STRATCOM Zirvesi'nin İlk Günü
27.03.2026 - 17:45 | Son Güncellenme: 01.04.2026 - 16:23
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığınca İstanbul'da düzenlenen STRATCOM Zirvesi'nin ilk gününde, uluslararası sistemdeki kırılma, bölgesel savaşların etkileri, dezenformasyon tehdidi ve lider diplomasisinin rolü masaya yatırıldı. Açılış mesajlarından panel oturumlarına uzanan programda, hem Türkiye'nin dış politika yaklaşımı hem de stratejik iletişimin değişen küresel düzende üstlendiği rol farklı başlıklarda değerlendirildi.
Uluslararası sistemdeki kırılma ve Türkiye'nin barış vurgusu
Zirvenin ilk gününe Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gönderdiği video mesaj, ilk günün ana başlıklarından birini oluşturdu. Erdoğan, İkinci Cihan Harbi sonrası kurulan uluslararası sistemin ciddi bir meşruiyet krizi yaşadığını belirterek, kurumların, kuralların ve değerler sisteminin giderek işlevsiz hale geldiğini ifade etti. Dünyanın savaşlar, krizler ve soykırımlarla ağır bir dönemden geçtiğini söyleyen Erdoğan, Gazze'de yaşanan trajedilerin sona ermesinin ve bölgede barış ile istikrarın yeniden tesis edilmesinin her zamankinden daha önemli olduğunu vurguladı.
Erdoğan, “Türkiye olarak insani değerleri ve adaleti merkeze alan ilkeli, kararlı ve barış odaklı duruşumuzu sürdürmeye, yalnızca bölgemizde değil tüm dünyada huzur ve güvenin yeniden inşa edilmesi için tüm imkanlarımızı seferber etmeye kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Hakikatin çarpıtılmasına karşı iletişim ve işbirliği mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, devletlerin yanı sıra akademi, sivil toplum ve düşünce kuruluşlarının da bu süreçte daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da konuşmasında mevcut uluslararası sistemin adalet üretme ve istikrar sağlama kapasitesinin aşındığını belirterek, küresel ve bölgesel krizlerin birbirini tetiklediği bir dönemden geçildiğini ifade etti. İsrail/ABD ile İran arasındaki savaşın bölgesel ve küresel istikrara ciddi etkilerde bulunduğunu söyleyen Yılmaz, savaşın insani, ekonomik, çevresel ve lojistik maliyetler ürettiğini kaydetti. Türkiye'nin önceliğinin bir an önce ateşkes sağlanması ve sonrasında diplomasiyle kalıcı çözüm üretilmesi olduğunu belirten Yılmaz, “Türkiye Cumhuriyeti, bir taraftan bu savaşların dışında kalarak, istikrarını en temel öncelik olarak görüp vatandaşının menfaatlerini en üst düzeyde ele alırken, diğer taraftan da barış için ilkesel bir tavırla her türlü çabayı sarf etmektedir” dedi.
Yılmaz, Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye bağlamında İsrail'in attığı adımların da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Mescid-i Aksa'nın bayram namazında dahi inananlara kapalı tutulmasını eleştiren Yılmaz, bunun hukuka, insan haklarına ve inanç özgürlüğüne aykırı olduğunu dile getirdi.
Gözden Kaçmasın
Dezenformasyon, yapay zeka ve stratejik iletişim gündemi
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, açılış konuşmasında stratejik iletişimin artık yalnızca teknik bir alan olmadığını, krizler ve güç mücadeleleriyle doğrudan bağlantılı hale geldiğini söyledi. Duran, uluslararası sistemde uzlaşı ve diplomasinin geri plana itildiğini, güç kullanımının ise birincil araç haline geldiğini belirterek, bu dönüşümün normlar ve değerler alanında da ağır bir aşınma yarattığını ifade etti.
