Ümran’dan Suriye Raporu: Entegrasyon Süreci, Geçiş Dönemi Adaleti ve Süveyda
02.07.2026 - 10:04 | Son Güncellenme: 02.07.2026 - 12:30
Ümran Stratejik Araştırmalar Merkezi, Nisan-Haziran 2026 dönemini kapsayan “Suriye Üç Aylık Değerlendirme Raporu”nu yayımladı. Raporda, Suriye sahasında son üç aylık dönemin en önemli başlıkları SDG’nin merkezi otoriteye entegrasyonu, geçiş dönemi adaleti ve Süveyda’daki güvenlik denklemi olarak sıralandı.
Raporda, söz konusu dönemin Suriye’de devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesi, iç toplumsal taleplerin yönetilmesi ve dış tehditlerle mücadele bakımından kritik gelişmelere sahne olduğu belirtildi. Özellikle Fırat’ın doğusunda SDG’ye bağlı kurumsal ve askeri yapıların aşamalı biçimde merkezi yönetime entegre edilmesi, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü açısından öne çıkan gelişmelerden biri olarak değerlendirildi.
SDG’nin entegrasyonunda yeni aşama
Rapora göre, Nisan-Haziran 2026 döneminde SDG’nin Suriye ordusu ve İç Güvenlik Güçleri’ne entegrasyonu konusunda sahaya yansıyan somut adımlar atıldı. Bu kapsamda binlerce silahlı unsurun ve asayiş personelinin merkezi güvenlik yapısına dahil edilmesi, sürecin askeri ve idari boyutunu öne çıkardı.
Raporda, Guveyran Cezaevi ve Haseke’deki merkez adliye binasının Şam yönetimine devredilmesi, devlet otoritesinin sembolik alanlarda yeniden görünür hale gelmesi bakımından dikkat çekici gelişmeler arasında gösterildi. Ayrıca SDG’ye bağlı ilk 100 asayiş mensubunun Suriye İç Güvenlik Güçleri’ne entegrasyonu için mülakatların başladığı aktarıldı.
Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Sipan Hemo’nun, Kobani, Haseke, Kamışlı ve Derik’teki dört SDG tugayının Suriye Savunma Bakanlığı’na entegre edildiğini açıkladığı ifade edilen raporda, sürecin bağımsız bir SDG askeri yapısının korunması yerine merkezi otoritenin kontrolü adım adım ele aldığı bir çerçevede ilerlediği vurgulandı.
Raporda ayrıca, Fırat’ın doğusunda yapılan dolaylı seçimlerin tamamlandığı, üçü Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nden ve biri bağımsız olmak üzere dört Suriyeli Kürt adayın meclise girmeye hak kazandığı bilgisi yer aldı.
Geçiş dönemi adaleti toplumsal risk alanına dönüştü
Raporda öne çıkan ikinci başlık geçiş dönemi adaleti oldu. Ümran’ın değerlendirmesine göre, eski rejim unsurlarının, savaş suçu faillerinin ve işkence iddialarıyla anılan isimlerin yargılanması konusunda atılan adımlar, savaş boyunca farklı kesimlerde biriken adalet beklentisini tam olarak karşılamadı.
Bu kapsamda Sednaya Cezaevi dosyası, eski rejim yetkililerine yönelik yargılamalar ve savaş suçu iddialarıyla anılan bazı isimlerin yakalanması raporda dikkat çekilen gelişmeler arasında yer aldı. Eski rejim yetkililerine yönelik ilk davaların Atıf Necib’in yargılanmasıyla başladığı, Doğu Guta’daki kimyasal saldırılarla ilişkilendirilen General Adnan Halva’nın güvenlik güçleri tarafından yakalandığı belirtildi.
Raporda, Şam’daki Dördüncü Ceza Mahkemesi’nin Beşar Esed, Mahir Esed, Luay el-Ali ve diğer sanıklarla ilgili yüksek profilli davaların devam edeceğini açıkladığı ve bu isimlerin mal varlıklarına el konulması yönünde karar aldığı bilgisine de yer verildi.
Bununla birlikte raporda, geçiş dönemi adaleti talebiyle başlayan bazı sivil gösterilerin kısa sürede rejim destekçisi olduğu iddia edilen kişileri hedef alan şiddet yanlısı kalabalıklara dönüştüğü belirtildi. Suriye Baş Müftüsü Üsame el-Rifai’nin bireysel intikam eylemlerinin toplumsal barışı tehdit ettiğini ifade ettiği ve adaletin kurumsal hukuk yoluyla sağlanması gerektiğini vurguladığı aktarıldı.
