İsrail Yemen Savaşına Girer mi? 3 Kritik Senaryo

İsrail güvenlik kurumları, Husilere karşı önleyici saldırıya şu aşamada karşı çıkıyor. Ancak İran-ABD geriliminin tırmanması, Babulmendeb’de Husi kontrolünün genişlemesi ve Suudi Arabistan’dan gelebilecek olası destek talebi, İsrail’in Yemen’deki savaşa yönelik tutumunu değiştirebilir.
İsrail Yemen Savaşına Girer mi 3 Kritik Senaryo

17.09.2026 - 15:01  |  Son Güncellenme:  17.09.2026 - 15:13

İsrail güvenlik kurumları, Yemen’deki İran destekli Husilere karşı önleyici bir saldırı düzenlenmesine karşı çıkıyor. Maariv gazetesi ile Al-Monitor’un bugün üst düzey bir İsrailli istihbarat yetkilisine dayandırdığı habere göre bu tutum, Yemen-Suudi cephesinin Husiler karşısındaki durumuna ve grubun ortaya koyduğu askeri kabiliyetlere ilişkin İsrail’de kaygıların arttığı bir dönemde gündeme geldi.

Maariv’in aktardığına göre, sahadaki durumun kötüleşmesi halinde İsrail’in tutumu değişebilir. Ancak mevcut askeri tavsiye, Husilere doğrudan saldırmak yerine onlara karşı bölgesel bir ittifak kurulmasına odaklanılması yönünde.

Bu tavsiye, Husilerin Kızıldeniz’deki Haniş Takım Adası’nı ele geçirerek İsrail’in Eilat Limanı’na ulaşan stratejik su yolu çevresindeki kontrol alanını genişletmesinin ardından geldi. Husiler bundan önce 10 Eylül’de kıyıdaki Muha kentini, ardından Meyyun Adası’nı ele geçirerek stratejik Babulmendeb Boğazı çevresindeki hakimiyetlerini genişletmişti.

Husiler, daha önce İsrail Hava Kuvvetlerinin ve ABD’nin düzenlediği ağır saldırıların yanı sıra Yemen’deki savaş boyunca hükümeti destekleyen koalisyon güçlerinin hava saldırılarına rağmen, İsrailli bir güvenlik yetkilisinin ifadesiyle “kapasitelerini geliştirmeyi sürdürüyor”.

Yetkili, Husi saldırılarının, “operasyon menziline giren herkesi kaygılandırması gereken sahadaki ve istihbarattaki kabiliyetleri” ortaya koyduğunu söyledi.

İsrail’in tutumunu değiştirebilecek 3 gelişme

Üst düzey İsrailli istihbarat yetkilisi, İsrail ordusunun mevcut tutumunu değiştirebilecek üç gelişmenin bulunduğunu belirtti.

Bunlardan ilki, İran ile ABD arasındaki askeri gerilimin tırmanması ve bunun Tahran’ı Husilere İsrail’i füze ve insansız hava araçlarıyla vurma talimatı vermeye itmesi.

Yetkiliye göre böyle bir durumda İsrail derhal karşılık verecek. Bununla birlikte yetkili, “Şu anda Husilere karşı savaşa girme ya da onlara yönelik saldırıları yeniden başlatma niyetimiz yok.” dedi.

İsrailli güvenlik yetkilisi, İsrail’in Husileri İran Devrim Muhafızları Ordusunun “uzun kolu” olarak gördüğünü de söyledi. Yetkili, Husilerin Babulmendeb çevresinde ve Suudi Arabistan’a karşı gerçekleştirdiği son saldırıların, grubun İran’ın en etkili ve önemli vekil güçlerinden biri haline geldiğini gösterdiğini savundu.

Eilat Limanı devre dışı kalırsa tutum değişebilir

İkinci gelişme ise Husilerin stratejik su yolu üzerindeki kontrollerini daha da sıkılaştırması.

İsrailli yetkililere göre Husilerin Babulmendeb üzerindeki hakimiyetini artırması, uluslararası deniz taşımacılığı açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabilir.

Üst düzey bir İsrailli diplomat, Eilat Limanı’nın devre dışı bırakılması halinde İsrail’in çatışmaya dahil olmayı “değerlendirmek zorunda kalacağını” söyledi.

Diplomat, Husilerin hızlı ilerleyişinin küresel ekonomi üzerinde etkili olacağını savunarak, grubun boğazdaki konumunu buradan geçen gemilerden geçiş ücreti talep etmek için kullanabileceğini ileri sürdü.

Aynı yetkili, Husi tehdidinin Hürmüz Boğazı’na alternatif olarak Babulmendeb üzerinden taşınan Suudi petrol sevkiyatlarını da kapsadığını belirtti.

Yetkilinin aktardığına göre bu sevkiyatlar, Husilerin Temmuz 2026’da Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyısındaki limanlarına yönelik abluka başlatmasından bu yana birçok kez saldırıya uğradı.

