İsrail'in BM'yi Hedef Alan Algı Operasyonu Çöktü: 5 Dilde Yalan İfşası!

İsrail Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı tarafından Birleşmiş Milletler’i hedef alan dezenformasyon raporundaki iddialar, "The Lies of Israel" platformu tarafından bizzat İsrail devletinin kendi resmi kaynakları ve uluslararası bağımsız kuruluşların raporlarıyla 5 dilde çürütüldü.
İsrail'in BM'yi Hedef Alan Algı Operasyonu Çöktü 5 Dilde Yalan İfşası!

05.06.2026 - 14:19  |  Son Güncellenme:  05.06.2026 - 15:31

İsrail Diaspora İşleri ve Antisemitizmle Mücadele Bakanlığı, İsrail’in sürdürdüğü askeri operasyonlar ve sivil kayıplarla ilgili Birleşmiş Milletler’i (BM) hedef alan ve kurumun taraflı veri kullandığını öne süren bir rapor yayınladı. Söz konusu raporda yer alan iddiaları tek tek inceleyen "The Lies of Israel" platformu; iddiaları Türkçe, İngilizce, İbranice, Arapça ve Farsça olmak üzere 5 dilde çürüttü. Yapılan incelemeler, İsrail’in resmi raporlarında BM’ye yönelik öne sürdüğü tezlerin, bizzat İsrail devletinin kendi resmi kurumlarının verileri ve uluslararası belgelerle açık bir kurumsal çelişki oluşturduğunu ortaya koydu.

Sivillerin Korunduğu İddiası Askeri Verilerle Çelişiyor

İsrail Diaspora Bakanlığı tarafından yayınlanan raporda, İsrail ordusunun sivil kayıpları en aza indirmek için adımlar attığı iddia edildi. Ancak doğrudan İsrail ordusunun veri tabanına ve sızan askeri istatistiklere dayanan raporlar, sahadaki operasyonlarda hayatını kaybedenlerin yaklaşık yüzde 80'inden fazlasının muharip olmayan sivillerden oluştuğunu gösteriyor.

Askeri uzmanlar ve bağımsız gözlemci kuruluşlar, nüfus yoğunluğu yüksek sivil yerleşim yerlerinde yüksek tahrip gücüne sahip güdümsüz bombalar kullanılmasının "sivil kaybını azaltma" iddiasıyla çeliştiğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insani yardım kuruluşlarının güncel saha dokümanları da Gazze’deki toplam can kaybının yüzde 60'a yakınını doğrudan kadın, çocuk ve yaşlıların oluşturduğunu belgeliyor.

rapor

Veri Suçlaması İsrail’in Kendi COGAT Sistemine Takıldı

İsrail Diaspora Bakanlığı'nın raporunda öne çıkardığı temel iddialardan biri, "BM Gazze'deki can kayıplarını Hamas'tan doğrudan alarak 'veri aklama' (Data-Laundering) yapıyor" tezi oldu. Ancak BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından kayıt altına alınan can kayıplarının; isim, resmi kimlik numarası ve doğum tarihi üzerinden tek tek doğrulanarak sisteme işlendiği belgelendi.

Söz konusu veri tabanının temelini oluşturan Gazze nüfus ve sicil sistemi ise bizzat İsrail Savunma Bakanlığına bağlı COGAT (Topraklardaki Hükümet Faaliyetleri Koordinatörlüğü) kontrolünde ve onayıyla işletiliyor. İsrail ordusunun sahadaki operasyonlarında resmi olarak güvenilir kabul edip kullandığı bu kimlik sistemi, sivil can kayıpları açıklandığında ise aynı yönetim tarafından geçersiz ilan ediliyor. Ayrıca The Lancet dergisi, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty) gibi otoritelerin metodolojik incelemeleri; geçmişteki tüm çatışma dönemlerinde BM verileri ile savaş sonrası gerçekleştirilen bağımsız adli inceleme sonuçlarının yüzde 95 oranında birebir eşleştiğini ortaya koyuyor.

Güvenilmez İlan Edilen Veriler Lahey’de Kanıt Olarak Sundu

Diaspora Bakanlığı’nın hazırladığı "güvenilmez BM verileri" iddiasını, yine İsrail Devleti’nin kendi kurumları resmi düzeyde çürüttü. İsrail Devleti, Uluslararası Adalet Divanı’ndaki (UAD) davada kendi tezlerini savunmak, bölgedeki lojistik durumu ve insani şartları mahkemeye kanıtlamak üzere sunduğu resmi dokümanlarda, Diaspora Bakanlığı'nın itham ettiğinin aksine BM OCHA ve DSÖ’nün saha raporlarını resmi kanıt olarak mahkeme heyetine sundu. Bu durum, kurumlar arasındaki çelişkiyi net bir şekilde gözler önüne serdi.

