Husiler Kimdir? Yemen Ensarullah Hareketi ve Kızıldeniz Saldırılarının Aktörü

Yemen’de küçük bir Zeydi hareket olarak ortaya çıkan Husiler, bugün Kızıldeniz saldırıları, İran bağlantısı ve Bab’ül Mendeb tehdidiyle küresel ticaretin kritik aktörleri arasında yer alıyor. Hareketin kuruluşu, askerî kapasitesi ve bölgesel etkileri haberimizde.
Husiler Kimdir Yemen Ensarullah Hareketi ve Kızıldeniz Saldırılarının Aktörü

20.05.2026 - 14:38  |  Son Güncellenme:  22.05.2026 - 10:58

1990'ların başında Yemen'in kuzeyindeki Sada bölgesinde küçük bir Zeydi Şii cemaati olarak filizlenen Husiler, bugün başkent Sana'yı yöneten, Kızıldeniz'de küresel ticaret hattını tehdit eden ve ABD-İsrail-İran ekseninin en kritik vekil aktörlerinden birine dönüşen bir hareketin adı. Resmî adıyla Ensarullah Hareketi'nin kuruluşu, askeri kapasitesi, İran bağı ve Kızıldeniz operasyonlarıyla bugün ulaştığı nokta…

Ensarullah Hareketi’nin doğuşu: Sada’dan yola çıkan bir Zeydi hareket

Husilerin resmî adı Ensarullah'tır ve Arapça "Allah'ın Yardımcıları" anlamına gelir. Hareket, 1990'ların başında Yemen'in kuzeyindeki Sada bölgesinde, Suudi Arabistan sınırının hemen yanında, dinî ve kültürel faaliyet odaklı küçük bir cemaat olarak ortaya çıktı. Başlangıçta "Mümin Gençler Hareketi" adıyla anılan yapı, 1992 yılında Hüseyin Bedreddin el-Husi tarafından siyasi bir harekete dönüştürüldü.

Husiler, Yemen nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturduğu tahmin edilen Zeydi mezhebine mensuptur. Zeydilik, Şiiliğin Sünniliğe en yakın kolu olarak kabul edilir; Zeydiler, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Zeynel Abidin ve Zeyd bin Ali silsilesini imam olarak tanır. Yemen, 1538'den 1918'e kadar süren Osmanlı hâkimiyetinin ardından 1970'e dek Zeydi yönetiminde kalmıştı.

Hareket, ismini kurucu lider Hüseyin Bedreddin el-Husi'den almıştır. Lider kadrosunun büyük bölümü Husi ailesine mensup isimlerden oluşur.

Hüseyin el-Husi’nin öldürülmesi ve hareketin silahlı yapıya dönüşmesi

Ensarullah Hareketi için kırılma noktası 10 Eylül 2004'te yaşandı. Dönemin Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'e bağlı birliklerin düzenlediği operasyonda hareketin kurucusu Hüseyin Bedreddin el-Husi öldürüldü. Bu olay, hareketin silahlı bir direniş örgütüne dönüşmesinin başlangıcı oldu.

Liderlik koltuğunu, Hüseyin el-Husi'nin kardeşi Abdülmelik el-Husi devraldı. Yeni lider döneminde Yemen hükümetiyle 2004-2010 yılları arasında altı ayrı savaş yaşandı. Hareket, 2003'te Lübnan merkezli Hizbullah'tan etkilenerek bayraklarına şu sloganı yerleştirdi: "Allah Büyüktür, İsrail'e ölüm, Amerika'ya ölüm, Siyonizm'e Lanet, İslam'a Zafer."

21 Eylül 2014: Başkent Sana’nın düşüşü

Husiler, 2011 Arap Baharı sürecinde sokak protestolarına katılarak Ali Abdullah Salih'in Şubat 2012'de devrilmesinde rol oynadı. 2014'te eski düşmanları Salih ile beklenmedik bir ittifak kuran hareket, 21 Eylül 2014'te başkent Sana'yı ele geçirdi ve uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini iktidardan uzaklaştırdı.

Bu gelişme üzerine Suudi Arabistan öncülüğünde 10 ülkeden oluşan Arap Koalisyonu, Mart 2015'te Husilere karşı askerî operasyon başlattı. Husiler bugün başkent Sana ile Zemar, İbb, Reyme, Mahvit ve Amran'ın yanı sıra Sada, Hacce ve Hudeyde vilayetlerinin merkezleri ile Beyda ve Cevf'in bir bölümünü elinde bulunduruyor. Koalisyon güçleri ile Yemen Başkanlık Konseyi ise ülkenin güneybatısındaki stratejik Bab'ül Mendeb ilçesinden Umman sınırına kadar uzanan Arap Denizi kıyısındaki sahil şehirlerini kontrol ediyor.

