Küresel Sumud Filosu Aktivistleri İsrail’in Alıkoyma Sürecini Anlattı
02.05.2026 - 09:34 | Son Güncellenme: 08.05.2026 - 09:22
Uçakta yer alan 18 Türk vatandaşı olmak üzere toplam 59 kişiyi, Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel, TBMM Türkiye-Filistin Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Turan, İstanbul Havalimanı Mülki İdare Amiri Doç. Dr. İlker Haktankaçmaz ve Filistin'e Destek Platformu Başkanı Osman Nuri Kabaktepe apronda güller ve Filistin kefiyeleriyle karşıladı.
Aktivistlerden Halil Erdoğmuş, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, seyahatlerinin Barcelona'dan başladığını ve 65 gemiyle yola çıktıklarını belirtti.
Erdoğmuş, yolculuğun dördüncü gününde gece saat 12.00'ye doğru birden alarm verildiğini ifade ederek, "Anlamadığımız şekilde birden yabancı askerler geldi. Tahayyül edemedik, İsrail askerlerinin Avrupa'nın ortasında, uluslararası sularda bizim gemimizden bizleri alabileceğini o kadar da hayal edemiyorduk. İsrail, eğer Avrupa'nın ortasına kadar gelip, uluslararası sularda 50'den fazla milletten insanı teröristçe bir korsan yaklaşımıyla teslim alabiliyorsa burada çok büyük sorun vardır. Burada Avrupa'nın tekrar güvenliğini gözden geçirmesiyle ilgili Sumud'un başardığı muazzam bir olgu vardır. Sumud demek ki o kadar korku verdi ki İsrail'e, kendisinden binlerce kilometre uzakta ancak engelleyebileceğini düşündü." diye konuştu.
Gözden Kaçmasın
İsrail ordusu tarafından alıkonulma anlarını anlatan Erdoğmuş, şöyle devam etti:
“Aldıkları andan itibaren onların belki o kitaplarında, inanışlarındaki gibi hayvan muamelesi yaptılar tüm arkadaşlarımıza. Bazı arkadaşlarımız çok büyük darbeler aldı. Onlar orada, iki tanesi gemide el konuldu. Şu anda onların hayatlarından endişeliyiz, Brezilyalı ve İspanyol iki arkadaşımız... Bizi, bir gemi hapishanesine koydular. Orada üç konteynere tıktılar adeta. Her tarafı ıslatmışlardı. Gece boyunca sabaha kadar tir tir titredik. Üzerimizde kıyafetlerimiz, üstümüzü koruyacak şeylerimiz yoktu. Birçok arkadaşımızın ayakkabısı, çorabı yoktu.”
Erdoğmuş, kendilerini esir alan askerlerin yiyecek olarak su ve kuru ekmek getirdiğini söyledi.
Bunların önlerine atıldığını belirten Erdoğmuş, "Hayvana atmazsınız. Kedinize, köpeğinize o kadar rezilce muamele yapmazsınız. Bugün buradan Türkiye'deki Musevi dostlarıma da sesleniyorum. Acaba kendi ırklarına bunu yakıştırabiliyorlar mı? Bu kadar kanunsuz, hırsızca ve soysuzca yapılmış muameleyi kendilerine yakıştırabiliyorlar mı?" diye sordu.
"Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan büyük bir onur duyuyoruz"
Aktivist Ali Deniz ise esir alındıklarında yaşadıkları kötü anları umursamadıklarını dile getirdi.
Bunların Gazze'deki masum insanların yaşadığı bir ana bile bedel olmayacağını ifade eden Deniz, "Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere tüm devlet yetkililerimize, bürokratlarımıza buradan filo adına minnetlerimizi, şükranlarımızı söylüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Sabahın ilk saatlerinden itibaren biz her ne kadar akşama doğru Yunanistan'ın havalimanına vardıysak da bizim oradaki büyükelçimiz ve ekibi sabahtan bizi karşılamak için orada ayakta bekliyordu. Bizi uçağa bindirene kadar yalnız bırakmadı." dedi.
"Türkiye mazlumların, adaletin ve uluslararası hukukun işlemesi için elinden geleni yapmaktadır"
Karşılamanın ardından basın mensuplarına konuşan Dışişleri Bakan Yardımcısı Özel, vatandaşların salimen yurda getirildiği için mutlu olduklarını söyledi.
Özel, "Sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımızı değil, aynı zamanda 14 farklı ülkeden 41 tane yabancı ülke vatandaşlarını da kendi istekleri üzerine ülkemize getirmiş bulunuyoruz." dedi.
İsrail'in, uluslararası sularda özellikle deniz seyrüseferini de tehlikeye atmak suretiyle bütün uluslararası hukuk sistemini çiğnediğine, hukukun üstünlüğünü zedelediğine işaret eden Özel, "Her zaman Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bakanımızın da ifade ettiği üzere, Türkiye mazlumların, adaletin ve uluslararası hukukun işlemesi için, her zaman uluslararası sisteme destek vermek için elinden geleni yapmaktadır, bundan sonra da yapacaktır." diye konuştu.
