Rusya'nın İran'a Gizli Füze Desteği: Satürn Projesi
03.09.2026 - 16:23 | Son Güncellenme: 03.09.2026 - 17:00
İran’ın, Rusya’nın gizli desteğiyle yeni nesil süpersonik seyir füzeleri geliştirmeye yönelik bir program üzerinde çalıştığı ortaya çıktı.
Financial Times’ın sızdırılmış Rus yazışmaları, seyahat kayıtları ve askerî patentlere dayandırdığı araştırmaya göre Satürn Projesi (C430L) olarak adlandırılan gizli program 2023’te başladı. Program, Moskova ile Tahran arasındaki en hassas stratejik askerî teknoloji transferlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Programın temel amacı, İran’ın ramjet tipi bir itki sistemi geliştirmesine yardımcı olmak. Söz konusu teknoloji, seyir füzelerinin atmosfer içinde ses hızının birkaç katında sürekli uçuş yapabilmesine imkân sağlayabiliyor. Financial Times’ın görüştüğü askerî uzmanlar, teknolojinin gemisavar ve kara hedeflerine yönelik seyir füzelerinde kullanılmasının amaçlandığını değerlendiriyor.
Sızdırılan seyahat kayıtlarına göre Rus silah ihracat yetkilileri ile NPO Maşinostroyeniya şirketinin kıdemli mühendisleri, sözleşmenin Kasım 2023’te İran Savunma ve Silahlı Kuvvetler Lojistik Bakanlığı ile resmen imzalanmasından önce İran’a birçok kez gitti.
Financial Times’a göre program Rusya’nın devlet silah ihracatçısı Rosoboronexport tarafından organize edilirken NPO Maşinostroyeniya teknik çalışmalarda önemli rol üstlendi.
2025’e gelindiğinde NPO Maşinostroyeniya, İran’ın ramjet itki sistemine ilişkin kapsamlı teknik verilerine ulaştı. Rus mühendisler daha sonra İran’ın gerçekleştirdiği uçuş testinden elde edilen verileri inceleyerek sistemin performansına ilişkin ayrıntılı sorular hazırladı.
İran’ın söz konusu itki sistemini üretip uçuş testine tabi tuttuğuna ilişkin veriler bulunuyor. Ancak Rus desteğiyle Satürn Projesi kapsamında geliştirilen tam teşekküllü bir süpersonik seyir füzesinin İran ordusunda operasyonel olarak hizmete girdiğine dair henüz kanıt bulunmuyor.
İran füzeleri konusunda uzman Fabian Hinz, bu ölçekte bir teknoloji transferinin Rusya’da en üst düzey siyasi onay gerektireceğini değerlendiriyor. Dolayısıyla kaynak metindeki “teknik verilerin paylaşılmasının siyasi onay gerektirdiği” ifadesinden farklı olarak, söz konusu değerlendirme C430L programının bütünü için yapılıyor.
Rusya ile İran arasındaki teknik yazışmalar 2026’da da devam etti. Haziran 2026 tarihli bir Rosoboronexport mektubu, tarafların programın sonraki aşamasının bazı unsurlarını hâlâ müzakere ettiğini ve Rus teknik raporları üzerinde yeni görüşmeler planladığını gösteriyor. Programın bu yeni aşamasının başlayıp başlamadığı ise bilinmiyor.
Financial Times daha önce de Rusya’nın İran’a Verba tipi taşınabilir hava savunma sistemleri tedarik etmeye yönelik bir anlaşmaya vardığını bildirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de 1 Eylül’de Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi kapsamında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile yaptığı görüşmede Moskova’nın Tahran’a desteğini sürdürdüğünü belirtti.
Putin, ayrıntı vermeden, “İhtiyaç duyduğunuz malları size sağlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Füzenin özellikleri neler?
Al Araby TV’nin askerî analisti Tümgeneral Muhammed es-Samadi, İran’ın ramjet teknolojisini elde etmesinin ülkenin füze kapasitesi açısından önemli bir dönüşüm anlamına geleceğini belirtti.
Amman’dan “El Arabi el-Yevm” programına konuşan es-Samadi, Satürn Projesi’nin hazır füze satın alınmasından ziyade İran’ın bağımsız bir füze geliştirme kapasitesi oluşturmasıyla ilgili olduğunu söyledi.
Es-Samadi, geliştirilen sistemin ramjet teknolojisine dayandığını, alçak irtifada uçuş, yüksek hız, manevra ve hassas güdüm gibi özelliklerin bir araya gelmesinin Batılı hava savunma sistemlerinin müdahale süresini önemli ölçüde azaltabileceğini değerlendirdi.
Rusya’nın program aracılığıyla İran’a yalnızca bir silah sistemi sağlamadığını belirten es-Samadi, Moskova’nın yeni nesil füze üretiminde kullanılabilecek bilgi birikimini ve ramjet motorlarına ilişkin hassas askerî teknolojiyi de aktardığını ifade etti.
Bölgedeki askerî denklemi nasıl etkileyebilir?
Es-Samadi, İran’ın söz konusu teknolojiyi operasyonel bir silaha dönüştürmeyi başarması halinde Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’ndeki füze caydırıcılığı açısından önemli bir değişimin ortaya çıkabileceğini savundu.
Analist, böyle bir sistemin İran’ın ABD’ye ait deniz unsurları, bölgedeki kritik hedefler ve askerî üsleri hedef alma kapasitesini artırabileceğini söyledi.
Es-Samadi, bu ihtimali bölgedeki caydırıcılık dengelerini değiştirebilecek askerî bir gelişme olarak değerlendirerek yüksek hızlı seyir füzelerinin uçak gemileri ve ABD üslerini koruyan hava savunma sistemleri açısından ciddi bir zorluk oluşturabileceğini belirtti.
Financial Times’ın araştırmasına göre Satürn Projesi’nin amacı da İran’ın ABD uçak gemileri ve diğer savaş gemileri açısından tehdit oluşturabilecek yeni bir silah sınıfı geliştirmesine yardımcı olmak. Bununla birlikte programın şu ana kadar operasyonel bir füze ortaya çıkardığına ilişkin kanıt bulunmuyor.
Bu nedenle İran’ın Satürn Projesi kapsamında geliştirilen teknolojiyi kullanılabilir bir füze sistemine dönüştürmesi halinde Basra Körfezi’ndeki ABD uçak gemileri ve savaş gemilerine yönelik tehdit kapasitesinin artabileceği değerlendiriliyor.
Kaynak: AlArabyTV