İstanbul’da Düzenlenen PAB Genel Kurulu’nda Barış, Adalet ve Küresel Sistem Tartışıldı
17.04.2026 - 15:53 | Son Güncellenme: 24.04.2026 - 15:29
Türkiye Büyük Millet Meclisinin ev sahipliğinde İstanbul’da düzenlenen Parlamentolar Arası Birlik 152. Genel Kurulu, çok sayıda parlamento başkanı, milletvekili ve uluslararası kuruluş temsilcisini bir araya getirdi. “Gelecek Nesiller İçin Umudu Yeşertmek, Barışı Güvence Altına Almak ve Adaleti Sağlamak” temasıyla yapılan toplantılarda hem küresel sistemin işleyişi hem de güncel bölgesel krizler kapsamlı şekilde ele alındı. Genel Kurul’da ayrıca sonuç bildirgesi niteliğindeki “İstanbul Deklarasyonu”nun onaya sunulması öngörüldü.

Yüksek katılım, geniş gündem
Genel Kurulun açılışında yapılan konuşmalarda, toplantının kapsamı ve temsil gücü öne çıktı. PAB Genel Sekreteri Martin Chungong, İstanbul’daki buluşmanın Birliğin yakın tarihindeki en yüksek katılım oranlarından birine ulaştığını söyledi. Chungong, gelecek nesillerin parlamenterlerin yaptığı her işin merkezinde yer alması gerektiğini belirterek, “Çalışmalarımız sadece bugünün vatandaşları için değil, geleceği inşa etmek için olmalıdır.” dedi. Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Babatunde Ahonsi de parlamentoların yalnızca temsil kurumları değil, aynı zamanda hesap verebilirliğin koruyucuları, hukukun üstünlüğünün rehberleri ve ulusal vizyonun mimarları olduğunu ifade etti.
Gözden Kaçmasın
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in video mesajında ise çatışmaların sivillere ağır bedeller ödettiği, mevcut tablonun diyalog, gerilimi düşürme ve uluslararası hukuka tam saygı gerektirdiği vurgulandı. PAB Başkanı Tulia Ackson da Türkiye’nin böylesine zorlu bir dönemde toplantıyı ertelememesini ve ev sahipliğini sürdürmesini “büyük bir cesaret” olarak nitelendirdi. Ackson, barışın güç kullanılarak korunamayacağını, şiddetin çatışmaları çözmediğini, aksine kalıcı hale getirdiğini söyledi.

Kurtulmuş’tan küresel sistem ve BM eleştirisi
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Genel Kurulun açılış konuşmasında, dünyanın yalnızca geçici krizlerden değil, etkileri derinleşen çok boyutlu bir sarsıntı döneminden geçtiğini söyledi. Mevcut uluslararası düzenin işlevselliğini yitirdiğini savunan Kurtulmuş, Birleşmiş Milletlerin çatışmaları önleme ve sona erdirme kapasitesini sorguladı. Kurtulmuş, “İnsanlığın en müşterek ortak kurumlarından birisi olan Birleşmiş Milletler ne işe yarar?” ifadesini kullandı.
Kurtulmuş, Gazze’deki saldırılar, Orta Doğu’daki savaşlar ve egemenlik haklarına yönelik ihlaller karşısında uluslararası kurumların etkisiz kaldığını belirtti. İsrail’in Filistinlilere yönelik uygulamalarını “apartheid” olarak nitelendiren Kurtulmuş, “Dün Güney Afrika'nın, apartheid rejimi uygulamaları dolayısıyla BM üyeliği askıya nasıl alındıysa bugün de İsrail'in Birleşmiş Milletler üyeliği mutlaka askıya alınmalı ve apartheid rejimi önlenmelidir.” dedi. Kurtulmuş ayrıca yeni, adil ve hakkaniyetli bir küresel siyasal ve ekonomik mimari kurulmasının parlamentoların da sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Genel Kurulun ilerleyen aşamalarında Kurtulmuş, Yürütme Konseyi Toplantısı’nda 152’nci Genel Kurul Başkanlığına da seçildi. Seçimin ardından yaptığı değerlendirmede, toplantının dünya için kritik bir dönemde gerçekleştiğini belirten Kurtulmuş, barış ve adalet için en iyi çözümlerin bulunabileceğini ifade etti.

