İsrail’e Yönelik Tepkiler Büyüyor: Silah Transferi ve Ortaklık Anlaşması İçin Askıya Alma Çağrısı

BM raportörleri, uluslararası hukuk ihlallerine ilişkin güvenilir kanıtlar sürdüğü müddetçe İsrail’e silah transferinin askıya alınmasını istedi. Öte yandan Avrupa’dan 350 eski üst düzey isim de AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması çağrısında bulundu.
aa
İsrail’e Yönelik Tepkiler Büyüyor Silah Transferi ve Ortaklık Anlaşması İçin Askıya Alma Çağrısı

15.04.2026 - 17:39  |  Son Güncellenme:  15.04.2026 - 18:08

Birleşmiş Milletler (BM) raportörleri, "Tüm BM üyesi ülkeler, uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukunun ciddi ihlallerine dair güvenilir kanıtlar olduğu sürece İsrail'e silah transferini askıya almalı" ifadesini kullandı.

BM raportörleri, İsrail'in Orta Doğu'daki saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesin hemen sonrasında İsrail'in Lübnan'a yönelik benzeri görülmemiş saldırılar düzenlendiği belirtilen açıklamada, İsrail'in saldırıları kınandı ve bunların derhal durması çağrısı yapıldı.

Açıklamada, "Uluslararası hukuk düzenine, diplomasiye ve her şeyden önce Lübnan'daki sivillerin yaşamlarına ve çevreye yönelik en büyük saygısızlığın devam ettiğine tanık oluyoruz. İsrail, Pakistanlı arabulucusunun Lübnan'ı da kapsadığını belirttiği ateşkesin ilan edildiği anda, 1980'den bu yana Lübnan'a yönelik en büyük koordineli saldırı dalgasını başlatmayı seçti." ifadesi kullanıldı.

İsrail'in Lübnan'a saldırılarının, BM Şartı'nın açık bir ihlali olduğu vurgulanan açıklamada, saldırıların, barış umutlarının kasıtlı olarak yok edilmesinin yanı sıra çok taraflılığa ve BM temelli uluslararası düzene bir hakaret olduğuna işaret edildi.

Açıklamada, ABD ile İran arasında yakın zamanda ilan edilen ateşkese rağmen daha geniş bölgesel gerilim azaltma umutlarının belirsiz kalmasından endişe duyulduğuna dikkati çekilerek, "Hafta sonu yapılan görüşmelerde, somut bir ilerleme kaydedilememesi, mevcut ateşkes çabalarının kırılganlığını ve diplomatik etkileşimin artırılmasının acil olduğunu vurguladı. (İran limanlarına yönelik) ABD'nin deniz ablukası uygulaması, durumu daha da istikrarsızlaştıran bir savaş eylemidir." değerlendirmesinde bulunuldu.

"BM üyesi ülkeler, İsrail'e silah transferini askıya almalı"

Açıklamada, İsrail tarafından Lübnan'da genel "tahliye emirlerinin" verilmesinin, yerinden edilmiş kişilerin geri döneceği konutların yıkılmasıyla birleştiğinde "Gazze'deki soykırım sırasında başlatılan konut katliamı modeliyle tutarlı" olduğu vurgulandı.

Lübnan'da evlerin kasıtlı olarak yıkılmasının toplu cezalandırma biçimi olduğuna yer verilen açıklamada, bunun "etnik temizliğe" işaret ettiği belirtildi.

Açıklamada, sivil nüfusun zorla yerinden edilmesinin, insanlığa karşı suç teşkil ettiği ve uluslararası hukuka göre bir savaş suçu olduğuna değinilerek, İsrail'e Lübnan'daki tüm saldırıları derhal durdurması, ateşkes çerçevesine ve BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararına uyması yönünde çağrı yapıldı.

İsrail'in yerinden edilmiş kişilerin güvenli şekilde geri dönmesini sağlaması ve Lübnan ile doğrudan müzakerelere girmesi gerektiğinin altı çizilen açıklamada, "ABD, İsrail'in Lübnan sivillerine ve altyapısına yönelik saldırılarını gecikmeden durdurmasını sağlamak için nüfuzunu kullanmalı, tüm BM üyesi ülkeler, uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukunun ciddi ihlallerine dair güvenilir kanıtlar olduğu sürece İsrail'e silah transferini askıya almalı." denildi.

Açıklamada, uluslararası topluma, Lübnan'ın insani yardım çalışmalarına destek vermesi yönünde çağrı yapıldı.

Avrupa'dan 350 eski üst düzey isimden AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınması çağrısı

Avrupalı eski bakanlar, büyükelçiler ve üst düzey yetkililerden oluşan 350 kişi, Avrupa Birliği (AB) ile İsrail arasındaki Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınması çağrısında bulundu.

Yetkililer, 21 Nisan'da yapılacak AB Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde yayımladıkları ortak açıklamada, İsrail'in Gazze ve Batı Şeria'da, Doğu Kudüs dahil olmak üzere, işgal politikalarını sürdürdüğünü ifade etti.

Metinde, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin faaliyetlerini sürdürdüğü, yeni yapı projelerinin planlandığı ve özellikle Batı Şeria'yı bölen E1 koridoruna ilişkin adımların hala gündemde olduğu kaydedildi. İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarında da can kayıpları ve yerinden edilmelerin yaşandığına dikkati çekildi.

İsrail'in Gazze'de insani yardımlara erişimi kısıtlamaya devam ettiğinin vurgulandığı açıklamada, Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşları ile uluslararası sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerinin engellendiği, sahadaki insani durumun ağırlaştığı kaydedildi.

Açıklamada ayrıca, İsrail'in terör suçlamasıyla yargılanan Filistinliler için çıkardığı idam cezasına ve bu düzenlemenin İsrailli Yahudileri kapsam dışında bırakıldığına değinildi.

Eski yetkililer, AB'nin dış politikasının demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygı ilkelerine dayandığını hatırlatarak, İsrail'in bu ilkeleri ihlal ettiğini bildirdi ve AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın 2. maddesinin insan haklarına saygıyı temel unsur olarak içerdiğine işaret etti.

Açıklamada, AB'nin daha önce İsrail'e yönelik somut adım atmamasının uluslararası alanda "çifte standart" algısına yol açtığının altı çizildi.

Talepler

İmzacıların talepleri arasında, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın kısmen veya tamamen askıya alınması, yasa dışı yerleşimlerle ticaretin yasaklanması, askeri ticaretin durdurulması ve İsrail'in AB programlarına katılımının askıya alınması yer aldı. Ayrıca, insan hakları ihlallerine karışan kişilere yönelik yaptırımların genişletilmesi çağrısı yapıldı.