İsrail Gazze’nin Haritasını Yıkımlarla Değiştiriyor
12.09.2026 - 17:08 | Son Güncellenme: 12.09.2026 - 17:26
İsrail'in Gazze Şeridi'ndeki ateşkes anlaşmasına yönelik ihlalleri bombardıman ve öldürmeyle sınırlı kalmıyor. Binaların yıkılması, arazilerin düzleştirilmesi ve kontrol bölgelerinin genişletilmesi de sürüyor. Yardımlara ve nüfusun hareketine yönelik devam eden kısıtlamalarla birlikte bu tablo, Gazze'nin sahadaki görünümünün yeniden şekillendiğine işaret ediyor.
Al-Dameer İnsan Hakları Derneği, eylül ayının başından bu yana Gazze'de evlerin yıkılmasına yönelik sistematik bir İsrail politikasını yansıttığını belirttiği bir gidişatı belgeledi.
Dernek, eylülün ilk 10 gününde İsrail işgal güçlerinin 16 evi yıktığını, bunlara ek olarak bir ticari kompleksi ve bir hastaneye ait binayı da yerle bir ettiğini açıkladı. Onlarca evin ise kısmen hasar görerek oturulamaz hale geldiği belirtildi.
Al-Dameer, hedef alınan tüm evlerin İsrail'in kontrolündeki bölgelerin dışında bulunduğuna dikkati çekti. Buna paralel olarak, İsrail işgal güçlerinin Gazze Şeridi'nin yüzde 60'ından fazlasını kontrol ettiği 'Sarı Hat' içinde de yıkım ve arazi düzleştirme faaliyetleri sürüyor.
Bu operasyonlar yalnızca binaların yıkılmasıyla sınırlı değil. Mahallelerin ve evlerin ortadan kaldırılması, tarım arazilerinin düzleştirilmesi, tampon bölgeler ile geniş askeri koridorların oluşturulması da bu faaliyetler arasında yer alıyor. Bu durum, Gazze'de dayatılan coğrafi gerçekliğin niteliğine ilişkin soru işaretleri doğuruyor.
İsrail Askeri Varlığını Sürdürme Mesajı Veriyor
İsrail, yıkım faaliyetlerinin bir bölümünün Hamas'ın askeri altyapısını sökmeyi, bina ve tünellerin kullanılmasını engellemeyi, kendi güçlerini ve Gazze Şeridi çevresindeki İsrail yerleşimlerini güvence altına almayı amaçladığını savunuyor. Ancak uluslararası raporlar ile haritalar ve uydu görüntülerine dayanan gazetecilik araştırmaları, Gazze'yi bölen ve nüfusun kendi bölgelerine dönüşünü kısıtlayan koridorlar ile tampon bölgelerin oluşturulduğunu ortaya koyuyor.
İsrailli liderlerin açıklamaları, bu durumun kalıcı hale getirilmesine yönelik endişeleri artırıyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 28 Mayıs 2026'da İsrail'in hedeflerine ulaşmadan Gazze'den çekilmeyeceğini belirterek, İsrail ordusuna kontrol alanını Gazze Şeridi'nin yüzde 60'ından yüzde 70'ine çıkarma talimatı verdiğini açıklamıştı.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ile aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in de aralarında bulunduğu İsrailli bakanlar, Filistinlilerin Gazze'den tehcir edilmesine ilişkin fikirleri yeniden gündeme getirdi. Bu açıklamalar, yıkımın nüfusu yerinden edilmeye zorlayan bir araca dönüşebileceği yönündeki endişeleri artırdı.
Bu gelişmeler, Netanyahu hükümetinin Filistinli grupların silahsızlandırılması ve tünellerin imha edilmesi sağlanmadan ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçmeyi reddetmeyi sürdürdüğü bir dönemde yaşanıyor. Bu durum, söz konusu ihlallerin yalnızca ateşkes ihlalleri mi, yoksa Gazze Şeridi'nde kalıcı bir İsrail gerçekliğini pekiştirmeye yönelik adımlar mı olduğu sorusunu gündeme getiriyor.
Al-Dameer Sistematik Yıkıma Dikkati Çekiyor
Al-Dameer İnsan Hakları Derneğinin Gazze Direktörü Alaa Skafi, İsrail işgal ordusunun başta konutlar olmak üzere sivil mülkleri hedef almaya devam ettiğini söyledi. Skafi, Gazze Şeridi'nin en güneyindeki Refah kentinde evlerin geniş çaplı yıkıma maruz kaldığını, Gazze'nin doğusundaki ve 'Sarı Bölge' olarak sınıflandırılan alanlardaki evlerde de aynı durumun yaşandığını belirtti. Kuzey Gazze'de ise özellikle Beyt Hanun'daki evler ile Beyt Lahiya'daki konutların büyük bir bölümünün yıkıldığını aktardı.
Skafi, Han Yunus'tan Al Araby TV'ye yaptığı açıklamada, saldırıların çok sayıda konut bloğunu kapsadığını, bazı durumlarda önceden tahliye uyarısı verildiğini, bazı durumlarda ise herhangi bir uyarı yapılmadığını söyledi. Skafi, kimi vakalarda evlerin sakinlerinin başına yıkıldığını ifade etti.
Skafi, ateşkes ilan edilmeden önce İsrail işgal güçlerinin konut bloklarını havaya uçurmak ve mümkün olduğunca çok sayıda evi yıkmak için tonlarca patlayıcı yüklü bombalı araçlar kullandığına dikkati çekti. Bu uygulamanın özellikle sınıra komşu doğu mahalleleri ve bölgelerinde yoğunlaştığını belirten Skafi, belgelenen bu faaliyetlerin Gazze'deki evlerin yıkılmasına yönelik sistematik ve kasıtlı bir politikayı yansıttığını savundu.
Gazze'nin Coğrafyası Yeniden Şekilleniyor
Skafi, derneğin tespitlerine göre bu yıkımın Gazze Şeridi'ni yaşanamaz ve oturulamaz hale getirmeyi amaçlayan daha geniş bir politikanın parçası olduğunu, bunun da Filistinliler üzerindeki baskıyı artırarak onları tehcire ittiğini belirtti.
Skafi, 'Sarı Bölgeler' ile İsrail'in güvenlik kontrol alanlarının genişletilmesinin, işgalin Gazze Şeridi'nin yüzde 60 ila 65'ini kontrol etmesine yol açtığını söyledi. Buna karşılık nüfusun, alanı yüzde 35'i geçmeyen sahil şeridindeki bölgelerde yığılmaya zorlandığını kaydetti. Skafi, Gazze'nin zaten dünyanın en yoğun nüfuslu bölgelerinden biri olduğunu hatırlattı.
Kaynak: AlAraby