İran desteği ve “Direniş Ekseni”ndeki konumu

Husilerin en bariz destekçisi İran'dır. Tahran'ın hareketi malî ve askerî olarak desteklediği uluslararası raporlarda yer alıyor. Husiler, Lübnan'daki Hizbullah, Irak'taki milisler ve Filistinli silahlı gruplarla birlikte İran liderliğindeki "Direniş Ekseni"nin parçası olarak tanımlanıyor.

Bazı ülkeler tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan hareket, kendisini Yemen'de dış müdahaleye direnen bir yapı olarak konumlandırıyor.

Husilerin askeri kapasitesi: Asimetrik savaşın yeni modeli

Husiler, klasik anlamda düzenli bir devlet ordusuna sahip değil; hibrit savaş modelini benimsemiş asimetrik kapasitesi yüksek bir yapı olarak değerlendiriliyor. Grubun silahlı gücü 7.000 ile 30.000 arasında militan içerirken sivil destekçilerin sayısı 450.000 civarında tahmin ediliyor.

Cephanenin öne çıkan unsurları arasında kısa ve orta menzilli balistik füzeler, kamikaze İHA sistemleri, kıyı savunma füzeleri ve hafif-orta ölçekli kara birlikleri yer alıyor. Hareketin lideri Abdülmelik el-Husi, İsrail'e yönelik bir saldırı sonrasında El-Mesire televizyonunda yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: "İsrail'e karşı bugünkü operasyonumuz, ileri düzeyde teknolojiye sahip düşman savunma sistemlerini aşarak 2 bin 40 kilometre mesafeye ulaşan bir füzeyle gerçekleştirildi."

31 Ekim 2023: Kızıldeniz saldırılarının başlangıcı

Husiler, 7 Ekim 2023'te başlayan Hamas-İsrail Savaşı'nın ardından bölgesel sahnede yeni bir cephe açtı. 31 Ekim 2023'te İsrail'e ilk balistik füze ve İHA saldırılarını düzenleyen hareket, Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu öne sürdüğü ticari gemilere el koymaya ya da dron ve füzelerle saldırmaya başladı.

19 Kasım 2023'te Husiler, Kızıldeniz'de İsrailli iş insanına ait olduğu belirtilen "Galaxy Leader" adlı kargo gemisini ele geçirerek 25 mürettebatını rehin aldı. Hareket, "Filistin'le dayanışma amacıyla" İsrail bandıralı ya da İsrail limanlarına giden tüm gemileri hedef alacağını ilan etti.

Mayıs 2024'e kadar Husiler 50'den fazla saldırı düzenledi. Abdülmelik el-Husi'nin Mayıs 2024'teki açıklamasına göre güçleri; Kızıldeniz, Bab'ül Mendeb Boğazı, Aden Körfezi ve Hint Okyanusu genelinde İsrail ve müttefiklerine bağlı 107 gemiye 606 balistik füze ve insansız hava aracı fırlattı. Saldırılarda üç denizci hayatını kaybetti, bir gemi ele geçirildi ve bir başkası batırıldı.

Saldırılardan kaçınmak için pek çok gemi, Afrika'nın güney ucundaki Ümit Burnu rotasına yöneldi. Bu durum Süveyş Kanalı üzerinden yapılan ticaretin önemli bölümünün durmasına yol açtı. Dünyanın en büyük konteyner şirketi MSC, Danimarka merkezli Maersk, Alman Hapag-Lloyd ve Fransız CMA CGM, Kızıldeniz'deki seferlerini askıya aldıklarını duyurdu.

Refah Muhafızı ve Aspides: Uluslararası tepki

ABD, Kızıldeniz'deki saldırılara karşı Aralık 2023'te çok uluslu deniz koalisyonu "Refah Muhafızı Operasyonu"nu başlattı. Koalisyonda ABD, Birleşik Krallık, Avustralya, Bahreyn, Kanada, Fransa, İtalya, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Seyşeller ve İspanya yer aldı. Şubat 2024'te ise Avrupa Birliği, tamamen savunma amaçlı "Aspides Operasyonu"nu devreye soktu. 3 Ocak 2024'te ABD ve 12 ülke, Husilere saldırılarını durdurmaları için ültimatom yayımladı.

ABD ve İngiltere'nin Husi mevzilerine yönelik hava saldırılarında Mayıs 2024 sonuna kadar 56 kişi hayatını kaybetti, 77 kişi yaralandı. Yaklaşık iki yıl süren çatışma 6 Mayıs 2025'te Umman arabuluculuğunda imzalanan ABD-Husi ateşkesiyle büyük ölçüde sona erdi. Ancak Husiler, anlaşmanın İsrail'e yönelik saldırılar için geçerli olmadığını duyurdu.

