Kolombiya Seçimlerinde Aşırı Sağcı Aday İlk Sırada: Petro'nun Mirası Tehlikede

Kolombiya’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda aşırı sağcı aday Abelardo de la Espriella ilk sıraya yerleşti ancak yüzde 50’yi aşamadığı için seçim ikinci tura kaldı. 21 Haziran’daki ikinci tur, Gustavo Petro’nun reform gündemi ve ülkenin güvenlik politikaları açısından kritik görülüyor.
Kolombiya Seçimlerinde Aşırı Sağcı Aday İlk Sırada Petro'nun Mirası Tehlikede

04.06.2026 - 13:00  |  Son Güncellenme:  04.06.2026 - 13:44

Latin Amerika'da popülist sağ hareketlerin hem geleneksel sağ hem de sol akımlar aleyhine güç kazandığını gösteren yeni bir sınavda, Kolombiya'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yakın dönemde kurulan aşırı sağcı Vatan Savunucuları Hareketi'nin adayı 47 yaşındaki Abelardo de la Espriella ilk sıraya yerleşti.

Pazar günü gerçekleştirilen seçimlerde De la Espriella, kamuoyu yoklamalarının uzun süre önde gösterdiği 63 yaşındaki sol aday Ivan Cepeda'yı geride bıraktı.

De la Espriella, oyların yüzde 50'sini aşamadığı için seçimi ilk turda kazanamadı. Bu nedenle Kolombiya, 21 Haziran'da yapılacak ikinci tur seçimlere hazırlanıyor.

Siyasi değerlendirmelere göre ikinci turda sağ seçmenlerin yanı sıra merkezdeki bazı seçmenlerin desteğini alması beklenen De la Espriella'nın olası zaferi, Kolombiya solunun ikinci kez cumhurbaşkanlığını kazanma ihtimalini zayıflatıyor.

Böyle bir sonucun, görev süresi sona eren Cumhurbaşkanı Gustavo Petro'nun ‘’zorlu bir reform süreci’’ olarak tanımladığı reform gündemini de riske atabileceği belirtiliyor..

Petro'nun reform girişimleri, özellikle anayasa değişikliği isteği ve ülkede yeniden gündeme gelen güvenlik sorunları nedeniyle iç politikada eleştirilerle karşı karşıya bulunuyor.

Ayrıca De la Espriella'nın olası zaferinin, ABD Başkanı Donald Trump'ın bölgedeki gündemine de hizmet edeceği, özellikle Kolombiya'da petrol üretiminin yeniden artırılması ve uyuşturucu kaçakçılarıyla mücadelede Washington ile işbirliğinin güçlenmesini sağlayacağı belirtiliyor.

Kolombiya seçimlerinde ilk turda sonuç çıkmadı

Kolombiya'da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turu, iki gün önce sağ ve sol arasındaki keskin kutuplaşmanın yaşandığı bir ortamda gerçekleştirildi.

De la Espriella, sağ çevrelerin, halk kesimlerinin ve iş dünyasının desteğini alarak siyasi sistemin dışından gelen popülist sağcı bir aday olarak öne çıktı. Yükselen bir avukat ve siyasetin yeni yüzlerinden biri olarak organize suç, uyuşturucu kaçakçılığı ve silahlı gruplarla mücadele vaatleriyle dikkat çekti.

De la Espriella oyların yaklaşık yüzde 44'ünü alırken, aylar boyunca kamuoyu yoklamalarında ilk sırada yer alan Ivan Cepeda yüzde 41'de kaldı.

Eski Cumhurbaşkanı Álvaro Uribe'nin liderliğini yaptığı muhalefetteki Demokratik Merkez Partisinin adayı Paloma Valencia ise oyların yüzde 6,86'sını alarak üçüncü sırada yer aldı.

Valencia'ya giden oyların ikinci turda belirleyici rol oynaması bekleniyor. Sağ seçmenlerin yanı sıra merkezdeki bazı seçmenlerin de De la Espriella'yı destekleyerek Cepeda'nın önünü kesebileceği ve solun ikinci kez iktidara gelmesini engelleyebileceği değerlendiriliyor.

Petro, "Tarihi Pakt" (Pacto Histórico) koalisyonuyla iktidara gelerek ülke tarihinin ilk solcu cumhurbaşkanı olmuştu.

Bu tablo, Petro'nun siyasi projesinin geleceğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

Petro, reform programlarının mimarlarından biri olarak görülen Ivan Cepeda'nın seçimi kazanmasını umuyordu.

Cepeda, 1994 yılında Bogota'da ordu destekli silahlı bir grup tarafından öldürülen komünist avukat ve senatör Manuel Cepeda'nın oğlu olarak biliniyor.

Cepeda, seçimlerin ilk turunun ardından sonuçları hemen kabul etmeyi reddetti.

Cepeda ve Petro, yüz binlerce oyun manipüle edildiğini ve bazı dış aktörlerin seçim sonuçlarına müdahale ettiğini öne sürerek sonuçların yeniden incelenmesini talep etti. Ancak ikili, seçimlerin tamamen hileli olduğunu ileri sürmedi.

Cepeda, silahlı gruplarla yürütülen diyalog sürecini sürdürerek "Kapsamlı Barış" politikasını sürdürme sözü veriyor.

Buna karşılık seçim kampanyalarını kurşun geçirmez camlarla korunan platformlardan yürüten De la Espriella, son haftalarda silahlı gruplara karşı sert güvenlik politikaları vaat ederek hızla destek kazandı.

Kendisini "Kolombiya'nın en iyi savaşçısı" olarak nitelendiren De la Espriella, gerektiği takdirde "Kolombiya için ölmeye hazır olduğunu" da dile getiriyor.

