Mısır’ın Çin-ABD Dengesi: Tayvan, Nahda Barajı ve Gazze

Şi Cinping’in Kahire ziyareti, Mısır’ın Çin ve ABD arasında yürüttüğü “stratejik denge” politikasını yeniden öne çıkardı. Tayvan, Nahda Barajı ve Gazze dosyaları, Kahire’nin iki güçle ilişkilerinde ulusal çıkarlarını nasıl dengelemeye çalıştığını ortaya koyuyor.
Mısır’ın Çin-ABD Dengesi Tayvan, Nahda Barajı ve Gazze

11.09.2026 - 11:38  |  Son Güncellenme:  11.09.2026 - 11:59

Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping’in 10 yıl aradan sonra ilk kez Kahire’ye gerçekleştirdiği ziyarette Mısır’ın kendisine gösterdiği geniş çaplı ilgi ve sıcak karşılama, Mısır dış politikasının seyri ve Kahire’nin başta ABD ile Çin olmak üzere büyük güçlerle ilişkilerini dengeleme kapasitesine ilişkin soruları gündeme getirdi. Bu sorular, iki güç arasındaki rekabetin giderek artması ve Kahire ile Washington’ın çeşitli bölgesel dosyalardaki tutumlarının farklılaşması nedeniyle daha da önem kazanıyor.

Mısır-ABD ilişkileri resmî düzeyde birçok konuda istikrarlı ve uyumlu görünse de tablonun ayrıntıları, sessiz biçimde süren bazı görüş ayrılıklarını ortaya koyuyor. Bunların en dikkat çekici örneklerinden biri, Şi’nin ziyareti sırasında Mısır’ın “Tayvan’ın Çin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu” açıklaması oldu. Bu açıklama, Washington ile Addis Ababa’nın savunma ve güvenlik ilişkilerini yeni bir seviyeye taşıdıklarını duyurduğu döneme denk geldi.

Bilgi sahibi Mısırlı bir kaynak, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi’nin Çinli mevkidaşını 2 Eylül’de Kahire’deki İttihadiye Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda kabul etmesinin ardından yayımlanan ortak bildirinin, Kahire ile Pekin arasındaki yakınlaşmanın genişlediğini gösterdiğini belirtti. Kaynağa göre bu yakınlaşma, Mısır’ın uluslararası ilişkilerinde stratejik dengeyi koruma politikasını sürdürmesine rağmen Mısır-ABD ilişkilerinin niteliğiyle kesişebilecek bir gelişme.

Aynı kaynak, bu gelişmenin Kahire ile Washington arasında çeşitli dosyalarda yaşanan sessiz gerilimlerin gölgesinde şekillendiğini belirtti. Bu konuların başında Nahda Barajı geliyor. Washington, Addis Ababa’yı barajın inşası ve işletilmesine ilişkin bağlayıcı bir hukuki anlaşma imzalamaya yönlendirmek için girişimlerde bulunduğunu birçok kez dile getirdi ancak kaynağa göre bu tutumlar sahada somut adımlara dönüşmedi.

Kaynağa göre bir diğer anlaşmazlık noktası ise ABD’nin İsrail’e verdiği sürekli destek ve Washington’ın, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden göç ettirilmesine yönelik İsrail’in tekrarlanan açıklamaları karşısında belirgin bir baskı uygulamaması. Kahire, bu dosyayı doğrudan kendi ulusal güvenliğiyle bağlantılı görüyor.

Tayvan Karşılığında Su Güvenliği

ArabicPost’un kaynağına göre Kahire’nin Çin’in toprak bütünlüğünü doğrudan destekleyen bir tutum benimsemesi ve Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğunu teyit etmesi, Mısır-ABD ilişkilerine gelecekte yansımaları olabilecek bir gelişme.

Ancak kaynak, Kahire’nin Washington ile Pekin arasında bir tercih yapmak istemediğini vurguladı. Mısır, iki tarafla da stratejik ilişkilerini korumayı ve Çin’le ortak çıkarlarının genişlemesine paralel olarak Pekin’e daha fazla alan açmayı hedefliyor.

Kaynağa göre Tayvan meselesinin ortak bildiriye dahil edilmesi, Mısır dış politikasının yeniden konumlanmasına ilişkin daha geniş bir tablonun parçasını oluşturuyor. Kahire, Pekin’in temel bir mesele olarak gördüğü Tayvan konusunda Çin’e desteğini ortaya koyarken, su güvenliği konusunda da Çin’den açık destek alıyor.

