Küba’da Elektrik Krizi Devam Ediyor: ABD’nin Yeni Hedefinde Havana mı Var?

Küba’da haftalardır süren elektrik kesintileri, yakıt yetersizliği ve ekonomik sıkıntılar protestoları büyütürken, ABD Başkanı Donald Trump’ın “çok yakında düşecek” açıklaması Washington’ın Havana’ya yönelik planlarına ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Küba’da Elektrik Krizi Devam Ediyor ABD’nin Yeni Hedefinde Havana mı Var

15.03.2026 - 11:14  |  Son Güncellenme:  17.03.2026 - 09:36

Küba’da derinleşen elektrik ve yakıt krizi, son günlerde protestoların sertleştiği ve ekonomik sıkıntıların daha görünür hale geldiği bir süreci beraberinde getirdi. Moron’daki olaylar, başkentteki gösteriler, dış destek çağrıları ve Washington kaynaklı açıklamalar, gelişmelerin çok boyutlu bir çerçevede ilerlediğini ortaya koydu.

Küba’da son günlerde derinleşen enerji krizi ve buna bağlı toplumsal gerilim, ülke genelinde yeni gelişmeleri beraberinde getirdi. Yerel basına göre, 15 Mart’ta Moron kentinde sokağa çıkan bir grup protestocu, uzun süredir devam eden elektrik kesintileri ve akaryakıt yetersizliğini protesto etti. Göstericiler, Küba Komünist Partisinin yerel merkezini ateşe verirken hükümet karşıtı sloganlar attı. Çıkan olaylarda polis 5 kişiyi gözaltına aldı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, göstericilerin parti binasına girerek evrakları, bilgisayarları ve mobilyaları dışarı çıkardığı, bunların bir kısmını ateşe verdiği görüldü. Başkent Havana’nın çeşitli mahallelerinde de bir süredir halkın elektrik kesintilerini ve ekonomik krizi tencerelere vurarak protesto ettiği bildirildi.

Aynı gün eski Meksika Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador da Küba için yardım çağrısında bulundu. X hesabından paylaşım yapan Lopez Obrador, kardeş Küba halkının özgürlük idealleri ve egemenlik savunmaları nedeniyle yok edilmeye çalışıldığını belirterek, vatandaşlar, yazarlar ve gazeteciler tarafından gıda, ilaç, petrol ve akaryakıt temini amacıyla “Humanidad con America Latina” Derneği adına açılan hesaba destek verilmesini istedi. Lopez Obrador, paylaşımında, “Emekliye ayrılmış olsam da kardeş Küba halkının özgürlük idealleri ve egemenlik savunması nedeniyle yok edilmeye çalışılması beni derinden yaralıyor.” ifadesini kullandı.

Küba

Enerji krizi günlük yaşamı ve kamu hizmetlerini etkiledi

13 Mart’ta Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, ülke televizyonlarında yayımlanan konuşmasında ABD ile iki ülke arasındaki anlaşmazlıkların çözümüne yönelik görüşmeler yapıldığını açıkladı. Diaz-Canel, ABD yönetimiyle ilk temasların kurulduğunu ancak kısa vadede bir anlaşmaya varılmasının zor göründüğünü söyledi. Son 3 ayda ülkeye petrol sevkiyatı yapılmadığını belirten Diaz-Canel, bunu ABD’nin uyguladığı “enerji ambargosuna” bağladı.

Enerji üretimindeki sıkıntıların iletişim, eğitim ve ulaşım sektörlerini etkilediğini kaydeden Diaz-Canel, on binlerce ameliyatın enerji sorunu nedeniyle ertelendiğini ifade etti. Yenilenebilir enerji yatırımlarını artırdıklarını söyleyen Diaz-Canel, petrole duyulan ihtiyacın sürdüğünü, enerji üretimindeki sıkıntının üretimi de düşürdüğünü ve istihdamda bazı düzenlemeleri zorunlu kıldığını vurguladı.