Üçüncü senaryo: Suudi Arabistan’dan yardım talebi

Üçüncü gelişme ise Suudi Arabistan’ın Husi saldırılarına karşı savunma çalışmalarına İsrail’i dahil etmek istemesi ihtimali.

İsrail’de yayın yapan Kanal 12, Orta Doğu’daki diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde, İsrail ile Suudi Arabistan’ın ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) gözetiminde Riyad’a istihbarat desteği sağlanması konusunda görüşmeler yürüttüğünü öne sürdü.

İsrailli yetkililer habere ilişkin yorum yapmayı reddetti. Suudi Arabistan’dan veya başka bir taraftan Husilere karşı yardım talebi gelmesi halinde İsrail’in nasıl karşılık vereceği ise belirsizliğini koruyor.

İsrail’in Husilere bakışı nasıl değişti?

Maariv, İsrail’in Husileri ilk kez 2017’de, ardından yeniden 2021’de daha yakından izlemeye başladığını aktardı.

İsrail’in iddiasına göre Husiler 2021’de “Yemen’deki son Yahudi ailelerini ülkeden çıkardı”. O yıl Yemen’den çıkarılan son 13 Yahudi, 2016’da İsrail makamlarıyla iletişim kurarak Yemen Yahudilerinin İsrail’e göçünü kolaylaştırmak ve çok eski bir Tevrat nüshasını Tel Aviv’e götürmekle suçlanmıştı.

Bununla birlikte gazeteye göre İsrail o dönemde Husileri büyük ölçüde alay konusu olan bir milis gücü olarak görüyordu. Bu bakış, İsrail’in kara mizah programlarından “Eretz Nehederet”e de yansımış ve programda Husiler alaycı biçimde tasvir edilmişti.

Maariv’e göre sonraki gelişmeler, İsrail’de Husiler hakkında oluşan bu tablonun gerçeklikten uzak olduğunu gösterdi.

Bir İsrailli istihbarat yetkilisi, “Şu anda Husilere karşı caydırıcılığa sahip hiç kimse yok. Ne Amerikalılar, ne biz, ne de Suudiler. Onlar kimsenin beklemediği sürpriz aktör.” ifadelerini kullandı.

İsrailli siyasi bir yetkili de Maariv ve Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede, “Husiler yerel ve taktik bir sorundan küresel ve stratejik bir soruna dönüşüyor.” dedi.

Yetkili, Husilerin tüm Orta Doğu’yu etkileme kapasitesine sahip olduğunu savunarak, gelişmelerin Suudi Arabistan ve müttefiklerini İsrail’e daha fazla yaklaştırabileceğini ve İsrail’in askeri ve istihbari kabiliyetlerine daha fazla ihtiyaç duymalarına yol açabileceğini ileri sürdü.

Ancak yetkili, bunun tersinin de gerçekleşebileceğini belirterek, Husilerin Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkelerini İran’ın savaşı kaybetmediğine ikna edebileceğini savundu.

Yetkiliye göre böyle bir gelişme Körfez ülkelerini İsrail’le ilişkilerini soğutmaya ve İran’la yeni mutabakatlar aramaya yöneltebilir. Bunun nasıl şekilleneceği ise büyük ölçüde ABD ve İsrail’in izleyeceği politikalara bağlı olacak.

İsrail’in 2025’teki Yemen saldırıları

Maariv, İsrail’in Husilere karşı özellikle Mayıs-Ekim 2025 döneminde düzenlediği saldırıları da hatırlattı.

Söz konusu saldırılar, Yemen’den İsrail’e fırlatılan ve Ben Gurion Havalimanı ile Tel Aviv çevresini hedef alan füze ve İHA saldırılarına karşılık gerçekleştirilmişti.

İsrail’in hedef aldığı noktalar arasında Hudeyde, Ras İsa ve Salif limanları ile Ras el-Kesib elektrik santrali yer aldı.

İsrail, 28 Ağustos 2025’te Sana’da Husilerin kontrolündeki hükümetin üst düzey isimlerinin bulunduğu bir toplantıyı hedef aldı. Saldırıda Husilerin kontrolündeki hükümetin Başbakanı Ahmed Galib er-Rehevi ile bazı bakanlar hayatını kaybetti.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da aynı dönemde, Firavun ve kavmine yönelik cezaları konu alan Tevrat anlatısına atıfta bulunarak Husilere yönelik “on darbe” tehdidinde bulundu.

Bu saldırılara rağmen Husiler, bir İsrailli diplomatın ifadesiyle İsrail ve bölge ülkeleri açısından halen “korku hali yayıyor”.

Diplomat, Maariv’e yaptığı değerlendirmede, “Son saldırıda gördüklerimiz, hem uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetinin hem de Suudi Arabistan’ın Husilerin kabiliyetleri ve kararlılığı karşısında açık bir başarısızlığıydı.” ifadelerini kullandı.

Aynı diplomat, ABD’nin Babulmendeb’deki çatışmaya yeniden dahil olma konusunda çekingen davranmasının da “Suudi kaygılarını yatıştırmadığını” savundu.

 

Kaynak: AlArabyAlJadeed