Gazze'de yaşananların bunun en çarpıcı örneklerinden biri olduğunu kaydeden Duran, Batı ana akım medyasının da bu süreçte “hakikati gizleyen, saldırganlığı perdeleyen ve tek taraflı anlatılar üreten bir çizgi” izlediğini söyledi. Duran, “Dezenformasyon çağında yalnızca bilgi değil, hakikatin kendisi de sistematik biçimde aşındırılmakta ve yeniden şekillendirilmektedir” dedi.
Dijital manipülasyon araçları, algoritmalar ve yapay zekanın krizin etkisini daha da ağırlaştırdığını belirten Duran, “Dezenformasyon iletişim sorunu değil, doğrudan ulusal, hatta küresel bir tehdittir” ifadesini kullandı. Hakikatin korunmasının artık fiziki sınırların korunması kadar kritik olduğunu vurgulayan Duran, İletişim Başkanlığının doğru, teyit edilmiş ve güvenilir bilgiye dayalı bir iletişim ekosistemi kurmayı temel öncelik olarak gördüğünü söyledi. Duran, bu kapsamda 2022'de kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi aracılığıyla bugüne kadar binlerce yanıltıcı içeriğin tespit edildiğini, dezenformasyon bültenleri ve almanakların çok dilli biçimde kamuoyuna sunulduğunu anlattı.
Cevdet Yılmaz da stratejik iletişimin yalnızca dış dünyaya dönük bir araç olmaktan çıktığını, artık toplumların dayanıklılığını güçlendiren ve kamuoyunun dezenformasyona karşı direncini artıran bir iç güvenlik unsuru haline geldiğini belirtti. Yılmaz, yapay zeka destekli sahte görüntü ve içeriklerin belirgin biçimde arttığını, veri egemenliği ve dijital bağımsızlığın devletlerin güvenlik perspektifinde merkezi yer kazandığını söyledi. Kriz bölgelerinde gazetecilerin alana erişiminin kısıtlanmasının ve iletişim altyapısına müdahalelerin doğrulanabilir bilgiye ulaşımı zorlaştırdığını ifade eden Yılmaz, Gazze'de hayatını kaybeden gazetecilerin bu sürecin en güçlü tanıkları olduğunu belirtti.
Türkiye'nin konumu, lider diplomasisi ve güven inşası
Zirvenin ilk gününde Türkiye'nin uluslararası krizlerde üstlendiği rol de öne çıkan başlıklardan biri oldu. Yılmaz, Türkiye'nin hem Batı'yla hem Doğu'yla eş zamanlı konuşabilen ender ülkelerden biri olduğunu belirterek, “Batı'yı da anlıyoruz, Doğu'yu da anlıyoruz” dedi. Türkiye'nin kapılarını tamamen kapatmayan, barışı sorumluluk olarak sahiplenen bir ülke kimliğiyle öne çıktığını söyleyen Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde Rusya-Ukrayna savaşı, Güney Kafkasya, Afrika ve Balkanlar dahil pek çok kriz alanında ilkesel tavır sergilendiğini ifade etti.
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay da “Küresel Düzende Yeni Çerçeve: Stratejik İletişim Perspektifi” panelinde benzer vurgular yaptı. Türkiye'nin hem Doğu hem Batı ile iletişim halinde olduğunu belirten Oktay, “Neredeyse çatışma olan her bölgeyle konuşabiliyoruz, iletişim kurabiliyor güvene dayalı bir yaklaşımla bunu yapıyoruz” dedi. Güven inşasının yalnızca kriz yönetiminde değil, politika geliştirme süreçlerinde de belirleyici rol oynadığını söyleyen Oktay, ülkede kurulan yönetim mimarisi, kurumlar arası koordinasyon ve liderlik yapısının karar alma süreçlerine esneklik ve hız kazandırdığını belirtti.
