Sudan, Filistin ve Yemen Dünyanın En Kritik Açlık Bölgeleri Arasında

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ile Dünya Gıda Programı, Sudan, Filistin ve Yemen’i Haziran-Kasım 2026 döneminde dünyada açlık açısından en yüksek kaygı düzeyindeki bölgeler arasında gösterdi. Savaş, zorunlu göç, ekonomik kriz, yüksek gıda fiyatları ve azalan insani yardımlar milyonlarca kişinin gıdaya erişimini tehdit ediyor.
Sudan, Filistin ve Yemen Dünyanın En Kritik Açlık Bölgeleri Arasında

23.08.2026 - 15:46  |  Son Güncellenme:  27.08.2026 - 14:47

Günlük bir öğünü temin etmek başlı başına bir mücadeleye dönüştüğünde, açlık artık yalnızca bir BM raporundaki rakam olmaktan çıkıp milyonlarca insanın yaşadığı somut bir gerçeğe dönüşüyor. Gelir kaynaklarını yitiren ailelerden yetersiz beslenmeyle karşı karşıya kalan çocuklara kadar milyonlarca kişi bu krizden etkileniyor.

Arap dünyasında savaşlar, zorunlu göç, ekonomik çöküş, gıda fiyatlarındaki artış, kuraklık ve insani yardımların azalması iç içe geçerek gıda krizlerini çok daha tehlikeli boyutlara taşıyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Gıda Programı’nın (WFP) yayımladığı son ortak uyarı, Sudan, Filistin ve Yemen’i Haziran-Kasım 2026 döneminde küresel ölçekte en yüksek kaygı düzeyine sahip açlık odakları arasında gösteriyor. Uyarıda, bu ülkelerde akut gıda güvensizliğinin daha da kötüleşebileceği ihtimali de vurgulanıyor.

Ancak burada “açlık” kavramı, söz konusu ülkelerdeki herkesin kıtlık yaşadığı anlamına gelmiyor. Uluslararası kuruluşların kullandığı terim “akut gıda güvensizliği”. Bu kavram, insanların düzenli ve yeterli gıdaya erişemediği, hayatta kalabilmek için öğünlerini azaltmak ya da mal varlıklarını veya gelir kaynaklarını elden çıkarmak zorunda kaldığı durumları ifade ediyor.

Entegre Gıda Güvensizliği Aşama Sınıflandırması’nda (IPC) durumlar “kriz” aşamasından başlayıp “acil durum” ve ardından “felaket” aşamasına uzanıyor. Kıtlığın ise kendine özgü belirli kriterleri bulunuyor ve yalnızca çok sayıda insanın açlık çektiği anlamına gelmiyor.

Bazı Arap bölgelerinde durum hâlihazırda felaket boyutlarına ulaşmışken diğer bölgeler, mevcut koşulların sürmesi hâlinde kıtlığa sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya. 

Sudan: Savaş Açlığın Kapılarını Açıyor

Sudan’da savaş artık yalnızca güvenliği tehdit edip zorunlu göçe yol açmakla kalmıyor; milyonlarca ailenin gıdaya erişim kapasitesini de ciddi biçimde etkiliyor.

Savaşın başlamasından bu yana pazarlar, tarım sektörü ve gıda taşıma yolları zarar gördü; milyonlarca insan evini ve geçim kaynağını terk etmek zorunda kaldı. İnsani yardımların geniş bölgelere ulaşmasındaki güçlükler nedeniyle en yoksul ve en kırılgan aileler, gıdayı temin etmek için son derece sınırlı seçeneklerle baş başa kaldı.

IPC’nin en güncel analizine göre Şubat-Mayıs 2026 döneminde Sudan nüfusunun yaklaşık yüzde 41’ini oluşturan 19,5 milyon kişi yüksek düzeyde akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya. Bu, söz konusu kişilerin “kriz” ya da daha kötü bir aşamada yaşadığı anlamına geliyor.