Husi liderliğine yönelik suikastlar

İsrail'in 28 Ağustos 2025'te Sana'ya düzenlediği hava saldırısında, Husilere bağlı hükümetin Başbakanı Ahmed er-Rehavi ile 9 bakanın da aralarında bulunduğu 12 yetkili hayatını kaybetti. 20 Ekim 2025'te ise Husilerin Genelkurmay Başkanı Muhammed Abdülkerim el-Gamari'nin İsrail saldırısında aldığı yaralar sonucu öldüğü açıklandı.

İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, sosyal medya hesabından Husi liderine seslenerek şu ifadeleri kullandı: "Abdulmelik el-Husi, senin de vaktin gelecek. Cehennemin dibinde seni bekleyen hükümet üyelerinle buluşacaksın."

2026: ABD-İsrail-İran savaşı ve Husilerin yeni cephesi

ABD ve İsrail'in 28 Şubat 2026'da İran'a yönelik başlattığı geniş çaplı askerî operasyon, Husileri yeni bir denkleme soktu. Hareket, savaşın başlamasından kısa süre sonra İsrail'e ilk füzesini fırlatarak çatışmaya dahil olduğunu duyurdu.

Husilere bağlı Sana merkezli hükümetin Enformasyon Bakan Yardımcısı Muhammed Mansur, Cumhuriyet gazetesine yansıyan açıklamasında hareketin İran, Lübnan ve Irak'taki müttefikleriyle koordineli hareket ettiğini belirterek, "Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Bab'ül Mendeb'i kapatmak seçenekler arasında yer alıyor" dedi.

Mart 2026'da Husilerin askerî kanadı, Kızıldeniz'de seyreden ABD sahipli "Chios Lion" adlı petrol tankerini hedef aldığını açıkladı. "Yemen Askerî Medyası" üzerinden servis edilen video, tankerin gövdesinde yükselen yangını gösterdi. Bu saldırı, ABD-İsrail-İran savaşında Husilerin resmen sahaya inişi olarak değerlendirildi.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu üyesi Ali Hezriyan ise Babülmendep'teki son gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Husiler son günlerde Babülmendep Boğazı'nın kapatılmasına yönelik tatbikatlar gerçekleştirdi ve boğazın fiilen kapatılması için gerekli tüm hazırlıklar tamamlandı."

Bab’ül Mendeb ve Hürmüz: Küresel ekonominin iki stratejik boğazı

Kızıldeniz'i Aden Körfezi'ne bağlayan Bab'ül Mendeb Boğazı, normal şartlarda günde yaklaşık 5-6 milyon varil petrol akışına ev sahipliği yapıyor. Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayan Süveyş Kanalı ise küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği rota olarak biliniyor. Boğazın doğu kıyısı, Yemen'deki Husi kontrol bölgelerine oldukça yakın.

Hürmüz Boğazı'ndan ise dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20'si, yani günde 20-21 milyon varil taşınıyor. İki boğazın eş zamanlı tehdit altına girmesi, küresel enerji ve ticaret akışını iki noktadan kesme potansiyeli taşıyor. ABD'de normal benzinin galon başına ulusal ortalama fiyatı, 11 Mayıs itibarıyla 4,52 dolara çıktı; bir yıl önce bu rakam 3,14 dolar seviyesindeydi.

Uzmanlara göre boğazların "tamamen kapatılması" klasik anlamda fiziki bir abluka değil; sigorta maliyetlerini artırarak ve geçişi riskli hale getirerek trafiği durdurma biçiminde gerçekleşiyor.

Yemen’de insani kriz: 377 bin ölü, 21,6 milyon yardıma muhtaç

BM verilerine göre Yemen'de 2014'ten bu yana süren iç savaşta yaklaşık 377.000 kişi hayatını kaybetti. Ülke nüfusunun büyük bölümünü oluşturan 21,6 milyon kişi insani yardıma ihtiyaç duyuyor. Yemen, dünyanın en büyük insani krizlerinden birini yaşamaya devam ediyor.

Husilerin Yemen iç savaşında sivilleri hedef almak ve çocuk asker kullanmak gibi insan hakları ihlalleri nedeniyle uluslararası alanda geniş çapta kınandığı raporlara yansıyor.

Görünürlüğü artan bir aktör

İran desteğiyle güçlenen, başkent Sana dahil Yemen'in geniş bir bölümünü kontrol eden ve Kızıldeniz'de uluslararası deniz yollarını tehdit eden Husiler, 2026 itibarıyla Orta Doğu'daki çatışma dinamiklerinin merkezindeki aktörlerden biri olmayı sürdürüyor. Hareketin Bab'ül Mendeb tehdidi, küresel enerji ve ticaret hattının kaderini doğrudan etkileyen bir denklem olarak masada duruyor.