Oktay, İletişim Başkanlığının kurulmasıyla doğru ve güvenilir bilginin tek merkezde toplandığını, bunun hem yurt içi hem uluslararası kamuoyuna yönelik stratejik iletişim açısından önemli rol oynadığını söyledi. Dezenformasyonun özellikle kriz dönemlerinde ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Oktay, bu kapsamda Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin önemli çalışmalar yürüttüğünü belirtti. 15 Temmuz darbe girişimi ile Suriye iç savaşı ve göç süreci örnekleri üzerinden güven, koordinasyon ve kamuoyunun ikna edilmesinin önemine dikkat çeken Oktay, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ilişkin de “Bu savaşın adil olmadığını, bunun İsrail'in savaşı olduğunu söyledik” dedi.
Panellerde KKTC, Suriye, Bangladeş ve Kazakistan'dan mesajlar
“Küresel Düzende Yeni Çerçeve: Stratejik İletişim Perspektifi” panelinde farklı ülkelerden temsilciler de kendi deneyimlerini paylaştı. KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, Kıbrıslı Türkler açısından eski dünya düzeninin çöktüğünü söyledi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 5 daimi üyesinin Kıbrıslı Rumları ödüllendirip Kıbrıslı Türkleri cezalandırdığını savunan Ertuğruloğlu, dezenformasyonun Kıbrıslı Türklerin halen mücadele ettiği en büyük sorunlardan biri olduğunu ifade etti. “Çok şanslıyız, ana vatanımız Türkiye bizim yanımızda” diyen Ertuğruloğlu, Türkiye'nin desteğine vurgu yaptı.
Suriye Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa ise devrik Beşşar Esed rejiminin dezenformasyona ciddi yatırım yaptığını ve bunu propaganda amacıyla kullandığını söyledi. İç savaş sürecinde Suriye halkı ve diasporasının dezenformasyona karşı mücadele ettiğini belirten Mustafa, son dönemde ülkede medya sektörünü yeniden yapılandırmaya dönük çalışmalar yürüttüklerini, televizyon, radyo ve internet siteleriyle bu alanda yeniden kurumsallaşma sağlandığını anlattı.
Bangladeş Enformasyon ve Yayıncılık Bakanı Zahir Uddin Swapon da yoğun nüfuslu ülkelerinde sistematik manipülasyondan etkilendiklerini belirterek, manipülasyonun bütün insanlığın ortak sorunu olduğunu söyledi. Bangladeş halkının doğru bilgiye ve hakikate erişmek istediğini vurgulayan Swapon, STRATCOM Zirvesi'nin bu açıdan anlamlı olduğunu ifade etti.
Kazakistan Kültür ve Enformasyon Birinci Bakan Yardımcısı Kanat Iskakov ise yalnızca izole krizlerle değil, daha derin yapısal süreçlerle karşı karşıya olunduğunu belirtti. Yerleşik kuralların aşındığını, devletler arası güvenin azaldığını ve gerilimlerin arttığını kaydeden Iskakov, stratejik iletişimin artık yalnızca destekleyici araç değil, ulusal güvenliğin bağımsız unsuru haline geldiğini söyledi.
Arabuluculuk ve barış süreçlerinde öne çıkan mesajlar
Zirve kapsamında düzenlenen “Arabuluculuk Sürecinde Aktörler ve Lider Diplomasisi” panelinde ise kültürel bağlar, kadınların barış süreçlerindeki rolü ve savaşların küresel etkileri öne çıktı.
TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, Türk dünyasının yalnızca coğrafi komşulukla değil, ortak dil, kültür ve tarih ile birbirine bağlı olduğunu belirterek, Türk devletleri arasındaki lider diplomasisinin bu zeminden beslendiğini söyledi. Hataylı depremzedelerin Özbekistan'da misafir edilmesini “Bu kardeşliğin diplomasiye yansımasıdır” sözleriyle değerlendiren Raev, TÜRKSOY'un Türk toplumları arasında görünmez köprüler kurduğunu, bunun liderler için güçlü dayanak oluşturduğunu ifade etti. Türk Devletleri Teşkilatının bölgesel istikrar açısından stratejik aktör olduğunu da sözlerine ekledi.
