Husilerin Babulmendeb'deki İlerleyişi Ne Anlama Geliyor?
17.09.2026 - 10:21 | Son Güncellenme: 17.09.2026 - 10:25
Husilerin Babulmendeb'deki seyrüsefere yönelik tehdidi artık geçen gemilere saldırmakla sınırlı kalmıyor. Örgütün son askeri ilerleyişi, dünyanın en önemli deniz geçitlerinden birinin çevresindeki kontrol haritasını değiştirdi. Husiler birkaç gün içinde Yemen'in batı sahilindeki kontrol alanını genişleterek boğaz içindeki stratejik noktalara, adalara ve Kızıldeniz'in güneyine ulaştı. Böylece Aden Körfezi'ni Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı'na bağlayan seyrüsefer hatlarına daha yakın konuma geldi.
Bu dönüşüm, 28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın ardından Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışında ciddi aksama yaşandığı ve Babulmendeb'in öneminin arttığı bir döneme denk geldi.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi verilerine göre Babulmendeb üzerinden geçen petrol ve petrol türevlerinin miktarı, 2025'in son çeyreğinde günlük 5,4 milyon varilken 2026'nın ikinci çeyreğinde 8,1 milyon varile yükseldi. Aynı dönemde Hürmüz Boğazı'ndan geçen miktar ise günlük 21,6 milyon varilden 4,9 milyon varile geriledi.
Yemen'de hükümeti destekleyen Arap Koalisyonu da 15 Eylül'de, Husilerin Suudi Arabistan'ın Hamis Muşayt, Ebha ve Taif kentlerini balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla hedef aldığı saldırılarda 13 sivilin yaralandığını açıkladı. Koalisyon Sözcüsü Turki el-Maliki, saldırıların 14 Eylül'de gerçekleştiğini ve yaralanmaların hafif ile orta derecede olduğunu belirtti.
Bu rakamlar, savaş sırasında deniz geçitlerinin öneminde yaşanan değişimi ortaya koyuyor. Hürmüz üzerinden petrol trafiği gerilerken Kızıldeniz güzergahının önemi arttı. Bu durum özellikle ham petrolü ülkenin doğusundan Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Yenbu Limanı'na, oradan da Kızıldeniz üzerinden uluslararası pazarlara taşıyabilen Suudi Arabistan açısından kritik önem taşıyor.
Husilerin ilerleyişiyle birlikte petrol arzına ilişkin endişeler de arttı. Bölgedeki enerji ihracat güzergahlarının sekteye uğraması, Babulmendeb'in önemini daha da artırdı.
Ancak Husilerin boğazın Yemen tarafındaki kontrolünü genişletmesi, Babulmendeb'in tamamını kontrol ettikleri veya boğazı istedikleri anda kapatabilecekleri anlamına gelmiyor. Boğaz Yemen ile Afrika kıyıları arasında uzanıyor, gemiler buradan geçmeye devam ediyor ve bölgede uluslararası deniz kuvvetleri faaliyet gösteriyor.
Bu nedenle gelişmeler, Babulmendeb çevresindeki kontrol haritasının nasıl değiştiği, boğazın küresel ticaret ve enerji açısından taşıdığı önem, Hürmüz'deki krizin ardından neden daha kritik hale geldiği ve Husilerin seyrüseferi aksatma kapasitesinin sınırları üzerinden değerlendiriliyor.
Babulmendeb nerede?
Tehlikeli seyrüsefer koşulları nedeniyle "Gözyaşları Kapısı" olarak da bilinen Babulmendeb, Kızıldeniz'in güney ucunda, Arap Yarımadası'ndaki Yemen ile Afrika kıyısındaki Cibuti ve Eritre arasında yer alıyor.
Arap Yarımadası'nın diğer tarafında ise ABD-İran savaşının başlıca cephelerinden biri haline gelen Hürmüz Boğazı bulunuyor.
Babulmendeb'in en dar noktasındaki genişliği yaklaşık 29 kilometre. Meyyun Adası boğazı iki kanala ayırırken gemi trafiği de gidiş ve geliş için kullanılan bu iki kanal üzerinden sağlanıyor.