Krizin derinliğine bakıldığında tablo daha da ağırlaşıyor. Yaklaşık 14 milyon kişi kriz aşamasında, 5 milyondan fazlası acil durum aşamasında bulunurken yaklaşık 135 bin kişi, kıtlıktan önceki en ağır akut gıda güvensizliği evresi olan felaket aşamasına ulaşmış durumda.

Bir kişinin “felaket” aşamasında olması, otomatik olarak kıtlık kapsamında değerlendirildiği anlamına gelmiyor. Ancak bu aşama, ailelerin ağır gıda açıklarıyla karşı karşıya kaldığını ve yetersiz sağlık hizmetleri, su yetersizliği ile insani yardım eksikliğinin krizle birleştiği ortamlarda yetersiz beslenme ve ölüm riskinin ciddi biçimde arttığını gösteriyor.

FAO, belirli bölgelerde kıtlık riskinin sürdüğü konusunda uyarırken Haziran-Eylül 2026 arasındaki gıda kıtlığı döneminde durumun daha da kötüleşmesi bekleniyor. Koşullar iyileşmezse kıtlık riskiyle karşı karşıya olan bazı bölgeler bu tehlikeyle yüzleşmeye devam edebilir.

Çocuklar da krizin ağır bedelini ödüyor. BM tahminlerine göre 2026’da beş yaşın altındaki 825 binden fazla çocuk şiddetli akut yetersiz beslenme riskiyle karşı karşıya. BM kuruluşları bu durumu süregelen çatışmalar, zorunlu göç ve insani yardıma erişimin önündeki engellerle ilişkilendiriyor.

Sudan’daki açlık, birden fazla krizin aynı anda iç içe geçmesinin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Savaş gıda yollarını kesiyor, zorunlu göç aileleri geçim kaynaklarından yoksun bırakıyor, üretimdeki düşüş piyasalar üzerinde baskı oluşturuyor, insani yardımlara erişimin güçlüğü ise milyonlarca insanı açlığa karşı daha savunmasız hâle getiriyor. 

Filistin: Gazze Kıtlık Sınıflandırmasından Çıktı Ancak Gıda Krizi Bitmedi

Gazze’de tablo biraz farklı. Burada uzak bir gıda tehlikesinden değil, savaş boyunca halkın fiilen yaşadığı felaket boyutlarındaki açlıktan söz ediliyor.

WFP’nin en güncel verilerine göre Gazze nüfusunun yüzde 67’sine karşılık gelen yaklaşık 1,4 milyon kişi, kriz düzeyinde ya da daha ağır akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya. Bu kişilerin yaklaşık 212 bini gıda acil durumu aşamasında bulunuyor.

Bu tablo, 2025 sonuyla kıyaslandığında yaşanan iyileşmenin krizi sona erdirmediğini ortaya koyuyor. Geçen yılın sonunda kriz düzeyinde ya da daha kötü koşullarda yaşayan kişi sayısı yaklaşık 1,6 milyon, yani nüfusun yüzde 77’siydi. Rakamlar düşmüş olsa da nüfusun üçte ikisinden fazlası hâlâ akut gıda güvensizliği yaşıyor.

Burada kritik nokta, kıtlık sınıflandırmasının sona ermesiyle açlığın bitmesini birbirine karıştırmamak.

2025 sonunda Gazze’de kıtlığın geri püskürtüldüğü açıklandı. Ancak BM aynı zamanda gıda, insani yardım ve temel hizmetlerin akışı sürmezse bu iyileşmenin kırılgan olduğu ve durumun yeniden kötüleşebileceği uyarısında bulundu.

IPC verileri çocuklar üzerindeki etkiyi de ortaya koyuyor. En güncel yetersiz beslenme verilerine göre, Ekim 2026 ortasına kadar 6-59 aylık yaklaşık 101 bin çocuğun akut yetersiz beslenmeyle karşı karşıya kalabileceği tahmin ediliyor. Bu çocukların 31 binden fazlasının ise tedavi gerektiren ağır vakalar olacağı öngörülüyor.