Ortak bildiride de “Çin tarafının Mısır’ın su ve gıda güvenliği ile kalkınma çıkarlarını korumasını desteklediği” belirtildi. Bu ifade, Nil Nehri meselesinin Kahire açısından taşıdığı hassasiyeti ortaya koyuyor.

Kaynağa göre Mısır’ın bu dönemde benimsediği tutumun birden fazla boyutu bulunuyor. Pekin, Tayvan’ı ulusal güvenliğinin temel meselelerinden biri olarak görüyor ve konuyu egemenlik ile toprak bütünlüğü kavramlarıyla ilişkilendiriyor. Kahire de Şi Cinping’in ziyareti sırasında “Çin’in iç işlerine müdahaleyi reddettiğini ve Tek Çin ilkesine bağlılığını kararlılıkla sürdüreceğini” açıkladı.

Tayvan ve Nil’de Egemenlik İlkesi

ArabicPost’un kaynağı, Mısır’ın Çin’in iç işlerine müdahaleyi reddetmesinin, Mısır dış politikasındaki genel bir ilkeyle uyumlu olduğunu belirtti. Buna göre egemen devletler kendi çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini kendileri belirlemeli, dış güçler bu ülkelere siyasi veya güvenlik düzenlemeleri dayatmamalı.

Kaynak, bu ilkenin Mısır açısından su güvenliği, Sudan, Libya, Gazze ve Kızıldeniz gibi diğer konularla da örtüştüğünü ifade etti.

Çin ise Nil’in Mısır açısından taşıdığı önemi ve Kahire’nin su ve gıda güvenliği ile kalkınma çıkarlarını koruma hakkını anladığını teyit etti. Pekin ayrıca Nil Havzası ülkelerine uluslararası hukuka saygı gösterme ve zarar vermekten kaçınma çağrısı yaptı.

Kaynağa göre bu tablo, tutumlarda bir tür siyasi karşılıklılığa işaret ediyor. Mısır, Çin’in toprak bütünlüğüne ve temel çıkarlarına saygı gösterirken Çin de başta su güvenliği olmak üzere Mısır’ın hayati çıkarlarına saygısını teyit ediyor.

Çin Artık Yalnızca Ekonomik Ortak Değil

Kaynak, Çin Cumhurbaşkanı’na gösterilen geniş çaplı karşılamanın Kahire’nin yıllardır izlediği ortakları çeşitlendirme politikasıyla uyumlu olduğunu belirtti. Mısır; ABD, Çin, Rusya, Avrupa, Körfez ülkeleri ve diğer taraflarla stratejik ortaklıklar yürütüyor. Bu ortaklıklardan birini genişletmek, diğerlerinden vazgeçmek anlamına gelmiyor.

Ancak kaynağa göre yeni olan, Çin’in Kahire açısından artık yalnızca ekonomik bir ortak olmaması. İşbirliği; teknoloji, yapay zekâ, veri merkezleri, yarı iletkenler ve tedarik zincirlerinin yanı sıra askerî işbirliği ve ortak tatbikatlara kadar genişledi.

Mısır ve Çin cumhurbaşkanlıklarının yayımladığı ortak bildiride iki taraf, “diğer tarafın temel çıkarları ve başlıca kaygılarıyla ilgili konularda birbirlerine kararlı destek vermeyi” yeniden teyit etti.

Çin tarafı, Nil’in Mısır açısından temel yaşam kaynağı olarak taşıdığı hayati önemin ve Kahire’nin su ve gıda güvenliği ile kalkınma çıkarlarını koruma konusundaki meşru hakkının farkında olduğunu vurguladı.

Mısır tarafı ise Çin’in iç işlerine müdahaleyi reddettiğini, Tek Çin ilkesine bağlılığını sürdüreceğini, Tayvan’ın Çin Halk Cumhuriyeti topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ve Çin’in egemenliği ile toprak bütünlüğüne ilişkin konularda Pekin’in tutumunu ve Çin’in yeniden birleşmesini desteklediğini açıkladı. 

Finans, Turizm ve Ekonomik İşbirliği

Ortak bildiri ekonomik ve mali başlıkları da içerdi. İki cumhurbaşkanı, Çin’in “Panda” tahvillerinin ihracı ve yerel para birimi takas düzenlemelerinin genişletilmesi dahil iki ülke arasındaki mevcut mali işbirliğinden duydukları memnuniyeti dile getirdi.

