Türkiye’nin Libya Çabaları: Tarafları Seçim Yolunda Buluşturma Arayışı
25.09.2026 - 10:01 | Son Güncellenme: 25.09.2026 - 10:06
Libya dosyası son dönemde önemli gelişmelere sahne oldu. Birleşmiş Milletler (BM) gözetimindeki 4+4 Komitesi, 30 Ağustos’ta ülkede başkanlık ve parlamento seçimlerinin 24 ayı aşmayacak bir süre içinde yapılmasının önünü açmayı amaçlayan nihai anlaşmayı imzaladı. Anlaşmanın ardından Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ile Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Muhammed Miftah Takala, 10 Eylül’de Ankara’da bir araya geldi. İkili, seçim kanunları üzerinde çalışan 6+6 Komitesinin yeniden faaliyete geçirilmesi ve toplantılarının Türkiye’de yapılması konusunda uzlaştı.
Kaynak yazıda, 6+6 sürecinin yeniden canlandırılmasının Temsilciler Meclisi ile Yüksek Devlet Konseyinin siyasi süreçte yeniden daha doğrudan rol üstlenmesini sağlayabilecek bir araç olarak görüldüğü belirtiliyor.
Fidan’ın Libya Temasları
Libya dosyasındaki hareketliliğin arkasında, Türkiye’nin Dışişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) üzerinden tarafları bir araya getirmeye yönelik yoğun diplomasi trafiği bulunuyor.
Bu süreçte Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 11-12 Ağustos’ta Libya’ya giderek Trablus ve Bingazi’de ülkenin doğusu ve batısındaki aktörlerle görüşmeler gerçekleştirdi. Fidan, Trablus’ta Libya Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ve Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Muhammed Miftah Takala ile bir araya geldi. Bingazi’de ise Libya Ulusal Ordusu Genel Komutanı Halife Hafter, Genel Komutan Yardımcısı Orgeneral Saddam Hafter ve Akile Salih’in de aralarında bulunduğu isimlerle görüştü.
Fidan, iki günlük temaslarının ardından Libya’nın doğusu ile batısı arasındaki müzakerelere ilişkin izlenimlerinin olumlu olduğunu belirtti.
Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti tarafında Libya’nın yeniden birleşmesine ve doğu ile batının bütünleşmesine güçlü destek bulunduğunu ifade eden Fidan, Bingazi’de görüştüğü kilit aktörlerin de ülkenin bütünleşmesini desteklediğini söyledi. Fidan, bazı engellerin sürdüğünü ancak Türkiye’nin yapıcı ve ara bulucu rolünü devam ettireceğini vurguladı.
Fidan’ın açıklamalarında Türkiye’nin Libya’daki kurumların birleştirilmesine verdiği önem öne çıkarken, Ankara’nın uzlaşı alanlarını büyütme ve ihtilafları erteleyerek ilerleme yaklaşımını benimsediği ifade ediliyor.
Bu temasların ardından MİT Başkanı İbrahim Kalın, 10 Eylül’de Akile Salih ve Muhammed Miftah Takala’yı Ankara’da ağırladı. Görüşmede Libya’daki ve bölgedeki gelişmeler, Türkiye-Libya işbirliğinin sürdürülmesi için atılabilecek adımlar ile Libya’da siyasi ve askeri birliğin sağlanması ve istikrarın korunmasına yönelik çalışmalar ele alındı.
4+4 ve 6+6 Süreçleri Arasındaki Fark
Dördü Libya’nın batısını, dördü doğusunu temsil eden sekiz kişiden oluşan 4+4 Komitesi, BM Libya Destek Misyonunun (UNSMIL) gözetiminde seçimler ve yürütme erkinin birleştirilmesine ilişkin yol haritası üzerinde çalışıyor. Komitenin ilk toplantısı 29 Nisan’da gerçekleştirildi.
30 Ağustos’ta imzalanan anlaşma, Libya Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu yönetiminin yeniden yapılandırılmasını, Dhaou İbrahim Attia’nın komisyon başkanlığına, Sana el-Lishani’nin ise başkan yardımcılığına getirilmesini öngörüyor.
Anlaşmada ayrıca tek bir yürütme erki ve birleşik ulusal kurumlar altında parlamento ve başkanlık seçimlerinin 24 ayı aşmayacak bir süre içinde yapılması için takvim belirlendi. Bu sürede seçimlerin gerçekleştirilememesi halinde tarafların UNSMIL ile birlikte seçim hedefine ulaşmak için uygun mekanizma üzerinde çalışması kararlaştırıldı.
Libya Temsilciler Meclisi, 14 Eylül’de yaptığı oturumda 4+4 Komitesinin üzerinde uzlaştığı seçim düzenlemelerini onayladı.
Yüksek Devlet Konseyi Başkanı Takala ise 4+4 sürecine ilişkin çekincelerini sürdürdü. Takala daha önce komitenin meşruiyetine itiraz ederek 30 Ağustos’taki imza törenine katılmamış, seçim sürecinin açık bir hukuki ve anayasal zemine dayanması gerektiğini belirtmişti. Buna rağmen Takala ile Salih, Ankara’daki görüşmelerinde 6+6 Komitesinin yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda uzlaştı.
İki mekanizma arasındaki temel fark da burada ortaya çıkıyor. 4+4 Komitesi, Trablus’taki Ulusal Birlik Hükümeti ile Libya’nın doğusundaki aktörlerin temsilcilerinin katılımıyla BM tarafından oluşturulan ve seçimlere götürecek düzenlemeler üzerinde çalışan bir yapı.
