Tunus’ta Temmuz Protestoları Son 10 Yılın Zirvesinde: Su ve Elektrik Kesintileri İlk Sırada
20.08.2026 - 16:43 | Son Güncellenme: 27.08.2026 - 15:23
Tunus Ekonomik ve Sosyal Haklar Forumu bünyesindeki Tunus Sosyal Gözlemevinin Temmuz 2026 raporunda, söz konusu ayda ülke genelindeki protesto hareketliliğinde belirgin bir yükseliş yaşandığı ortaya kondu. Rapora göre temmuz, 1.101 protestoyla yılın toplumsal gerilimin en yüksek olduğu ayı olurken son 10 yılın aynı dönemleriyle karşılaştırıldığında da en yüksek eylem sayısına ulaşıldı.
Gözlemevi, belgelenen veriler ışığında bu artışın anlık ve yalıtılmış bir sıçramadan ibaret olmadığını vurguladı. Protestoların yılın ikinci çeyreğinde yeniden belirginleştiğini, bu eğilimin özellikle haziranda öne çıktığını ve temmuzda daha da yoğunlaştığını ifade etti.
Temmuzdaki eylem sayısı, hazirana (867 eylem) kıyasla yaklaşık yüzde 27, mayısa (411 eylem) kıyasla ise yaklaşık yüzde 168 arttı. Nisandaki 601 eylemin yaklaşık yüzde 83 üzerine çıkılırken şubatta kaydedilen 335 eylemin üç katından fazlasına ulaşıldı.
Gözden Kaçmasın
Geçmiş yıllarla karşılaştırıldığında bu tablo, protesto hareketlerinde niteliksel bir dönüşüme işaret ediyor. Temmuz 2026, ülkede 2011 devrimini takip eden ilk yıllardan bu yana görülmeyen bir eylem yoğunluğuna sahne oldu. Gözlemevi, temmuzdaki toplumsal hareketliliğin son 10 yılın aynı dönemleriyle karşılaştırıldığında en yüksek seviyeye ulaştığını kaydetti.
Forum, yaz aylarında toplumsal hareketliliğin genellikle yavaşlamasına karşın bu kez eğilimin tersine döndüğünü vurguladı. Temmuzda artan protestoların temelinde yaşam koşullarındaki ve temel hizmetlerdeki kötüleşme yer alırken içme suyu ile elektrik kesintileri eylemlerin başlıca gerekçeleri oldu.
Su ve elektrik kesintileri protestoların ana nedeni oldu
İçme suyu kesintileri 373 eylemle ilk sırada yer alırken elektrik kesintileri 305 eylemle ikinci sıraya yerleşti. İçme suyu ve elektrik kesintileri toplam 678 eylemin gerekçesini oluşturdu. Bu sayı, temmuzda kayıt altına alınan eylemlerin yüzde 60’ından fazlasına karşılık geldi.
Gözlemevi, bu tablonun istihdam, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve birikmiş hakların ödenmesine ilişkin mesleki taleplerin gündemden çıktığı anlamına gelmediğini belirtti. Temel hizmetlere ilişkin taleplerin ardından bu başlıklardaki protestolar 210 eylemle ikinci sırada yer aldı. Gözlemevine göre bu durum, taleplerin tabanının genişlediğine ve protestoların ağırlık merkezinin mesleki alandan gündelik yaşam ve temel hizmetlere doğru kaydığına işaret ediyor.
Temmuzda sivil ve siyasi nitelikli 109 eylem de gerçekleştirildi. Bu eylemlerde bazı yargı kararları kınanırken söz konusu kararlar, iktidarın muhalif sesleri sindirmeye, ifade özgürlüğünü ve barışçıl sivil faaliyetleri kısıtlamaya yönelik uygulamalarının bir parçası olarak değerlendirildi.
Eylemlerde siyasi tutukluların serbest bırakılması, sivil toplum aktivistleri ile vicdan mahkûmlarına yönelik kovuşturmaların durdurulması da talep edildi. Rekor düzeydeki sıcaklıkların kötü durumdaki cezaevi koşullarını daha da ağırlaştırdığı ve özellikle yaşlılar olmak üzere bazı mahkûmların sağlık durumunun kötüleşmesine yol açtığı belirtildi. Çevre kirliliğinin yol açtığı zararlara karşı da 32 eylem düzenlendi.
Ay boyunca ulaşım hakkı ve bazı bölgelerin toplu taşıma ağına bağlanması, devlet hastanelerindeki koşulların iyileştirilmesi, tıbbi ve yardımcı sağlık personelinin sağlanması, güvenlik ve koruma, sulama suyu temini ile kanalizasyon altyapısının geliştirilmesi gibi konularda da eylemler gerçekleştirildi.