Taraflar ayrıca iki ülkenin finans kuruluşlarını sanayi ve kalkınma yatırımları, altyapı projeleri ile yeşil ve dijital dönüşümü desteklemeye teşvik etme konusunda anlaştı. İki ülke arasındaki para birimi takas anlaşmasının yenilenmesini ve değerinin artırılmasını da memnuniyetle karşıladılar.

Turizm alanındaki işbirliğinin genişletilmesi, Mısır’a gelen Çinli turist sayısının artırılması, otel inşası ve turistik tesislerin yönetiminde işbirliğinin geliştirilmesi de bildiride yer aldı.

İki lider ayrıca 2024-2028 dönemini kapsayan Kapsamlı Stratejik Ortaklık Uygulama Programı’nın hayata geçirilmesini olumlu karşıladı. Ticaret ve yatırımlarda yerel para birimlerinin kullanımının artırılması ve ticari ve yatırım işlemlerinin yerel para birimleriyle sonuçlandırılmasının teşvik edilmesi konusunda da mutabık kaldılar. 

Şi: Orta Doğu Halkları Kendi İşlerinde Söz Sahibi Olmalı

Siyasi boyutta ise Şi Cinping, 2 Eylül’de Kahire’de gerçekleştirilen görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi’ye Orta Doğu’da “dış müdahalenin” reddedilmesi gerektiğini söyledi.

Çin Yeni Haber Ajansı Şinhua’nın aktardığına göre Şi, Orta Doğu halklarının kendi işlerinde söz sahibi olması ilkesine bağlı kalınması, dış müdahalenin reddedilmesi ve bölge ülkelerinin barış ve güvenlik konusunda diyaloğu güçlendirmesinin desteklenmesi gerektiğini belirtti.

Kaynak haberde bu mesajın, devletlerin egemenliğine saygıyı ve dışarıdan dayatılan düzenlemelerin reddini öne çıkaran Mısır söylemiyle örtüştüğü değerlendirildi.

Kahire Washington ile Pekin Arasında Seçim Yapmak İstemiyor

Mısır’ın eski Çin büyükelçilerinden biri, Kahire’nin Pekin’e yönelik hamlesinin “stratejik denge” politikası çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Mısır-Çin ilişkilerinin gelişmesinin, Mısır’ın ABD’ye yönelik tutumunda bir değişiklik veya iki ülke arasındaki ortaklıkta gerileme anlamına gelmediğini belirtti.

Eski büyükelçi, Kahire’nin Pekin’i ekonomik, teknolojik ve kalkınma alanlarında önemi giderek artan bir ortak olarak gördüğünü söyledi. İşbirliğinin, ortak askerî sanayiler de dahil sanayilerin yerelleştirilmesi, Süveyş Kanalı Ekonomik Bölgesi’nin geliştirilmesi ve Mısır’ın üretim ve ihracat kapasitesinin güçlendirilmesi gibi daha ileri alanlara taşındığını belirtti.

Kahire’nin ABD ile Çin arasındaki giderek artan rekabetin ve bunun orta ölçekli devletler üzerinde yarattığı baskının farkında olduğunu vurgulayan eski büyükelçi, Mısır’ın farklı uluslararası güç merkezleriyle ilişkilerini geliştirerek bağımsız bir hareket alanını korumaya çalıştığını ifade etti.

Buna göre Kahire, dış politikasını kutuplaşma veya kamplardan birini seçme mantığına göre değil, ulusal çıkarlarına göre yönetmeye çalışıyor. ABD ile stratejik ilişkilerini sürdürürken Çin, Rusya ve Avrupa Birliği ile ortaklıklarını genişletmesi de Mısır’a rekabetin yoğun olduğu uluslararası ortamda daha geniş bir manevra alanı sağlıyor.

Eski büyükelçi, Mısır-Çin ilişkilerinin derinleşmesinin ABD’nin Kahire’ye yönelik destek veya işbirliği seviyesini doğrudan etkilemesini beklemediğini belirtti. Bunu, Mısır-ABD ilişkilerinin uzun süredir devam eden stratejik niteliğine ve Mısır’ın ABD’nin Orta Doğu güvenliği, Kızıldeniz ve bölgesel istikrara ilişkin hesaplarındaki önemine bağladı.

Bununla birlikte Kahire’nin ABD ile Etiyopya arasındaki yakınlaşmayı izlediğini belirten eski büyükelçi, bunun tek başına Mısır’ı kaygılandırmadığını ancak Kahire’nin gelişmelerin sonuçlarını takip ettiğini ve buna göre dış ilişkilerinin şeklini daha ayrıntılı belirleyebileceğini söyledi.

