İsrail’in Fenomenlere Yönelik Finansmanı Tartışılırken: Yabancı Fonların İfşasını Zorunlu Kılan Tasarı
28.08.2026 - 17:02 | Son Güncellenme: 28.08.2026 - 17:21
Yabancı hükümetlerin Amerikalı sosyal medya fenomenlerine ödediği paralar artık yalnızca etik ya da medyaya ilişkin bir mesele olmaktan çıkıp ABD'nin yasama gündemine açıkça girdi.
Cumhuriyetçi ve Demokrat milletvekillerinden oluşan bir grup, "Yabancı Propaganda İfşa Yasası" (Foreign Propaganda Disclosure Act) adlı tasarıyı Kongre'ye sundu. Tasarı, sosyal medya fenomenlerini 1938 tarihli Yabancı Ajanlar Tescil Kanunu (FARA) kapsamındaki "propaganda ajanları" tanımına açıkça dahil etmeyi amaçlıyor.
Tasarıyı Cumhuriyetçi Temsilci Anna Paulina Luna öncülüğünde; Demokratlar Vicente Gonzalez ve Jared Moskowitz ile Cumhuriyetçi Derrick Van Orden ortaklaşa sundu.
Tasarı İsrail'i doğrudan hedef almıyor; genel olarak yabancı finansmanı konu alıyor. Ancak devlet destekli İsrail kampanyalarının bu tür faaliyetlerin en çarpıcı örneği hâline geldiği bir dönemde gündeme geliyor.
Tasarı, ifşa yükümlülüğünü sıfırdan ihdas etmiyor. Mevcut FARA zaten yabancı kuruluşların talebi veya yönlendirmesiyle siyasi ya da propaganda faaliyeti yürüten kişilerin Adalet Bakanlığı'na kayıt yaptırmasını zorunlu kılıyor. Asıl yenilik, "fenomenlerin" yasaya açıkça eklenmesi; bu sayede yaklaşık dokuz on yıl önce kaleme alınan bir mevzuatın, o dönemde henüz var olmayan dijital ekonomiye uygulanmasındaki belirsizlik alanı daraltılmış olacak.
Konu İsrail açısından özel bir önem taşıyor; zira ABD'deki fenomenleri finanse etmeye yönelik hükümet sözleşmeleri kamuoyuna ifşa oldu. Public Citizen ve Quincy Enstitüsü'nün Adalet Bakanlığı'na sunduğu resmi şikâyete göre Bridges Partners LLC şirketi, Havas Media Group Germany aracılığıyla İsrail Dışişleri Bakanlığı adına "Esther Project" adlı kampanyayı yürütmek üzere 900 bin dolarlık bir sözleşme imzaladı.
Şikâyette, 14 ila 18 Amerikalı fenomenin FARA kapsamında bireysel tescil yaptırmaksızın İsrail hükümeti adına içerik üretmek karşılığında para aldığı ileri sürüldü; bu kişilerin isimlerinin ve sözleşmelerinin açıklanması talep edildi. Söz konusu başvuru şu an için bir hukuki talep olup kesinleşmiş bir yargı kararı değil.
Kampanya belgelerine göre aylık 250 bin dolara varan bütçeler; fenomen ücretlerini, prodüksiyon masraflarını ve ajans giderlerini kapsıyor. Plana göre Instagram, TikTok ve diğer platformlarda her ay onlarca içerik üretilmesi öngörülüyor.
Fenomenler ise İsrail'in 7 Ekim 2023 sonrasında şekillenen medya stratejisindeki daha kapsamlı bir dönüşümün parçası. Quincy Enstitüsü'nün Temmuz 2026'da yayımladığı araştırmada Nick Cleveland-Stout, İsrail hükümetinin 2023'ten bu yana kamuoyu diplomasisine bir milyar dolardan fazla harcadığını tahmin ediyor; bu rakamın 100 milyon dolardan fazlası FARA kapsamındaki ABD içi etki faaliyetlerine ayrılmış durumda. Araştırma ayrıca 2024-2025 yıllarında İsrail çıkarları adına faaliyet göstermek üzere 17 yeni şirketin tescil edildiğini de ortaya koyuyor.
