Los Angeles’ta Protestolar Alevlendi: Göçmenler Neden Sokaklarda?

Araştırmacı Fatih Kocaibiş, Los Angeles'ta artan ICE baskınları sonrası düzenlenen göçmen hakları protestoları, Trump yönetiminin sert göçmen politikalarıyla Demokrat yönetimler arasında derinleşen anayasal ve toplumsal gerilimi Fokus+ için inceledi.
Trump'ın Göçmen Politikaları Los Angeles'ta Protestoları Alevlendirdi

18.06.2025 - 16:25  |  Son Güncellenme:  09.03.2026 - 16:33

Los Angeles, son haftalarda yeniden göçmen hakları savunucularının kitlesel protestolarına sahne oluyor. ABD’de özellikle Latin kökenli nüfusun yoğun yaşadığı bölgelerden biri olan şehir, yıllardır göçmenlerin sesini yükselttiği bir merkez işlevi görüyor.  

Son günlerde giderek artan gösteriler, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’ne (ICE) yönelik tepkilerin sembolü haline geldi. Peki, bu protestoların kökleri nereden geliyor ve neler yaşandı? 

Trump döneminde mülteci ve göçmen politikaları 

Donald Trump’ın 2016’da başkan seçilmesi, ABD’de göçmen ve mülteci politikasında keskin bir dönüşüme işaret etmişti. Seçim kampanyasını “Güney sınırında duvar inşa edeceğiz” sloganıyla yürüten Trump, Beyaz Saray’a geldikten sonra göçmen karşıtı adımları hızla hayata geçirdi. 2017’de imzaladığı “seyahat yasağı” olarak bilinen kararname, çoğunluğu Müslüman olan yedi ülkenin vatandaşlarının ABD’ye girişini yasakladı. Bunun yanında, Meksika sınırında ailelerin çocuklarından ayrılması uygulaması, kamuoyunda geniş yankı buldu. 

Trump’ın en tartışmalı hamlelerinden biri ise, ICE’ın yetkilerini artırarak ülke içindeki göçmen baskınlarını sert ve kararlı bir tavırla sıklaştırması oldu. Los Angeles gibi büyük şehirlerde, federal ajanlar sık sık mülteci ve belgesiz göçmenlerin evlerine baskınlar düzenledi. Bu baskınlar, toplumsal gerilimi tırmandırırken, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleri arasında yeni bir direniş hattı oluşturdu. 

Los Angeles’ta ‘Sığınak Şehri’ hareketi 

Los Angeles, Trump döneminin başından itibaren kendisini bir “sığınak şehir” olarak tanımladı. Belediye Başkanı Eric Garcetti liderliğinde, şehir yönetimi federal otoritelerle iş birliği yapmama kararı aldı. Bu politika, ICE’ın yerel kolluk kuvvetlerinden destek alamayacağı anlamına geliyordu. Böylece, göçmen topluluklarının korunmasına yönelik yerel refleksler güçlenmiş oldu. 

Ancak ICE baskınlarının şiddetlenmesi, Los Angeles’ta yaşayan Latin kökenli toplulukları doğrudan etkiledi. Aktivist ağlar hızla genişledi; kiliseler, sendikalar ve öğrenci toplulukları sığınaklar ve yardım hatları kurdu. Özellikle 2018’de, ICE baskınlarının artışı şehirde kitlesel gösterilere ve zaman zaman gözaltılara yol açtı. 

Biden dönemi ve devam eden endişeler 

2021’de Joe Biden’ın başkanlık koltuğuna oturması, göçmen hakları savunucuları arasında ilk etapta umut yarattı. Biden, Trump döneminin “sıfır tolerans” yaklaşımını eleştirerek, aile ayrımlarına son vereceğini duyurdu. Ayrıca göçmenlerin vatandaşlık yoluna erişimini kolaylaştıracak reform vaatlerinde bulundu. 

Ancak uygulamada, ICE’ın yetkileri ve varlığı tamamen ortadan kalkmadı. Biden yönetimi, bazı sert önlemleri geri çekse de, sınır güvenliğine öncelik vermeye devam etti. Özellikle pandemi sonrası artan sınır geçişleri, ICE’ın rolünü tartışmalı da olsa korudu. Bu durum, Los Angeles’taki göçmen toplulukları arasında temkinli bir iyimserlik ve süregelen bir endişe yarattı. 

