Hürmüz Krizi ve Mühimmat Sıkıntısı Washington’ın Hesaplarını Zorluyor

İran’la savaşta azalan Patriot ve THAAD stokları, Hürmüz Boğazı’nda süren krizle birleşerek Washington’ın askeri ve diplomatik seçeneklerini zorlaştırıyor.
Hürmüz Krizi ve Mühimmat Sıkıntısı Washington’ın Hesaplarını Zorluyor

24.09.2026 - 10:51  |  Son Güncellenme:  24.09.2026 - 11:34

2026 ilkbaharından itibaren ABD’nin hassas güdümlü silah ve mühimmat stoklarının azaldığına ilişkin zaman zaman gündeme gelen bilgiler, yaz aylarında daha açık biçimde tartışılmaya başlandı.

Haziran ayındaki ateşkesin ardından çatışmaların aralıklı operasyonlara dönüşmesiyle, İran’la savaşta bu mühimmatın yoğun biçimde kullanılmasının bazı stokları korunması gereken stratejik rezerv seviyelerine, hatta bazı kalemlerde bunun altına düşürdüğüne ilişkin bilgiler kamuoyuna yansıdı. 

Al Araby Al Jadeed’in analizinde, bu durumun erken bir uyarı niteliği taşıdığı ve ABD Başkanı Donald Trump’ın tırmanma yönündeki tehditlerinden yedi kez geri adım atmasında etkili olmuş olabileceği değerlendiriliyor. Bununla birlikte Trump’ın geri adımları, ABD içindeki siyasi hesaplara ve savaşı yeniden genişletmek istememesine de bağlanıyordu. 

Tablo, 31 Temmuz’da Trump başkanlığında Camp David’de gerçekleştirilen hükümet toplantısının ardından daha belirgin hâle geldi.

Muhtemelen kasıtlı olduğu değerlendirilen sızıntılara göre toplantıda Trump ile ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth arasında mühimmat stoklarının durumu ve konunun kamuoyuna nasıl yansıdığı konusunda bir tartışma yaşandı. Trump daha sonra mühimmat stoklarına ilişkin bilgilerin basına sızdırılması konusunda soruşturma başlatılmasını istedi.

Wall Street Journal da Trump’ın İran savaşı nedeniyle azalan mühimmat stoklarına ilişkin bilgilerin basına sızdırılması üzerine yeni soruşturmalar talep ettiğini bildirdi. 

Trump daha sonra İran’a, anlaşmaya varılması gerektiğini, aksi takdirde benzeri görülmemiş kapsamlı bir saldırıyla karşı karşıya kalacağını belirterek “son şans” niteliğinde bir uyarı yöneltti.

Hürmüz Boğazı müzakerelerin merkezine yerleşti

Beyaz Saray, Ağustos ayının ilk haftasında Tahran ile Umman arasında yürütülen görüşmelerin umut verici ilerleme kaydettiğini gerekçe göstererek büyük çaplı askeri tırmanma tehdidini kısa süre içinde geri çekti.

9 Ağustos itibarıyla ABD yönetimi, Kongrede gündeme gelen Umman-İran görüşmelerinde ortaya çıkması beklenen anlaşmanın içeriğine ilişkin sorulara henüz net bir yanıt vermemişti.

Buna karşılık İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadr, 8 Ağustos’ta Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması için ABD’ye altı şart sundu.

Şartlar arasında ABD’nin İran’a yönelik tehditlerine son vermesi, İran ve bölgedeki müttefiklerine karşı askeri operasyonların sona erdirilmesi, İran limanlarına yönelik deniz ablukasının kaldırılması, ABD’nin deniz ve hava kuvvetlerini İran çevresinden çekmesi, savaş nedeniyle tazminat ödemesi, yaptırımları kaldırması ve dondurulan İran varlıklarını serbest bırakması bulunuyordu. 

Al Araby Al Jadeed’in analizinde, Tahran’ın ABD’nin mühimmat stoklarına ilişkin tartışmaların görünür hâle gelmesini müzakere konumunu güçlendirmek ve Hürmüz Boğazı’nda yeni bir durum oluşturmak için kullandığı değerlendirmesine yer veriliyor. 

Patriot ve THAAD stoklarındaki düşüş

Analize göre ABD’nin gelişmiş füze ve hava savunma kapasitesinde ortaya çıkan açığın giderilmesinin birkaç aydan üç yıla kadar uzayabilecek olması, ABD’nin ulusal güvenliği açısından risk oluşturuyor.

Yazıda, bu durumun İran’a Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü güçlendirme ve dolayısıyla petrol fiyatları üzerinde daha fazla etki kurma imkânı sağlayabileceği değerlendirmesi yapılıyor. Petrol fiyatlarının, ara seçimlerin yaklaştığı dönemde Trump yönetimi ve Cumhuriyetçiler açısından önemli bir siyasi ve ekonomik başlık hâline geldiği belirtiliyor. 

Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından temmuz ayında yayımlanan analiz de ABD’nin hava savunma mühimmatındaki düşüşe dikkat çekti.

Al Araby Al Jadeed’in CSIS verilerinden aktardığı tahmine göre savaş öncesinde 2 bin 330 civarında bulunan Patriot önleyici füze stokunun savaş sonrasında 759 ila 827 seviyesine gerilediği tahmin edildi.