Bu durum, “kıtlık sona erdi” demenin neden yeterli olmadığını gösteriyor. Kıtlık belirli koşul ve kriterlere bağlı teknik bir sınıflandırma iken akut gıda güvensizliği, bir bölge kıtlık sınıflandırmasından çıktıktan sonra da geniş çapta sürebiliyor.

Gazze’de gıdaya, suya, sağlık hizmetlerine ve insani yardımlara erişim, mevcut iyileşmenin kalıcı olup olmayacağını ya da durumun yeniden kötüleşip kötüleşmeyeceğini belirleyen en kritik etken olmayı sürdürüyor. 

Yemen: Açlık Milyonlarca Kişiyi Etkiliyor

Yemen’de gıda krizi, yıllardır süren çatışmaların ardından devam ediyor. Çatışma yalnızca güvenliği değil, ekonomiyi de sarstı; gıda maliyetlerini artırdı ve geçim kaynaklarını daralttı. Milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılamak için insani yardıma bağımlı durumda.

FAO’nun en güncel verilerine göre, analize dâhil edilen bölgelerde akut gıda güvensizliği yaşayan kişi sayısının Haziran-Eylül 2026 döneminde yaklaşık 5,4 milyona, yani analiz kapsamındaki nüfusun yüzde 51’ine ulaşması bekleniyor. Bu kişilerin yaklaşık 1,6 milyonu gıda acil durumu aşamasında bulunuyor.

Bu rakamlar yalnızca mevcut analizin kapsadığı bölgelere ait olduğundan, 5,4 milyonu Yemen genelindeki toplam açlık nüfusu olarak sunmak doğru değil.

Daha önceki bir IPC analizi, Mart-Mayıs 2026 döneminde yaklaşık 5 milyon kişinin “kriz” ya da daha ağır bir aşamada olduğunu ortaya koymuştu. Bu kişilerin 1,4 milyonu acil durum aşamasındaydı. Analiz, gıda bulunabilirliğindeki mevsimsel iyileşmenin büyük gıda açıklarını kapatmaya yetmediğini de ortaya koydu.

Ancak Yemen’in ulusal düzeydeki tablosu bu kısmi rakamların çok ötesine geçiyor. Daha önceki bir tahmine göre Eylül 2025-Şubat 2026 döneminde nüfusun yaklaşık yüzde 52’sine karşılık gelen 18,1 milyon kişinin akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalması öngörülmüştü.

Yemen’deki açlık yalnızca gıda yetersizliğinden kaynaklanmıyor. Piyasalarda gıda bulunsa bile düşük gelir, yüksek fiyatlar ve zayıflayan satın alma gücü nedeniyle aileler bunu satın alamıyor.

BM kuruluşları, insani yardımlardaki azalmanın en yoksul aileler üzerindeki baskıyı artırdığı uyarısında bulunurken ekonomi, iklim ve geçim kaynaklarına bağlı riskler de varlığını sürdürüyor.

WFP’nin en güncel analizine göre örgüt, en fazla ihtiyaç sahibi ailelere acil gıda yardımı sağlamayı sürdürüyor ve en yüksek gıda güvensizliği düzeyiyle karşı karşıya olan bölgelere öncelik veriyor.

Bu nedenle Yemen’deki tehlike yalnızca bugün açlık çeken insanların sayısıyla sınırlı değil. Asıl tehlike, ailelerin fiyatlardaki herhangi bir artışa, yardımlardaki herhangi bir düşüşe ya da ekonomik veya iklimsel bir şoka karşı ne kadar kırılgan olduğuyla ilgili. 

Bu Ülkelerde Açlık Krizi Neden Tekrarlanıyor?