Son protestolar ve talepler   

Geçtiğimiz günlerde genişliği ve şiddeti artan ICE baskınları sonrası Los Angeles’ın Boyle Heights Mahallesi’nde ICE karşıtı eylemler yeniden yoğunlaştı. Bir apartmana yapılan baskın, protestoların fitilini ateşledi. Baskın sırasında gözaltına alınan beş kişiden ikisinin ailesi, bölgedeki kiliseler aracılığıyla yardım çağrısında bulundu. Kısa sürede sosyal medya üzerinden örgütlenen gösteriler, şehir merkezine yayıldı. 

Protestoların odak noktası, ICE’ın aileleri parçalama politikasına karşı güçlü bir ses çıkarmak. Göstericiler, önceki gösterilerde de görüldüğü gibi “Aileler Birlikte Kalmalı” ve “ICE Kapatılsın” pankartları taşıyor. Göçmenlerin yanında Demokrat Partili ABD vatandaşlarının da destek verdiği gösteriler, onlar için Trump’ın “Amerikan ruhunu yansıtmayan insanlık dışı ve hukuksuz uygulamalar” yapmasına engel olmak anlamı taşıyor. Demokrat Belediye Başkanları ve bazı Kongre üyeleri, gösterilerin meşruiyetine vurgu yaparken Trump yönetiminin önemli isimlerine ağır eleştiriler yöneltmeye devam ediyor. 

Toplumsal yansımalar ve göçmen topluluklarının dayanışması 

Çeşitliliğin ve göçmen entegrasyonunun en sembolik eyaletlerinden biri olan Kaliforniya’da yaklaşık 11 milyon göçmenin yaşadığı belirtiliyor. Bunun yaklaşık 2 milyonu yasal statüde olmayan göçmenlerden oluşuyor ve eyalet nüfusunun %17’sinin belgelenmemiş olduğu vurgulanıyor. Protestocuların önemli bir kısmını oluşturan bu göçmen toplulukları, gösterileri yalnızca ICE’a değil, aynı zamanda uzun süredir devam eden yapısal adaletsizliklere ve Trump’ın göçmen karşıtı politikalarına karşı bir direniş olarak görüyor. Cumhuriyetçiler ve sadık MAGA seçmenleri ise federal ajanlara yönelik şiddet ve yağmalama olaylarını öne çıkararak, “hukuk ve düzenin yeniden tesis edilmesi” için federal güçlerin geri adım atmamasını talep ediyor. 

(Trump yönetimi, ICE’ın göçmen denetimi misyonunu “ulusal güvenlik meselesi” olarak tanımlıyor. Trump’ın kendisi, “ICE olmadan sınırlarımız delik deşik olurdu, ICE bizim ülkemizi güvende tutuyor” diyerek, bu ajansa verdiği önemi defalarca vurgulamıştı. Kaliforniya eyaleti ve belediyeleri işbirliğine girişmemesi rağmen ICE, eyaletteki kaçak göçmen operasyonlarını yoğunlaştırdı; özellikle kamu güvenliğini tehdit eden (suç kaydı bulunan) kategorisine giren kişilere odaklandı. Los Angeles bölgesinde ICE’nin gözaltı kapasitesi neredeyse tam doluluk oranına ulaştı.) 

Göçmen işçiler, öğrenciler ve aileler, bu eylemlerle toplumsal görünürlüklerini artırmayı ve federal düzeyde politika değişikliği için baskı oluşturmayı hedefliyor. Bu kesime yardım eden kilise liderleri ve sivil toplum örgütleri, ICE’ın şehirden tamamen çıkarılması yönünde çağrılarını sürdürüyor. Ancak Trump yönetimi, attığı adımların lokal bazda yarattığı sosyolojik krizler üzerinden değil, “temizleme ve geri alma” mottosuyla çıktığı yasa dışı göçmen avlarının ulusal düzeyde elde edeceği faydalara odaklandığını belirtiyor.  