Adayın yükselişi, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Latin Amerika'da daha sert bir politika izlediği döneme denk geliyor.

Bu süreçte Washington yönetimi, Kolombiya, Meksika ve Ekvador gibi ülkelere organize suçla mücadele konusunda daha fazla baskı uyguluyor.

Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri ‘’FARC’’
Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri ‘’FARC’’

Petro için bir referandum

Kolombiya'daki cumhurbaşkanlığı seçimleri, ülkenin Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) ile tarihi barış anlaşmasını imzalamasının üzerinden 10 yıl geçmesinin ardından, Cumhurbaşkanı Gustavo Petro'nun politikalarına yönelik bir referandum olarak görülüyor.

Petro, reformlarını kalıcı hale getirmek amacıyla anayasanın değiştirilmesi veya bazı maddelerinin revize edilmesi için bir Kurucu Meclis oluşturulmasını savunuyordu.

Ancak Kolombiya sağında, Petro'nun ilerici politikalarının ülkedeki yatırım ortamını zayıflattığı yönünde ciddi kaygılar bulunuyor.

Muhalif çevreler, Cepeda'nın da sürdürme ve güçlendirme sözü verdiği Petro politikalarının iş dünyası ve özel sektör karşıtı olduğunu savunuyor.

Petro yönetimi döneminde yeni hidrokarbon arama ruhsatlarının verilmesi yasaklandı.

Ayrıca ekonomisi büyük ölçüde petrol üretimine dayanan ülkede hidrolik kırma yönteminin yasaklanması için girişimlerde bulunuldu.

Bu politikalar, Kolombiya'da petrol sektörünün "ölmekte olduğu" yönündeki eleştirileri beraberinde getirdi.

Buna karşılık Petro döneminde asgari ücret artırıldı, işsizlik oranı düştü ve eğitim harcamaları yükseltildi.

Ayrıca yoksul topluluklara toprak dağıtımını içeren programlar uygulamaya konuldu.

Ancak son aylarda artan suç oranları ve siyasi adayları hedef alan saldırılar nedeniyle güvenlik konusu seçmenlerin öncelikli gündem maddelerinden biri haline geldi.

Petro'nun silahlı gruplara karşı askeri seçeneği kullanmayı reddetmesi de yoğun eleştirilerin hedefi oldu.

Muhalifler, silahlı örgütlerin giderek seçim sürecini belirleyen başlıca aktör haline geldiğini savunuyor.

Geçen ağustos ayında, Haziran 2025'te Bogota'da düzenlenen bir seçim mitingi sırasında suikast girişimine uğrayan cumhurbaşkanı adayı ve senatör Miguel Uribe, iki ay yoğun bakımda kaldıktan sonra hayatını kaybetmişti.

Seçimler öncesinde silahlı şiddet de önemli ölçüde arttı.

Suç örgütleri ve silahlı gruplar, giderek daha fazla insansız hava aracı saldırısı düzenlemeye başladı. Bu saldırılarda siviller de hayatını kaybetti.

Petro'nun eleştirmenleri, başarısız olduğunu öne sürdükleri "Kapsamlı Barış" stratejisinin suç örgütlerine geniş hareket alanı sağladığını ve kokain ihracatını rekor seviyelere çıkardığını savunuyor.

Buna rağmen Ivan Cepeda, kampanyasını Petro'nun organize suçla mücadele politikalarını değiştirme vaadi üzerine kurmadı.

FARC ile yapılan barış anlaşmalarının mimarlarından biri olarak görülen Cepeda, silahlı gruplarla diyalog ve müzakere sürecini sürdürme sözü verdi.

Cepeda ayrıca, gelir eşitsizliğinin belirgin olduğu Kolombiya'da sosyal programların kapsamını genişletmeyi vaat etti.

Bu vaatler, seçim kampanyasının temelini ve ana eksenini oluşturdu.

De la Espriella ise kendisini "Kaplan" olarak tanımlıyor.

Vatan Savunucuları Hareketi'nin bazı destekçileri de seçim kampanyalarında kaplan kostümleri giyiyor.

Trump'a desteğini gizlemeyen aday, silahlı gruplarla kara, hava ve denizde mücadele edeceğini taahhüt ediyor.

Bu nedenle siyasi üslubu ve güvenlik politikaları, El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele ile karşılaştırılıyor.

Siyasi sistemin dışından gelen aday, 10 büyük cezaevi inşa etme ve yoksulluğu azaltma sözü de veriyor.

De la Espriella ayrıca seçim kampanyasını siyasi partilerden veya büyük şirketlerden bağış almadan, tamamen kendi kaynaklarıyla finanse ettiğini vurguluyor.

Aday, seçim kampanyası boyunca sağın önde gelen isimlerinden Paloma Valencia'ya karşı da sert bir mücadele yürüttü.

Valencia, yakın zamana kadar sağın seçimlerdeki en güçlü adayı olarak görülüyordu.

Valencia'nın seçim programı da büyük ölçüde De la Espriella'nın vaatleriyle benzerlik gösteriyordu.

Programında yolsuzluk, uyuşturucu kaçakçılığı ve yasa dışı silahlı gruplarla mücadelede sert politikalar öne çıkıyordu.

Valencia ayrıca şirketlere vergi teşvikleri sağlayarak istihdam oluşturmayı, sağlık, eğitim ve konut alanlarında sosyal programlar uygulamayı vaat ediyordu.

Bu programların finansmanının ise petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinin yeniden başlatılmasıyla sağlanacağını savunuyordu.

 

 

Alaraby Al-Jadeed