Terminal Yüksek İrtifa Hava Savunma (THAAD) sistemlerinde kullanılan önleyici füze stokunun ise 452’den 278-284 aralığına düştüğü aktarıldı. 

CSIS’in 27 Temmuz tarihli kendi analizinde de Patriot stokunun 1000’in altına, THAAD stokunun ise yaklaşık 250 seviyesine gerilediği belirtilerek azalan stokların ABD ve müttefiklerini balistik füze saldırılarına karşı daha fazla risk almaya zorlayabileceği ifade edildi. 

Anadolu Ajansı da daha sonra CSIS verilerine dayanarak savaş öncesinde yaklaşık 2 bin 200 seviyesinde olduğu tahmin edilen küresel Patriot füze stokunun 827’nin altına, 452 adetlik THAAD stokunun ise 278’in altına gerilediğini aktardı. 

Trump önce reddetti, ardından stokların azaldığını kabul etti

Söz konusu tahminler, ABD’li yetkililerin açıklamalarının yanı sıra açık kaynaklardan elde edilen verilere dayanıyor.

Al Araby Al Jadeed’in aktardığına göre Wall Street Journal, Trump’ın mühimmat stoklarının durumuyla ilgili bilgilendirildiğini değerlendirdi.

Trump ise 4 Ağustos’ta mühimmat sıkıntısı bulunduğunu reddederek ABD’nin diğer ülkelerden çok daha fazla ve ihtiyaç duyduğundan da fazla mühimmata sahip olduğunu, silah üreticilerinin de geçmişe kıyasla daha fazla üretim yaptığını söyledi.

Ancak iki gün sonra bazı mühimmat türlerinin miktarının “biraz azaldığını” kabul etti. 

Al Araby Al Jadeed, Trump’ın bu açıklamasını mühimmat sıkıntısı ile askeri tırmanmadan tekrar tekrar geri adım atması arasında bağlantı bulunabileceğine yönelik bir işaret olarak değerlendiriyor.

Yazıya göre Washington bu nedenle müzakereler yoluyla bir çıkış aramayı sürdürüyor. Pentagon’un da bombardımanın sürdürülmesinin tek başına ateşkese ulaşmak için yeterli olmayacağı kanaatine vardığı aktarılıyor. 

Wall Street Journal’ın temmuz sonunda yayımladığı haberlerde de ABD yönetimindeki bazı yetkililerin, yoğun bir saldırı kampanyasının zaten azalan Patriot ve diğer hava savunma mühimmatlarını daha da tüketebileceği konusunda endişeli olduğu bildirildi. 

İslamabad Mutabakatı da krizi çözemedi

Al Araby Al Jadeed’in değerlendirmesine göre Washington, askeri seçeneğin çıkmaza girmesinin ve mevcut koşullarda tek başına sonuç vermeyebileceğinin görülmesinin ardından 2026 ilkbaharından itibaren “kriz yönetimi” anlayışıyla hareket etti.

ABD ile İran, Pakistan’ın arabuluculuğunda haziran ayında 14 maddelik İslamabad Mutabakatı üzerinde anlaşmıştı. Mutabakat; savaşın sona erdirilmesi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması gibi başlıkları içeriyordu. 

Ancak mutabakat daha sonra taraflar arasındaki görüş ayrılıkları ve yeniden başlayan çatışmalar nedeniyle işlemez hâle geldi. Hürmüz Boğazı’nın yönetimi ve geçiş şartları da taraflar arasındaki temel anlaşmazlıklardan biri olarak kaldı. 

Al Araby Al Jadeed’in 9 Ağustos tarihli analizinde, ABD’nin mühimmat stoklarına ilişkin sorunun daha görünür hâle gelmesi ve İran’ın bunu hızla kullanmaya çalışmasıyla Trump yönetiminin bu kez bir “kriz yönetimi krizine” sürüklendiği değerlendirmesi yapılıyor.

Yazıda Washington açısından sürecin sonunun belirsiz ve açık uçlu hâle gelebileceği yönündeki kaygıların arttığı belirtiliyor. 

24 Eylül itibarıyla Hürmüz krizi sürüyor

Kaynak analizin yayımlanmasının ardından Hürmüz Boğazı konusunda yeni gelişmeler yaşandı.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rezai, 23 Eylül’de İran’ın boğazın açılması için ABD’ye bu kez yedi şart sunduğunu ve bunların önceki şartlardan “dil ve tür bakımından farklı” olduğunu açıkladı. Rezai, şartların birkaç gün içinde uygulanması gerektiğini söyledi. 

Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili ise 22 Eylül’de ABD’nin askeri baskıyı azaltması ve İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırması durumunda Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nı yedi gün içinde yeniden açabileceğini belirtti. 

24 Eylül itibarıyla ABD ile İran arasında devam eden dolaylı temaslarda somut bir anlaşma sağlandığına ilişkin işaret bulunmuyor. Reuters, görüşmelerde belirgin ilerleme görülmemesi nedeniyle petrol fiyatlarının yeniden yükseldiğini bildirdi. 

 

Kaynak: AlArabyAlJadeed