İsrail’in Müzakere Masası ve Sahadaki Hamleleri

İsrail, Lübnan ve Suriye’de diplomatik temaslar sürerken askeri operasyonlarını sürdürüyor. Uzmanlar, Tel Aviv’in sahadaki hamlelerle müzakere koşullarını şekillendirmeye çalıştığını belirtiyor.
İsrail’in Müzakere Masası ve Sahadaki Hamleleri

28.08.2026 - 16:45  |  Son Güncellenme:  28.08.2026 - 16:49

Lübnan ve Suriye’de güvenlik mutabakatları ile gerilimi azaltmaya yönelik görüşmeler devam ederken, Gazze’deki ateşkesin sahadaki saldırıları tamamen durdurmadığı görülüyor.

İsrail, diplomatik süreçlerin sürdüğü dönemde hava saldırıları ve kara operasyonlarına devam ederken, ordusunun farklı cephelerde hazırlık seviyesini artırdığı bildirildi.

Uzmanlara göre İsrail’in yaklaşımındaki temel çelişki, askeri faaliyetlerin diplomatik süreçlerle eş zamanlı yürütülmesi. Tel Aviv yönetiminin, herhangi bir anlaşmaya varmadan önce sahadaki dengeleri kendi lehine değiştirmeye ve müzakere sürecindeki şartlarını güçlendirmeye çalıştığı değerlendiriliyor.

Lübnan’da müzakere sürecine rağmen askeri hareketlilik

İsrail ordusu, Güney Lübnan’da Meysü’l-Cebel çevresinde tank ve buldozerlerle askeri hareketlilik gerçekleştirirken bölgeye yönelik hava saldırıları da düzenledi.

Nebatiye’ye bağlı Arbsalim bölgesine yönelik saldırıda Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre bir kişi hayatını kaybetti, altı kişi yaralandı.

İsrail ordusu, saldırıların Ali et-Tahir tepelerinde kendi güçlerini hedef alan iki silahlı insansız hava aracına karşılık olarak Hizbullah altyapısına yönelik gerçekleştirildiğini açıkladı. Hizbullah ise olayla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı.

Saldırılar, Beyrut yönetiminin diplomatik sürece bağlılığını sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşti. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, müzakerelerin ülkenin güneyinin güvenliği ve Lübnan ordusunun sınır hattına konuşlandırılması için gerekli olduğunu ifade ediyor.

Suriye’de askeri baskı devam ediyor

İsrail’in Suriye’nin güneyindeki Kuneytra ve Dera bölgeleri ile Şam çevresindeki operasyonları da sürüyor.

Bu gelişmeler, Suriyeli ve İsrailli yetkililerin Amerikan arabuluculuğunda Amman’da gerilimi azaltmaya yönelik görüşmeler gerçekleştirmesinden kısa süre sonra yaşandı.

Şam yönetimi diplomatik süreci desteklediğini belirtirken, İsrail güney Suriye’deki askeri varlığını sürdüreceğini açık şekilde ifade ediyor.

Batı Şeria’da yerleşim genişlemesi tartışmaları

Batı Şeria’da İsrail’in “E-1” yerleşim projesine yönelik adımları devam ederken, İsrail ordusunun korumasındaki yerleşimcilerin Filistinli topluluklara yönelik baskıları da sürüyor.

Uzmanlar, İsrail’in Gazze, Batı Şeria, Suriye ve Lübnan dosyalarını birbirinden bağımsız görmediğini ve 7 Ekim saldırılarının tekrarını önleme gerekçesiyle yeni güvenlik düzenlemeleri oluşturmaya çalıştığını belirtiyor.

İsrail’de iç siyaset askeri hamleleri etkiliyor

İsrail’de yaklaşan seçim süreci de hükümetin bölgesel politikalarında belirleyici unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.

İsrail meseleleri üzerine çalışan gazeteci Jaki Huri, İsrail’in mevcut politikasının tamamen yeni olmadığını ancak uygulama hızının ve yoğunluğunun arttığını söyledi.

Huri, geçmişte ABD politikası, uluslararası hukuk baskısı ve bölgesel dengelerin İsrail’in hareket alanını sınırlandırdığını belirtti. Mevcut hükümet döneminde ise özellikle Başbakan Binyamin Netanyahu’nun iç siyasi baskılar nedeniyle daha sert bir çizgi izlediğini değerlendirdi.

Uzmanlara göre İsrail sahadaki kazanımları siyasi sonuca dönüştürmek istiyor

Arap Araştırmaları ve Politika İncelemeleri Merkezi Siyasi Araştırmalar Birimi Direktörü Mervan Kablan, İsrail’in Filistin, Arap dünyası ve uluslararası alandaki mevcut koşullardan yararlanarak güç yoluyla yeni bir gerçeklik oluşturmaya çalıştığını söyledi.

Kablan, Filistin tarafındaki siyasi bölünmüşlüğe, Arap ülkeleri arasındaki koordinasyon eksikliğine ve uluslararası dengelere dikkat çekerek bu durumun İsrail’e daha geniş hareket alanı sağladığını savundu.

Kablan’a göre İsrail, Gazze, Batı Şeria, Suriye ve Lübnan’ı bağlantılı güvenlik alanları olarak görüyor. Tel Aviv’in, 7 Ekim saldırılarının tekrarını önleme gerekçesiyle tampon bölgeler oluşturmayı ve yeni güvenlik düzenlemeleri kurmayı hedeflediği belirtiliyor.

Jaki Huri ise İsrail’in müzakere süreçlerini sürdürmesinde özellikle ABD baskısı, iç siyasi hesaplar ve Lübnan ile Suriye dosyalarının etkili olduğunu ifade etti.

Huri, İsrail’in özellikle Lübnan hükümetiyle Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda bir uzlaşı sağlanabileceğini düşündüğünü söyledi.

Kablan ise Netanyahu hükümetinin seçimler öncesinde İsrail’i taviz vermeye veya işgal ettiği bölgelerden çekilmeye zorlayacak anlaşmalara yanaşmayacağını değerlendirdi. İsrail’in askeri kazanımları, sahada oluşturduğu yeni gerçekliği güçlendirecek siyasi anlaşmalara dönüştürmeye çalıştığını belirtti.

 

Kaynak: Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi  (Alaraby)