Gazze'de kıtlık yoktur

Kıtlık ve Yardım Tırları İddiaları Bağımsız Raporlarla Boşa Çıktı

İsrail’in "Gazze'de kıtlık yoktur, BM siyasi amaçlarla suni kıtlık anlatısı üretiyor" şeklindeki iddiası da bağımsız kurumların raporlarıyla boşa çıktı. Gazze’deki açlık seviyesi, aralarında Oxfam, Save the Children ve uluslararası gıda enstitülerinin bulunduğu 19 bağımsız kuruluştan oluşan küresel konsorsiyum IPC (Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması) verilerine dayanıyor. Bağımsız raporlar, uygulanan abluka ve engellemeler nedeniyle bölgede açlığın doğrudan bir unsur haline geldiğini belgeliyor.

Bakanlığın "Gazze'ye giren tırlar denetlenmiyor, Hamas bölgeye mühimmat sokuyor" açıklaması da sınır kapılarındaki askeri gerçeklikle örtüşmüyor. Gazze’ye giren her tekil insani yardım tırı, Kerem Ebu Salim gibi sınır kapılarında bizzat İsrail ordusunun denetim noktalarından geçmekte, X-ray taramalarından ve fiziki aramalardan geçirilerek içeri alınmaktadır. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) raporları da lojistik denetimin tamamen İsrail askeri makamlarının elinde olduğunu doğrulamaktadır. Oxfam ve HRW raporları, bölgedeki lojistik krizin kök sebebinin yardım konvoylarının engellenmesi ve bizzat İsrail ordusu tarafından hedef alınması olduğunu kanıtlıyor. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) ise İsrail'in "yağma" diye yaydığı videoların, aslında aç kalan sivillerin tırlara ulaştığı anlara ait olduğunu ve algı operasyonu amacıyla bağlamından koparıldığını teknik incelemeleriyle ortaya koydu.

Rapor

BM Kurumlarına Yönelik Karalamalar Soruşturmalarda Eridi

Raporda yer alan "UNRWA, Hamas tarafından tamamen sızılmış bir kurumdur" iddiasını araştırmak üzere, Fransa eski Dışişleri Bakanı Catherine Colonna başkanlığında tarafsız bir uluslararası komisyon kuruldu. İsveç, Norveç ve Danimarka merkezli bağımsız araştırma kurumlarının katılımıyla yürütülen geniş çaplı inceleme sonucunda, İsrail'in bu iddiaları destekleyecek somut hiçbir kanıtı uluslararası heyete sunamadığı tescillendi.

Benzer şekilde İsrail, BM'yi Şifa ve Nasır gibi hastanelerin vurulmasını raporlarken "Hamas'ın buraları askeri üs olarak kullandığı bağlamını gizlemekle" suçladı. Ancak İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Uluslararası Af Örgütü ve bağımsız tıbbi gözlem heyetlerinin sağlık tesislerini incelemesi sonucunda, hastanelerin tamamen işlevsiz bırakılmasını haklı çıkaracak hiçbir sistemik askeri kanıt bulunamadığı raporlandı. Bakanlığın "BM ajansları İsrailli rehineleri tamamen görmezden geliyor" iddiasının aksine; BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi’nin (ICRC) resmi açıklamalarında rehinelerin derhal serbest bırakılması çağrısını yineleyerek sivil rehin tutulmasını raporlarında resmi olarak "savaş suçu" ilan ettiği kayıtlara geçti.

Siber ve Coğrafi Analizler Sahadaki İddiaları Deşifre Etti

İsrail resmi hesaplarının "Hamas sivillerin tahliyesini engellemek için Selahaddin Eyyubi Caddesi'ne kontrol noktaları kurdu" iddiası, siber ve coğrafi doğrulamalarla yalanlandı. Bellingcat gibi bağımsız açık kaynak istihbarat (OSINT) toplulukları, coğrafi doğrulama uzmanları ve Euro-Med Monitor saha gözlemcileri uydu görüntülerini inceledi. Teknik analizler, söz konusu yolu kapatan bariyerlerin Hamas'a değil, bizzat bölgeyi kuşatan İsrail ordusuna ait askeri kontrol noktaları olduğunu ortaya koydu.

"BM, Al-Ahli Hastanesi patlamasında İsrail'i haksız yere suçladı" iddiası da uzmanların siber incelemesine takıldı. Forensic Architecture ve HRW patlama kraterini incelerken, DMM ise İsrail’in resmi devlet hesaplarından paylaştığı radar ve video görüntülerinin kasıtlı olarak kırpıldığını ve ters çevrildiğini ham görüntülerle ispatladı. Kriminal incelemeler, hastaneye isabet eden mühimmatın bölgedeki grupların elindeki roketlerle değil, İsrail hava kuvvetleri envanterindeki mühimmat modelleriyle örtüştüğünü ortaya koydu. Ayrıca, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Dijital Medya Sorumlusu Hananya Naftali'nin katliamın hemen ardından sosyal medyada paylaştığı "İsrail Hava Kuvvetleri, Gazze'deki bir hastaneyi vurdu" itirafı ve saniyeler içinde bu paylaşımı silmesi resmi dökümanlarla arşivlendi.

 

 

Kaynak: The Lies of Israel