Suriye’de Bulunan ''Birkaç Ton Nükleer Madde'' Hakkında Ne Biliniyor?

2007’de Deyrizor’daki tesisin vurulmasıyla başlayan ve yıllarca kapanmayan nükleer dosyada yeni bir perde açıldı. Şam’ın UAEA’ya bildirdiği nükleer maddenin miktarının birkaç ton olduğu açıklanırken, bulunduğu yer, geçmiş faaliyetlerle bağlantısı ve dosyanın nasıl sonuçlanacağı merak konusu.
Suriye’de Bulunan ''Birkaç Ton Nükleer Madde'' Hakkında Ne Biliniyor

20.08.2026 - 11:34  |  Son Güncellenme:  27.08.2026 - 15:31

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi, 17-18 Ağustos 2026’da Suriye’yi ziyaret ederek Deyrizor’daki saha ile Şam yönetiminin kısa süre önce nükleer madde tespit ettiğini bildirdiği ikinci bir noktada incelemelerde bulundu. 

UAEA ile Suriye Dışişleri Bakanlığının 18 Ağustos’ta yayımladığı ortak açıklamaya göre, Suriye yönetimi daha önce Ajansa bildirilmemiş bir sahada tespit ettiği nükleer maddeyi 17 Temmuz 2026’da UAEA’ya resmen beyan etti. Şam yönetimi, maddenin ilk doğrulamasının yapılabilmesi için Ajans ekiplerine bilgi ve erişim sağladı. 

Grossi, Şam’daki basın toplantısında söz konusu miktarın birkaç ton nükleer madde olduğunu belirterek materyalin kayıt altına alınacağını ve UAEA’nın uluslararası güvence sistemi kapsamına alınacağını söyledi. 

Ancak UAEA’nın resmi açıklamasında maddenin tam türü ve bulunduğu sahanın konumu açıklanmadı. Ayrıca birkaç tonluk maddenin doğrudan Deyrizor’daki eski tesiste bulunduğu da belirtilmedi. Ajansın açıklamasında Deyrizor ile nükleer maddenin tespit edildiği saha ayrı noktalar olarak ele alındı. 

Deyrizor’daki tesisin2007’deki İsrail saldırısından önce çekilen uydu görüntüsü
Deyrizor’daki tesisin2007’deki İsrail saldırısından önce çekilen uydu görüntüsü

Dosyanın başlangıcı 2007’ye uzanıyor 

Suriye’nin nükleer faaliyetlerine ilişkin uluslararası tartışmalar Eylül 2007’de Deyrizor’daki bir yapının İsrail tarafından düzenlenen hava saldırısında yıkılmasıyla başladı. 

UAEA’nın daha sonraki raporlarına göre Ajansa, yıkılan yapının henüz faaliyete geçmemiş bir nükleer reaktör olduğu yönünde bilgiler ulaştı. Söz konusu tesise nükleer madde yerleştirilmediği ve Deyrizor sahasıyla işlevsel bağlantısı bulunduğu öne sürülen üç başka noktanın daha bulunduğu da Ajansa bildirilen bilgiler arasındaydı. 

UAEA denetçileri Haziran 2008’de Deyrizor sahasını ziyaret ederek çevresel numuneler aldı ve devrik rejimden tesisin geçmişteki kullanımına ilişkin belge ve açıklamalar talep etti. 

Devrik rejim ise yıkılan yapının nükleer amaçlarla kullanılmadığını savundu ve Kuzey Kore ile nükleer alanda işbirliği yapıldığı yönündeki değerlendirmeleri reddetti. 

Ajans, sonraki incelemelerinde Deyrizor sahasından alınan örneklerde insan faaliyetinden kaynaklanan doğal uranyum parçacıkları tespit etti. UAEA, uydu görüntüleri, saha incelemeleri, numune sonuçları ve elindeki diğer bilgileri birlikte değerlendirmeyi sürdürdü. 