Krizin boyutu, 7 Mart’ta açıklanan verilerle daha görünür hale geldi. Ulusal basında yer alan haberlere göre, Elektrik Birliği (UNE), ülkede faaliyet gösteren 16 termik santralden 8’inin arıza nedeniyle devre dışı kaldığını duyurdu. Bu nedenle ülke genelinde günlük 20 saate varan elektrik kesintileri yaşandığı, enerji talebinin en yüksek olduğu saatlerde nüfusun yaklaşık yüzde 68’inin elektriksiz kaldığı bildirildi. Söz konusu oranın ülke tarihindeki en yüksek kesinti seviyesi olarak kayda geçtiği aktarıldı.

Elektrik kesintilerinin temel nedenleri arasında, ülkenin toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını karşılayan enerji santrallerindeki arızalar ile ABD’nin yol açtığı petrol ambargosunun gösterildiği belirtildi. Bağımsız uzmanlar ve ekonomi analistleri ise eskiyen enerji altyapısının yenilenmesi ve elektrik üretim kapasitesinin artırılması için 8 ila 10 milyar dolar arasında yatırım gerektiğini ifade etti. Hükümetin, dışarıdan petrol gelmeden ayakta kalabilmek için acil durum paketini devreye aldığı bildirildi.

Bundan iki gün önce, 5 Mart’ta, ülkenin en büyük termoelektrik santrallerinden birinde meydana gelen arıza nedeniyle başkent Havana dahil batı kesiminde yaşanan elektrik kesintilerinden milyonlarca kişinin etkilendiği açıklanmıştı. Yetkililer, santraldeki faaliyetlerin yeniden başlatılmasının en az 72 saat sürebileceğini belirtmiş, hükümetin bölgede hastaneler gibi kritik altyapıya iki santralle enerji sağladığını duyurmuştu. Küba Başbakanı Manuel Marrero Cruz da durumun en kısa sürede çözülmesi için elektrik işçilerinin tecrübesine ve çabalarına güvendiğini kaydetmişti.

Küba

Washington hattında yaptırım, savaş tartışması ve temas açıklamaları

Küba’daki iç krizin dış politika boyutu da son günlerde öne çıkan başlıklardan biri oldu. ABD Başkanı Donald Trump, 6 Mart’ta CNN’e telefon bağlantısıyla yaptığı açıklamada, yaptırımları artırdığı Küba’nın “çok yakında düşeceğini” söyledi. Trump, “Küba da çok yakında düşecek. Anlaşma yapmak için can atıyorlar.” ifadesini kullanırken, bu süreç için Dışişleri Bakanı Marco Rubio’yu devreye sokacağını belirtti. “50 yıldır bu anı bekliyorum. Ve şimdi (Küba) kucağıma düştü.” diyen Trump, bir gün önce Beyaz Saray’da da Amerikalı Kübalıların evine dönmesinin “sadece bir an meselesi” olduğunu dile getirmişti.

Trump’ın bu açıklamalarının ardından, 13 Mart’ta ABD’de Demokrat senatörler Tim Kaine, Ruben Gallego ve Adam Schiff tarafından Washington yönetiminin Kongre onayı olmadan Küba’ya askeri operasyon düzenlemesini engellemeyi amaçlayan “savaş yetkileri” tasarısı Kongreye sunuldu. Ay sonunda oylanması beklenen tasarıya ilişkin açıklama yapan Kaine, anayasa uyarınca yalnızca Kongrenin savaş ilan etme yetkisinin bulunduğunu vurgulayarak, Başkan Donald Trump’ın Kongrenin onayı olmadan veya ABD halkına eylemlerine dair açıklama yapmadan Karayipler, Venezuela ve İran’a askeri harekat talimatı verdiğini savundu. Gallego ise Trump’ın seçim kampanyasını “Önce Amerika” politikasıyla yürüttüğünü ancak “partisindeki savaş yanlılarının kuklası” haline geldiğini öne sürdü.