İngiltere Lordlar Kamarası Üyesi Baroness Fiona Hodgson, dünya genelinde kadınların çatışma alanlarına çok yakın bölgelerde yaşadığına işaret ederek, “Bugün bir kadın olmak, bir asker olmak kadar zor” dedi. Kadınların barış müzakerelerine ve anlaşmalarına daha fazla dahil edilmesi gerektiğini vurgulayan Hodgson, “Kadınlar, barış sürecine dahil edilmedikçe tehlike altında yaşamaya devam edecekler” ifadelerini kullandı.
Mısır Senato Üyesi Rania Sedky ise son 100 yılda bölgede çok sayıda savaş yaşandığını belirterek, “Barış savaşlarla elde edilen bir kavram değil, her iki taraf da savaşta kaybediyor” dedi. ABD/İsrail-İran savaşının sadece taraf ülkeleri değil küresel düzeni de etkilediğini söyleyen Sedky, savaşa karşı zamanında harekete geçilmemesi halinde etkilerin Avrupa'ya kadar uzanabileceği uyarısında bulundu. Mısır, Türkiye, Katar ve Pakistan'ın arabulucu rolüne övgüde bulunan Sedky, savaşın ekonomi, kalkınma ve enerji tedariği bakımından daha geniş etkiler doğurabileceğini ifade etti.

İlk Günün Değerlendirmesi
STRATCOM Zirvesi'nin ilk günü, yalnızca stratejik iletişim başlığının değil; küresel krizlerin, savaşların, dezenformasyonun ve lider diplomasisinin birlikte tartışıldığı yoğun bir gündeme sahne oldu. Gün boyunca yapılan konuşmalarda, mevcut uluslararası sistemin meşruiyet krizi, bölgesel savaşların küresel etkileri, hakikatin korunması ve Türkiye'nin arabuluculuk kapasitesi öne çıkan konular arasında yer aldı.
Dikkat çeken başlıklar ise şöyle özetlendi:
- Uluslararası sistemdeki kırılma: Açılış mesajları ve oturumlarda, mevcut küresel düzenin adalet üretme ve istikrar sağlama kapasitesinin zayıfladığı vurgulandı.
- Savaşların çok boyutlu etkisi: Gazze'den İran eksenli gerilime kadar uzanan çatışmaların yalnızca askeri değil, ekonomik, siyasi ve insani sonuçlar doğurduğu ifade edildi.
- Dezenformasyon ana gündemlerden biri oldu: Yapay zeka destekli manipülasyon, dijital platformların etkisi ve doğrulanmış bilginin önemi, günün en sık öne çıkan konuları arasında yer aldı.
- Stratejik iletişimin güvenlik boyutu vurgulandı: Konuşmalarda stratejik iletişimin artık yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda toplumsal dayanıklılığı ve kamu güvenini etkileyen bir unsur haline geldiği belirtildi.
- Türkiye'nin diplomatik rolü öne çıktı: Türkiye'nin hem Doğu hem Batı ile konuşabilen, kriz alanlarında temas kurabilen ve barışı önceleyen bir pozisyonda bulunduğu vurgulandı.
- Lider diplomasisi öne çıkan temalardan biri oldu: Kriz anlarında liderler arası doğrudan temasın, süreçlerin yönetilmesi ve güven ortamının korunması açısından belirleyici olduğu dile getirildi.
- Paneller çok taraflı bir çerçeve sundu: KKTC, Suriye, Bangladeş, Kazakistan, Mısır, İngiltere ve TÜRKSOY temsilcileri; kendi bölgelerindeki krizler, dezenformasyonla mücadele ve barış süreçlerine ilişkin görüşlerini paylaştı.
- Arabuluculuk ve barış vurgusu güç kazandı: Günün sonunda, savaşların yayılmasının önlenmesi, diyalog kanallarının açık tutulması ve barış süreçlerinde daha kapsayıcı mekanizmaların kurulması gerektiği mesajı öne çıktı.
Kaynak: AA