Rapor, Binyamin Netanyahu'nun ABD'deki gençler başta olmak üzere "akıllar ve kalpler" için verilen mücadeleyi tanımlamak amacıyla kullandığı "sekizinci cephe" ifadesini ödünç alıyor. Harcamaların boyutu bu dönüşümü açıkça yansıtıyor: İsrail, 2026 bütçesinde kamuoyu diplomasisine yaklaşık 2,35 milyar şekel, yani 730-750 milyon dolar ayırdı; bu rakam bir önceki yılın dört katından fazla. Jerusalem Post, söz konusu paranın İsrail'in küresel imajını iyileştirmeye yönelik medya kampanyalarına, fenomenlere ve projelere aktarılacağını aktardı.
Kullanılan araçlar yalnızca fenomenlerle sınırlı değil. Strateji; halkla ilişkiler ve reklam şirketlerini, Amerikalı gençleri, muhafazakârları ve Evanjelikleri hedef almayı, arama sonuçlarını ve yapay zeka sistemlerinin besleneceği bilgi ortamını etkilemeye yönelik dijital projeleri kapsıyor. Öne çıkan sözleşmeler arasında Donald Trump'ın eski kampanya direktörü Brad Parscale ile bağlantılı Clock Tower X şirketiyle yapılan iş birliği yer alıyor; bu iş birliği özellikle Z kuşağını hedef alan kapsamlı dijital içerik üretimine odaklanıyor. İsrailli ve Amerikalı kaynaklara göre plan, aylık onlarca özgün içerik üretmeyi, TikTok, Instagram, YouTube ve podcast platformlarında yayılımı genişletmeyi; ChatGPT, Claude ve Gemini gibi yapay zeka araçlarının İsrail'i ve savaşı nasıl tanımladığını etkilemeyi hedefliyor.
Ne var ki harcamalardaki bu şişme, kampanyanın başarısına işaret etmiyor. İsrail basını bile bütçe artışını, Amerikalı kamuoyunda İsrail'in imajının giderek kötüleşmesiyle ilişkilendirdi. Jerusalem Post, uzmanların halkla ilişkiler çalışmalarının tek başına savaşın seyri ve İsrail politikalarının yol açtığı hasarı telafi edip edemeyeceğine dair şüphelerini aktardı.
İşte tam bu noktada Foreign Propaganda Disclosure Act'in önemi ortaya çıkıyor. Tasarı, bir fenomenin İsrail'i ya da başka herhangi bir ülkeyi savunmasını yasaklamıyor; siyasi ifadeyi engellemiyor. Ancak içerik, yabancı bir hükümetle ücretli bir ilişkinin parçasıysa fenomeni bunu açıklamakla yükümlü kılabilir.
Adalet Bakanlığı'nın açıklamalarına göre FARA, söylemin içeriğini değil; yasanın kapsamına giren durumlarda yabancı tarafla ilişkiyi, faaliyetin niteliğini ve buna bağlı finansmanı ifşa etmeyi zorunlu kılıyor.
Tasarı yasalaşırsa sosyal medya fenomenlerinin FARA kapsamındaki kategorilere dahil edilmesi daha net bir zemine oturacak; yabancı hükümetlerden para ya da yönlendirme alan fenomenler, paylaştıkları içerikle bağlantılı ilişkiyi ve finansmanı kamuoyuna açıklamak zorunda kalabilecek.
Devlet destekli İsrail kampanyaları söz konusu olduğunda bu durum şu anlama geliyor: Bugün halkla ilişkiler şirketleri ya da fenomenler aracılığıyla yürütülen bazı faaliyetler, daha sıkı ifşa gerekliliklerine tabi hâle gelebilir. Bu gelişme, İsrail'in ABD içindeki kamuoyu diplomasisi ve dijital etki harcamalarını genişletmeyi sürdürdüğü bir dönemde yaşanıyor.
Kaynakça : ultrasawt