UAEA 2011’de yapının büyük olasılıkla nükleer reaktör olduğu sonucuna vardı 

UAEA’nın Mayıs 2011’de Yönetim Kuruluna sunduğu değerlendirmede, mevcut bilgiler ve teknik incelemeler ışığında Deyrizor’da yıkılan yapının büyük olasılıkla bir nükleer reaktör olduğu ve Suriye tarafından Ajansa bildirilmesi gerektiği sonucuna varıldı. 

Bunun ardından UAEA Yönetim Kurulu, 9 Haziran 2011’de aldığı kararla Suriye’nin Deyrizor’da beyan edilmemiş bir nükleer reaktör inşa etmesini ve tesise ilişkin tasarım bilgilerini vermemesini Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması kapsamındaki güvence yükümlülüklerine aykırı buldu. 

Kurul, Suriye’den açık kalan soruların yanıtlanabilmesi için gerekli bilgi, saha, malzeme ve kişilere erişim sağlamasını istedi. Suriye’nin yükümlülüklerine uymadığına ilişkin karar BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Kuruluna da bildirildi. 

Devrik rejim Mayıs 2011’de UAEA ile işbirliği yapmaya hazır olduğunu bildirdi. Ancak sonraki görüşmelerde taraflar, incelemelerin kapsamı konusunda anlaşamadı. 

Ekim 2011’de yapılan görüşmelerde devrik rejim, Deyrizor’daki yapının nükleer olmayan ve füze faaliyetleriyle bağlantılı bir tesis olduğunu savundu. Bu gerekçeyle UAEA’nın Deyrizor dosyasının çözüme kavuşturulması açısından önemli gördüğü diğer üç noktanın görüşmelere dahil edilmesini kabul etmedi. 

Ajans, yalnızca Deyrizor sahasına odaklanan ve denetim faaliyetlerine koşullar getiren bu yaklaşımı yeterli bulmadı. 

Devrik rejim, Şubat 2012’de UAEA’ya gönderdiği yazıda ülkedeki güvenlik koşullarını gerekçe göstererek Ajansın taleplerine ayrıntılı yanıtını daha sonra vereceğini bildirdi. Ancak UAEA’nın sonraki raporlarında Deyrizor ve bağlantılı üç noktaya ilişkin açık soruların çözülemediği kaydedildi. 

Dosya 2024’te yeniden açıldı 

Yıllarca sınırlı ilerleme sağlanan dosyada Mart 2024’te yeni bir süreç başladı. 

Grossi, Şam’da devrik rejimin lideri Beşşar Esed ve dönemin Dışişleri Bakanı Faysal Mikdad ile görüştü. Görüşmeler sonucunda UAEA ile Şam arasında geçmiş faaliyetlere ilişkin açık soruların yeniden ele alınması kararlaştırıldı. 

Haziran 2024’te UAEA ile devrik rejim yetkilileri, Deyrizor’la işlevsel bağlantısı bulunduğu değerlendirilen üç nokta hakkında teknik görüşmeler gerçekleştirdi. 

Bu süreçte Ajans ekipleri önce üç noktadan ikisini ziyaret ederek çevresel numuneler aldı. Şam yönetimi üçüncü noktaya da daha sonra erişim sağladı ve UAEA’nın 2025'te açıkladığı sonuçlara göre 2024 yılı içinde üç noktadan da çevresel numuneler toplanmış oldu. 

Laboratuvar incelemelerinde bu sahalardan birinden alınan numunelerde insan faaliyetinden kaynaklanan çok sayıda doğal uranyum parçacığı tespit edildi. 

UAEA’nın Eylül 2025’te açıkladığı bulgular şöyleydi: 

  • 2024’te üç farklı noktadan alınan çevresel numuneler analiz edildi. 
  • Noktalardan birindeki örneklerde insan faaliyetinden kaynaklanan çok sayıda doğal uranyum parçacığı bulundu. 
  • Parçacıklardan bazılarının özelliklerinin, uranyum cevheri konsantresinin uranyum okside dönüştürülmesi süreciyle uyumlu olduğu belirlendi. 
  • UAEA aynı noktadan yeni çevresel numuneler aldı ve incelemelerini sürdürme kararı verdi. 