Trump yönetimi sert tavrından taviz vermiyor 

Protestolarda görülen havai fişek, taş ve yanıcı-patlayıcı materyaller ile polise, ICE ve FBI ajanlarına yönelik saldırılar, Trump’ın odak noktası olmuş durumda. Trump yönetimi, “Ulusal Güvenlik Krizi” olarak tanımladığı bu sorunu çözmek için geri adım atmayacağını söylüyor. Beyaz Saray, protestoları “yasalara karşı ayaklanma” olarak nitelendirerek, eylemleri hukuki düzene yönelik bir tehdit olarak görüyor. FBI Direktörü Kash Patel ve DHS Direktörü Kristi Noem, “yasaları uygulayan memurlara engelleme veya saldırı girişiminde bulunanların tespit edilerek adalete teslim edileceğini” ifade ediyor. Ayrıca Washington, yerel kolluk kuvvetlerinin önlemlerini “yetersiz ve isteksiz” buluyor. 
Trump, kişiselleştirdiği göçmen politikasında geri adım atmamak için 4.000 Ulusal Muhafız askerini 60 gün süreyle şehre konuşlandırma kararı aldı. Ancak sürenin kapsamını daha sonra “şiddet eylemleri bitene kadar görevlerini yapacaklar” diyerek daha da genişletti. “Yasa dışı göçmen işgali altındaki Los Angeles’ı özgürleştireceğiz” diyen Trump, göstericileri “parası ödenmiş kişiler” ve “şiddet yanlısı isyancılar” olarak nitelendirerek gerginliği arttırıyor. 

Trump ve Newsom’un çatışan söylemleri 

Trump’ın uzun süredir Kaliforniya Valisi Gavin Newsom ve Belediye Başkanı Karen Bass tarafından “gerilimi artırıcı” olarak nitelendirildiği biliniyor. Demokratların kalesi olan Kaliforniya’yı 2019’dan beri yöneten Newsom, Trump’la geçmişte sıkça atışmalarıyla gündeme gelmişti. Trump, açıklamalarında Newsom’a “zayıf ve beceriksiz” yaftasını yapıştırırken, düzeni sağlamanın federal hükümetin işi olduğunu savunuyor. Demokratlar ise kaosun kaynağını “halka korku salan pervasız ICE baskınları” ve Trump’ın “kasıtlı olarak gerilimi arttıran tavrı” olarak tanımlıyor. Trump ve ekibi ise Demokrat yöneticilerin şehri “yabancı işgaline” teslim ettiğini iddia ediyor. Ulusal Muhafızların yanında, federal binaları korumak için gönderilen 700 Deniz Piyadesi de Trump’ın kararlı tutumuna işaret ediyor. 

Demokrat Parti Trump’ı görevi suiistimal etmekle suçluyor 

Sosyal medyada siyasi düelloya dönüşen ve karşılıklı açıklamalarla devam eden gerilim, mahkeme koridorlarına taşınmış durumda. Trump’ın Vali Newsom’u tutuklama çağrısı yapmasına karşılık, Demokrat Partili Valiler Newsom önderliğinde ortak bildiri yayımlayarak Trump’ı “abuse of power” (gücü kötüye kullanmak) suçlamasıyla hedef aldı. Bildiride Trump’ın federal gücü protestoları bastırmak için uygunsuz şekilde kullandığı, yerel yönetimleri bypass ettiği ve anayasal düzeni zayıflattığı vurgulanıyor. Bu bildirinin ardından Kaliforniya başta olmak üzere bazı eyaletler, Trump ve ekibine karşı hukuki adımlar atmaya atsa da şu an için istedikleri sonuçlar alınamadı.  

Federal mahkeme, Los Angeles’ta konuşlandırılan 4.000 Ulusal Muhafız askerinin çekilmesi yönünde geçici bir karar almıştı. Ancak bu karar, Trump yönetiminin yaptığı itiraz üzerine bir üst temyiz mahkemesi tarafından duraklatıldı ve askerler şehirde kalmaya devam ediyor. Fakat Demokratların hukuk savaşına devam edeceği söylemlerinden anlaşılıyor. 

(Sosyal medyada göstericiler arasında özellikle Meksika bayraklarının dalgalandığı, münferitte olsa ABD bayraklarının yakıldığı görüntüler dikkat çekiyor. Bu görüntüler, Cumhuriyetçi siyasiler tarafından öne çıkarılarak “ABD’ye saygı duymayan yabancı işgali” tezlerini güçlendirmek için kullanıyor. Beyaz Saray danışmanı Stephen Miller başta olmak üzere Trump’ın ekibinin diğer üyelerinin “Artık yeter, Amerika’yı geri alacağız” yaklaşımı bu duruma örnek teşkil ediyor.) 