Protestolar ülkenin 24 vilayetine yayıldı
Coğrafi dağılımda Tunus vilayeti 166 eylemle ilk sırada yer aldı. Tunus’u Kayravan ve Monastır 67’şer, Manuba 59, Tozeur ve Nabeul 50’şer, Mehdiye ve Sidi Bouzid ise 48’er eylemle izledi. El-Kef’te 43, Sfaks’ta 42, Bizerte’de 40, Gafsa’da 38, Susa ve Kebili’de 37’şer, Ariana ve Tatavin’de 35’er, Cenduba’da 34, Kasserine’de 31, Zaghouan ve Gabes’te 30’ar, Beja ve Medenine’de 29’ar, Ben Arous ile Silyana’da ise 28’er eylem kaydedildi.
Tunus Ekonomik ve Sosyal Haklar Forumuna göre bu dağılım, protestoların ülkenin 24 vilayetinin tamamına yayıldığını ve yoğunlukları farklı olmakla birlikte tüm bölgelerde protesto ve talep hareketliliğinin yaşandığını gösteriyor. Veriler aynı zamanda başkentin karar alma, yönetim ve kamu hizmetlerinden sorumlu kurumların yoğunlaştığı bir merkez olması nedeniyle protestolardaki ağırlığını koruduğunu ortaya koyuyor.
Eylemlerde halkın ağırlığı arttı
Temmuz 2026’daki hareketlilik, protestolara katılan grupların dağılımındaki değişimle de dikkati çekti. Halk, 746 eylemle ilk sırada yer alarak toplam eylemlerin yaklaşık üçte ikisini oluşturdu. Aktivistler 85, işsiz üniversite mezunları 75, işçiler 50, memurlar 39, sendikalar 35 ve bireysel taşımacılık yapan sürücüler 28 eylemde yer aldı. Temmuzda gazeteciler, çiftçiler, esnaf, doktorlar, mahkûmlar ve avukatlar da çeşitli eylemlere katıldı.
Bu dağılım, protestoların geleneksel mesleki ve sendikal çerçevelerin ötesine genişlediğine, toplumsal hareketliliğin temel kamu hizmetleri ve halkın gündelik sorunlarıyla daha fazla bağlantılı hâle geldiğine işaret ediyor.
Dijital ve sanal alanlar da temmuzda taleplerin dile getirildiği başlıca mecralar arasında yer aldı. Halkın yaşadığı sıkıntıları ve hizmetlerdeki kötüleşmeyi belgeleyen video ve görüntüler yayılırken yaklaşık 670 eylemde sosyal medya platformları veya haber kuruluşları taleplerin duyurulmasında temel kanal olarak kullanıldı. Bu sayı, temmuzdaki toplam eylemlerin yarısından fazlasına karşılık geldi.
Diğer eylem biçimleri arasında 124 protesto gösterisi, 95 oturma eylemi, yol kapatma, öfke gösterileri ve lastik yakmayı kapsayan 100 eylem, 41 grev, 39 kırmızı kol bandı takma eylemi, 11 açlık grevi ve 11 yardım çağrısı yer aldı. İş bırakma tehdidi, intihar tehdidi, barışçıl yürüyüş ve “öfke günü” gibi farklı eylem biçimlerine de başvuruldu.
Taleplerin ana muhatabı devlet kurumları oldu
Tunus Sosyal Gözlemevinin bulguları, taleplerin büyük ölçüde kamu sektörü ve devlet kurumlarına yöneltildiğini ortaya koydu. Bakanlıklar, bölge müdürlükleri, su ve elektrik gibi kamu işletmeleri, yerel idareler, belediyeler ve Başbakanlık, toplumsal aktörlerin taleplerini yönelttiği başlıca kurumlar oldu.
Gözlemevine göre bu durum, su ve elektrikten istihdama, kamu hizmetlerinden mesleki statülerin düzenlenmesine kadar farklı alanlardaki taleplerde devlet ve kamu kurumlarının müdahale etmesi ve yanıt vermesi beklenen temel muhatap olma konumunu koruduğunu gösteriyor.
Tunus Ekonomik ve Sosyal Haklar Forumuna bağlı Tunus Sosyal Gözlemevinin Temmuz 2026 raporunda, ortaya çıkan tablonun Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı ve kamu kurumlarının toplumsal taleplere yanıt verme kapasitesini sınayan bir süreç oluşturduğu değerlendirmesine yer verildi.
Kaynak: Ultra Tunisia (Ultra Sawt) / Tunus Ekonomik ve Sosyal Haklar Forumu – Tunus Sosyal Gözlemevi, Temmuz 2026 Raporu.