Kuzeyde, Hudeyde ile Muha arasında Haniş Adaları bulunuyor. Reuters'a göre bu adaları kontrol eden taraf, bölgeden geçen gemileri izleme ve gözlemleme açısından önemli bir konuma sahip oluyor. Husiler ayrıca Kızıldeniz'deki deniz trafiğine yönelik daha geniş saldırı kampanyalarında üs olarak kullandıkları Hudeyde'yi de kontrol ediyor.
Babulmendeb'den hangi yükler geçiyor?
Babulmendeb, özellikle Asya'dan Avrupa'ya Süveyş Kanalı üzerinden yapılan mal ve yük taşımacılığı açısından dünyanın en önemli deniz güzergahlarından biri.
Boğaz aynı zamanda Mısır'ın Kızıldeniz kıyısındaki SUMED Boru Hattı bağlantılı sevkiyatlar ile Rus petrolü dahil Asya yönüne taşınan yükler açısından da önem taşıyor.
Babulmendeb, Süveyş Kanalı'nın güney kapısı niteliğinde. Güneyden Süveyş'e ulaşmak isteyen gemilerin bu geçitten geçmesi gerekiyor.
Boğazdaki deniz trafiğinin aksaması halinde gemiler Güney Afrika'daki Ümit Burnu üzerinden daha uzun bir güzergaha yönelmek zorunda kalıyor. Bu rota yolculuk süresine haftalar eklerken taşımacılık maliyetlerini de ciddi biçimde artırıyor.
Husiler Babulmendeb çevresinde nereleri kontrol ediyor?
Husilerin son askeri ilerleyişi Yemen'in batı sahilindeki kontrol haritasını değiştirdi.
En dikkat çekici gelişmelerden biri, Husilerin 10 Eylül'de Muha kenti ve limanını ele geçirmesi oldu. İlerleyiş daha sonra Babulmendeb'e daha yakın konumdaki Zubab'a doğru güneye yöneldi. Bu noktalar, Husilere Aden Körfezi'ni Kızıldeniz'e bağlayan geçide bakan Yemen kıyılarında önemli bir varlık sağladı.
Washington Post, Husilerin Muha'ya girişini belgelerken Associated Press bölgede çatışmaların sürdüğünü ve hükümet güçlerinin saflarını yeniden düzenlemeye çalıştığını aktardı.
Haberde yer verilen 14 Eylül tarihli haritada da Yemen'deki hükümet güçleri ile Husiler arasındaki başlıca kontrol alanları ve çatışma noktaları gösterildi.
Meyyun Adası'nın ele geçirilmesi ise gelişmelerin en kritik aşamalarından biri oldu. Babulmendeb'in içinde bulunan ada, boğazı iki kanala ayırıyor ve uluslararası seyrüsefer hatları adanın yakınından geçiyor.
Meyyun'un kontrol altına alınmasıyla Husiler, mevcut ilerleyiş sırasında ilk kez yalnızca boğaza bakan kıyıda değil, doğrudan boğazın içinde bir noktada konumlandı.
İlerleyiş Meyyun'la sınırlı kalmadı. Husilerin Zukar Adası'nı ele geçirdiğine ilişkin haberlerin ardından Associated Press, 14 Eylül'de örgütün Büyük Haniş ve Küçük Haniş adalarını da kontrol ettiğini bildirdi.
Böylece Husilerin kontrol alanı Yemen'in batı sahilinden Babulmendeb'in kuzeyindeki deniz güzergahı boyunca uzanan stratejik adalara kadar genişledi.
Bununla birlikte, bu gelişmeleri "Babulmendeb'in tamamının ele geçirilmesi" şeklinde tanımlamak dikkat gerektiriyor. Husiler Yemen tarafındaki önemli noktaları, boğaz içindeki Meyyun Adası'nı ve kuzeyindeki stratejik adaları kontrol ediyor ancak karşı kıyı Cibuti ile Eritre arasındaki Afrika sahilinde bulunuyor. Ayrıca boğazdaki gemi trafiği tamamen durmuş değil.
Dolayısıyla değişen temel unsur, Husilerin deniz trafiğini gözlemlemek, ona yaklaşmak veya tehdit etmek için kullanabileceği stratejik noktaların sayısı ve konumu. Deniz geçidinin tamamı Husilerin kontrolüne geçmiş değil.