Sudan, Gazze ve Yemen’deki koşullar birbirinden farklı olsa da açık bir ortak payda var: Savaş ya da çatışma, gıda zincirinin birden fazla halkasına aynı anda darbe vuruyor.

İnsanlar göç etmek zorunda kaldığında pek çoğu işini ve geçim kaynağını yitiriyor. Yollar ve pazarlar hasar gördüğünde gıda taşımacılığı hem daha güç hem de daha maliyetli hâle geliyor. Fiyatlar yükseldiğinde piyasada bulunan gıda, yoksul ailelerin satın alamayacağı bir ürüne dönüşüyor.

Ardından bir başka etken devreye giriyor: insani yardımlar.

Milyonlarca insanın insani yardıma bağımlı olduğu bölgelerde finansman eksikliği yalnızca daha az kamyon ya da daha az gıda kolisi anlamına gelmiyor; bütün bir ailenin öğünlerini azaltmak zorunda kalmasına veya yetersiz beslenen bir çocuğun tedavisinin ertelenmesine de yol açabiliyor.

Bu nedenle FAO ve WFP, Haziran-Kasım 2026 döneminde dünya genelindeki 13 açlık odağında akut gıda güvensizliğinin daha da kötüleşebileceği uyarısında bulunuyor. Sudan, Yemen ve Filistin ise en yüksek kaygı düzeyindeki bölgeler arasında yer alıyor.

Açlık Kıtlık Değildir: Aradaki Fark Ne?

Kavramlar birbirine benzer görünse de aynı anlama gelmiyor.

Akut gıda güvensizliği, kişi veya ailenin sürekli olarak yeterli gıdaya ulaşamaması ve hayatta kalabilmek için tükettiği gıdanın miktarını veya öğünlerin kalitesini azaltmak, mal varlıklarını ya da gelir kaynaklarını elden çıkarmak zorunda kalması anlamına geliyor.

Kıtlık ise çok daha ağır bir durum ve yalnızca milyonlarca insan açlık çektiği için ilan edilmiyor. Gıda güvensizliği, yetersiz beslenme ve ölüm oranlarına ilişkin belirli kriterlerin karşılanması gerekiyor.

Bu nedenle Sudan’ın belirli bölgelerinde kıtlık riskinin bulunduğu, Gazze’nin daha önce yaşadığı kıtlık sınıflandırmasından çıkmasına rağmen ağır gıda krizinin sürdüğü, Yemen’de ise yüksek düzeyde akut gıda güvensizliği yaşanmasının ülkenin tamamının kıtlık içinde olduğu anlamına gelmediği belirtiliyor.

Bu ayrım önem taşıyor. Çünkü kaynakta da vurgulandığı üzere “kıtlık” kavramının yeterli veri olmadan kullanılması, uluslararası verilere dayanan bir tabloyu olduğundan farklı gösterebilir. 

Açlık Rakamların Ötesinde Bir Kriz

Bu raporlardaki her rakamın arkasında bir sonraki öğününü temin etmeye çalışan bir aile, büyümek için ihtiyaç duyduğu besinlere ulaşamayan bir çocuk ve yiyecek alabilmek için elinde kalanları satmak zorunda kalan ebeveynler bulunuyor.

Üç ülkedeki kriz de durağan değil. Sudan’da belirli bölgelerde kıtlık riski devam ediyor, Gazze’de gıda durumundaki iyileşme kırılganlığını koruyor, Yemen’de ise analiz kapsamındaki bölgelerde akut gıda güvensizliğinin önümüzdeki aylarda artması bekleniyor.

Dolayısıyla açlık krizi yalnızca bugün bir öğün bulamayan insanlarla sınırlı değil. Milyonlarca kişinin gıdaya erişimi aynı anda savaş, ekonomi, insani yardımlar ve iklim koşullarına bağlı hâle gelmiş durumda. 

 

Kaynak:Ultra Sawt