Söz konusu bulgular UAEA tarafından bir nükleer silah programının kanıtı olarak açıklanmadı. Ajans, sonuçları Suriye’nin geçmiş nükleer faaliyetlerine ilişkin açık soruların aydınlatılması kapsamında değerlendirdi. 

Mariano Grossi ile Esad Hasan Şeybani, iş birliği anlaşması
Mariano Grossi ile Esad Hasan Şeybani, iş birliği anlaşması

Devrik rejimin ardından UAEA’ya geniş erişim sağlandı 

Devrik rejimin 8 Aralık 2024’te çökmesinin ardından yeni Suriye yönetimi ile UAEA arasındaki işbirliğinin kapsamı genişledi. 

Grossi, Haziran 2025’te Şam’ı ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve üst düzey hükümet yetkilileriyle görüştü. 

Grossi’nin 9 Haziran 2025’te UAEA Yönetim Kuruluna yaptığı açıklamaya göre Şam yönetimi, geçmiş nükleer faaliyetlerle ilgili açık konuların çözüme kavuşturulabilmesi amacıyla Ajansa ilgili sahalara “derhal ve kısıtlama olmaksızın erişim” sağlamayı kabul etti. 

UAEA, bunun ardından 2024’te alınan çevresel numunelerin sonuçlarını Suriye yönetimiyle paylaştı ve Deyrizor’a yeniden gidilmesi için hazırlıklara başladı. 

Ajans, yeni saha çalışmaları kapsamında çevresel numunelerin analiz edilmesi, ilgili belgelere erişilmesi ve devrik rejim dönemindeki nükleer faaliyetlerde görev alan kişilerle görüşülmesini planladı. 

Grossi, Kasım 2025’te güvenlik koşulları elverdiğinde Deyrizor’a gidileceğini açıkladı. 

UAEA Haziran 2026’da Deyrizor’a dönüş planını yineledi 

Grossi, 8 Haziran 2026’da UAEA Yönetim Kuruluna yaptığı açıklamada Şam yönetiminin tam işbirliğini sürdürdüğünü belirtti. 

UAEA Başkanı, koşullar uygun hale geldiğinde Deyrizor’da daha fazla çalışma yapılacağını ve hedeflerinin Suriye’nin geçmiş nükleer faaliyetlerine ilişkin tam açıklığa ulaşmak olduğunu söyledi. 

Bundan yaklaşık beş hafta sonra ise dosyada Deyrizor’dan ayrı yeni bir gelişme yaşandı. 

Suriye yönetimi, 17 Temmuz 2026’da daha önce UAEA’ya beyan edilmemiş bir sahada tespit ettiği nükleer maddeyi Ajansa resmen bildirdi. 

Grossi 18 yıl sonra Deyrizor sahasına gitti 

Grossi, 17 Ağustos 2026’da Deyrizor’daki sahayı ziyaret etti. 

UAEA ile Suriye Dışişleri Bakanlığının ortak açıklamasına göre Grossi, burada Suriye tarafından yürütülen kazı çalışmaları hakkında bilgilendirildi ve Ajansın geçmişte yürütülen nükleer faaliyetlere ilişkin değerlendirmesi açısından önem taşıyan bölümleri yerinde inceledi. 

Taraflar, çalışmaların üzerinde anlaşılan takvim ve teknik adımlar doğrultusunda devam etmesi konusunda mutabık kaldı. 

Grossi ve UAEA heyeti, Suriye’nin temmuz ayında bildirdiği nükleer maddeye ilişkin sahada da doğrulama faaliyeti yürüttü. 

Suriye yönetimi Ajansın ilk incelemeyi yapmasına izin verdi. UAEA, nükleer maddenin tamamen doğrulanmasına kadar çalışmaların devam edeceğini açıkladı. Doğrulama tamamlandıktan sonra materyalin Ajansın güvence denetimleri kapsamına alınması öngörülüyor. 