Körfez ülkeleri Hürmüz ile Babulmendeb arasında
Husilerin Babulmendeb çevresindeki ilerleyişinin etkileri Yemen sınırlarıyla sınırlı değil. Boğaz, Körfez ülkelerinin enerji ihracatında kullandığı güzergahın merkezinde bulunurken aynı zamanda Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı'nın güney girişini oluşturuyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüseferin sekteye uğramasının ardından Babulmendeb güzergahına yönelik yeni bir tehdit, Körfez ülkeleri üzerindeki ekonomik ve güvenlik baskısını artırırken etkileri Mısır'a ve Süveyş Kanalı üzerinden yürütülen ticarete kadar uzanıyor.
Bu tablo özellikle Suudi Arabistan'ı bölgedeki iki önemli enerji ihracat kapısında eş zamanlı baskıyla karşı karşıya bırakıyor. Riyad, Hürmüz'deki aksamanın ardından petrol ihracatının önemli bölümünü Doğu-Batı Boru Hattı üzerinden Kızıldeniz limanlarına yönlendirmişti. Ancak bu boru hattı da saldırıya uğradı ve kapatıldı.
Böylece Suudi Arabistan'a Hürmüz'e alternatif sağlayan güzergah da Husilerin Yemen sahilinde ve Babulmendeb çevresindeki adalarda ilerlemesiyle daha fazla risk altında kaldı.
Orta Doğu uzmanı Fawaz Gerges, Reuters'a yaptığı değerlendirmede boğaza yakın stratejik noktaların kontrolünün Husilere Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri karşısında daha fazla jeopolitik ve ekonomik nüfuz sağladığını belirtti.
Muhtemel etkiler yalnızca petrol ihracatıyla sınırlı değil. Hürmüz ve Babulmendeb'deki risklerin devam etmesi, taşımacılık ve sigorta maliyetlerini artırarak hem enerji ihracatı hem de mal ithalatı açısından Körfez ticareti üzerindeki baskıyı artırabilir.
Deniz geçitlerindeki baskının arttığı dönemde Körfez ülkeleri de gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik seçenekler arıyor. Umman'ın, Körfez ülkelerinin dışişleri bakanları ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi arasında Hürmüz'deki seyrüsefere ilişkin olası düzenlemeleri görüşmek üzere 14 Eylül'de ev sahipliği yapması planlanan toplantı ertelendi.
Reuters'a konuşan analistler, ekonomik ve güvenlik baskısının devam etmesi halinde Körfez ülkelerinin Washington ile güvenlik ilişkilerini sürdürürken çıkarlarını korumak amacıyla Tahran'la doğrudan müzakere kanallarını da geliştirebileceğini değerlendiriyor.
Süveyş Kanalı üzerindeki risk
Babulmendeb, Süveyş Kanalı'na uzanan Kızıldeniz güzergahının güney kapısı olduğundan, Süveyş üzerindeki etkilerin ortaya çıkması için boğazın tamamen kapanması gerekmiyor.
Mısır bu durumu 2023'ün sonlarından itibaren yaşadı. Husi saldırıları Maersk, MSC, Hapag-Lloyd ve BP gibi büyük taşımacılık ve enerji şirketlerini gemilerini Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı'ndan uzaklaştırarak Ümit Burnu üzerinden yönlendirmeye itti. Bu durum yolculuk sürelerini ve taşımacılık maliyetlerini artırdı.
Reuters'a göre geçmiş yıllardaki deneyim, deniz trafiğinin kısmen aksamasının bile geniş çaplı sonuçlar doğurabileceğini gösterdi. Husilerin geçen gemileri tehdit etme kapasitesinin artması halinde denizcilik şirketleri, boğazdan geçişte daha yüksek risk ve maliyetleri üstlenmek ile Afrika çevresindeki daha uzun rotayı kullanmak arasında tercih yapmak zorunda kalabilir.
Bu durum Süveyş Kanalı'ndan geçen gemi sayısının azalmasına ve kanal gelirlerinin baskı altında kalmasına yol açabilir.
Kpler verilerine göre haziran ayında Babulmendeb'den geçen petrol ürünlerinin hacmi, küresel petrol üretiminin yaklaşık yüzde 7'sine eşdeğerdi. Bu durum enerji piyasalarının boğazda yaşanabilecek yeni bir aksamaya karşı hassasiyetini artırıyor.