"Özgürlük filoları yola çıktığında hiçbir zaman yolda kalmazlar"
AK Parti İstanbul Milletvekili Turan da burada 39 ülkeden 100'ün üzerinde kişiyi Türkiye'de hep birlikte ve coşku içerisinde karşılamanın heyecanını yaşadıklarını anlattı.
Turan, aslında arzu ve umutlarının aktivistlerin Gazze'ye ulaşması olduğunu dile getirerek, "İnşallah hakikat gemileri, özgürlük filoları yola çıktığında hiçbir zaman yolda kalmazlar. Hedefine mutlaka bir ok gibi ulaşır." ifadelerini kullandı.
Engellenen seferlerin yarın yine büyüyerek devam edeceğine dikkati çeken Turan, şunları kaydetti:
"Sonuç itibarıyla bu, büyüyerek devam eden bir iradedir. Bu iradeyi hiçbir kimse engelleyemez. İsrail ne hukuk tanıyor ne kural tanıyor. İsrail'in arkasında duran ve ona destek veren ülkeler de esasında İsrail'in zulmüne ortak oluyorlar. Türkiye, her zaman insanlığın tarafında durdu. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde insanlığın vicdanını ve iyiliğini temsil ediyor. Bu anlamda biz, bugün burada bu 39 ülke vatandaşını güllerimizle, buketlerimizle, heyecanla, coşkuyla, sevinçle karşılamamızın temeli, onların iyilik, adalet, hak, hukuk için ortaya çıkmaları ve yolculuğa çıkmalarıdır. Bizim vicdan yüklü teknelerimiz, onların silah yüklü gemilerini yenecektir."
Aktivistler, karşılamanın ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan soruşturma kapsamında sağlık muayenesi için İstanbul Adli Tıp Kurumuna götürüldü.
İsrail'in alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu aktivistlerinden Hussain: "Bize plastik mermiyle saldırdılar"
İngiliz Hussain, İsrail'in uluslararası sularda filoya yönelik saldırısı sonrası yaşadıklarını anlattı.
İsrail'in filoya yönelik hukuka aykırı müdahalesi sırasında uluslararası sularda olduklarının altını çizen Hussain, "İnsani yardım taşıyorduk ve Gazze'ye doğru yol alıyorduk. Bize uluslararası sularda saldırdılar. Girit'ten çok daha önce, ki orası onların toprakları değil, onların bölgesi değil." dedi.
Hussain, İsrail'in teknelere baskın yaptığını aktararak, "Bize plastik mermiyle saldırdılar. Yaralananlar oldu. Teknelerimize baskın yaptılar. Bizi büyük bir konteyner gemisine götürdüler ve oraya yerleştirdiler. Geceleri çok soğuktu, çok rahatsızdık." diye konuştu.
Birkaç filo üyesinin saldırıya uğradığını aktaran Hussain, birçok kişinin ise hastaneye kaldırıldığını ifade etti.
Hussain, 2 kişinin halen serbest bırakılmadığını belirterek, aktivistlerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.
Halen bazı teknelerin denizde olduğunu kaydeden Hussain, "Filistin için sesimizi yükseltmeliyiz. İnşallah, Filistin özgür olduğunda biz de özgür olacağız." diye konuştu.
Hussain, "Türk milletine sağladıkları her şey için teşekkür etmek istiyorum." ifadesini kullandı.
Filoya tekrar katılmak istediğini ifade eden Hussain, "İnşallah tekrar fırsat bulurum." dedi.
İsrail'in alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu aktivistlerinden Davidson: "Bize hayvanmışız gibi davrandılar"
Gazze'ye insani yardım ulaştırmak ve İsrail'in ablukasını kırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu'nun aktivistlerinden Katy Davidson, İsrail tarafından alıkonuldukları anlara ilişkin, "Her yer dikenli tellerle çevriliydi, etrafımızda silahlı kişiler vardı ve bize hayvanmışız gibi davrandılar." dedi.
İngiliz Davidson, İsrail'in uluslararası sularda filoya yönelik saldırısı sonrası yaşadıklarını anlattı.
Küçük bir tekneyle ilerledikleri sırada insansız hava araçları ve yoğun ışıklarla takip edildiklerini belirten Davidson, İsrail ordusuna ait büyük bir savaş gemisinin tekneye yaklaştığını söyledi.
Davidson, "Bize teknenin ön kısmına geçmemizi söylediler. Biz barışçıl şekilde oturduk ancak ısrar ettiler. Sonunda, 'Öne geçmezseniz ateş ederiz' diye tehdit ettiler. Halbuki uluslararası sulardaydık ve yasa dışı hiçbir şey yapmıyorduk." dedi.