Süveyda’da istikrarsızlık ve İsrail faktörü
Raporun üçüncü ana başlığı ise İsrail, Süveyda ve Dürziler oldu. Rapora göre, SDG’nin entegrasyon süreciyle birlikte Suriye hükümetinin kontrolü dışında kalan en dikkat çekici alanlardan biri Süveyda olarak öne çıktı.
Süveyda’da yerel Dürzi gruplar arasında yaşanan iç anlaşmazlıklar, silahlı çatışmalar ve kamu düzenindeki boşluk, raporda bölgenin yapısal istikrarsızlık alanına dönüştüğü şeklinde değerlendirildi. Zorla yerinden edilmiş Bedevi Araplara ait mülklerin paylaşımı konusundaki anlaşmazlık nedeniyle yerel Dürzi milisler arasında çatışmalar yaşandığı belirtildi.
Raporda ayrıca, İsrail hükümetinin Golan Tepeleri’ndeki yerleşimlerin genişletilmesine yönelik planı onayladığı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Lübnan’daki güvenlik bölgesinin Hermon Dağı yönüne doğru genişletilmesini istediği ve İsrailli yetkililerin Suriye’ye yönelik tehditkâr açıklamalarının sürdüğü aktarıldı.
Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın Golan’ın Suriye toprağı olduğunu vurguladığı ifade edilen raporda, ABD’nin Suriye ve Irak Başkanlık Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın İsrail ile Suriye arasında doğrudan müzakerelerin yeniden başlatılması çağrısında bulunduğu belirtildi.
Türkiye açısından üç kritik başlık
Raporda, Suriye’deki gelişmelerin Türkiye açısından da doğrudan önem taşıdığı vurgulandı. Buna göre SDG’nin Suriye ordusu ve İç Güvenlik Güçleri’ne entegrasyonunda sağlanan ilerleme, Türkiye’nin güvenlik kaygıları bakımından olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi.
Raporda, Türkiye’de yürütülen “Terörsüz Türkiye” süreci ile PKK’nın silah bırakma ve kendisini feshetme aşamalarının Suriye’deki entegrasyon süreciyle bağlantılı olduğu ifade edildi. Suriye sahasında entegrasyon sürecinin olumlu ilerlemesinin Türkiye’deki süreci de kolaylaştırıcı bir unsur olarak görülebileceği kaydedildi.
Geçiş dönemi adaletinin de Türkiye açısından önemli olduğu belirtilen raporda, Suriye’de istikrarın güçlenmesinin ve geçiş sürecinin başarılı ilerlemesinin Ankara’nın bölgesel hedefleriyle örtüştüğü ifade edildi. Rapora göre, geçiş dönemi adaletinde yaşanacak aksaklıklar Suriye’de toplumsal olaylara yol açabilir ve bu durum Türkiye’nin dış politika hedeflerini de dolaylı biçimde etkileyebilir.
Süveyda başlığında ise bölgenin coğrafi olarak Türkiye’ye doğrudan güvenlik tehdidi oluşturmadığı ancak Suriye’nin toprak bütünlüğü ve İsrail faktörü nedeniyle Ankara açısından önem taşıdığı belirtildi. Raporda, İsrail’in Suriye’ye yönelik söylem ve tehditlerinde Türkiye vurgusunun düzenli olarak öne çıktığı kaydedildi.
Önümüzdeki döneme ilişkin öngörüler
Ümran’ın raporunda, SDG’nin entegrasyon sürecinde genel eğilimin olumlu olduğu ancak sürecin kısa vadede tamamlanmasının beklenmediği ifade edildi. Önümüzdeki dönemde SDG’nin kendisini resmen feshetmesi, Mazlum Abdi’nin entegrasyon sonrası konumu, PYD ve TEV-DEM yapılanmalarının durumu ve Suriyeli olmayan PKK kadrolarının ülkeden ayrılması gibi başlıkların öne çıkabileceği belirtildi.
Raporda, geçiş dönemi adaleti konusunda ise geniş halk kitlelerindeki rahatsızlığın daha belirgin hale gelebileceği ve zaman zaman toplumsal olayların yaşanabileceği öngörüsüne yer verildi. Bu nedenle Suriye hükümetinin uluslararası meşruiyet arayışının yanında iç kamuoyuna yönelik politikalara daha fazla kapasite ayırmasının beklendiği ifade edildi.
İsrail-Suriye hattında ise İsrail’in saldırgan ve uzlaşmaz tutumunun güvenlik mekanizması kurulmasını zorlaştırdığı belirtildi. Raporda, ABD’nin yeniden arabuluculuk rolü üstlenmesi ve Suriye ile İsrail arasında güvenlik mekanizmasına ilişkin görüşmelerin tekrar gündeme gelmesi olası senaryolar arasında gösterildi.