Husi ilerleyişi İsrail'i neden endişelendirdi?
İbrani basınına göre Yemen'deki hızlı gelişmeler ve Husilerin ilerleyişi İsrail güvenlik kurumlarının gündeminde önemli yer tutuyor.
Yedioth Ahronot, ismini açıklamadığı kaynaklara dayandırdığı haberinde İsrail güvenlik kurumlarının Kızıldeniz'deki gelişmeleri "endişeyle" takip ettiğini aktardı. Haberde, Husilerin Kızıldeniz'in güneyindeki kent ve noktaları ele geçirmeyi sürdürerek Babulmendeb çevresindeki hakimiyetlerini pekiştirdiği ifade edildi.
Gazeteye göre İsrail, gelişmeleri "endişe verici" olarak değerlendiriyor ancak doğrudan bir saldırıya maruz kalmadığı sürece İsrail ordusunun mevcut aşamada askeri müdahalede bulunması beklenmiyor.
Yedioth Ahronot'un aktardığı İsrail güvenlik değerlendirmelerinde, Babulmendeb'in bazı kesimlerinde genişliğin yaklaşık 18 kilometreye kadar indiği öne sürülerek bunun gemi trafiğini aksatmayı daha geniş deniz geçitlerine kıyasla kolaylaştırdığı savunuldu.
Aynı değerlendirmelerde Husilerin gemileri hedef almak için füze ve patlayıcı yüklü tekneler kullanabileceği ve hedeflerini daha hassas biçimde seçebileceği iddia edildi.
Gazete ayrıca İsrail güvenlik kurumları içinde "caydırıcılığın çökmesi" olarak nitelenen duruma yönelik eleştiriler bulunduğunu ve Yemen hükümeti ile bölgedeki diğer aktörlerin Husi ilerleyişini durdurmak için yeterli adım atmadığı yönünde görüşlerin dile getirildiğini aktardı.
Haberde, Husilerin Babulmendeb çevresindeki hakimiyetini kalıcı hale getirmesinin, İsrail tarafının iddiasına göre İran öncülüğünde bölgedeki deniz geçitlerinde geniş nüfuz kullanabilecek "gerçek ve ciddi bir koalisyon" oluşmasına zemin hazırlayabileceğine ilişkin endişelere de yer verildi.
Babulmendeb'deki mücadelede üç senaryo
Anadolu Ajansının 13 Eylül tarihli değerlendirmesinde, Yemen'in batı sahili ve Babulmendeb'deki mücadelenin geleceğine ilişkin üç temel senaryo öne çıkarıldı.
İlk senaryoda, artan askeri baskı ve Marib, El-Cevf, El-Beyda, Taiz ile batı sahilinde açılan cephelerin Husilerin ilerleyişini yavaşlatabileceği veya bazı bölgelerde yeniden konuşlanmalarına yol açabileceği değerlendiriliyor. Sana Stratejik Araştırmalar Merkezi araştırmacısı Adel Dashela bu ihtimale işaret ederken, Yemenli askeri uzman Muhammed el-Kumaim hükümet güçlarının kaybettikleri bölgeleri geri almak için karşı saldırılara yönelebileceğini belirtiyor.
İkinci senaryo, Husilerin uluslararası seyrüseferi doğrudan tehdit etmesi halinde çatışmanın Yemen sınırlarını aşması. Meyyun ve Haniş gibi stratejik noktaların kontrolü, meseleyi bölgesel ve uluslararası deniz güvenliğiyle doğrudan bağlantılı hale getiriyor. Bu durum, gemi trafiğinin aksamasını önlemek amacıyla daha geniş askeri veya siyasi girişimleri gündeme getirebilir.
Üçüncü senaryoda ise Husilerin batı sahilindeki kazanımlarını koruyarak bunları Suudi Arabistan üzerinde baskı aracı olarak kullanması, buna karşılık Babulmendeb'i tamamen kapatmaktan veya uluslararası gemileri doğrudan hedef almaktan kaçınması öngörülüyor. Böyle bir tablo, örgütün uluslararası ölçekte daha geniş bir müdahaleyi tetiklemeden yeni kontrol alanlarını korumaya çalışması anlamına geliyor.
Kaynak: ArabicPost