Erdoğan’dan barış, iki devletli çözüm ve bölgesel diplomasi mesajı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Genel Kurul onuruna verilen akşam yemeğinde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin dış politikasında önceliğin ihtilafların barışçıl yollarla çözümü olduğunu söyledi. Erdoğan, “Türkiye olarak insani değerler üzerine bina ettiğimiz dış politikamızın önceliği hangi coğrafyada olursa olsun ihtilafların barışçıl yollarla çözüme ulaştırılmasıdır.” dedi. Erdoğan ayrıca bölge ülkelerinin ana aktör olmadığı hiçbir denklemin barış ve güven arayışına cevap veremeyeceğini ifade etti.
Erdoğan, uluslararası sistemin meşruiyet krizine dikkat çekerek, uluslararası hukukun bağlayıcı hükümlerinin etkisini yitirdiğini söyledi. Gazze’deki gelişmelere özel vurgu yapan Erdoğan, Filistin’de adil ve kalıcı barışın tek formülünün iki devletli çözüm olduğunu belirtti ve “İsrail Parlamentosu'nda kabul edilen ve yalnızca Filistinlilere uygulanacak bu karara karşı dünya parlamentolarının en sert şekilde tepki vermesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz.” ifadesini kullandı. Erdoğan konuşmasında Suriye, Libya, Ukrayna, Güney Kafkasya, Kıbrıs, Sudan, Somali ve Afrika Boynuzu başlıklarında da Türkiye’nin diplomatik çabalarına dikkat çekti.
Türkiye’nin rolüne uluslararası düzeyde vurgu yapıldı
Genel Sekreter Martin Chungong, Türkiye’nin bölgedeki rolü dikkate alındığında İstanbul’da bir araya gelmenin önemli olduğunu belirtti. Chungong, “Bugün dünyayı saran bu krizleri çözme konusunda onların bilgeliğinden ve deneyimlerinden faydalanabileceğiz.” dedi. Toplantının ertelenmesi ya da iptal edilmesi yönündeki çağrılara rağmen İstanbul’da yapılmasının, Türkiye’nin PAB içindeki ağırlığını ve krizler karşısında üstlendiği rolü gösterdiğini söyledi. Chungong ayrıca Türk yetkililerin küresel sorunların çözümünde aktif rol üstlenme konusundaki kararlılığının güven verdiğini ifade etti.
Katar Şura Meclisi Başkanı Hassan bin Abdullah el-Ghanim de Türkiye ile Katar’ın anlaşmazlıkların ve çatışmaların çözümünde önemli rol oynadığını söyledi. El-Ghanim, “Türkiye ve Katar, mevcut anlaşmazlıkların ve çatışmaların çözümünde çok önemli bir rol oynamakta ve ülkeler arasında ortaya çıkan birçok sorunda arabuluculuk yapmaktadır.” dedi. El-Ghanim, Filistin’e destek konusunda da TBMM ile koordinasyon halinde olduklarını belirterek, parlamenter çabaların Filistin halkının sıkıntılarını hafifletmek amacıyla bir araya getirilmesine çalıştıklarını kaydetti.
Filistin, İran savaşı ve bölgesel krizler gündemin merkezinde yer aldı
Genel Kurul boyunca Gazze ve Filistin meselesi başlıca gündem maddelerinden biri oldu. PAB Genel Sekreteri Chungong, İsrail ve Filistin için iki devletli çözümün ilerletilmesine yönelik özel oturumun toplantının en önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi. Erdoğan ve Kurtulmuş’un konuşmalarında da Gazze’deki saldırılar, İsrail’in politikaları ve uluslararası toplumun tutumu geniş yer buldu.
Toplantının sembolik görüntülerinden biri de İran heyetinin taşıdığı, İran’daki bir okul saldırısında hayatını kaybeden bir çocuğa ait olduğu belirtilen kanlı sırt çantası oldu. Çantanın açılış töreni öncesinde TBMM Başkanı Kurtulmuş’a gösterildiği, Kurtulmuş’un da insanlık suçlarının en ağır faturasını kadınlar ve çocukların ödediğini ifade ettiği aktarıldı. Genel Kurul marjında Kurtulmuş’un Umman Şura Meclisi Başkanı Khalid Al Maawali ile görüşmesinde de İran’a yönelik saldırılar sonrası bölgedeki gelişmeler, ateşkes arayışı ve Umman’ın arabuluculuk çabaları ele alındı.

İstanbul’daki toplantı parlamenter diplomasinin kapsamını genişletti
PAB 152. Genel Kurulu, yalnızca resmi açılış ve protokol konuşmalarıyla sınırlı kalmadı. Komite toplantıları, genel kurul oturumları, yan etkinlikler ve ikili temaslar da toplantının önemli parçaları oldu. Kurtulmuş, Genel Kurul marjında çok sayıda meclis başkanı ve parlamenterin fikir müzakereleri yürüttüğünü belirtirken, Chungong da bugünkü neslin temsilcileri ile gelecek nesillerin temsilcileri arasında münazara düzenleneceğini söyledi. Yapay zeka, iklim riskleri, çok taraflılık, savaşlar ve parlamentoların çözüm üretme kapasitesi de tartışma başlıkları arasında yer aldı.
Bu çerçevede İstanbul’daki Genel Kurul, yalnızca Parlamento başkanlarının bir araya geldiği bir toplantı değil; barış, adalet, çok taraflılık, Gazze, bölgesel savaşlar ve uluslararası sistemin geleceğine ilişkin başlıkların geniş katılımla tartışıldığı bir diplomasi platformu olarak öne çıktı. Toplantı boyunca yapılan konuşmalar ve temaslar, parlamentoların yalnızca yasama organları değil, aynı zamanda krizlerin çözümüne katkı sunması beklenen siyasi aktörler olarak konumlandığını da ortaya koydu.
Kaynak: AA