Askerlerce alıkonulduktan sonra "yüzen hapishane" olarak nitelendirdiği bir ortama götürüldüklerini anlatan Davidson, buradan da botlarla alınarak konteynerlerden oluşturulan geçici bir alanda tutulduklarını dile getirdi.
Davidson, "Her yer dikenli tellerle çevriliydi, etrafımızda silahlı kişiler vardı ve bize hayvanmışız gibi davrandılar." ifadesini kullandı.
Gece boyunca ıslak yataklarda uyumaya zorlandıklarını, bazı durumlarda yatakların özellikle ıslatıldığını belirten Davidson, kendilerine sınırlı miktarda yiyecek ve su verildiğini, görevlilerin sert ve tehditkar bir tutum sergilediğini söyledi.
Davidson, kendilerine "ülkeyi terk etmeleri ya da İsrail'de hapse gönderilmeleri" yönünde seçenek sunulduğunu ifade etti.
Uluslararası topluma çağrıda bulunan Davidson, "Herkesin olanlara tepki vermesi gerekiyor, çünkü bu durum Filistin ile sınırlı kalmayacak, dünya geneline yayılacak. Çünkü onlar (İsrail) siyonist ve kendileri dışında kimseyi umursamıyorlar." dedi.
Küresel Sumud Filosu üyeleri İsrail’in filoya yönelik hukuka aykırı müdahalesinde yaşadıklarını anlattı:
Küresel Sumud Filosu üyeleri, Avustralyalı doktor Bianca Webb-Pullman ve ABD'li emekli acil servis hekimi John Francis Reuwer, İsrail'in filoya yönelik yasa dışı müdahalesinde yaşadıklarını anlattı.
Küresel Sumud Filosu'ndan Avustralyalı doktor Webb-Pullman, filoya yapılan yasa dışı müdahale hakkında konuştu.
Tekneye çıkan İsrail askerlerinin kendilerine silah doğrulttuğunu anlatan Webb-Pullman, "Herkesin ellerini bağladılar ve sonra bizi tekneleriyle bir donanma gemisine götürdüler. Orada bizi stres pozisyonunda tuttular, uzun süre yerde diz çökmek gibi bir stres pozisyonu. Sonra bizi nakliye konteynerlerinin bulunduğu bir avluya koydular ve her konteynere 45 kişi sığdırdılar. Battaniyemiz yoktu." ifadelerini kullandı.
Webb-Pullman, filonun Suriye komitesinin 2 üyesinin serbest bırakılmamasına tepki gösterdiklerini belirterek, bu sebeple askerlerin filo üyelerini "dövmeye ve tekneden dışarı sürüklemeye başladığını" aktardı.
Uluslararası toplumun bu konuda harekete geçme yükümlülüğü olduğuna işaret eden Webb-Pullman, şöyle devam etti:
"İsrail, 2 yıldır bir soykırım gerçekleştirirken cezasız kalıyor ve şimdi yaptıkları ise kontrol alanlarını genişletmek. Sadece Gazze'yi kontrol ettiklerini düşünmekle kalmıyorlar, artık tüm Akdeniz'i kontrol ettiklerine inanıyor gibi görünüyorlar ve bu hoş görülemez. Türk hükümetinin ve dünya hükümetlerinin bu konuda güçlü bir tavır alması gerçekten çok önemli."
"İsrail'i hesap vermeye zorlamalıyız"
ABD'li emekli acil servis hekimi Reuwer da yaşadıklarına ilişkin açıklamada bulundu.
İnsani yardım amacıyla hareket eden kişilere suçlu muamelesi yapıldığını belirten Reuwer, "Bugün, başkalarının acılarına duyarlılık gösteren insanların suçlu gibi muamele gördüğüne şahit oldum." dedi.
Kendilerine ağır şekilde müdahale edildiğini vurgulayan Reuwer, bazı kişilerin gözaltına alındığını ve İsrail'e götürüldüğünü söyledi.
Reuwer, "Her gün çocukların öldürülmesine duyarlılık gösteren insanlar, neden suçlu gibi muamele görüyor ve neden çocukları öldürenler saygıyla karşılanıyor?" ifadesini kullandı.
İsrail'in yasa dışı müdahalesi sırasında yere yatırıldıklarını, diz çökmeye zorlandıklarını ve hareket ettiklerinde darbedildiklerini aktaran Reuwer, fiziksel ve psikolojik olarak etkilendiklerini dile getirdi.
Reuwer, "ABD ile İsrail gibi büyük ülkelerin bu kuralları her gün ihlal etmesine izin veriyoruz. Bu da hepimizi güvende ve barış içinde tutan uluslararası kurumları zayıflatıyor. Bu nedenle ABD ve İsrail'i hesap vermeye zorlamalıyız." dedi.