6+6 Komitesi ise Temsilciler Meclisi ile Yüksek Devlet Konseyinin altışar üyesinden oluşuyor ve daha önce seçim kanunlarını hazırlamıştı. 4+4 anlaşması, söz konusu kanunların bazı bölümlerini korurken bazı başlıklarda farklı düzenlemelere gitti.
Türkiye’nin Önceliği Libya’nın Birliği ve İstikrarı
Türkiye’nin Libya dosyasındaki rolünü değerlendiren yazar ve araştırmacı Cahid Toz, El Arabi el-Cedid’e yaptığı açıklamada Libya’nın Türkiye açısından son derece önemli olduğunu söyledi.
Toz’a göre Ankara, Libya’daki gelişmeleri Türkiye’ye olumlu veya olumsuz etkileri üzerinden değerlendiriyor ve Muammer Kaddafi sonrası dönemde iki temel başlığa odaklanıyor: Libya’nın bölünmesini önleyerek ülkenin birliğini korumak ve siyasi istikrarı sağlamak.
Toz, bu çerçevede Saddam Hafter’in son bir buçuk yılda Türkiye’yi dört ya da beş kez ziyaret ettiğini, ziyaretlerden birinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü belirtti. Türk kurumlarının da Libyalı taraflarla karşılıklı temaslarını sürdürdüğünü ifade eden Toz, Ankara’nın çatışan aktörleri birbirine yaklaştırmak ve Libya’nın siyasi birliğini güçlendirmek için yoğun çaba gösterdiğini savundu.
Toz, Türkiye açısından Libya’daki temel hedefin istikrarın sağlanması olduğunu ve bunun Ankara’nın üst düzey çıkarlarıyla örtüştüğünü ifade etti.
Türkiye’nin bu amaçla tarafları aynı zeminde buluşturmaya, Libya meselesini başta BM olmak üzere uluslararası platformlarda gündemde tutmaya ve dış aktörlerin Libya’nın iç işlerine yönelik etkisini sınırlamaya çalıştığını belirten Toz, bu alanda ilerleme kaydedildiğini söyledi.
Toz’a göre Libyalı tarafların birleşik bir Libya konusunda görüşmeye başlaması olumlu bir gelişmeye işaret ediyor ve mevcut ivme bu yönde ilerliyor.
Türkiye ile Cezayir arasındaki koordinasyona da değinen Toz, iki ülkenin girişimlerinin olumlu bir ivme oluşturduğunu, Hafter ve Trablus eksenlerinin BM gözetiminde ülkenin geleceğini görüşmek üzere aynı zeminde buluşmasının Türkiye’nin girişimlerinin taraflar üzerinde etkili olduğunu gösterdiğini savundu.
Toz ayrıca Türkiye’nin Libya konusunda uluslararası alanda güvenilir bir ortak olarak görüldüğü değerlendirmesinde bulundu. Bu ifadeler Toz’un değerlendirmelerini yansıtıyor.
Türk Çabalarının Önündeki Sınırlar
Yazar ve gazeteci Firas Rıdvanoğlu da El Arabi el-Cedid’e yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Libya’nın doğusu ile batısı arasındaki görüş ayrılıklarını azaltmaya yönelik politikasının bir süredir devam ettiğini söyledi.
Rıdvanoğlu’na göre 4+4 planının Temsilciler Meclisi tarafından kabul edilmesinin ardından temel hedefler, Libya’nın birliğinin sağlanması, hukuki kurumların güçlendirilmesi ve ardından doğu ile batı arasındaki askeri ve güvenlik çalışmalarının birleştirilmesi.
Rıdvanoğlu, bu yaklaşımın ABD’nin Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Fares Boulos’un Libya’ya ilişkin girişimiyle de büyük ölçüde örtüştüğünü ifade etti. Boulos’un girişiminin yürütme erkinin ve Libya kurumlarının birleştirilmesine odaklandığı daha önce açıklanmıştı.
Bununla birlikte Rıdvanoğlu, Türkiye’nin girişimlerinin kısa sürede doğrudan sonuç vermesini beklemediğini, ancak sürecin başarıya ulaşmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.
Libya’daki kurumların bütünleştirilmesinin kolay olmadığını vurgulayan Rıdvanoğlu, bölgesel gelişmelerin Libya’nın önemini daha da artırdığı görüşünde. Rıdvanoğlu’na göre ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş ile Hürmüz Boğazı krizi, Libya’nın petrol üretimini günlük üç milyon varile çıkarma yönündeki baskıları artırdı. Bu ifade Rıdvanoğlu’nun değerlendirmesidir.
Uluslararası aktörlerin yaklaşımına değinen Rıdvanoğlu, ilgili devletlerin genel olarak BM öncülüğündeki süreci desteklediğini savundu. Rusya’nın Libya’daki varlığının bazı Avrupa ülkeleri ve ABD açısından sorun oluşturduğunu, buna karşılık Türkiye ile Rusya’nın Libya dosyasında belirli ölçüde örtüşen yaklaşımlara sahip olduğunu ifade etti.
Rıdvanoğlu, Fransa, İtalya, ABD, Rusya, Türkiye ve Mısır gibi Libya dosyasında etkili ülkelerin tutumlarının birbirine yaklaştığını, özellikle Türkiye-Mısır yakınlaşmasının bu süreçte dikkat çektiğini belirtti.
Libyalı aktörlerin kendi siyasi çıkarlarını korumayı sürdürdüğünü ifade eden Rıdvanoğlu, Temsilciler Meclisinin 4+4 planını onaylamasının ve doğu ile batı arasındaki bazı temel unsurların bütünleşmesine yönelik adımların yeni bir diyaloğun başlangıcı olabileceğini değerlendirdi.
Kaynak: AlArabyAlJadeed