Aynı gün Diaz-Canel’in ABD ile anlaşmazlıkların çözümüne yönelik görüşmeler yapıldığını söylemesi, bir yandan Washington’dan gelen sert mesajlar, diğer yandan diyalog arayışına işaret eden açıklamaların aynı dönemde gündeme geldiğini gösterdi. Küba yönetimi, bu temasların diyalog yoluyla çözüm amacı taşıdığını belirtirken, kısa vadede sonuç alınmasının zor olduğunu vurguladı.

Dış destek arayışı ve uluslararası temaslar sürdü

Küba’nın dış temaslarında da yoğunluk gözlendi. Rusya Dışişleri Bakanlığından 12 Mart’ta yapılan açıklamaya göre, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez telefon görüşmesi yaptı. Görüşmede ikili ilişkiler ve uluslararası konular ele alındı. Lavrov, ABD’nin Küba’ya uyguladığı ekonomik ve siyasi baskının kabul edilemez olduğunu belirterek, Küba halkının ülkesinin egemenliğini koruma ve gelişim yolunu seçme hakkını desteklediklerini ifade etti.

13 Mart’ta Küba Dışişleri Bakanlığı, Vatikan ile ilişkiler çerçevesinde 51 mahkumun tahliye edileceğini duyurdu. Açıklamada, tahliye kararının Vatikan ile kurulan yakın ilişkiler ve iyi niyet anlayışının yansıması olduğu belirtildi. Tahliye edilecek kişilerin cezalarının önemli bölümünü çekmiş ve iyi davranış sergilemiş mahkumlardan oluştuğu ifade edilirken, 2010’dan bu yana 9 bin 905 hükümlüye af çıkarıldığı bilgisi paylaşıldı. Kararın, Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez’in yaklaşık iki hafta önce Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo’yu ziyaretinin ardından alındığı belirtildi. Tahliye edilmesi planlanan kişiler arasında siyasi tutukluların bulunup bulunmadığına ilişkin ise bilgi verilmedi.

Bölgesel diplomatik gerilim de tabloya eklendi

Küba’nın son dönemde yalnızca enerji ve ABD kaynaklı baskılarla değil, diplomatik gerilimlerle de karşı karşıya kaldığı görüldü. 7 Mart’ta Küba Dışişleri Bakanlığı, Ekvador hükümetinin Kito Büyükelçisi Basilio Gutierrez’i “istenmeyen kişi” ilan etmesinin ardından, Kito’daki büyükelçiliğin tüm faaliyetlerini durdurduğunu açıkladı. Bakanlık, Ekvador’un bu adımının “tek taraflı ve dostane olmadığı” değerlendirmesinde bulundu.

Küba

Kriz çok boyutlu biçimde sürüyor

Son günlerde ortaya çıkan tablo, Küba’daki krizin yalnızca elektrik kesintilerinden ibaret olmadığını, enerji arzı, akaryakıt temini, sağlık ve ulaşım hizmetleri, toplumsal tepki, dış baskılar ve diplomatik temasların iç içe geçtiği çok katmanlı bir sürecin yaşandığını ortaya koydu. Bir yandan günlerce süren elektrik kesintileri ve yakıt sıkıntısı nedeniyle halkın tepkisi büyürken, diğer yandan hükümet hem iç kamuoyuna hem de dış dünyaya yönelik açıklamalarla krizi yönetmeye çalıştı.

Moron’daki kundaklama ve Havana’daki tencere protestoları, enerji krizinin toplumsal yansımalarının daha görünür hale geldiğini gösterirken; ABD’de Küba’ya yönelik olası askeri adımları sınırlamaya dönük girişimler, Trump’ın açıklamaları ve Diaz-Canel’in diyalog mesajları, sürecin uluslararası boyutunu öne çıkardı. Rusya ve Vatikan hattındaki temaslar ile Meksika’dan gelen yardım çağrısı da Küba dosyasının bölgesel ve küresel düzeyde farklı başlıklarda takip edildiğini gösterdi.

 

 

Kaynak: AA