistin topraklarında UNRWA’nın yerine başka bir kurumun kurulması konusundaki isteksizliği ışığında, İsrail’in söz konusu yasak kararından geri adım atmasının önemini vurguladı. 

UNRWA, Filistinlilerin süregelen trajedisinin bir sembolü ve uluslararası topluma Filistinlilerin geri dönüş hakkı konusundaki sorumluluğunu sürekli hatırlatan bir kurum olarak biliniyor. 

Filistinliler İsrail’in bu kararını, geri dönüş hakkının sembolü olan UNRWA’nın Filistin topraklarındaki faaliyetlerine son vermeyi amaçlayan siyasi bir karar olarak görüyor. 

1949’da kurulan UNRWA’nın yasaklanmasına ilişkin kararın yakında yürürlüğe girecek olması, İsrail’in 7 Ekim’den bu yana devam eden saldırılarının bir sonucu olarak Gazze’deki mülteci merkezleri, okullar ve kamplarda yerlerinden edilmiş iki milyondan fazla Filistinlinin yaşadığı son derece kötü yaşam koşullarını daha da ağırlaştıracak. 

İsrail’in savaşın başlamasından bu yana geçiş noktalarını kapatması ve geçtiğimiz Mayıs ayı başında Refah Sınır Kapısı’nın kontrolünü ele geçirmesinin ardından ciddi bir gıda ve insani yardım sıkıntısı yaşanıyor. 

UNRWA

Geri dönüş hakkının tanığını susturma 

1948’de işgal edilen Yafa şehrinden Filistinli bir mülteci olan Muhammed Ebu Naci, Al Araby Al Jadeed gazetesine yaptığı açıklamada, babası ve dedesinin şehir ve güzelliği hakkında anlattığı ayrıntıların hatırasıyla yaşadığını ve her zaman acıyla karışık bir özlem hissettiğini söyledi. 

Ailesiyle birlikte Gazze şehrini terk edip orta ve güney bölgelerine gitmeye zorlandığında yaşadığı zorunlu göçün ayrıntılarıyla bu acının daha da arttığını dile getiren Ebu Naci şunları ekledi: 

“UNRWA’nın çalışmalarının durdurulmasından söz edilmesi ciddi bir tehdittir. Çünkü UNRWA sadece insani yardım sağlayan bir kuruluş değil, aynı zamanda zorla yerinden edildiğimiz evlerimize geri dönme hakkımızın tek tanığıdır. Onun yasaklanması davamızın ortadan kalkması anlamına gelir.” 

UNRWA’yı durdurmanın, mülteci meselesine ilişkin kanıtların dünyanın gözü önünde ortadan kaldırılması anlamına geldiğini vurgulayan Ebu Naci, mültecilerin dünyaya davalarını ve gönüllü bir mülteci olmadıklarını hatırlatmak için UNRWA’ya güvendiğini de vurguladı. 

Kendisi ve ailesinin içinde bulunduğu zor koşullara dikkat çeken Ebu Naci, “Gazze’deki koşullar çok zor. İkinci bir Nakba yaşadığımızı hissediyorum. İlk zorunlu göçün yarası hala kapanmadı ve bugün çocuklarımız da aynı sahneyi yaşıyor. UNRWA faaliyetlerine devam etmelidir” ifadelerini kullandı. 

Geri dönüş hakkının hatırlatılması 

İşgal altındaki Hayfa kentinden Filistinli bir mülteci olan Ömer Avad ise, Siyonist çetelerin büyükanne ve büyükbabasını işgal altındaki ülkeleri ve köylerinden zorla sürdüğünü, o zamandan beri mülteci olarak etiketlendiklerini ve evlerine dönme haklarının tanınması için UNRWA tarafından sağlanan temel hizmetler listelerine kaydedildiklerini söyledi. 

Araby Al Jadeed gazetesine konuşan Avad, geri dönüş hayalinin Filistinli mültecilerin hala tutunduğu bir umut olduğunu ve bunun Nakba’nın tek tanığı olan UNRWA’nın devam eden çalışmalarının yardımıyla gerçekleştiğini belirtti. 

UNRWA’yı yasaklama ya da faaliyetlerini askıya alma girişimlerinin, geri dönüş talep eden sesleri susturmak anlamına geldiğini vurgulayan Avad, “UNRWA’dan vazgeçemeyiz. Çünkü UNRWA sadece geçim kaynağımızı değil, varlığımızı ve haklarımızı da savunuyor” dedi. 

UNRWA yasağının yeni bir Nakba’ya çok benzediğini söyleyen Avad, “Bu benzerlik sadece zor insani durum nedeniyle değil. Çünkü haklarımızın tarihi belgesi olan UNRWA’yı sona erdirmek istiyorlar” diye konuştu. 

Avad açıklamasını, “Bugün Gazze’de devam eden saldırılar sırasında yaşadıklarımız bize, halkımızın zorunlu göç, yoksulluk ve yıkım acısını yaşadığı ilk Nakba sırasında çektiği acıları hatırlatıyor ve bunların hepsi şimdi tekrarlanıyor” ifadeleriyle noktaladı. 

 

El-Arabi Araştırmalar ve Politika Çalışmaları Merkezi