Vali Newsom’un ofisi, bu adımın sadece ICE baskınlarına değil, Trump yönetiminin genel yaklaşımına karşı “anayasal hakları savunmak için atılan hukuki bir hamle” olduğunu duyurdu. Böylece Los Angeles protestolarının ulusal siyasette de Demokrat valiler ve Trump yönetimi arasında derinleşen bir cepheleşmeye dönüştüğü görülüyor. Newsom, protestoculara “şiddete başvurup Trump’a istediğini vermeyin” çağrıları yaparken, başkanın davranışlarını “otoriter yönetim örneği” olarak tanımlıyor. Ayrıca Newsom’un Trump karşıtı reaksiyonlarının dozu, yoğunluğu ve şeklinin “geleceğin başkan adayı olabilir mi?” dedikoduları canlandırdığı ve Demokrat Parti camiasından büyük oranda övgü aldığı görülmekte. Dolayısıyla olası bir adaylık durumunda da Newsom’ın çıkış noktalarından birinin bugünlerdeki proaktif tutumu olacağı değerlendirilebilir. 

Los Angeles ve diğer şehirlerde güncel protestoların seyri  

Los Angeles’taki protestolar belirli bir oranda sürerken, New York, Chicago, Austin ve Washington DC gibi büyük şehirlerde de yeni gösteriler planlanmaya devam ediyor. Ancak bu gösterilerin daha barışçıl bir şekilde ve daha çok “Trump karşıtlığı” odaklı olduğunu da belirtmek gerekir. Güncel olarak Ulusal Muhafız şu anda sadece Los Angeles’ta konuşlanmış durumda ve diğer şehirlerde şimdilik konuşlandırılması planlanmıyor. 

Trump, defalarca Ulusal Muhafız olmasa Los Angeles’ın yanıyor olacağını iddia etti ve adımı siyasi bir şovdan ziyade “gerekli bir devlet müdahalesi” izlenimi vermeye çalıştı. Ancak şiddet olaylarının yalnızca belirli bölgelerde yoğunlaştığını ve Trump’ın tüm şehrin yanıyor olduğu iddiasının abartılı olduğu açıkça görülebilir. Cumhuriyetçiler, Trump’ın bu adımını genel olarak destekliyor ve yasa dışı göçle mücadeleyi seçmenlerine güçlü bir mesaj olarak görüyor. Parti içinde Ulusal Muhafız’ın kullanımıyla ilgili ciddi bir iç eleştiri başlangıçtan itibaren görülmemekle birlikte, bu durumun değişmesi beklenmiyor. 

İran-İsrail savaşı gölge vurdu  

ICE karşıtı protestolar, özellikle İsrail-İran savaşıyla aynı döneme denk gelerek kamuoyu ilgisini dağıtır hale geldiği görülüyor. 13 Haziran’da Los Angeles’ta ABD Deniz Piyadeleri’nin bir sivili gözaltına alması ve sınır devriye ekiplerinin vatandaşlara yönelik kimlik kontrolleri, protestoları alevlendirdi. Ancak 16 Haziran itibarıyla gösterilerin şiddeti azalmaya başladı ve Los Angeles’ta ekonomik zarar 20 milyon doları buldu. Başkan Trump, buna rağmen 17 Haziran’da göç politikalarını sertleştirme çağrısını yineledi ve ICE’i tarihin en büyük sınır dışı operasyonlarını başlatmaya çağırdı. İran savaşının gölgesinde, ICE protestoları kamusal dikkat açısından ikinci planda kalmaya başladı, ancak Trump’ın göç politikalarındaki ısrarı konunun tamamen soğumamasını sağlıyor. 

No Kings hareketi ve geleceği 

Bu süreçte dikkat çekici bir gelişme de, ABD ordusunun 250. yıldönümü ve Trump’ın doğum günü için düzenlenen büyük askeri geçit töreninin, ICE protestolarının ve halk tepkilerinin gölgesinde kalması oldu. Protestolar “No Kings” adı verilen daha geniş bir hareketin parçasına evrilmeye başladı. Bu hareket, hem göçmen hakları savunucularının hem de Trump’ın artan güç kullanımına karşı çıkanların bir araya geldiği bir platform haline geldi ve ülke genelinde otoriterleşmeye karşı direnişi simgelemeye başladı. 

Sonuç olarak, protestoların şiddeti ve yoğunluğu azalmış olsa da, kamuoyunda ve siyasette yarattığı etkinin tamamen kaybolması çok zor. Trump’ın göç politikalarındaki kararlılığı ve “ulusal güvenlik” adı altındaki radikal hamleleri, hem ICE karşıtı gösterileri hem de “No Kings” hareketinin devamlılığını tetiklemeyi sürdürüyor. Önümüzdeki günlerde, uluslararası krizlerin etkisiyle bu sorun arka plana atılsa bile özellikle ara seçimlerde tekrar canlanacağı ve gündemi işgal edeceği bir gerçek.  

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.