Grossi, Şam’daki basın toplantısında söz konusu miktarın birkaç ton olduğunu belirterek bu materyalin kötü amaçlarla kullanılmasını önlemek için kayıt altına alınmasının önemine işaret etti. 

Şeybani
Esad Hasan Şeybani

Şam: Nükleer madde Suriye’de kalacak 

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ise teknik değerlendirmelere göre tespit edilen nükleer maddenin tehlike oluşturmadığını açıkladı. 

Maddenin Suriye’nin kontrolünde kalacağını belirten Şeybani, UAEA’nın güvence denetimleri kapsamında tutulacağını söyledi. Şam yönetimi ayrıca nükleer teknolojilerden sivil ve barışçıl amaçlarla yararlanma hakkını koruduğunu bildirdi. 

UAEA-Suriye ortak açıklamasında da materyalin Suriye’nin ulusal kontrolünde kalacağı ve Şam’ın uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeyi sürdüreceği kaydedildi. 

Birkaç tonluk maddenin türü henüz açıklanmadı 

Buna karşın bulunan nükleer maddeye ilişkin bazı temel sorular henüz yanıtlanmış değil. 

UAEA’nın resmi açıklamalarında şu aşamada; 

  • maddenin tam olarak hangi nükleer materyal olduğu, 
  • bulunduğu ikinci sahanın konumu, 
  • Deyrizor’daki eski tesisle doğrudan bağlantısının bulunup bulunmadığı, 
  • geçmişte hangi amaçla saklandığı veya kullanıldığı 

açıklanmadı. 

Bu nedenle birkaç tonluk materyalin uranyum cevheri konsantresi, uranyum oksit veya başka bir nükleer madde olduğuna ilişkin kesin bir bilgi bulunmuyor. 

Aynı şekilde, söz konusu birkaç tonluk materyalin Deyrizor’daki sahada bulunduğu da UAEA tarafından doğrulanmış değil. Resmi açıklamada Deyrizor’da yürütülen kazı çalışmaları ile Suriye’nin temmuz ayında bildirdiği nükleer maddenin doğrulanması ayrı süreçler olarak aktarılıyor. 

Sonuçlar UAEA Yönetim Kuruluna sunulacak 

Suriye ile UAEA arasında varılan mutabakata göre Deyrizor’daki saha çalışmaları ile bildirilen nükleer maddeye yönelik doğrulama faaliyetleri devam edecek. 

Ajans, alınan numuneler ve elde edilen diğer teknik bilgileri değerlendirecek. Çalışmaların tamamlanmasının ardından Grossi, bulgu ve sonuçlarını UAEA Yönetim Kuruluna sunacak. 

UAEA ile Suriye Dışişleri Bakanlığının ortak açıklamasında taraflar, sürecin geçmiş nükleer faaliyetlerden kaynaklanan ve halen açık bulunan güvence denetimi sorunlarının tamamen çözüme kavuşturulmasına katkı sağlaması yönündeki iradelerini teyit etti. Şam yönetimi de bu dosyanın devrik rejimden kalan meselelerin çözülmesine yönelik daha geniş sürecin parçası olduğunu bildirdi. 

Böylece 2007’de Deyrizor’daki yapının İsrail tarafından vurulmasıyla uluslararası gündeme giren, 2011’de UAEA Yönetim Kurulu tarafından Suriye’nin yükümlülüklerine aykırı bulunduğu belirtilen ve yıllarca sonuçlandırılamayan nükleer dosyada yeni bir doğrulama süreci yürütülüyor. UAEA bir yandan Deyrizor’daki geçmiş faaliyetleri aydınlatmaya çalışırken diğer yandan Şam yönetiminin 17 Temmuz’da bildirdiği birkaç tonluk nükleer maddenin uluslararası güvence sistemi kapsamına alınması için çalışmalarını sürdürüyor.