Ayrıca Afrika Boynuzu, Nil Havzası ve Kızıldeniz’deki güvenlik dosyalarının birbirleriyle bağlantılı olduğunu ve bu nedenle ABD-Etiyopya ilişkilerindeki her gelişmenin Kahire tarafından yakından takip edildiğini ifade etti. 

Washington ile Addis Ababa Arasında Yeni Savunma Ortaklığı

Bu çerçevede üst düzey bir Etiyopya heyeti, 19-20 Ağustos’ta Washington’ı ziyaret etti. Ziyaret sırasında ABD ve Etiyopya, savunma ve güvenlik ilişkilerini yeni bir seviyeye çıkarma konusunda anlaştıklarını duyurdu.

Anlaşma kapsamında iki ülke, savunma ilişkilerini daha gelişmiş ve geleceğe dönük bir stratejik ortaklığa dönüştürmeyi hedefliyor. İşbirliğinin; iki ülkenin savunma kurumları arasındaki ilişkilerin genişletilmesi, stratejik koordinasyonun artırılması, ulusal çıkarların korunması, karşılıklı fayda sağlanması ve karşılıklı güvenin güçlendirilmesi yoluyla uzun vadeli bir ortaklığın kurulması üzerine inşa edilmesi öngörülüyor.

İşbirliğinin ayrıca Afrika Boynuzu’nda barış, güvenlik ve sürdürülebilir istikrarın desteklenmesine yönelik çabaları artırması hedefleniyor. 

Mısırlı kaynağa göre Kahire açısından Washington ile ilişkilerinde önemli olan, ABD’nin Etiyopya veya başka ülkelerle ilişki kurmasını engellemek değil. Mısır’ın asıl beklentisi, kendi ulusal çıkarlarını korumaya yönelik girişimlerinde ABD’den destek görmek.

Bu çıkarların başında su güvenliği gelirken, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden göç ettirilmesinin engellenmesi ve Filistin meselesine çözüm bulunması da Mısır’ın öncelikleri arasında yer alıyor.

Kaynak, ABD’nin İsrail’e destek vermeyi sürdürürken Tel Aviv’e belirgin bir baskı uygulamamasının, özellikle Kahire’nin Gazze’den Filistinlilerin göç ettirilmesine yönelik herhangi bir planı reddetmesi bakımından Mısır’ın ulusal güvenlik anlayışıyla çeliştiğini değerlendirdi.

Kahire Washington’dan Ne Bekliyor?

Kaynağa göre Kahire, gerek Nahda Barajı krizi gerek Filistin meselesi ve göçün önlenmesi konusunda çözümü, diyaloğu ve uluslararası hukuk kurallarına saygıyı destekleyen herhangi bir ABD rolünü olumlu karşılayacak.

Buna karşılık Mısır, ABD-Etiyopya güvenlik işbirliğinin kendi güvenliğini veya hayati çıkarlarını etkileyebilecek tek taraflı düzenlemeleri desteklemek için kullanılmasına yönelik herhangi bir girişime temkinli yaklaşacak.

Kaynağa göre buna, Washington’ın harekete geçmemesi durumunda, Filistinlilerin Gazze Şeridi’nden göç ettirilmesine yönelik İsrail girişimleriyle kesişebilecek herhangi bir süreç de dahil.

Bu çerçevede Şi Cinping’in Kahire ziyareti, yalnızca Mısır ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin bir durağı olarak görülmüyor. Ziyaret, Tayvan, Nil, Gazze, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu dosyalarının ABD-Çin rekabetiyle kesiştiği bir döneme denk geliyor.

Sonuç olarak Kahire, Washington ile ilişkilerini stratejik çerçevesi içinde korurken Pekin ile ortaklık alanını genişletmek ve iki güç arasındaki kutuplaşmaya dahil olmamak istiyor.

Ancak Tayvan ve su güvenliği gibi dosyaların ortak bildiriye dahil edilmesi, ABD-Etiyopya işbirliğinin derinleşmesi ve Gazze ile Nahda Barajı konularındaki görüş ayrılıklarının devam etmesi, Mısır’ın “stratejik denge” politikasının daha karmaşık bir aşamaya girdiğine işaret ediyor.

Kahire, Washington’ın yerine Pekin’i koymak istemiyor. Bunun yerine farklı ortaklıkları kullanarak hareket alanını genişletmeyi ve büyük güç rekabetinin Mısır’ın ulusal güvenliğini doğrudan ilgilendiren dosyalarla iç içe geçtiği bir ortamda kendi çıkarlarını korumayı hedefliyor. 

 

Kaynak: ArabicPost